Türkiye adeta bir siyasi partiler çöplüğü haline geldi.
Son kurulan siyasi parti Yeni Parti ülkenin 190. Siyasi partisi olma unvanını elinde bulunduruyor.
Türk siyasi tarihinde CHP’den ayrılan ve halktan ciddi rağbet gören iki parti hatırlıyorum. Bunlar
Demokrat Parti ve Demokratik Sol Parti (DSP) idi. CHP’den ayrılan belki 10’dan fazla partinin bugün
adlarını ve liderlerini bile hatırlamakta zorlanıyoruz. Emine Ülker’i mi ararsınız, Muharrem İnce’yi mi,
Öztürk Yılmaz’ı mı?
Ha bir de Sarıgül’ün partisi vardı. Bu partilerin bir kısmı yüzde birin altında oy oranları ile can
çekişirken, bazıları ise kendini feshetti ve baba ocağı CHP’ye avdet etti.
Başarılı olan Demokrat Parti ve DSP’nin ayrı hikâyeleri ve konjonktürel olarak olumlu özellikleri var.
Demokrat Parti, dörtlü takriri verdiğinde artık ülkede nefes almak mümkün değildi ve tek parti sultası,
zulmü ülkeyi adeta bir Nazi kampına çevirmişti. Halk, Menderes ve arkadaşlarını bağrına bastı, ülkenin
daha yaşanabilir olmasının önü açılmış oldu.
Ecevit’in DSP’sinin de ayrı bir hikâyesi var. CHP 1992’de Baykal tarafından yeniden ihya edildiğinde,
Ecevit’in liderliği zaten pekişmişti, CHP’ye dönüş mümkün değildi.
Yani yüz yıllık CHP’den ayrılıp da yeni bir parti kuranlar içerisinde tek başına iktidar olmayı başaran
sadece DP olmuştur.
Yaşanan mutlak butlak kararından sonra CHP yeniden bölündü. Partinin içinden adı “Yeni” ama
kendisi, programı, felsefesi, söylemleri, hayata bakışı, kadroları eski ve köhne olan bir parti doğdu.
CHP’den ayrılanlar aslında ayrılmadılar, partiden atıldılar. Atılma gerekçesi ise partinin genel başkanı
Kılıçdaroğlu’nun “Arınma Projesi”ne ayak uydurmayacaklarının anlaşılması olmuştur.
Eğer bu parti CHP’deki kokuşmuşluğa bir başkaldırı hareketi olarak, bir arınma arayışı olarak, yeni
politikalara ihtiyaç var diyerek ortaya çıkan bir erdemliler hareketi olsa idi o zaman başka sözleri ve
senaryoları konuşuyor olacaktık.
Yeni Parti’yi kuran kadrolar büyük oranda doğrudan ya da dolaylı olarak arındırılması gereken
kişilerdir. Ancak yıkanmak, arınmak, pak olmak istemediler ki baba ocağından ayrıldılar.
Yeni Parti’nin logosunun Yeni Rakı ile olan benzerliği bir şuur altı boşalması mıdır bilinmez ama daha
sahaya adım atarken ilk golü yediler. Dakika bir, gol bir…
2023 seçimlerinden önce partilerinin Kemalizm ve Anıtkabir’e sığınma sıkışıklığından kurtarmak ve
yeni politikalar üretmek gerektiğini ifade eden Özgür Özel ve ekibi, partilerini kurar kurmaz soluğu
Anıtkabir’de aldılar. Batı cephesinde değişen bir şey yok yani, aynı tas, aynı hamam. Mürailik ve
korunma kalkanına sığınma anlayışına berdevam.
Ülkenin temel meselelerine çözümler üretmek, geniş toplum kesimlerini belli bir ortak payda etrafında
toplayabilecek politikalar geliştirmek, dün söylenmemiş ve ortaya konulmamış ne varsa onlara neşter
vurmak gibi şeyleri Yeni Parti’den bekliyorsanız beyhude. Tekeden süt gelir ama bu zihniyetten iş
çıkmaz.
Ülkenin iktidar sorunu yok. Hükümet partisi elinden geleni eksiği, gediği ile birlikte yapmaya azami
gayret ediyor. Ama bu ülkenin özü sözü bir, Kemalizm maskesi altına sığınmayan, halkı ile barışık bir
ana muhalefete ihtiyacı var. Hükümetin eksik yaptıklarını tamamlatacak ve alternatif olabilecek bir
siyasi oluşuma ihtiyacı var. Yeni Parti’de bu ışık var mı? Ben göremedim.
2
Yeni Parti’nin sadece ismi yeni geriye kalan her şeyi eski… Eskiye dair ne varsa, eski Türkiye’nin ne
kadar hastalıklı düşünce kalıpları varsa burada mevcut gibi duruyor. En azından şimdilik yeni şeyler
duyamadık, göremedik…
Parti’nin genel başkanı gelin sizi yıkayım, yuyum, arındırayım ondan sonra beraber yolumuza devam
edelim diyor ama birileri kirli kirli gezmeye devam etmek istiyor. Bu kirli hal ile de halktan oy isteme
cüretini gösteriyor.
Milletimizin sağduyusu temizlik ister, şaibesizlik ister, canını, malını, namusunu emanet edeceklerine
güvenmek ister. Kirli kirli olmaz bu işler. İlk seçimlerde doğru hamama der millet, arın da gel canım
arın da gel der…
