ÖZEL BİREY AİLELERİ VE AKRABA FAKTÖRÜ
ÖZEL BİREY AİLELERİ VE AKRABA FAKTÖRÜ
Özel bir çocuğa sahip olmak, bir annenin kalbinde kelimelerin çoğu zaman yetersiz kaldığı derin bir yolculuktur. Bu yolculuk, başka hiç kimsenin tam olarak adını koyamayacağı bir sevgi, sabır ve aynı zamanda tarifsiz bir yalnızlık iklimidir. Bu iklimde yakın akrabaların —teyzenin, dayının, halanın, amcanın— tutumu, bir annenin yükünü ya omuzlarından alır ya da o omuzlardaki yükü can yakıcı bir biçimde ağırlaştırır.
Bir anne gözüyle özel birey ailelerinde yakın çevrenin rolü, kalbin en hassas köşesinde yazılan bir hikâyedir.
Beklentinin ve Yanlış Anlaşılmanın Gölgesinde Başlayan Yol
Özel bir çocuğun dünyaya geldiği ya da farklılığının fark edildiği o ilk an, anne için dünyanın durduğu andır. O an annenin ilk sığınağı, kan bağı olan insanlardır. Teyze, dayı, hala, amca...
İnsan, en çok güvendiği dağlara kar yağdığında üşür. Çoğu zaman ilk hayal kırıklığı da en yakınlardan gelir. Kimi zaman “Geçer, büyüdükçe düzelir.” diyerek gerçeği yok sayan, iyi niyetli ama yaralayıcı teselliler; kimi zaman da çocuğun durumunu bir eksiklik gibi görüp ona acıyarak bakan hüzünlü gözlerdir anneyi en çok yoran.
Bir anne, akrabalarından acıma değil, sadece normalleşme bekler. Çocuğunun herkesten farklı olduğunu zaten her saniye bilen bir anne, akrabalarının “Yazık, ne kadar yoruluyorsun!” demesi yerine elini omzuna koyup “Birlikte yükleneceğiz, yalnız değilsin.” demesini özler.
Teyze ve Hala: İkinci Bir Anne Olmanın Sorumluluğu
Geleneksel aile yapımızda teyze ve hala, çocukların hayatında anne yarısı olarak görülür. Söz konusu özel bir çocuk olduğunda bu “yarım annelik”, çok daha kutsal ve ağır bir sorumluluğa dönüşür.
Bir teyzenin ya da halanın dokunuşu: Özel bir çocuğa kendi evladı gibi sarılan, onun dünyasına sabırla inen, sokakta biri tuhaf tuhaf baktığında koruyucu bir kalkan olan teyze veya hala, annenin adeta nefes borusudur. Anneler bilir ki onlar, çocuğun zihnindeki sınırları zorlamadan onu olduğu gibi kabul eden sığınaklardır.
Yaralayan mesafe: Ne yazık ki bazı durumlarda korku ya da ne yapacağını bilememe hâli, en yakın akrabaların uzaklaşmasına neden olur. Evlerine daha az davet edilen, doğum günlerinde adı anılmayan ya da “Diğer çocukları rahatsız eder.” düşüncesiyle dışarıda bırakılan özel çocuklar, en çok o teyzelerin ve halaların sevgisine hasret kalır. Bir annenin kalbini en çok acıtan şey, evladının sevgiden mahrum bırakılmasıdır.
Amca ve Dayı: Güvenin ve Kapsayıcılığın Simgesi
Erkek akrabalar, toplumumuzda genellikle daha mesafeli durur gibi görünseler de özel bir çocuğun hayatında amca ve dayının yeri bambaşkadır. Çocuklar, özellikle de erkek çocukları, erkek akranlarını veya büyüklerini rol model alırlar.
Olduğu gibi kabul etmek: Bir dayının ya da amcanın yeğenini omzuna alıp sokağa çıkması, onunla sıradan bir çocukmuş gibi top oynaması, ona seslenip adıyla hitap etmesi, o aileye verilebilecek en büyük hediyedir. Çocuğun farklılığını görmezden gelmeden ama onu ötekileştirmeden sevmek, güçlü bir dayı veya amca duruşudur.
Kırılan gururlar: Ancak bazı ailelerde “Bizim soyumuzda böyle şey olmaz.” ya da “Bu çocuk bize benzemiyor.” şeklindeki acımasız kabullenmeyişler, amca ve dayıların mesafeli durmasına yol açar. Oysa bir annenin en büyük güvencesi, çocuğunun arkasında dağ gibi duracak dayıların ve amcaların varlığıdır.
Bir Annenin Gözünden: Akrabalık Bağlarının İyileştirici Gücü
Özel bir çocuğun annesi olmak, uzun soluklu bir maratondur. Bu yolda en çok ihtiyaç duyulan şey, yargılanmamak ve yalnız bırakılmamaktır.
Bir teyzenin “Bugün de sen dinlen, çocuğu ben alıyorum.” demesi; bir dayının yeğeninin elinden tutup parka götürmesi; bir halanın ya da amcanın o aileyle aynı sofraya oturmaktan imtina etmemesi… Bunlar bir anne için dünyalara bedeldir.
Çünkü özel birey, sadece çekirdek ailenin değil, tüm sülalenin ortak imtihanı ve bereketidir. Onu sevmek, kucaklamak ve hayatın içine katmak, sadece o çocuğun hayatını güzelleştirmez; o ailenin vicdanını, merhametini ve insanlığını da yüceltir.
Bugün özel bir çocuğun annesi olarak akrabalara çağrımız şudur:
Bizden kaçmayın, bize acımayın. Sadece yanımızda yürüyün.
Çocuğumuzun adını anmaktan, ona gülümsemekten, onunla göz teması kurmaktan çekinmeyin. Çünkü inanın ki sevgiyle atılan en küçük bir adım bile bizim bu yoldaki en büyük yorgunluğumuzu silmeye yeter.
Selma Erarslan Oşlu
Bir Melek Annesi
Ekleme
Tarihi: 27 Ekim 2026 -Salı
ÖZEL BİREY AİLELERİ VE AKRABA FAKTÖRÜ
ÖZEL BİREY AİLELERİ VE AKRABA FAKTÖRÜ
Özel bir çocuğa sahip olmak, bir annenin kalbinde kelimelerin çoğu zaman yetersiz kaldığı derin bir yolculuktur. Bu yolculuk, başka hiç kimsenin tam olarak adını koyamayacağı bir sevgi, sabır ve aynı zamanda tarifsiz bir yalnızlık iklimidir. Bu iklimde yakın akrabaların —teyzenin, dayının, halanın, amcanın— tutumu, bir annenin yükünü ya omuzlarından alır ya da o omuzlardaki yükü can yakıcı bir biçimde ağırlaştırır.
Bir anne gözüyle özel birey ailelerinde yakın çevrenin rolü, kalbin en hassas köşesinde yazılan bir hikâyedir.
Beklentinin ve Yanlış Anlaşılmanın Gölgesinde Başlayan Yol
Özel bir çocuğun dünyaya geldiği ya da farklılığının fark edildiği o ilk an, anne için dünyanın durduğu andır. O an annenin ilk sığınağı, kan bağı olan insanlardır. Teyze, dayı, hala, amca...
İnsan, en çok güvendiği dağlara kar yağdığında üşür. Çoğu zaman ilk hayal kırıklığı da en yakınlardan gelir. Kimi zaman “Geçer, büyüdükçe düzelir.” diyerek gerçeği yok sayan, iyi niyetli ama yaralayıcı teselliler; kimi zaman da çocuğun durumunu bir eksiklik gibi görüp ona acıyarak bakan hüzünlü gözlerdir anneyi en çok yoran.
Bir anne, akrabalarından acıma değil, sadece normalleşme bekler. Çocuğunun herkesten farklı olduğunu zaten her saniye bilen bir anne, akrabalarının “Yazık, ne kadar yoruluyorsun!” demesi yerine elini omzuna koyup “Birlikte yükleneceğiz, yalnız değilsin.” demesini özler.
Teyze ve Hala: İkinci Bir Anne Olmanın Sorumluluğu
Geleneksel aile yapımızda teyze ve hala, çocukların hayatında anne yarısı olarak görülür. Söz konusu özel bir çocuk olduğunda bu “yarım annelik”, çok daha kutsal ve ağır bir sorumluluğa dönüşür.
Bir teyzenin ya da halanın dokunuşu: Özel bir çocuğa kendi evladı gibi sarılan, onun dünyasına sabırla inen, sokakta biri tuhaf tuhaf baktığında koruyucu bir kalkan olan teyze veya hala, annenin adeta nefes borusudur. Anneler bilir ki onlar, çocuğun zihnindeki sınırları zorlamadan onu olduğu gibi kabul eden sığınaklardır.
Yaralayan mesafe: Ne yazık ki bazı durumlarda korku ya da ne yapacağını bilememe hâli, en yakın akrabaların uzaklaşmasına neden olur. Evlerine daha az davet edilen, doğum günlerinde adı anılmayan ya da “Diğer çocukları rahatsız eder.” düşüncesiyle dışarıda bırakılan özel çocuklar, en çok o teyzelerin ve halaların sevgisine hasret kalır. Bir annenin kalbini en çok acıtan şey, evladının sevgiden mahrum bırakılmasıdır.
Amca ve Dayı: Güvenin ve Kapsayıcılığın Simgesi
Erkek akrabalar, toplumumuzda genellikle daha mesafeli durur gibi görünseler de özel bir çocuğun hayatında amca ve dayının yeri bambaşkadır. Çocuklar, özellikle de erkek çocukları, erkek akranlarını veya büyüklerini rol model alırlar.
Olduğu gibi kabul etmek: Bir dayının ya da amcanın yeğenini omzuna alıp sokağa çıkması, onunla sıradan bir çocukmuş gibi top oynaması, ona seslenip adıyla hitap etmesi, o aileye verilebilecek en büyük hediyedir. Çocuğun farklılığını görmezden gelmeden ama onu ötekileştirmeden sevmek, güçlü bir dayı veya amca duruşudur.
Kırılan gururlar: Ancak bazı ailelerde “Bizim soyumuzda böyle şey olmaz.” ya da “Bu çocuk bize benzemiyor.” şeklindeki acımasız kabullenmeyişler, amca ve dayıların mesafeli durmasına yol açar. Oysa bir annenin en büyük güvencesi, çocuğunun arkasında dağ gibi duracak dayıların ve amcaların varlığıdır.
Bir Annenin Gözünden: Akrabalık Bağlarının İyileştirici Gücü
Özel bir çocuğun annesi olmak, uzun soluklu bir maratondur. Bu yolda en çok ihtiyaç duyulan şey, yargılanmamak ve yalnız bırakılmamaktır.
Bir teyzenin “Bugün de sen dinlen, çocuğu ben alıyorum.” demesi; bir dayının yeğeninin elinden tutup parka götürmesi; bir halanın ya da amcanın o aileyle aynı sofraya oturmaktan imtina etmemesi… Bunlar bir anne için dünyalara bedeldir.
Çünkü özel birey, sadece çekirdek ailenin değil, tüm sülalenin ortak imtihanı ve bereketidir. Onu sevmek, kucaklamak ve hayatın içine katmak, sadece o çocuğun hayatını güzelleştirmez; o ailenin vicdanını, merhametini ve insanlığını da yüceltir.
Bugün özel bir çocuğun annesi olarak akrabalara çağrımız şudur:
Bizden kaçmayın, bize acımayın. Sadece yanımızda yürüyün.
Çocuğumuzun adını anmaktan, ona gülümsemekten, onunla göz teması kurmaktan çekinmeyin. Çünkü inanın ki sevgiyle atılan en küçük bir adım bile bizim bu yoldaki en büyük yorgunluğumuzu silmeye yeter.
Selma Erarslan Oşlu
Bir Melek Annesi
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
