Prof.Dr Cahit KURBANOĞLU
Köşe Yazarı
Prof.Dr Cahit KURBANOĞLU
 

KUTLU DOĞUM 83

KUTLU DOĞUM 83 Şu varlık âlemine bir göz gezdirelim. Muazzam bir bakım ve temizlik var. Bir de kendimize bakalım. Eğer biz temizlenmezsek kokarız. Evimizi temizlemezsek çöplük olur. Acaba bu düzen bu evren bu kainat temizlenmezse bakımı yapılmazsa yaşanacak bir durumu kalır mı.? Rabbim, Peygamberimize o kadar değer verip, kendine muhatap kabul ediyor, var olma Onun yüzü hürmetine oluyor. Neden bütün bunları görmezlikten gelip de yaratana karşı şükür borcumuzu ifa etmekte sorumsuz davranıyoruz. “Acaba hiç mümkün müdür ki, bütün akılları hayrette bırakan şu intizam-ı âlem (kâinattaki düzenlilik) ve geniş rahmet (merhamet) içinde kusursuz hüsn-ü san'at (güzel sanat), misilsiz cemâl-i rububiyet (benzersiz Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzelliği), o duaya icabet etmemekle (cevap vermemekle) böyle bir çirkinliği, böyle bir merhametsizliği, böyle bir intizamsızlığı (düzensizliği) kabul etsin? Yani, en cüz'î (küçücük), en ehemmiyetsiz arzuları, sesleri ehemmiyetle (önem verip) işitip ifa etsin, yerine getirsin; en ehemmiyetli, lüzumlu arzuları ehemmiyetsiz görüp işitmesin, anlamasın, yapmasın? Hâşâ ve kellâ, yüz bin defa hâşâ! Böyle bir cemâl (güzellik), böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz. Haşiye ALINMAMIŞ Demek, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, risaletiyle (peygamberliğiyle) dünyanın kapısını açtığı gibi, ubûdiyetiyle (ibadetleriyle, kulluğuyla) de âhiretin kapısını açar. ‎عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَدَارِ الْجِنَانِ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَبِيبِ الَّذِي هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَفَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَحَيَاةُ الدّٰارَيْنِ وَوَسِيلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَذُو الْجَنَاحَيْنِ وَرَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِۤ اَجْمَعِيوَ عَلٰۤى اِخْوٰانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ اٰمِينَ 1 “Aleyhissalatu Rahmanı mileddünya ve darıl Cinan* Allahümme sallu ve sellüm alâ abdike ve Resulikel Habibillezi hüve Seyyedül kevneyni ve Fahrül alemeyni ve hayatüd dareyni ve vesiletüs saadeteyni ve zülcenaheyni ve Resulüs Sakaleyni ve ala alihi ve sahbihî ecmaîn ve alâ ihvanihi minen Nebiyyine vel mürselîn amîn.” Dipnot-1: Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân'ın rahmeti onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin. (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat, 112-113-114) Evet, Üstadım, nasıl ki, Fahr-i Âlem Hazretleri (bütün âlemin kendisiyle övündüğü Peygamberimiz Hz. Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellem) şecere-i kâinatın (kâinat ağacının) hayattar çekirdeği, enbiya ve mürselîn (peygamberler ve Allah tarafından insanların doğru yola çıkarılmaları için gönderilen elçiler) o şecere-i mübarekin (mübarek ağacın) dalları olup, dalın iptidasından müntehasına (başlangıcından sonuna) kadar, kat'î bir alâkayla (bağlantıyla) daimî birbirlerini götürüyorlar. Bu sır için, Hazret-i Âdem (Cenab-ı Allah’ın yarattığı ilk insan ve insanlara gönderdiği ilk peygamber as) Safiyyullah (Hz. Âdem’in bir lâkabı; Allah’ın seçtiği, seçkin kul) kokladığı ve hissettiği nur-u Muhammed (Peygamberimiz Hz. Muhammed’in nuru aleyhissalâtü vesselâm) hakkında demiş: "Yâ Rab, benim alnımda bir çığırtı var, nedir? " Cenâb-ı Kibriya hazretleri (azamet ve kudreti sonsuz olan, şeref ve azamet sahibi Allah) buyurmuş: "Nur-u Muhammed'in (aleyhissalâtü vesselâm) tesbihidir (Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anmasıdır). " Aynen kütüb-ü sâbıkada (Peygamberimizden önceki peygamberlere Allah tarafından gönderilmiş kutsal kitaplarda) da vesile-i dünya (dünyanın yaratılış vesilesi) olan Şâh-ı Levlâki (sen olmasaydın hitabına mazhar olan şah, Hz. Muhammed (a.s.m.)) evsafıyla (vasıflarıyla), ashabıyla (arkadaşlarıyla, sahipleriyle) haber vermeleri gösteriyor ki, ulûm-u evvelîn ve âhirîni (geçmiş ve gelecek insanların sahip olduğu ilimleri) cami (içine alan) bir kitapla ba's olunacak (gönderilecek), kâinatın ruhu hükmünde ve bütün kâinatın güzellikleri kendi fıtratında tecemmu edip (toplanıp), tekemmülle (ilerlemeyle) tulûu (doğması), fecirden (tan yerinin ağarmasından) sonra şemsin tulûu (güneşin doğması) gibi bekleniyordu. 17.05.2025 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Ekleme Tarihi: 17 Mayıs 2026 -Pazar

KUTLU DOĞUM 83

KUTLU DOĞUM 83 Şu varlık âlemine bir göz gezdirelim. Muazzam bir bakım ve temizlik var. Bir de kendimize bakalım. Eğer biz temizlenmezsek kokarız. Evimizi temizlemezsek çöplük olur. Acaba bu düzen bu evren bu kainat temizlenmezse bakımı yapılmazsa yaşanacak bir durumu kalır mı.? Rabbim, Peygamberimize o kadar değer verip, kendine muhatap kabul ediyor, var olma Onun yüzü hürmetine oluyor. Neden bütün bunları görmezlikten gelip de yaratana karşı şükür borcumuzu ifa etmekte sorumsuz davranıyoruz. “Acaba hiç mümkün müdür ki, bütün akılları hayrette bırakan şu intizam-ı âlem (kâinattaki düzenlilik) ve geniş rahmet (merhamet) içinde kusursuz hüsn-ü san'at (güzel sanat), misilsiz cemâl-i rububiyet (benzersiz Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzelliği), o duaya icabet etmemekle (cevap vermemekle) böyle bir çirkinliği, böyle bir merhametsizliği, böyle bir intizamsızlığı (düzensizliği) kabul etsin? Yani, en cüz'î (küçücük), en ehemmiyetsiz arzuları, sesleri ehemmiyetle (önem verip) işitip ifa etsin, yerine getirsin; en ehemmiyetli, lüzumlu arzuları ehemmiyetsiz görüp işitmesin, anlamasın, yapmasın? Hâşâ ve kellâ, yüz bin defa hâşâ! Böyle bir cemâl (güzellik), böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz. Haşiye ALINMAMIŞ Demek, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, risaletiyle (peygamberliğiyle) dünyanın kapısını açtığı gibi, ubûdiyetiyle (ibadetleriyle, kulluğuyla) de âhiretin kapısını açar. ‎عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَدَارِ الْجِنَانِ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَبِيبِ الَّذِي هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَفَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَحَيَاةُ الدّٰارَيْنِ وَوَسِيلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَذُو الْجَنَاحَيْنِ وَرَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِۤ اَجْمَعِيوَ عَلٰۤى اِخْوٰانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ اٰمِينَ 1 “Aleyhissalatu Rahmanı mileddünya ve darıl Cinan* Allahümme sallu ve sellüm alâ abdike ve Resulikel Habibillezi hüve Seyyedül kevneyni ve Fahrül alemeyni ve hayatüd dareyni ve vesiletüs saadeteyni ve zülcenaheyni ve Resulüs Sakaleyni ve ala alihi ve sahbihî ecmaîn ve alâ ihvanihi minen Nebiyyine vel mürselîn amîn.” Dipnot-1: Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân'ın rahmeti onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin. (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat, 112-113-114) Evet, Üstadım, nasıl ki, Fahr-i Âlem Hazretleri (bütün âlemin kendisiyle övündüğü Peygamberimiz Hz. Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellem) şecere-i kâinatın (kâinat ağacının) hayattar çekirdeği, enbiya ve mürselîn (peygamberler ve Allah tarafından insanların doğru yola çıkarılmaları için gönderilen elçiler) o şecere-i mübarekin (mübarek ağacın) dalları olup, dalın iptidasından müntehasına (başlangıcından sonuna) kadar, kat'î bir alâkayla (bağlantıyla) daimî birbirlerini götürüyorlar. Bu sır için, Hazret-i Âdem (Cenab-ı Allah’ın yarattığı ilk insan ve insanlara gönderdiği ilk peygamber as) Safiyyullah (Hz. Âdem’in bir lâkabı; Allah’ın seçtiği, seçkin kul) kokladığı ve hissettiği nur-u Muhammed (Peygamberimiz Hz. Muhammed’in nuru aleyhissalâtü vesselâm) hakkında demiş: "Yâ Rab, benim alnımda bir çığırtı var, nedir? " Cenâb-ı Kibriya hazretleri (azamet ve kudreti sonsuz olan, şeref ve azamet sahibi Allah) buyurmuş: "Nur-u Muhammed'in (aleyhissalâtü vesselâm) tesbihidir (Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anmasıdır). " Aynen kütüb-ü sâbıkada (Peygamberimizden önceki peygamberlere Allah tarafından gönderilmiş kutsal kitaplarda) da vesile-i dünya (dünyanın yaratılış vesilesi) olan Şâh-ı Levlâki (sen olmasaydın hitabına mazhar olan şah, Hz. Muhammed (a.s.m.)) evsafıyla (vasıflarıyla), ashabıyla (arkadaşlarıyla, sahipleriyle) haber vermeleri gösteriyor ki, ulûm-u evvelîn ve âhirîni (geçmiş ve gelecek insanların sahip olduğu ilimleri) cami (içine alan) bir kitapla ba's olunacak (gönderilecek), kâinatın ruhu hükmünde ve bütün kâinatın güzellikleri kendi fıtratında tecemmu edip (toplanıp), tekemmülle (ilerlemeyle) tulûu (doğması), fecirden (tan yerinin ağarmasından) sonra şemsin tulûu (güneşin doğması) gibi bekleniyordu. 17.05.2025 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.