MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

SİZ BİZİM KANDIRABİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?

SİZ BİZİM KANDIRABİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ? Kandırılmayı istemediği sürece bir insanı kandıramazsınız. Tespit iddialı mı oldu? Ama valla/hi öyle. İsterseniz kaç kez kandırıldığınızı, kimlere kandığınızı bir durup düşünün. İnsan aldatılmaya kendini önce kendisi hazırlar. Siz hazır değilseniz, kendinizi ellerinizle ‘kandırılma’ kıvamına getirmediyseniz kimse/cik/ler sizi kandıramaz. Evvela kendi kimyanızı kandırılmaya hazır hâle getirmelisiniz. Eee iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına değil mi ya? Yok yahu çuvaldızı da kendimize… Hem de şöyle kanırta kanırta, kanata kanata batıralım ki acısını unutmayalım da bir daha kolay kanmayalım. Elbette sözüm kanmak istemeyenler için. Çünkü bazen insan kanmak da ister inanmak da… Çünkü yalan bazen söylenene iyi gelir, yumuşacık gelir, tatlı gelir. Çünkü gerçeklerle yüzleşmek her babayiğidin harcı değildir. Çünkü herkeste savaşçı ruh yoktur, kimileri teslim oluvermeyi sever. Çünkü inanmak en kolayıdır; öylece, basitçe; içinden geldiği, canının istediği gibi… Klişe olacak ama ne diyorlardı? Hah! Şöyleydi: Gerçekler acıdır ve dahi acıtır. İnanmanın insana sağladığı konfor dünyada başka hangi duyguda var yahu? Bir düşünsenize! İtiraz yok, düşünmek yok, muhakeme etmek yok, mücadele etmek yok, kendini yorup yıpratmak yok. Hâl böyle olunca kolaycılığın karşı konul/a/maz cazibesine kapılmaktan kaçımız kurtulabiliriz? Yalnız… Bir de kandırmak isterken kandırılanlar var. Onlar başlarına her gelene müstahak. Öyle saf felan değiller. Acınmayı hak etmiyorlar. Ne diyordu millî dolandırıcılarımızın en meşhuru olan Osman Ziya Sülün namıdiğer Sülün Osman: “Ben kimseyi dolandırmadım. Beni dolandırmaya gelenleri dolandırdım.” Galata Kulesi’ni, Boğaziçi Köprüsünü, Taksim Meydanı’nı satmaya çalışan adamdan bahsediyoruz. Türkiye’deki dolandırıcıların piri ve ilham kaynağı kendisi. Yani şahsım adına ‘kandırmak’ deyince ben onu tek geçerim. Eyüplü Halit, Cevher Özden, Banker Beko, Selçuk Parsadan, Jet Fadıl, listeye yeni girenlerden Tosuncuk felan ne ki onun yanında? Siyasiler mi? Duymamış olayım. Onlar asla kandırmazlar da işte arada kandırılırlar. Ne yapacaksınız, onlar da insan neticede. Ama onların kandırılmasının faturası kendi bütçelerine değil memleketinkine kesildiğinden çok daha dikkatli olmalarında fayda var tabi. Neyse konuyu dağıtmayalım, dönelim Sülün Osman’a. Zamanın pek kıymetli yöneticileri özündeki cevheri fark etmiş olacaklar ki cezaevine 1960’lı yıllardaki girişinde kendisine “Alın Teriyle Yaşamak” başlıklı konferans bile verdirmişler. Yaa işte böyle. Efendim, uzatmayayım; sözlerime Sülün Osman’ın bir başka özlü sözüyle son vermek istiyorum. Engin gözlem ve tecrübelerine dayanarak buyurmuşlar ki kendileri: “İstanbul’un denizi de bitmez kerizi de…” Bir de kısacık temennide bulunmak isterim: Güzel memleketimin denizi bitmesin de safı, iyi niyetlisi, kerizi bitsin be! Hiç değilse biraz azalsın. Olmaz mı ki? Sevgi Karaman
Ekleme Tarihi: 17 Mayıs 2026 -Pazar

SİZ BİZİM KANDIRABİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?

SİZ BİZİM KANDIRABİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ? Kandırılmayı istemediği sürece bir insanı kandıramazsınız. Tespit iddialı mı oldu? Ama valla/hi öyle. İsterseniz kaç kez kandırıldığınızı, kimlere kandığınızı bir durup düşünün. İnsan aldatılmaya kendini önce kendisi hazırlar. Siz hazır değilseniz, kendinizi ellerinizle ‘kandırılma’ kıvamına getirmediyseniz kimse/cik/ler sizi kandıramaz. Evvela kendi kimyanızı kandırılmaya hazır hâle getirmelisiniz. Eee iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına değil mi ya? Yok yahu çuvaldızı da kendimize… Hem de şöyle kanırta kanırta, kanata kanata batıralım ki acısını unutmayalım da bir daha kolay kanmayalım. Elbette sözüm kanmak istemeyenler için. Çünkü bazen insan kanmak da ister inanmak da… Çünkü yalan bazen söylenene iyi gelir, yumuşacık gelir, tatlı gelir. Çünkü gerçeklerle yüzleşmek her babayiğidin harcı değildir. Çünkü herkeste savaşçı ruh yoktur, kimileri teslim oluvermeyi sever. Çünkü inanmak en kolayıdır; öylece, basitçe; içinden geldiği, canının istediği gibi… Klişe olacak ama ne diyorlardı? Hah! Şöyleydi: Gerçekler acıdır ve dahi acıtır. İnanmanın insana sağladığı konfor dünyada başka hangi duyguda var yahu? Bir düşünsenize! İtiraz yok, düşünmek yok, muhakeme etmek yok, mücadele etmek yok, kendini yorup yıpratmak yok. Hâl böyle olunca kolaycılığın karşı konul/a/maz cazibesine kapılmaktan kaçımız kurtulabiliriz? Yalnız… Bir de kandırmak isterken kandırılanlar var. Onlar başlarına her gelene müstahak. Öyle saf felan değiller. Acınmayı hak etmiyorlar. Ne diyordu millî dolandırıcılarımızın en meşhuru olan Osman Ziya Sülün namıdiğer Sülün Osman: “Ben kimseyi dolandırmadım. Beni dolandırmaya gelenleri dolandırdım.” Galata Kulesi’ni, Boğaziçi Köprüsünü, Taksim Meydanı’nı satmaya çalışan adamdan bahsediyoruz. Türkiye’deki dolandırıcıların piri ve ilham kaynağı kendisi. Yani şahsım adına ‘kandırmak’ deyince ben onu tek geçerim. Eyüplü Halit, Cevher Özden, Banker Beko, Selçuk Parsadan, Jet Fadıl, listeye yeni girenlerden Tosuncuk felan ne ki onun yanında? Siyasiler mi? Duymamış olayım. Onlar asla kandırmazlar da işte arada kandırılırlar. Ne yapacaksınız, onlar da insan neticede. Ama onların kandırılmasının faturası kendi bütçelerine değil memleketinkine kesildiğinden çok daha dikkatli olmalarında fayda var tabi. Neyse konuyu dağıtmayalım, dönelim Sülün Osman’a. Zamanın pek kıymetli yöneticileri özündeki cevheri fark etmiş olacaklar ki cezaevine 1960’lı yıllardaki girişinde kendisine “Alın Teriyle Yaşamak” başlıklı konferans bile verdirmişler. Yaa işte böyle. Efendim, uzatmayayım; sözlerime Sülün Osman’ın bir başka özlü sözüyle son vermek istiyorum. Engin gözlem ve tecrübelerine dayanarak buyurmuşlar ki kendileri: “İstanbul’un denizi de bitmez kerizi de…” Bir de kısacık temennide bulunmak isterim: Güzel memleketimin denizi bitmesin de safı, iyi niyetlisi, kerizi bitsin be! Hiç değilse biraz azalsın. Olmaz mı ki? Sevgi Karaman
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.