Bülent ERTEKİN
Köşe Yazarı
Bülent ERTEKİN
 

BABALAR VE KIZLARI

BABALAR VE KIZLARI Baba... Bir çınar gibi arkamızda dayandığımız istinadgah... Başımızın her sıkıştığında yanınızda biten koca yürekli adam... Ve kızları, kızlarım (n)ız... Lüle saçlarını büyük bir mutluluk ile taradığımız, kucağımızdan hiç indirmek istemediğiniz meleklerimiz... Bir evlat... Kızınız... Kızınızın size yazdığı ilk mektubu oldu mu, hatırlıyormusunuz?... Rahmi Tamer Özçelik'in BABALAR VE KIZLARI adlı makalesinden kızınının babasına yazdığı bir mektub geçti elime. Bu mektubu okuyunca tüm kız evlatları olan babalarında KIZ EVLATLARINDAN MEKTUP BEKLEYECEKLERİNİ düşünerek yazının tamamını buraya alıyorum. Evet biraz uzun oldu, lakin bir kız babası olarak açıkçası bir kız evladı tarafından babasına yazılan mektubu okuyunca kıskanmadım dersem yalan olmaz. Tüm kız evladı olan babalar adına mektuplarınızı mail adresime bekliyor ve evlatlarımın gözlerinden öpüyorum. BABALAR VE KIZLARI Babalar ve kızları arasında, kimsenin çözemediği tuhaf bir bağ vardır. Kız çocuklarının hayatına giren ilk erkek babalarıdır ve ilk aşkları da kuşkusuz, babalarıdır. Anne karnından aşina oldukları tek erkek sesi babalarının sesidir. Onların hayatında “belki birçok prens olacak ama, babaları hep kral kalacak.” Bir dostum gösterdi, senin de kızın var “oku ve ağla” dedi, Gaziantep’te üniversitede okuyan kızının, doğum günü için gönderdiği mektubu… Onların izniyle bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.        “ Canım Babacığım;           Sana buradan, kilometrelerce uzaktan bu özel günde sessiz harflerimle seslenmek ve kaybedilen zamana inat seni ne kadar çok sevdiğimi duyurmak istedim doğum gününde… Hiçbir şey için çok geç olmadan, yüreklerimizin kum saati dolmadan hem de…            Bir babaya mektup yazıyorum. Ciddi duruşlu, gülüşüyle hayat veren, kızının ilk aşkı, oğlunun idolü, iki kolunun arası dünyanın en güvenli yeri olan bir babaya…. Eve geç gelince kızan, kızını belki de belli etmeden takip eden, erkek arkadaşlarından içten içe kıskanan bir babaya….           Bir babaya diyorum. Gece üzeri açıldı mı diye merak edip gizlice yanıma gelen, uyurken saçlarımı okşayan, sevincimi paylaşan, ağlayınca üzülen bir babaya….           Bir babaya mektup yazıyorum. Çünkü babalar sever ve sevilir. İlk terbiyeyi babalar verir. Piknikte babalarla oyun oynanır, her yere ilk babalarla gidilir. Sıkıntılara babalar çözüm bulur. Sevinçler en çok babalarla paylaşılır. Hasta olunca biz çocukları, babalarının ellerini tutmadan iyileşemezler.            Bir babaya mektup yazıyorum. Benim için çok özel olan insana “sana” bu anlamda belki de ilk mektubumu yazıyorum. Yüreğimin titremeleri parmaklarıma kadar vuruyor sana yazarken… Gözlerim doluyor… Meğer kızların babalarına mektup yazmaları ne kadar da zormuş… Meğer kalpleri dolduran, sıcacık yapan baba sevgisini kelimelerle sınırlandırmaya ve somutlaştırmaya çalışmak ne kadar da imkânsızmış…            Hani hep söylenir ya: “Babalarla kızlarının arasındaki bağ çok özeldir.” diye… Öyle… Yüreğimdeki yerin o kadar özel ki… Şunu da biliyor ve hissediyorum ki, ben de babam için özelim, ilk göz ağrısıyım… Bir tanecik kızı…             Büyüdükçe daha da  iyi fark ediyorum, meğer biz ne çok şey paylaşmışız. Tabii ki baba- kız paylaşır. Ama bizim paylaştıklarımız bazen senin gözlerindeydi, bazen ise sessiz kalışında. Bazen kelimelerinde idi bazen ufacık bir hareketinde… Ben ilk düştüğümde kaldırıp yürütmeye çalışanda sendin, sonra kıyamayıp kucağına alanda… Biz çoğu zaman birbirimize belli etmeden gösterdik sevgimizi. Sarılamadık uzaktan baktık, konuşamadık başkalarına anlattık ama, hep çok kuvvetli idi bizim baba-kız bağımız.            Yeri geldi kilometreler girdi aramıza, yeri geldi söylenmemiş sözlerin tenhalığı. Ama ne olursa olsun “babam” deyince içimdeki tüm kederlerin yerini sıcacık sevgin aldı daima….             Ben ağlayarak yazıyorum bu mektubu ve eğer ben babamın kızıysam sende bu satırları okurken gözlerin dolu dolu okuyorsun. Akşam eve döndüğünde sarılacağın kızın şu an çok uzakta ama oğlun kollarını açmış seni bekliyor olacak…            İyi ki varsın ve iyi ki babamsın….             Seni çok seviyorum babacığım!             Babalar aslında en çok kızlarını severler. Ama inanmaz kimse buna “yalan” derler” imkansız” derler. Her nedense kimse çıkıp ta “neden?” demez. Nedendir bilir misiniz? Çünkü kız babası olmak, farklıdır, özeldir, bambaşka duygusallık verir babalara. Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında, tutamazlar gözyaşlarını.  Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak, bir kız iki evlat demektir. İki can birden sırtına yüklemek demektir. Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da… Bunu bildiklerinden babalar, onların üzerine daha da titrerler. Onlara her baktıklarında annelerini, bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren annelerini anımsarlar. Ama bir yandan da koruma içgüdülerine yenilirler. Kızlarına hiçbir şey olmasın, onlar hiç üzülmesin, gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler. O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar. Ama bir sevgilerini, bir bağlılıklarını asla gösteremezler, utanırlar. Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak, olarak öğretilmiştir onlara. Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek. Ama rolün dışına çıktıklarını düşünüp dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına… Bazen ağlamak isterler ama erkekler ağlamaz denmiştir onlara, yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını işte böylece her şeyi içine atarlar kız babaları, yansıtamazlar asla duygularını. Ama dayanamazlar, gece yarıları ve giderler o güzel kızlarının odalarına, uzun uzun bakarlar yüzlerine ve bir kez daha hayran olurlar o muhteşem güzelliklerine. Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar. İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar ve yavaşça güzel kızlarını öpüp “ iyi geceler” derler, derinden derinden.       Sen bize asla çatık kaşlı, gergin yüzlü, somurtkan bir baba olmadın. Belki herkes kendi babası için aynı şeyi söyler ama, benim için sen hayatım boyunca eşini benzerini göremeyeceğim ilk ve tek erkeksin. Sen benim babamsın canımdan çok sevdiğim, değer verdiğim babamsın. İyi ki varsın. Kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum çünkü sen varsın, aramızda kilometreler bile olsa dönüp geldiğimde sarılıp öpebileceğim babam hep orada. Hep de ol…      Seni çok seviyorum babacığım, doğum günün kutlu olsun…. Kızın” Rahmi Tamer Özçelik BABALAR VE KIZLARI makalesinden Not: Sizin konu hakkındaki düşünceleriniz neler? Yorumunuzu yazar mısınız Selâm ve dua ile Bülent ERTEKİN  
Ekleme Tarihi: 25 Ocak 2023 - Çarşamba

BABALAR VE KIZLARI

BABALAR VE KIZLARI Baba... Bir çınar gibi arkamızda dayandığımız istinadgah... Başımızın her sıkıştığında yanınızda biten koca yürekli adam... Ve kızları, kızlarım (n)ız... Lüle saçlarını büyük bir mutluluk ile taradığımız, kucağımızdan hiç indirmek istemediğiniz meleklerimiz... Bir evlat... Kızınız... Kızınızın size yazdığı ilk mektubu oldu mu, hatırlıyormusunuz?... Rahmi Tamer Özçelik'in BABALAR VE KIZLARI adlı makalesinden kızınının babasına yazdığı bir mektub geçti elime. Bu mektubu okuyunca tüm kız evlatları olan babalarında KIZ EVLATLARINDAN MEKTUP BEKLEYECEKLERİNİ düşünerek yazının tamamını buraya alıyorum. Evet biraz uzun oldu, lakin bir kız babası olarak açıkçası bir kız evladı tarafından babasına yazılan mektubu okuyunca kıskanmadım dersem yalan olmaz. Tüm kız evladı olan babalar adına mektuplarınızı mail adresime bekliyor ve evlatlarımın gözlerinden öpüyorum. BABALAR VE KIZLARI Babalar ve kızları arasında, kimsenin çözemediği tuhaf bir bağ vardır. Kız çocuklarının hayatına giren ilk erkek babalarıdır ve ilk aşkları da kuşkusuz, babalarıdır. Anne karnından aşina oldukları tek erkek sesi babalarının sesidir. Onların hayatında “belki birçok prens olacak ama, babaları hep kral kalacak.” Bir dostum gösterdi, senin de kızın var “oku ve ağla” dedi, Gaziantep’te üniversitede okuyan kızının, doğum günü için gönderdiği mektubu… Onların izniyle bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.        “ Canım Babacığım;           Sana buradan, kilometrelerce uzaktan bu özel günde sessiz harflerimle seslenmek ve kaybedilen zamana inat seni ne kadar çok sevdiğimi duyurmak istedim doğum gününde… Hiçbir şey için çok geç olmadan, yüreklerimizin kum saati dolmadan hem de…            Bir babaya mektup yazıyorum. Ciddi duruşlu, gülüşüyle hayat veren, kızının ilk aşkı, oğlunun idolü, iki kolunun arası dünyanın en güvenli yeri olan bir babaya…. Eve geç gelince kızan, kızını belki de belli etmeden takip eden, erkek arkadaşlarından içten içe kıskanan bir babaya….           Bir babaya diyorum. Gece üzeri açıldı mı diye merak edip gizlice yanıma gelen, uyurken saçlarımı okşayan, sevincimi paylaşan, ağlayınca üzülen bir babaya….           Bir babaya mektup yazıyorum. Çünkü babalar sever ve sevilir. İlk terbiyeyi babalar verir. Piknikte babalarla oyun oynanır, her yere ilk babalarla gidilir. Sıkıntılara babalar çözüm bulur. Sevinçler en çok babalarla paylaşılır. Hasta olunca biz çocukları, babalarının ellerini tutmadan iyileşemezler.            Bir babaya mektup yazıyorum. Benim için çok özel olan insana “sana” bu anlamda belki de ilk mektubumu yazıyorum. Yüreğimin titremeleri parmaklarıma kadar vuruyor sana yazarken… Gözlerim doluyor… Meğer kızların babalarına mektup yazmaları ne kadar da zormuş… Meğer kalpleri dolduran, sıcacık yapan baba sevgisini kelimelerle sınırlandırmaya ve somutlaştırmaya çalışmak ne kadar da imkânsızmış…            Hani hep söylenir ya: “Babalarla kızlarının arasındaki bağ çok özeldir.” diye… Öyle… Yüreğimdeki yerin o kadar özel ki… Şunu da biliyor ve hissediyorum ki, ben de babam için özelim, ilk göz ağrısıyım… Bir tanecik kızı…             Büyüdükçe daha da  iyi fark ediyorum, meğer biz ne çok şey paylaşmışız. Tabii ki baba- kız paylaşır. Ama bizim paylaştıklarımız bazen senin gözlerindeydi, bazen ise sessiz kalışında. Bazen kelimelerinde idi bazen ufacık bir hareketinde… Ben ilk düştüğümde kaldırıp yürütmeye çalışanda sendin, sonra kıyamayıp kucağına alanda… Biz çoğu zaman birbirimize belli etmeden gösterdik sevgimizi. Sarılamadık uzaktan baktık, konuşamadık başkalarına anlattık ama, hep çok kuvvetli idi bizim baba-kız bağımız.            Yeri geldi kilometreler girdi aramıza, yeri geldi söylenmemiş sözlerin tenhalığı. Ama ne olursa olsun “babam” deyince içimdeki tüm kederlerin yerini sıcacık sevgin aldı daima….             Ben ağlayarak yazıyorum bu mektubu ve eğer ben babamın kızıysam sende bu satırları okurken gözlerin dolu dolu okuyorsun. Akşam eve döndüğünde sarılacağın kızın şu an çok uzakta ama oğlun kollarını açmış seni bekliyor olacak…            İyi ki varsın ve iyi ki babamsın….             Seni çok seviyorum babacığım!             Babalar aslında en çok kızlarını severler. Ama inanmaz kimse buna “yalan” derler” imkansız” derler. Her nedense kimse çıkıp ta “neden?” demez. Nedendir bilir misiniz? Çünkü kız babası olmak, farklıdır, özeldir, bambaşka duygusallık verir babalara. Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında, tutamazlar gözyaşlarını.  Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak, bir kız iki evlat demektir. İki can birden sırtına yüklemek demektir. Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da… Bunu bildiklerinden babalar, onların üzerine daha da titrerler. Onlara her baktıklarında annelerini, bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren annelerini anımsarlar. Ama bir yandan da koruma içgüdülerine yenilirler. Kızlarına hiçbir şey olmasın, onlar hiç üzülmesin, gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler. O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar. Ama bir sevgilerini, bir bağlılıklarını asla gösteremezler, utanırlar. Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak, olarak öğretilmiştir onlara. Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek. Ama rolün dışına çıktıklarını düşünüp dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına… Bazen ağlamak isterler ama erkekler ağlamaz denmiştir onlara, yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını işte böylece her şeyi içine atarlar kız babaları, yansıtamazlar asla duygularını. Ama dayanamazlar, gece yarıları ve giderler o güzel kızlarının odalarına, uzun uzun bakarlar yüzlerine ve bir kez daha hayran olurlar o muhteşem güzelliklerine. Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar. İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar ve yavaşça güzel kızlarını öpüp “ iyi geceler” derler, derinden derinden.       Sen bize asla çatık kaşlı, gergin yüzlü, somurtkan bir baba olmadın. Belki herkes kendi babası için aynı şeyi söyler ama, benim için sen hayatım boyunca eşini benzerini göremeyeceğim ilk ve tek erkeksin. Sen benim babamsın canımdan çok sevdiğim, değer verdiğim babamsın. İyi ki varsın. Kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum çünkü sen varsın, aramızda kilometreler bile olsa dönüp geldiğimde sarılıp öpebileceğim babam hep orada. Hep de ol…      Seni çok seviyorum babacığım, doğum günün kutlu olsun…. Kızın” Rahmi Tamer Özçelik BABALAR VE KIZLARI makalesinden Not: Sizin konu hakkındaki düşünceleriniz neler? Yorumunuzu yazar mısınız Selâm ve dua ile Bülent ERTEKİN  
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.