Prof.Dr Cahit KURBANOĞLU
Köşe Yazarı
Prof.Dr Cahit KURBANOĞLU
 

TESETTÜR NEDİR?

TESETTÜR NEDİR? Bakalım Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim tesettür hakkında bizlere ne söylüyor? Bu konuyu Kur’an tefsirlerinden kısaca nakledelim. Detaylı ve yeterli bilgiyi kaynaklarına müracaat edersek buluruz. “Hem Kur’an merhameten (acıyarak), kadınların hürmetini (saygısını) muhafaza (koruması) için hayâ (utanma, namus) perdesini takmasını emreder. Tâ hevesat-ı rezilenin (aşağılık isteklerin) ayağı altında o şefkat madenleri (karşılıksız himaye ve sevgi kaynakları) zillet çekmesinler (aşağılanmasınlar). Âlet-i hevesat (günah ve kötü emellerin vasıtası), ehemmiyetsiz bir meta (değersiz bir mal) hükmüne geçmesinler. (Haşiye) Medeniyet (insanca, adaletli, iyi ve ferah yaşayış) ise kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp beşeri (insanlığı) de baştan çıkarmıştır. Halbuki aile hayatı, kadın-erkek mabeyninde (arasındaki) mütekabil (karşılıklı) hürmet ve muhabbetle devam eder. Halbuki açık saçıklık, samimi hürmet ve muhabbeti izale edip (ortadan kaldırıp) ailevî hayatı zehirlemiştir. Hususan suret-perestlik (bir şeyin dış görünüşüne ve tertibine önem verip, ruhuna ve mânasına kıymet vermemek, resimlere tutkunluk), ahlâkı (insanın huy, tutum ve tavrını, bir cemiyette makbul ve iyi sayılan davranış kurallarını) fena halde sarstığı ve sukut‑u ruha (ruh hasletlerinin tamamen kaybolmasına) sebebiyet verdiği şununla anlaşılır: Nasıl ki merhume (ölmüş) ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet (cinsel istek duygusuyla) ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrip eder (yıkar, bozar). Öyle de ölmüş kadınların suretlerine (görünüşlerine) veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine heves-perverane (hevesli) bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi (insanın çok ulvi ve değerli duygularını) sarsar, tahrip eder.” (RN-Sözler/445) (Hâşiye: Tesettür‑ü nisvan (kadınların örtünmesi) hakkında Otuz Birinci Mektup’un Yirmi Dördüncü Lem’a’sı, gayet kat’î bir surette ispat etmiştir ki: Tesettür (İslam dininin emrettiği şekilde örtünme), kadınlar için fıtrîdir (yaratılışa uygundur). Ref’-i tesettür (örtünmeyi kaldırma), fıtrata münafîdir (yaratılışa zıttır). NEDEN KARŞI ÇIKIYORUZ? Fransa’da tesettürlü, peçeli bir mü’mine süpermarkette alışverişini bitirdikten sonra ücretini ödemek için sırada bekler… Birkaç dakika sonra sıranın kendisine gelmesiyle kasiyere doğru ilerler. Tesettürsüz Müslüman bayan kasiyer, tesettürlü müşterisinin eşyalarını kasadan geçirmeye başlar. Bir müddet sonra kendini beğenmiş bir üslupla: “Bizim bu ülkede birçok problemimiz var ve senin peçen de bunlardan biri. Biz gurbetçiler ticaret için buradayız, dinimizi veya tarihimizi göstermek için değil! Eğer dinini yaşamak, çarşafını giymek ve peçeni takmak istiyorsan, ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap” der. Peçeli mümine kardeşimiz elindeki poşetleri yere koyarak yüzündeki örtüyü kaldırır. Kasiyer bayan tamamen şok halindedir. Sarışın ve mavi gözlü bayan şunları söyler: “Ben bir Fransızım, Arap değilim, hele bir göçmen hiç değilim… Bu benim ülkem ve İslâm benim dinim. Siz Müslüman doğumlular, dinlerinizi çıkarlarınız uğruna sattınız ve biz de onları sizlerden satın aldık”der. (Alıntıdır) DİNİNİZİ DÜNYAYA FEDA ETMEYİNİZ “Ey dinini dünyaya satan ve küfr‑ü mutlaka düşen bedbahtlar (Allah’ın varlığına ait hiçbir delili kabul etmeyen talihsizler)! Elinizden ne gelirse yapınız. Dünyanız başınızı yesin ve yiyecek!” (On Üçüncü Şua/61) Küfr-ü icap ettiren (inkâra sebep olan) bazı çirkin sözlere de “küfür” (inkâr) denilmiştir. Bir Müslüman bir hakikat-ı imaniyeyi (imanın şartını) inkâr etse, küfr-ü mutlaka (Allah’ı inkâra) düşer. Çünkü başka dinlerin icmallerine (özetlerine) mukabil İslamiyette tam izahat verilmiş. Rükünler (şartlar) birbiriyle zincirlenmiş. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımayan, tasdik etmeyen bir Müslüman, Allah’ı da (sıfatıyla) daha tanımaz ve ahireti bilmez. Bir Müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz hüccetlere (delillere) dayanıyor ki, inkârda hiçbir özür kalmıyor. Adeta akıl, kabulde mecbur oluyor. (Şualar/240) Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Ekleme Tarihi: 17 Ağustos 2026 -Pazartesi

TESETTÜR NEDİR?

TESETTÜR NEDİR? Bakalım Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim tesettür hakkında bizlere ne söylüyor? Bu konuyu Kur’an tefsirlerinden kısaca nakledelim. Detaylı ve yeterli bilgiyi kaynaklarına müracaat edersek buluruz. “Hem Kur’an merhameten (acıyarak), kadınların hürmetini (saygısını) muhafaza (koruması) için hayâ (utanma, namus) perdesini takmasını emreder. Tâ hevesat-ı rezilenin (aşağılık isteklerin) ayağı altında o şefkat madenleri (karşılıksız himaye ve sevgi kaynakları) zillet çekmesinler (aşağılanmasınlar). Âlet-i hevesat (günah ve kötü emellerin vasıtası), ehemmiyetsiz bir meta (değersiz bir mal) hükmüne geçmesinler. (Haşiye) Medeniyet (insanca, adaletli, iyi ve ferah yaşayış) ise kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp beşeri (insanlığı) de baştan çıkarmıştır. Halbuki aile hayatı, kadın-erkek mabeyninde (arasındaki) mütekabil (karşılıklı) hürmet ve muhabbetle devam eder. Halbuki açık saçıklık, samimi hürmet ve muhabbeti izale edip (ortadan kaldırıp) ailevî hayatı zehirlemiştir. Hususan suret-perestlik (bir şeyin dış görünüşüne ve tertibine önem verip, ruhuna ve mânasına kıymet vermemek, resimlere tutkunluk), ahlâkı (insanın huy, tutum ve tavrını, bir cemiyette makbul ve iyi sayılan davranış kurallarını) fena halde sarstığı ve sukut‑u ruha (ruh hasletlerinin tamamen kaybolmasına) sebebiyet verdiği şununla anlaşılır: Nasıl ki merhume (ölmüş) ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet (cinsel istek duygusuyla) ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrip eder (yıkar, bozar). Öyle de ölmüş kadınların suretlerine (görünüşlerine) veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine heves-perverane (hevesli) bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi (insanın çok ulvi ve değerli duygularını) sarsar, tahrip eder.” (RN-Sözler/445) (Hâşiye: Tesettür‑ü nisvan (kadınların örtünmesi) hakkında Otuz Birinci Mektup’un Yirmi Dördüncü Lem’a’sı, gayet kat’î bir surette ispat etmiştir ki: Tesettür (İslam dininin emrettiği şekilde örtünme), kadınlar için fıtrîdir (yaratılışa uygundur). Ref’-i tesettür (örtünmeyi kaldırma), fıtrata münafîdir (yaratılışa zıttır). NEDEN KARŞI ÇIKIYORUZ? Fransa’da tesettürlü, peçeli bir mü’mine süpermarkette alışverişini bitirdikten sonra ücretini ödemek için sırada bekler… Birkaç dakika sonra sıranın kendisine gelmesiyle kasiyere doğru ilerler. Tesettürsüz Müslüman bayan kasiyer, tesettürlü müşterisinin eşyalarını kasadan geçirmeye başlar. Bir müddet sonra kendini beğenmiş bir üslupla: “Bizim bu ülkede birçok problemimiz var ve senin peçen de bunlardan biri. Biz gurbetçiler ticaret için buradayız, dinimizi veya tarihimizi göstermek için değil! Eğer dinini yaşamak, çarşafını giymek ve peçeni takmak istiyorsan, ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap” der. Peçeli mümine kardeşimiz elindeki poşetleri yere koyarak yüzündeki örtüyü kaldırır. Kasiyer bayan tamamen şok halindedir. Sarışın ve mavi gözlü bayan şunları söyler: “Ben bir Fransızım, Arap değilim, hele bir göçmen hiç değilim… Bu benim ülkem ve İslâm benim dinim. Siz Müslüman doğumlular, dinlerinizi çıkarlarınız uğruna sattınız ve biz de onları sizlerden satın aldık”der. (Alıntıdır) DİNİNİZİ DÜNYAYA FEDA ETMEYİNİZ “Ey dinini dünyaya satan ve küfr‑ü mutlaka düşen bedbahtlar (Allah’ın varlığına ait hiçbir delili kabul etmeyen talihsizler)! Elinizden ne gelirse yapınız. Dünyanız başınızı yesin ve yiyecek!” (On Üçüncü Şua/61) Küfr-ü icap ettiren (inkâra sebep olan) bazı çirkin sözlere de “küfür” (inkâr) denilmiştir. Bir Müslüman bir hakikat-ı imaniyeyi (imanın şartını) inkâr etse, küfr-ü mutlaka (Allah’ı inkâra) düşer. Çünkü başka dinlerin icmallerine (özetlerine) mukabil İslamiyette tam izahat verilmiş. Rükünler (şartlar) birbiriyle zincirlenmiş. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımayan, tasdik etmeyen bir Müslüman, Allah’ı da (sıfatıyla) daha tanımaz ve ahireti bilmez. Bir Müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz hüccetlere (delillere) dayanıyor ki, inkârda hiçbir özür kalmıyor. Adeta akıl, kabulde mecbur oluyor. (Şualar/240) Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.