Yılmaz Altunsoy
Köşe Yazarı
Yılmaz Altunsoy
 

12 Gün Savaşının Görünmeyen Cephesi: İsrail’in Siber Gücü

            İran ile İsrail arasında, 13-25 Haziran 2025 tarihleri arasında cereyan eden ve bir çatışmadan öte kısa süreli ve etkili bir savaş olarak nitelendirilmeye uygun olan muharebe literatürümüze “12 Gün Savaşı” olarak girmiş bulunuyor. 12 Gün Savaşı, modern savaşların artık sadece kinetik sahada ve konvansiyonel olarak meydana gelmediğinin görülmesi bağlamında son derece önem arz etmektedir.  Artık görülmüştür ki, savaşlar sadece bombalarla, muharip uçaklarla, zırhlı birliklerin muharebeleri ile değil, aynı zamanda kablolarla, yazılımlarla, sinyallerin ve veri akışının yönetilmesi ile görünmez cephelerde cereyan etmekte ve buralardaki etkinliğin gücü ile netice elde edilebilmektedir. Görünmez cephenin en önemli unsuru ise deniz, hava, kara ve uzay alanındaki savaşlarla iç içe ve bütünleşik olarak icra edilen siber saldırı operasyonlarıdır. 12 Gün Savaşı bize göstermiştir ki, devletler artık sadece ateş gücüne değil, belki bundan daha fazla siber savaş unsurlarına yatırım yapmaya başlamışlardır. Devletler artık hem kısa vadeli taktik ve hem de orta ve uzun vadeli stratejik hedeflerine ulaşmak için siber alanı kullanmak zorundadırlar. Siber alanı devreye sokmak artık kaçınılmaz olduğu gibi, diğer operasyon alanları ile bütünleşik, eş güdüm içerisinde ve entegrasyonu mükemmel olarak sağlanmış bir şekilde kullanılması, etkinliğinin ve sonuç elde etme verimliliğinin bir gereği olarak düşünülmektedir.             Siber güçlerin savaşlarda ne kadar belirleyici olduğu 12 Gün Savaşında açık bir şekilde görülmüştür. Savaşlar, siber operasyonların sadece savaş esnasında değil, savaşa hazırlık dönemi olarak nitelendirilebilecek ve aylar yıllar öncesinden başlayan erken haber alma, istihbarat toplama ve keşif olarak kendini gösteren ve toplanan verilerin işlenip bilgiye dönüştürüldüğü ve sıcak çatışma esnasında ise etkin bir vurucu güç olarak ortaya konulan uzun bir süreci ifade etmektedir. İran-İsrail savaşı bize göstermiştir ki, İsrail hava gücü unsurları, siber ve elektronik harp üstünlüğü sayesinde, İran hava sahasına, sanki dikensiz gül bahçesine girer gibi girmiş ve 100’den fazla sorti yaparak hedefleri bertaraf etmiştir. 200’den fazla muharip uçakla, hasım bir ülkenin hava sahasında operasyon yapmak ancak siber güçle mümkün olabilmiştir. Zira İsrail, İran’ın hava savunma sistemini görünmez cephe unsurları olan siber saldırılarla felç etmiş ve iş göremez hale getirmiştir.             İsrail siber alandaki gücünü yıllar içerisinde kurmuş olduğu hacker gurupları ile elde etmiştir. İsrail yanlısı gönüllü gurupların yanında, özellikle Mossad tarafından yetiştirilen, eğitilen, finanse edilen ve uzun yıllardır yatırım yapılan kurumsal hacker guruplarının varlığı da bilinmektedir. Hacker gurupları tarafından yapılan siber saldırılar sadece İsrail tarafından değil, İran tarafından da kullanılmıştır ve hatta İranlı hacker sayısı İsrail’den daha fazladır ancak İranlı hactivistler, İsrailliler kadar etkili olamamıştır İsrail, 2010 yılında İran’ın uranyum zenginleştirme tesisine yönelik Stuxnet virüsü ile bir saldırı yapmış ve siber kapasitesini ortaya koymuştur.             İsrail adına çalışan onlarca hactivist guruptan Yırtıcı Serçe (Predatory Sparrow) isimli son derece etkili operasyonlar yapan ve hasım ülkenin sivil alt yapısını hedef alan gurup ile İsrail adına resmi olarak çalışan, siber saldırılar ve elektronik harp unsuru olarak görev yapan Birim 8200 (Unit 8200) bu çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır.
Ekleme Tarihi: 10 Ağustos 2026 -Pazartesi

12 Gün Savaşının Görünmeyen Cephesi: İsrail’in Siber Gücü

            İran ile İsrail arasında, 13-25 Haziran 2025 tarihleri arasında cereyan eden ve bir çatışmadan öte kısa süreli ve etkili bir savaş olarak nitelendirilmeye uygun olan muharebe literatürümüze “12 Gün Savaşı” olarak girmiş bulunuyor. 12 Gün Savaşı, modern savaşların artık sadece kinetik sahada ve konvansiyonel olarak meydana gelmediğinin görülmesi bağlamında son derece önem arz etmektedir.  Artık görülmüştür ki, savaşlar sadece bombalarla, muharip uçaklarla, zırhlı birliklerin muharebeleri ile değil, aynı zamanda kablolarla, yazılımlarla, sinyallerin ve veri akışının yönetilmesi ile görünmez cephelerde cereyan etmekte ve buralardaki etkinliğin gücü ile netice elde edilebilmektedir. Görünmez cephenin en önemli unsuru ise deniz, hava, kara ve uzay alanındaki savaşlarla iç içe ve bütünleşik olarak icra edilen siber saldırı operasyonlarıdır. 12 Gün Savaşı bize göstermiştir ki, devletler artık sadece ateş gücüne değil, belki bundan daha fazla siber savaş unsurlarına yatırım yapmaya başlamışlardır. Devletler artık hem kısa vadeli taktik ve hem de orta ve uzun vadeli stratejik hedeflerine ulaşmak için siber alanı kullanmak zorundadırlar. Siber alanı devreye sokmak artık kaçınılmaz olduğu gibi, diğer operasyon alanları ile bütünleşik, eş güdüm içerisinde ve entegrasyonu mükemmel olarak sağlanmış bir şekilde kullanılması, etkinliğinin ve sonuç elde etme verimliliğinin bir gereği olarak düşünülmektedir.

            Siber güçlerin savaşlarda ne kadar belirleyici olduğu 12 Gün Savaşında açık bir şekilde görülmüştür. Savaşlar, siber operasyonların sadece savaş esnasında değil, savaşa hazırlık dönemi olarak nitelendirilebilecek ve aylar yıllar öncesinden başlayan erken haber alma, istihbarat toplama ve keşif olarak kendini gösteren ve toplanan verilerin işlenip bilgiye dönüştürüldüğü ve sıcak çatışma esnasında ise etkin bir vurucu güç olarak ortaya konulan uzun bir süreci ifade etmektedir. İran-İsrail savaşı bize göstermiştir ki, İsrail hava gücü unsurları, siber ve elektronik harp üstünlüğü sayesinde, İran hava sahasına, sanki dikensiz gül bahçesine girer gibi girmiş ve 100’den fazla sorti yaparak hedefleri bertaraf etmiştir. 200’den fazla muharip uçakla, hasım bir ülkenin hava sahasında operasyon yapmak ancak siber güçle mümkün olabilmiştir. Zira İsrail, İran’ın hava savunma sistemini görünmez cephe unsurları olan siber saldırılarla felç etmiş ve iş göremez hale getirmiştir.

            İsrail siber alandaki gücünü yıllar içerisinde kurmuş olduğu hacker gurupları ile elde etmiştir. İsrail yanlısı gönüllü gurupların yanında, özellikle Mossad tarafından yetiştirilen, eğitilen, finanse edilen ve uzun yıllardır yatırım yapılan kurumsal hacker guruplarının varlığı da bilinmektedir. Hacker gurupları tarafından yapılan siber saldırılar sadece İsrail tarafından değil, İran tarafından da kullanılmıştır ve hatta İranlı hacker sayısı İsrail’den daha fazladır ancak İranlı hactivistler, İsrailliler kadar etkili olamamıştır İsrail, 2010 yılında İran’ın uranyum zenginleştirme tesisine yönelik Stuxnet virüsü ile bir saldırı yapmış ve siber kapasitesini ortaya koymuştur.

            İsrail adına çalışan onlarca hactivist guruptan Yırtıcı Serçe (Predatory Sparrow) isimli son derece etkili operasyonlar yapan ve hasım ülkenin sivil alt yapısını hedef alan gurup ile İsrail adına resmi olarak çalışan, siber saldırılar ve elektronik harp unsuru olarak görev yapan Birim 8200 (Unit 8200) bu çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.