Bülent ERTEKİN
Köşe Yazarı
Bülent ERTEKİN
 

Sancakkale: Zaferin Kalesi mi, İhmalin Mezarlığı mı?”

“Sancakkale: Zaferin Kalesi mi, İhmalin Mezarlığı mı?” Türkiye genelinde askerî bölgelerde bulunan kültür varlıkları kaderine terk edilmiş, adeta unutulmaya mahkûm edilmiştir. Demirbaş sayılmayan, araştırma izni verilmeyen, girişleri yasaklanan; konuşulması ve yazılması dahi istenmeyen bu tarihî miras, göz göre göre yok edilmektedir. Tahrip edilen, çalınan ve ihmal edilen her bir eserle birlikte aslında milletin hafızası silinmektedir. Bu vahim tabloyu İzmir örneği üzerinden okumak mümkündür. Sancakkale (Yenikale): Bir Milletin Hafızası Kilit Altında Balçova sınırlarında, Güney Deniz Saha Komutanlığı sorumluluğunda bulunan Sancakkale (Yenikale), 1656 yılında Köprülü Mehmet Paşa tarafından İzmir Körfezi’nin en stratejik noktasına inşa ettirilmiştir. Piri Reis’in haritasında “Sancakburnu” olarak geçen bu bölge, sadece bir kale değil; İzmir’in denizden kilidi olmuştur. Yabancı gemilerin vergi ödemeye mecbur bırakıldığı, Osmanlı bayrağını selamladığı bu kale; zamanla “Yenikale” ve “Sancakkale” adlarıyla anılmıştır. Öyle ki bu görkemli yapı, Alexandre Gabriel Decamps (1847) ve Raffaelle Corsini (1856) gibi Avrupalı ressamların eserlerine konu olmuştur. Ancak asıl önemini, Birinci Dünya Savaşı’nda göstermiştir. 5 Mart 1915’te İtilaf donanmasının İzmir’e yönelik saldırısı, Sancakkale’deki bataryalar ve döşenen mayınlarla püskürtülmüş; İngiliz ve Fransız donanmasına ağır kayıplar verdirilmiştir. İtilaf kuvvetleri, Çanakkale’den önce ilk yenilgiyi İzmir’de tatmıştır. Şehit düşen askerlerimiz ise Yenikale Şehitliği’ne defnedilmiştir. Fakat bugün gelinen noktada, bu şehitlerin bir kısmının mezarları olması gereken yerde değil, Narlıdere Şehitliği’ndedir. Bu durum, sadece bir ihmal değil; tarihe karşı işlenmiş açık bir sorumsuzluktur. Koruma Değil Tahribat: Kim Bu Hataların Sorumlusu? İzmir’de böylesine zengin bir tarihî mirasın sorumluluğunu taşıyan bazı askerî yöneticiler, konu tarih, sanat ve restorasyon olduğunda maalesef sınıfta kalmıştır. Yenikale’deki tarihî hamam ve anıt kaldırılmıştır. Tarihî yapılara, asla kabul edilemeyecek mimari müdahaleler yapılmıştır. Kendi evine yapılmasına izin verilmeyecek uygulamalar, devletin tarihî mirasına pervasızca uygulanmıştır. Bu, basit bir hata değil; bilinçsizliğin kurumsallaşmış hâlidir. Kayıp Kitabeler: Bir Dönemi Silme Girişimi mi? Emir Çaka Bey Askerî Rıhtımı’nda bulunan ve üzerinde Osmanlıca yazılar yer alan üç mermer kitabe, yıllarca görmezden gelinmiştir. Daha da vahimi, bu kitabelerin II. Abdülhamid dönemine ait olduğunun ortaya çıkmasının ardından ortadan kaybolmasıdır. Bu durum şu soruyu doğurmaktadır: Bu kitabeler kayboldu mu, yoksa bilinçli olarak mı yok edildi? Yetkililerin bu konuda sessiz kalması, şüpheleri daha da artırmaktadır. Yasakçı Zihniyet: “Girme, Sorma, Yazma!” Yenikale’de çekim yapmak isteyen kurumlara dahi sınırlı izin verilmiş; kalenin içi, camisi ve simgesel unsurları özellikle gizlenmiştir. Bu yaklaşım, güvenlik hassasiyeti değil; tarihi görünmez kılma çabasıdır. Oysa dünyada savaş alanları korunur, tanıtılır ve gelecek nesillere aktarılır. UNESCO’nun önerileri doğrultusunda Çanakkale bu şekilde düzenlenmiştir. Aynı yaklaşım neden Sancakkale için gösterilmemektedir? Şehitlikler: Emanet Sahipsiz mi? Yenikale Şehitliği’nde olması gereken şehit mezarlarının başka bir yerde bulunması, kitabelerdeki tarih hatalarının düzeltilmemesi ve alanın ihmal edilmesi büyük bir vefasızlıktır. Şehitlikler sadece taş yığını değildir; bir milletin onurudur, hafızasıdır, namusudur. Açık Çağrı: Ya Koruyacağız Ya Kaybedeceğiz! Askerî bölgelerdeki kültür varlıkları için Millî Savunma Bakanlığı bünyesinde özel bir birim kurulmalıdır. Sancakkale için “Tarihî Alan Başkanlığı” oluşturulmalıdır. Kayıp kitabelerin akıbeti açıklanmalıdır. Bugün susarsak, yarın anlatacak tarihimiz kalmayacaktır. Bu mesele sadece geçmiş meselesi değildir; gelecek meselesidir. Ve unutulmamalıdır: Tarihini koruyamayan milletler, yarınını başkalarının yazmasına mahkûmdur! Selâm ve dua ile. Bülent Ertekin
Ekleme Tarihi: 26 Mart 2026 -Perşembe

Sancakkale: Zaferin Kalesi mi, İhmalin Mezarlığı mı?”

“Sancakkale: Zaferin Kalesi mi, İhmalin Mezarlığı mı?” Türkiye genelinde askerî bölgelerde bulunan kültür varlıkları kaderine terk edilmiş, adeta unutulmaya mahkûm edilmiştir. Demirbaş sayılmayan, araştırma izni verilmeyen, girişleri yasaklanan; konuşulması ve yazılması dahi istenmeyen bu tarihî miras, göz göre göre yok edilmektedir. Tahrip edilen, çalınan ve ihmal edilen her bir eserle birlikte aslında milletin hafızası silinmektedir. Bu vahim tabloyu İzmir örneği üzerinden okumak mümkündür. Sancakkale (Yenikale): Bir Milletin Hafızası Kilit Altında Balçova sınırlarında, Güney Deniz Saha Komutanlığı sorumluluğunda bulunan Sancakkale (Yenikale), 1656 yılında Köprülü Mehmet Paşa tarafından İzmir Körfezi’nin en stratejik noktasına inşa ettirilmiştir. Piri Reis’in haritasında “Sancakburnu” olarak geçen bu bölge, sadece bir kale değil; İzmir’in denizden kilidi olmuştur. Yabancı gemilerin vergi ödemeye mecbur bırakıldığı, Osmanlı bayrağını selamladığı bu kale; zamanla “Yenikale” ve “Sancakkale” adlarıyla anılmıştır. Öyle ki bu görkemli yapı, Alexandre Gabriel Decamps (1847) ve Raffaelle Corsini (1856) gibi Avrupalı ressamların eserlerine konu olmuştur. Ancak asıl önemini, Birinci Dünya Savaşı’nda göstermiştir. 5 Mart 1915’te İtilaf donanmasının İzmir’e yönelik saldırısı, Sancakkale’deki bataryalar ve döşenen mayınlarla püskürtülmüş; İngiliz ve Fransız donanmasına ağır kayıplar verdirilmiştir. İtilaf kuvvetleri, Çanakkale’den önce ilk yenilgiyi İzmir’de tatmıştır. Şehit düşen askerlerimiz ise Yenikale Şehitliği’ne defnedilmiştir. Fakat bugün gelinen noktada, bu şehitlerin bir kısmının mezarları olması gereken yerde değil, Narlıdere Şehitliği’ndedir. Bu durum, sadece bir ihmal değil; tarihe karşı işlenmiş açık bir sorumsuzluktur. Koruma Değil Tahribat: Kim Bu Hataların Sorumlusu? İzmir’de böylesine zengin bir tarihî mirasın sorumluluğunu taşıyan bazı askerî yöneticiler, konu tarih, sanat ve restorasyon olduğunda maalesef sınıfta kalmıştır. Yenikale’deki tarihî hamam ve anıt kaldırılmıştır. Tarihî yapılara, asla kabul edilemeyecek mimari müdahaleler yapılmıştır. Kendi evine yapılmasına izin verilmeyecek uygulamalar, devletin tarihî mirasına pervasızca uygulanmıştır. Bu, basit bir hata değil; bilinçsizliğin kurumsallaşmış hâlidir. Kayıp Kitabeler: Bir Dönemi Silme Girişimi mi? Emir Çaka Bey Askerî Rıhtımı’nda bulunan ve üzerinde Osmanlıca yazılar yer alan üç mermer kitabe, yıllarca görmezden gelinmiştir. Daha da vahimi, bu kitabelerin II. Abdülhamid dönemine ait olduğunun ortaya çıkmasının ardından ortadan kaybolmasıdır. Bu durum şu soruyu doğurmaktadır: Bu kitabeler kayboldu mu, yoksa bilinçli olarak mı yok edildi? Yetkililerin bu konuda sessiz kalması, şüpheleri daha da artırmaktadır. Yasakçı Zihniyet: “Girme, Sorma, Yazma!” Yenikale’de çekim yapmak isteyen kurumlara dahi sınırlı izin verilmiş; kalenin içi, camisi ve simgesel unsurları özellikle gizlenmiştir. Bu yaklaşım, güvenlik hassasiyeti değil; tarihi görünmez kılma çabasıdır. Oysa dünyada savaş alanları korunur, tanıtılır ve gelecek nesillere aktarılır. UNESCO’nun önerileri doğrultusunda Çanakkale bu şekilde düzenlenmiştir. Aynı yaklaşım neden Sancakkale için gösterilmemektedir? Şehitlikler: Emanet Sahipsiz mi? Yenikale Şehitliği’nde olması gereken şehit mezarlarının başka bir yerde bulunması, kitabelerdeki tarih hatalarının düzeltilmemesi ve alanın ihmal edilmesi büyük bir vefasızlıktır. Şehitlikler sadece taş yığını değildir; bir milletin onurudur, hafızasıdır, namusudur. Açık Çağrı: Ya Koruyacağız Ya Kaybedeceğiz! Askerî bölgelerdeki kültür varlıkları için Millî Savunma Bakanlığı bünyesinde özel bir birim kurulmalıdır. Sancakkale için “Tarihî Alan Başkanlığı” oluşturulmalıdır. Kayıp kitabelerin akıbeti açıklanmalıdır. Bugün susarsak, yarın anlatacak tarihimiz kalmayacaktır. Bu mesele sadece geçmiş meselesi değildir; gelecek meselesidir. Ve unutulmamalıdır: Tarihini koruyamayan milletler, yarınını başkalarının yazmasına mahkûmdur! Selâm ve dua ile. Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.