Ahmet Sağlam
Köşe Yazarı
Ahmet Sağlam
 

BU ÖFKE NE DENLİ?

BU ÖFKE NE DENLİ? Bismillahirrahmanirrahim. Sabrımız tükenmiş; en ufak bir olayda öfke patlaması yaşıyoruz. Birbirimizi darbediyor, hatta birbirimizin ölümüne sebep oluyoruz. Peygamber Efendimizin şu hadisi adeta zuhur ediyor: “Ahir zamanda ölen, neden öldüğünü; öldüren de neden öldürdüğünü bilmeyecek.” İşte tam da bu hâli Rabbimiz bize tarif ediyor. Âl-i İmrân Suresi’nin 134. ayetinde şöyle buyuruyor: “O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” Şûrâ Suresi’nin 37. ayetinde de şöyle buyuruyor: “O müminler ki, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınır, öfkelendikleri zaman bile affederler.” Trafikte, komşulukta, en ufak bir sözden veya hareketten rahatsız oluyoruz. Bizler ne ara bu hâle geldik? Bizim davamız inanç, vatan ve namus değil miydi? Bu hasletler için mücadele edilir, gerektiğinde öfkelenilirdi. Komşumuzu hoş görürdük. Şimdi ise hepimiz birbirimizi bir kaşık suda boğacak hâle geldik. Peygamberimiz (s.a.v.), nasihat isteyen bir sahabiye defalarca, “Öfkelenme!” buyurdu. [Buhârî] Gerçek pehlivanı da şöyle tarif etti: “Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil, öfke anında nefsine hâkim olandır.” Öfkenin ilacını da şöyle bildirdi: “Öfke şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır. Ateş ise su ile söndürülür. O hâlde biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın.” [Ebû Dâvûd] Bir de şöyle buyurdu: “Biriniz öfkelendiğinde sussun.” İmam Gazâlî ne güzel söylemiş: “Öfke önce sahibini yakar. Öfke insanın aklını örter.” İmam Şâfiî de eklemiş: “Öfke gelir, akıl gider.” Mevlânâ diyor ki: “Öfke rüzgârdır, bir müddet sonra diner. Ama kırdığı dal çoktan kopmuştur.” İbnü’l-Kayyim diyor ki: “Öfke, kalp kapısını çalan şeytandır. Kapıyı açarsan içeri girer.” Ömer bin Abdülaziz ise şöyle demiş: “Öfkeliyken verilen hüküm, sarhoşken verilen hüküm gibidir.” Anne babanın evlada, evladın anne babaya; akrabanın akrabaya ne saygısı ne de sevgisi kalmış. Öfke ve nefret sarmış her hâlimizi. Hasan-ı Basrî’nin dediği gibi: “Mümin, öfkelendiğinde öfkesi onu haktan çıkarmaz.” Lokman Hekim de oğluna şöyle nasihat etmiş: “Oğlum, öfkelendiğinde üç şeyi hatırla: Allah’ın kudretini, kendi acziyetini ve ölümün yakınlığını.” Ümitsiz değiliz. Allah’ın izniyle iyi nesiller gelecek. Rabbim bizleri öfkesini yutan, affeden ve güzel davranışlarda bulunan kullarından eylesin. Âmin, âmin! Ve selâmün ale’l-mürselîn. Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn. El Fâtiha, salavat. Ahmet Sağlam
Ekleme Tarihi: 27 Ekim 2026 -Salı

BU ÖFKE NE DENLİ?

BU ÖFKE NE DENLİ? Bismillahirrahmanirrahim. Sabrımız tükenmiş; en ufak bir olayda öfke patlaması yaşıyoruz. Birbirimizi darbediyor, hatta birbirimizin ölümüne sebep oluyoruz. Peygamber Efendimizin şu hadisi adeta zuhur ediyor: “Ahir zamanda ölen, neden öldüğünü; öldüren de neden öldürdüğünü bilmeyecek.” İşte tam da bu hâli Rabbimiz bize tarif ediyor. Âl-i İmrân Suresi’nin 134. ayetinde şöyle buyuruyor: “O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” Şûrâ Suresi’nin 37. ayetinde de şöyle buyuruyor: “O müminler ki, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınır, öfkelendikleri zaman bile affederler.” Trafikte, komşulukta, en ufak bir sözden veya hareketten rahatsız oluyoruz. Bizler ne ara bu hâle geldik? Bizim davamız inanç, vatan ve namus değil miydi? Bu hasletler için mücadele edilir, gerektiğinde öfkelenilirdi. Komşumuzu hoş görürdük. Şimdi ise hepimiz birbirimizi bir kaşık suda boğacak hâle geldik. Peygamberimiz (s.a.v.), nasihat isteyen bir sahabiye defalarca, “Öfkelenme!” buyurdu. [Buhârî] Gerçek pehlivanı da şöyle tarif etti: “Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil, öfke anında nefsine hâkim olandır.” Öfkenin ilacını da şöyle bildirdi: “Öfke şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır. Ateş ise su ile söndürülür. O hâlde biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın.” [Ebû Dâvûd] Bir de şöyle buyurdu: “Biriniz öfkelendiğinde sussun.” İmam Gazâlî ne güzel söylemiş: “Öfke önce sahibini yakar. Öfke insanın aklını örter.” İmam Şâfiî de eklemiş: “Öfke gelir, akıl gider.” Mevlânâ diyor ki: “Öfke rüzgârdır, bir müddet sonra diner. Ama kırdığı dal çoktan kopmuştur.” İbnü’l-Kayyim diyor ki: “Öfke, kalp kapısını çalan şeytandır. Kapıyı açarsan içeri girer.” Ömer bin Abdülaziz ise şöyle demiş: “Öfkeliyken verilen hüküm, sarhoşken verilen hüküm gibidir.” Anne babanın evlada, evladın anne babaya; akrabanın akrabaya ne saygısı ne de sevgisi kalmış. Öfke ve nefret sarmış her hâlimizi. Hasan-ı Basrî’nin dediği gibi: “Mümin, öfkelendiğinde öfkesi onu haktan çıkarmaz.” Lokman Hekim de oğluna şöyle nasihat etmiş: “Oğlum, öfkelendiğinde üç şeyi hatırla: Allah’ın kudretini, kendi acziyetini ve ölümün yakınlığını.” Ümitsiz değiliz. Allah’ın izniyle iyi nesiller gelecek. Rabbim bizleri öfkesini yutan, affeden ve güzel davranışlarda bulunan kullarından eylesin. Âmin, âmin! Ve selâmün ale’l-mürselîn. Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn. El Fâtiha, salavat. Ahmet Sağlam
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.