AİLEYE YÖNELİK EN BÜYÜK TEHDİT LGBT
AİLEYE YÖNELİK EN BÜYÜK TEHDİT LGBT
Tarih boyunca devletleri yıkmak isteyenler önce ordulara saldırdı, sonra ekonomilere saldırdılar. Günümüzde ise hedef doğrudan ailedir. Çünkü aile yıkılırsa toplum çöker, toplum çökerse devlet ayakta kalamaz.
Bugün “özgürlük”, “çağdaşlık” ve “insan hakkı” söylemleriyle pazarlanan LGBT ideolojisinin, benim değerlendirmeme göre, aile kurumunu ve nesilleri dönüştürmeye yönelik küresel bir kültürel projenin parçası olduğudur. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel tercih değil, toplumun geleceğini ilgilendiren stratejik bir meseledir.
Yüce Allah insanın yaratılışını açıkça bildirmiştir.
Hucurat Suresi 13. Ayet:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkekle bir kadından yarattık…”
Necm Suresi 45. Ayet:
“Erkek ve dişi iki eşi yaratan O’dur.”
İlahi hüküm bu kadar açıkken, cinsiyetsizleştirme anlayışının normalleştirilmeye çalışılması milyonlarca insanı derinden rahatsız etmektedir.
1-4 Haziran 2026 tarihlerinde İsrail’in Lut Gölü (Ölü Deniz) bölgesinde düzenlenen LGBT festivali, birçok kişi tarafından sıradan bir organizasyon değil, güçlü bir sembolik mesajdır. Çünkü benim inancına göre burası, Hazreti Lut’un ahlaki yozlaşmaya karşı mücadele verdiği ve ilahi azabın tecelli ettiği bölgedir. Bu festivalle Müslümanlara büyük bir mesaj verdiler.
Türkiye limanlarına uğraması planlanan 2700 kişilik sapkın LGBT kruvaziyer turunun kamuoyunda yoğun tartışmalara neden oldu. Tepkilerin ardından devletimiz buna müsaade etmedi.
Asıl tehlike ise sosyal medyadadır.
Bugün milyonlarca takipçisi bulunan bazı fenomenler, LGBT içeriklerini sıradan ve özendirici biçimde sunmaktadır. Çocuklarımız ve gençlerimiz dijital platformlarda yoğun bir kültürel etki altındadır. Aileler bu konuda haklı olarak endişe duymaktadır.
Devletin görevi yalnızca sınırları korumak değildir; milletin inancını, aile yapısını ve çocuklarını da korumaktır.
Bu nedenle aileyi güçlendiren politikalar artırılmalı, çocuklara yönelik içerikler titizlikle denetlenmeli ve toplumun hassasiyetleri gözetilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aile kurumunu koruyacak hukuki düzenlemeleri öncelikli gündemlerinden biri hâline getirmesi gerektiğine inanıyorum.
Unutulmamalıdır ki; mesele yalnızca bugünün meselesi değildir. Bugün aileyi koruyamazsak, yarın ne milli kimliğimizi ne kültürümüzü ne de güçlü bir toplumu koruyabiliriz.
Onlar ne plan kurarlarsa kursunlar, ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler; Allah’ın takdiri her planın üzerindedir. İnananlar bilir ki hak ile batılın mücadelesinde son söz daima Hakk’ındır. Çünkü Rabbimiz buyurmuştur ki “Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.”
Elbette ki Allah nurunu tamamlayacaktır.
Aile varsa millet vardır. Millet varsa devlet vardır.
Allah milletimizi, devletimizi ve ailemizi muhafaza eylesin.
Aydın Benli
Siyaset Bilimci – Yazar
Ekleme
Tarihi: 29 Haziran 2026 -Pazartesi
AİLEYE YÖNELİK EN BÜYÜK TEHDİT LGBT
AİLEYE YÖNELİK EN BÜYÜK TEHDİT LGBT
Tarih boyunca devletleri yıkmak isteyenler önce ordulara saldırdı, sonra ekonomilere saldırdılar. Günümüzde ise hedef doğrudan ailedir. Çünkü aile yıkılırsa toplum çöker, toplum çökerse devlet ayakta kalamaz.
Bugün “özgürlük”, “çağdaşlık” ve “insan hakkı” söylemleriyle pazarlanan LGBT ideolojisinin, benim değerlendirmeme göre, aile kurumunu ve nesilleri dönüştürmeye yönelik küresel bir kültürel projenin parçası olduğudur. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel tercih değil, toplumun geleceğini ilgilendiren stratejik bir meseledir.
Yüce Allah insanın yaratılışını açıkça bildirmiştir.
Hucurat Suresi 13. Ayet:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkekle bir kadından yarattık…”
Necm Suresi 45. Ayet:
“Erkek ve dişi iki eşi yaratan O’dur.”
İlahi hüküm bu kadar açıkken, cinsiyetsizleştirme anlayışının normalleştirilmeye çalışılması milyonlarca insanı derinden rahatsız etmektedir.
1-4 Haziran 2026 tarihlerinde İsrail’in Lut Gölü (Ölü Deniz) bölgesinde düzenlenen LGBT festivali, birçok kişi tarafından sıradan bir organizasyon değil, güçlü bir sembolik mesajdır. Çünkü benim inancına göre burası, Hazreti Lut’un ahlaki yozlaşmaya karşı mücadele verdiği ve ilahi azabın tecelli ettiği bölgedir. Bu festivalle Müslümanlara büyük bir mesaj verdiler.
Türkiye limanlarına uğraması planlanan 2700 kişilik sapkın LGBT kruvaziyer turunun kamuoyunda yoğun tartışmalara neden oldu. Tepkilerin ardından devletimiz buna müsaade etmedi.
Asıl tehlike ise sosyal medyadadır.
Bugün milyonlarca takipçisi bulunan bazı fenomenler, LGBT içeriklerini sıradan ve özendirici biçimde sunmaktadır. Çocuklarımız ve gençlerimiz dijital platformlarda yoğun bir kültürel etki altındadır. Aileler bu konuda haklı olarak endişe duymaktadır.
Devletin görevi yalnızca sınırları korumak değildir; milletin inancını, aile yapısını ve çocuklarını da korumaktır.
Bu nedenle aileyi güçlendiren politikalar artırılmalı, çocuklara yönelik içerikler titizlikle denetlenmeli ve toplumun hassasiyetleri gözetilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aile kurumunu koruyacak hukuki düzenlemeleri öncelikli gündemlerinden biri hâline getirmesi gerektiğine inanıyorum.
Unutulmamalıdır ki; mesele yalnızca bugünün meselesi değildir. Bugün aileyi koruyamazsak, yarın ne milli kimliğimizi ne kültürümüzü ne de güçlü bir toplumu koruyabiliriz.
Onlar ne plan kurarlarsa kursunlar, ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler; Allah’ın takdiri her planın üzerindedir. İnananlar bilir ki hak ile batılın mücadelesinde son söz daima Hakk’ındır. Çünkü Rabbimiz buyurmuştur ki “Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.”
Elbette ki Allah nurunu tamamlayacaktır.
Aile varsa millet vardır. Millet varsa devlet vardır.
Allah milletimizi, devletimizi ve ailemizi muhafaza eylesin.
Aydın Benli
Siyaset Bilimci – Yazar
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
