Nazile Şanal
Köşe Yazarı
Nazile Şanal
 

Ellerinizi çay ile ısıtın!

Her baharın bir yazı olduğu gibi,her yazın da bir kışı vardır elbette:Amenna ve sadakana . Doğal olarak yavaş yavaş ta olsa havalar soğumaya başladı. Birkaç gündür tatbikat yapıyor,elektrik sobasını yazın kaldırıldığı yerden kademe kademe çıkarmaya çalışıyorum. Gündüz olmasa da sabah erken saatlerde ihtiyaç olmaya başladı ve ısınma ihtiyacı kendini gösterdi göstermesine de, şu sobayı henüz koridordan odaya düğmesine basmak için henüz getiremedim: Çünkü düğmeye dokunduğun anda faturanın hangi hızla kabaracağını,ay sonu geldiğinde gözlerin faltaşı gibi açılıp üşüyen elini yakacağını şimdiden hissediyorsun . O bakımdan bakalım dayanabildiğin kadar dayan diye kendini teselli ediyorsun. Sahi niye böyle bir girizgah yaptık ki... Söyleyelim:Bizim evde hissedilen soğukluk elbette tüm hanelerde hissedildi, yaşlılar, küçük çocuklar bebeler üşüyorlar ;varın siz düşünün! Bunlar yaşlılar emekli, bebelerin babaları asgari ücretliyse, evleri kira ise bir iki öğrenci okutuluyorsa varın siz düşünün! Birde yaşlıların emekliliği,gençlerin”babaların” işi yoksa varın siz düşünün! Ola ki nasip olmuş zor hayat şartlarına rağmen zar zor bir yuva kurmuş, onuda borç sarmalında taksitle ödeyecek kirasını verecek ve nasıl geçinicek varın onu siz düşünün! Bir de değil birkaç üniversite bitirmiş gençler hayalleri yerle yezdan olmuş; yerleşmeleri gereken kurumlarda yeller esmiş”pardon yandaş” yerleşmiş varın siz düşünün! Düşünecek o kadar çok şey var ki satırlara sığdırmak mümkün değil: Hani bir söz var anlatılmaz yaşanır; işte bunlar yaşanan gerçekler. Bir zamanlar yazmıştım “tuzu kuru olanlar” başlığıyla... Tuzu kuru olanlar homurdanır şimdi, hiç yokluk sıkıntı görmemiş tavrıyla. Oysa Resulumuz şöyle ilan etmiyor mu? (Komşusu açken tok yatan bizden değildir) Sadece karın açlığı olmasa gerek:Temel ihtiyaçlar olduğunu hissettiriyor bu hadisi şerif(yiyecek giyecek barınma) v.s gibi gibi. Durum bundan ibaret mi?asla değil ,herkesin şahitliği var ;sokak çocukları, parklarda kış geçirenler . Geçen yıl, mizhlara konu olmuştu doğalgazı açamayıp battaniyelerle uymaya çalışanlar. Allah razı olur inşallah el uzatan dernekler siviller hepten yok olmadılar elbette ancak ne kadarını kapsar ki kaç ta kaçı yatağına tok girer üşümeden sabahlar ki? ya diğerleri onların hesabını kim verecek? Devletimiz daim olsun diye dua ederken durup durup düşünmeli kimin için var kime daim... Rabbimiz gecenin karanlığını güneşle aydınlatıyor. Formül açık ve net, Karanlıklta sinek avlamaya çalışacağına,aydınlıkta bataklığı kurutabilirsin: Sen sağ ben selamet, bu mümkündür ve tarih defalarca şahitlik etmiştir. Cennet mekan Erbakan hocamız 54. Hükümetin başına geçtiğinde:Bakanlıklar verilir verilmez,Maliye Bakanı: Sacit Günbey’i huzuruna çağırır ve ümmetin yükü üzerinde der: Bugün itibariyle yatağına aç girenden sorumlusun; dağ taş demeyip dolaşacaksın en ücra köşelerde aç açık kalmayıncaya kadar çabalayacaksın paran bittiği zaman bana geleceksin der ve gereği yapılır. Hocamızın “Kendi evinden getirdiği ev peyniri ve ev ekmeğiyle çalıştığına şahitlerimiz vardır” İnsanın midesine giren hücrelerine sirayet eder: ve düşünce ve davranışına yansır: Helal yiyen hakça düşünür. Dememiz o ki iman varsa imkan da vardır elbette: Fakir fukara fonunu  geliştirmiş ümmetin ihtiyacına adil çözümler üretmiş; işçiyi memuru esnafı adilane devlet anlayışıyla güldürmüş felaha ulaştırmıştır. “Kendi deyimiyle kuşun canlısı gelmişti” Hakça paylaşım olunca ne aç kalır nede açık... Şikayet değil çözüm yollarını bildiğimizi çözümsüzlüğün çözüm olmadığını dile getirmek istiyoruz. Çözüm var elbette zulüm ebedi olamaz kötülük hüsrana uğrayacaktır. Şimdilik aldık sıcak çayımızı elimize ,doladık bardağa parmaklarımızı etrafına,  ısı-nı-yo-ruz. Nazile ŞANAL  Vesselam.
Ekleme Tarihi: 15 Kasım 2022 - Salı

Ellerinizi çay ile ısıtın!


Her baharın bir yazı olduğu gibi,her yazın da bir kışı vardır elbette:Amenna ve sadakana .

Doğal olarak yavaş yavaş ta olsa havalar soğumaya başladı.
Birkaç gündür tatbikat yapıyor,elektrik sobasını yazın kaldırıldığı yerden kademe kademe çıkarmaya çalışıyorum.

Gündüz olmasa da sabah erken saatlerde ihtiyaç olmaya başladı ve ısınma ihtiyacı kendini gösterdi göstermesine de, şu sobayı henüz koridordan odaya düğmesine basmak için henüz getiremedim:

Çünkü düğmeye dokunduğun anda faturanın hangi hızla kabaracağını,ay sonu geldiğinde gözlerin faltaşı gibi açılıp üşüyen elini yakacağını şimdiden hissediyorsun .
O bakımdan bakalım dayanabildiğin kadar dayan diye kendini teselli ediyorsun.
Sahi niye böyle bir girizgah yaptık ki...

Söyleyelim:Bizim evde hissedilen soğukluk elbette tüm hanelerde hissedildi, yaşlılar, küçük çocuklar bebeler üşüyorlar ;varın siz düşünün!

Bunlar yaşlılar emekli, bebelerin babaları asgari ücretliyse, evleri kira ise bir iki öğrenci okutuluyorsa varın siz düşünün!

Birde yaşlıların emekliliği,gençlerin”babaların” işi yoksa varın siz düşünün!

Ola ki nasip olmuş zor hayat şartlarına rağmen zar zor bir yuva kurmuş, onuda borç sarmalında taksitle ödeyecek kirasını verecek ve nasıl geçinicek varın onu siz düşünün!

Bir de değil birkaç üniversite bitirmiş gençler hayalleri yerle yezdan olmuş; yerleşmeleri gereken kurumlarda yeller esmiş”pardon yandaş” yerleşmiş varın siz düşünün!

Düşünecek o kadar çok şey var ki satırlara sığdırmak mümkün değil:
Hani bir söz var anlatılmaz yaşanır; işte bunlar yaşanan gerçekler.

Bir zamanlar yazmıştım “tuzu kuru olanlar” başlığıyla...
Tuzu kuru olanlar homurdanır şimdi, hiç yokluk sıkıntı görmemiş tavrıyla.

Oysa Resulumuz şöyle ilan etmiyor mu?
(Komşusu açken tok yatan bizden değildir)

Sadece karın açlığı olmasa gerek:Temel ihtiyaçlar olduğunu hissettiriyor bu hadisi şerif(yiyecek giyecek barınma) v.s gibi gibi.

Durum bundan ibaret mi?asla değil ,herkesin şahitliği var ;sokak çocukları, parklarda kış geçirenler .

Geçen yıl, mizhlara konu olmuştu doğalgazı açamayıp battaniyelerle uymaya çalışanlar.

Allah razı olur inşallah el uzatan dernekler siviller hepten yok olmadılar elbette ancak ne kadarını kapsar ki kaç ta kaçı yatağına tok girer üşümeden sabahlar ki? ya diğerleri onların hesabını kim verecek?

Devletimiz daim olsun diye dua ederken durup durup düşünmeli kimin için var kime daim...

Rabbimiz gecenin karanlığını güneşle aydınlatıyor.

Formül açık ve net,
Karanlıklta sinek avlamaya çalışacağına,aydınlıkta bataklığı kurutabilirsin:

Sen sağ ben selamet, bu mümkündür ve tarih defalarca şahitlik etmiştir.

Cennet mekan Erbakan hocamız 54. Hükümetin başına geçtiğinde:Bakanlıklar verilir verilmez,Maliye Bakanı: Sacit Günbey’i huzuruna çağırır ve ümmetin yükü üzerinde der:

Bugün itibariyle yatağına aç girenden sorumlusun; dağ taş demeyip dolaşacaksın en ücra köşelerde aç açık kalmayıncaya kadar çabalayacaksın paran bittiği zaman bana geleceksin der ve gereği yapılır.

Hocamızın
“Kendi evinden getirdiği ev peyniri ve ev ekmeğiyle çalıştığına şahitlerimiz vardır”
İnsanın midesine giren hücrelerine sirayet eder: ve düşünce ve davranışına yansır:

Helal yiyen hakça düşünür.

Dememiz o ki iman varsa imkan da vardır elbette:

Fakir fukara fonunu  geliştirmiş ümmetin ihtiyacına adil çözümler üretmiş; işçiyi memuru esnafı adilane devlet anlayışıyla güldürmüş felaha ulaştırmıştır.
“Kendi deyimiyle kuşun canlısı gelmişti”

Hakça paylaşım olunca ne aç kalır nede açık...

Şikayet değil çözüm yollarını bildiğimizi çözümsüzlüğün çözüm olmadığını dile getirmek istiyoruz.

Çözüm var elbette zulüm ebedi olamaz kötülük hüsrana uğrayacaktır.

Şimdilik aldık sıcak çayımızı elimize ,doladık bardağa parmaklarımızı etrafına,
 ısı-nı-yo-ruz.

Nazile ŞANAL 

Vesselam.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.