Prof.Dr Cahit KURBANOĞLU
Köşe Yazarı
Prof.Dr Cahit KURBANOĞLU
 

KUTLU DOĞUM 81 İNSAN ALEMİNDE NE VAR V

KUTLU DOĞUM 81 İNSAN ALEMİNDE NE VAR V Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar! Bakınız, insan âleminde iki daire ve iki levha vardır: Birinci daire: Rububiyet dairesidir. (Allah’ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması dairesidir.) İkinci daire: Ubudiyet dairesidir (kulluk dairesidir). Birinci levha (görünen tablo): Hüsn-ü san'attır (güzel sanatlardır). İkinci levha ise: Tefekkür ve istihsandır (Allah’ı tanımak için etraflıca ve derinlemesine düşünmek ve güzel görmektir). Bu iki daire ile iki levha arasındaki münasebete (bağlantıya) bakınız ki, ubudiyet dairesi bütün kuvvetiyle rububiyet dairesi hesabına çalışıyor (kulluk dairesi her türlü imkanıyla Allah’ın her varlığı zarar verici şeylerden koruyup, yaratılış gayelerine ulaşmaları için terbiye ve tedbir etmesi, tasarruf ve egemenliği altında bulundurması adına görevlidir). Tefekkür teşekkür, istihsan levhası da bütün işaretleriyle hüsn-ü san'at ve nimet, levhasına bakıyor (Allah’ı tanımak için etraflıca ve derinlemesine düşünmek, teşekkür etme, beğenme levhası da bütün belirtileriyle güzel san’at ve ihsan ve lütuf levhalarına bakıyor). Bu hakikati gözünle gördükten sonra, rububiyet ve ubudiyet dairelerinin reisleri arasında en büyük bir münasebetin bulunmamasına aklınca imkân var mıdır? (Bu gerçeği gözünle gördükten sonra her varlığı, yaratılış gayelerine ulaştıran, zarar verici şeylerden koruyan, onları terbiye eden, düzenleyen, tasarruf ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın tasarrufunu görüyoruz. Hiç kulluk ve ibadet dairesinin reisleri olan insanlar arasında en büyük bir yakınlığın, bir alakanın olmamasını akıl kabul eder mi?) Ve Sâniin makasıdına kemâl-i ihlâsla hizmet eden ubudiyet reisinin Sâni ile azîm bir münasebeti ve kavî bir intisabı ve o intisapla her iki daire reisleri arasında bir muârefe ve mükâleme ve alışverişin olmamasına ihtimal var mıdır? (Ve Sanatkâr’ının isteklerine kusursuz ve mükemmel bir samimiyetle hizmet eden, Allah'a hakiki kulluğunu gösteren lider; Hz. Peygamber’in (a.s.m.), Yaratını ile ulvi ve yüce bir bağlantısı, kuvvetli bir bağlılığı ve o bağlılıkla rububiyet ve ubudiyet daire reisleri arasında bir görüşme, konuşma ve alışveriş olmaması ihtimal var mıdır?) Öyleyse, bilbedâhe tahakkuk etti ki (gerçekleşti ki), ubudiyet reisi, rububiyetin has mahbup ve makbulüdür. (Allah'a hakiki kulluğu gösteren lider; Hz. Peygamberimiz (a.s.m.), yaratılış gayelerine ulaşmaları için yarattıklarını zarar verici şeylerden koruyup, terbiye, tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın, özel sevgilisi ve kabul görenidir.). Ey insan! Bu süslü masnuatı envâ-ı mehasinle tezyin eden (Bu süslü sanat eseri varlıkları, çeşitli güzelliklerle süsleyen ) ve bütün zîhayat (hayat sahibi) olanların zevklerine, iştahlarına (isteklerine) göre bu kadar nimetleri in'âm eden (bu kadar ihsanlarla nimetlendiren) Sâni'in (her şeyi sanatla yaratan Allah’ın) en kâmil (en mükemmel), en cemîl (en güzel) ve ibadetine kemâl-i iştiyakla teveccüh eden (Allah ‘ın emir ve yasaklarına tam bir istek ve arzu ile yönelen) ve Sâni'in mehasin-i san'atına (Yaratanın sanat güzelliklerine) takdir ve istihsanatıyla (güzel bularak değer verip beğenmekle) arş ve ferşi taraba, sevinmeye getiren ve (gök ve yeri şenliğe ve sevinmeye getiren) Sâniin ihsanatına (Sanatkârının iyiliklerine) yaptığı teşekkürat (teşekkürler) ve tekbirat (tekbirler) ile berr ve bahri (denizleri ve karaları) cezbeye getiren (Allah aşkıyla kendinden geçiren) şu güzel mahlûk ve masnuuna (yaratılmış varlıklar ve sanat eserlerine) iltifat edip (değer verip) sözünü nazar-ı itibara (dikkate) almaması ve teşekküratına mukabele etmemesi (teşekkürüne karşılık vermemesi) ve teveccüh edip (yönelerek), kendisiyle konuşmaması ve iktidarına (kudretine) göre bütün mahlûkata (bütün yaratılmışlara) bir imam ve mürşid (önder ve rehber ve doğru yolu gösteren) yapmaması imkânı var mıdır (olabilir mi)? (Mesnevî-i Nuriye 46-47) 17.04.2026 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Ekleme Tarihi: 17 Nisan 2026 -Cuma

KUTLU DOĞUM 81 İNSAN ALEMİNDE NE VAR V

KUTLU DOĞUM 81 İNSAN ALEMİNDE NE VAR V Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar! Bakınız, insan âleminde iki daire ve iki levha vardır: Birinci daire: Rububiyet dairesidir. (Allah’ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması dairesidir.) İkinci daire: Ubudiyet dairesidir (kulluk dairesidir). Birinci levha (görünen tablo): Hüsn-ü san'attır (güzel sanatlardır). İkinci levha ise: Tefekkür ve istihsandır (Allah’ı tanımak için etraflıca ve derinlemesine düşünmek ve güzel görmektir). Bu iki daire ile iki levha arasındaki münasebete (bağlantıya) bakınız ki, ubudiyet dairesi bütün kuvvetiyle rububiyet dairesi hesabına çalışıyor (kulluk dairesi her türlü imkanıyla Allah’ın her varlığı zarar verici şeylerden koruyup, yaratılış gayelerine ulaşmaları için terbiye ve tedbir etmesi, tasarruf ve egemenliği altında bulundurması adına görevlidir). Tefekkür teşekkür, istihsan levhası da bütün işaretleriyle hüsn-ü san'at ve nimet, levhasına bakıyor (Allah’ı tanımak için etraflıca ve derinlemesine düşünmek, teşekkür etme, beğenme levhası da bütün belirtileriyle güzel san’at ve ihsan ve lütuf levhalarına bakıyor). Bu hakikati gözünle gördükten sonra, rububiyet ve ubudiyet dairelerinin reisleri arasında en büyük bir münasebetin bulunmamasına aklınca imkân var mıdır? (Bu gerçeği gözünle gördükten sonra her varlığı, yaratılış gayelerine ulaştıran, zarar verici şeylerden koruyan, onları terbiye eden, düzenleyen, tasarruf ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın tasarrufunu görüyoruz. Hiç kulluk ve ibadet dairesinin reisleri olan insanlar arasında en büyük bir yakınlığın, bir alakanın olmamasını akıl kabul eder mi?) Ve Sâniin makasıdına kemâl-i ihlâsla hizmet eden ubudiyet reisinin Sâni ile azîm bir münasebeti ve kavî bir intisabı ve o intisapla her iki daire reisleri arasında bir muârefe ve mükâleme ve alışverişin olmamasına ihtimal var mıdır? (Ve Sanatkâr’ının isteklerine kusursuz ve mükemmel bir samimiyetle hizmet eden, Allah'a hakiki kulluğunu gösteren lider; Hz. Peygamber’in (a.s.m.), Yaratını ile ulvi ve yüce bir bağlantısı, kuvvetli bir bağlılığı ve o bağlılıkla rububiyet ve ubudiyet daire reisleri arasında bir görüşme, konuşma ve alışveriş olmaması ihtimal var mıdır?) Öyleyse, bilbedâhe tahakkuk etti ki (gerçekleşti ki), ubudiyet reisi, rububiyetin has mahbup ve makbulüdür. (Allah'a hakiki kulluğu gösteren lider; Hz. Peygamberimiz (a.s.m.), yaratılış gayelerine ulaşmaları için yarattıklarını zarar verici şeylerden koruyup, terbiye, tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın, özel sevgilisi ve kabul görenidir.). Ey insan! Bu süslü masnuatı envâ-ı mehasinle tezyin eden (Bu süslü sanat eseri varlıkları, çeşitli güzelliklerle süsleyen ) ve bütün zîhayat (hayat sahibi) olanların zevklerine, iştahlarına (isteklerine) göre bu kadar nimetleri in'âm eden (bu kadar ihsanlarla nimetlendiren) Sâni'in (her şeyi sanatla yaratan Allah’ın) en kâmil (en mükemmel), en cemîl (en güzel) ve ibadetine kemâl-i iştiyakla teveccüh eden (Allah ‘ın emir ve yasaklarına tam bir istek ve arzu ile yönelen) ve Sâni'in mehasin-i san'atına (Yaratanın sanat güzelliklerine) takdir ve istihsanatıyla (güzel bularak değer verip beğenmekle) arş ve ferşi taraba, sevinmeye getiren ve (gök ve yeri şenliğe ve sevinmeye getiren) Sâniin ihsanatına (Sanatkârının iyiliklerine) yaptığı teşekkürat (teşekkürler) ve tekbirat (tekbirler) ile berr ve bahri (denizleri ve karaları) cezbeye getiren (Allah aşkıyla kendinden geçiren) şu güzel mahlûk ve masnuuna (yaratılmış varlıklar ve sanat eserlerine) iltifat edip (değer verip) sözünü nazar-ı itibara (dikkate) almaması ve teşekküratına mukabele etmemesi (teşekkürüne karşılık vermemesi) ve teveccüh edip (yönelerek), kendisiyle konuşmaması ve iktidarına (kudretine) göre bütün mahlûkata (bütün yaratılmışlara) bir imam ve mürşid (önder ve rehber ve doğru yolu gösteren) yapmaması imkânı var mıdır (olabilir mi)? (Mesnevî-i Nuriye 46-47) 17.04.2026 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.