Sarsılan Güven Kimin Güveni?
Sarsılan Güven Kimin Güveni?
Bir süredir aynı cümleleri duyuyoruz:
“Haluk Levent hepimizi kandırdı.” “Hepimiz şoktayız.”
“Bütün millet şaşkın.”
“Toplumun güveni sarsıldı.”
Bu cümleleri kuranlara bir itirazım var:
Lütfen kendi adınıza konuşun!!!
Hayır!!!,
Hepimiz kandırılmadık.
Hepimiz şokta değiliz.
Hepimiz şaşırmadık.
Bütün milletin güveni de sarsılmadı.
Çünkü bazı insanlar, yıllardır şahıslara değil ilkelere güvenilmesi gerektiğini söylüyordu.
Bazıları, kişileri kusursuz kahramanlar ilan etmenin bir gün ağır hayal kırıklıkları doğuracağını hatırlatıyordu.
Bazıları ise alkışların gürültüsüne kapılıp insanları dokunulmaz birer put hâline getirmenin tehlikesine dikkat çekiyordu.
Ne yazık ki bugün yaşanan tartışmaların merkezinde, bir kişinin yaptığı ya da yapmadığı şeyden çok daha büyük bir sorun var: İnsanları sorgulanamaz hâle getirme alışkanlığı...
Bir sanatçıyı, bir aktivisti, bir siyasetçiyi ya da herhangi bir kamu figürünü eleştiriden muaf tutarsanız; ona duyduğunuz hayranlığı aklınızın önüne geçirirseniz, günün sonunda yaşadığınız hayal kırıklığının sorumlusu sadece o kişi olmaz. Biraz da onu kusursuz ilan eden bakış açısı olur.
Şimdi çıkıp “Bütün milletin güveni sarsıldı” diyorlar.
Hayır!!!
Sarsılan, şahıslara sınırsız güven duyanların güvenidir. Devletin kurumlarına, hukukun işleyişine ve hesap verilebilirliğe inananların güveni ise yerindedir. Çünkü bizler hiçbir zaman insanları hatasız görmedik. Hiç kimseyi eleştirilemez kabul etmedik. Hiç kimseyi sorgulanamaz bir makamın sahibi olarak görmedik.
Bu yüzden bugün şaşırmıyoruz.
Çünkü insanı insan yapan şey hata yapabilmesidir. Şaşırdığımız nokta ise, her olayda yeni bir kahraman üretip ardından onun yıkılışını seyretmeyi alışkanlık hâline getiren toplumsal hafızamızdır.
Asıl sorgulanması gereken de budur:
Neden sürekli kişilere inanıyor, ilkelere değil?
Neden kurumları değil, kahramanları kutsuyoruz?
Ve neden her hayal kırıklığından sonra aynı cümleyi tekrar ediyoruz:
“Bizi kandırdılar...”
Belki de artık şu gerçeği kabul etmenin zamanı gelmiştir:
Bizi kandıranlar kadar, sorgulamadan inananlar da bu döngünün bir parçasıdır.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 07 Ağustos 2026 -Cuma
Sarsılan Güven Kimin Güveni?
Sarsılan Güven Kimin Güveni?
Bir süredir aynı cümleleri duyuyoruz:
“Haluk Levent hepimizi kandırdı.” “Hepimiz şoktayız.”
“Bütün millet şaşkın.”
“Toplumun güveni sarsıldı.”
Bu cümleleri kuranlara bir itirazım var:
Lütfen kendi adınıza konuşun!!!
Hayır!!!,
Hepimiz kandırılmadık.
Hepimiz şokta değiliz.
Hepimiz şaşırmadık.
Bütün milletin güveni de sarsılmadı.
Çünkü bazı insanlar, yıllardır şahıslara değil ilkelere güvenilmesi gerektiğini söylüyordu.
Bazıları, kişileri kusursuz kahramanlar ilan etmenin bir gün ağır hayal kırıklıkları doğuracağını hatırlatıyordu.
Bazıları ise alkışların gürültüsüne kapılıp insanları dokunulmaz birer put hâline getirmenin tehlikesine dikkat çekiyordu.
Ne yazık ki bugün yaşanan tartışmaların merkezinde, bir kişinin yaptığı ya da yapmadığı şeyden çok daha büyük bir sorun var: İnsanları sorgulanamaz hâle getirme alışkanlığı...
Bir sanatçıyı, bir aktivisti, bir siyasetçiyi ya da herhangi bir kamu figürünü eleştiriden muaf tutarsanız; ona duyduğunuz hayranlığı aklınızın önüne geçirirseniz, günün sonunda yaşadığınız hayal kırıklığının sorumlusu sadece o kişi olmaz. Biraz da onu kusursuz ilan eden bakış açısı olur.
Şimdi çıkıp “Bütün milletin güveni sarsıldı” diyorlar.
Hayır!!!
Sarsılan, şahıslara sınırsız güven duyanların güvenidir. Devletin kurumlarına, hukukun işleyişine ve hesap verilebilirliğe inananların güveni ise yerindedir. Çünkü bizler hiçbir zaman insanları hatasız görmedik. Hiç kimseyi eleştirilemez kabul etmedik. Hiç kimseyi sorgulanamaz bir makamın sahibi olarak görmedik.
Bu yüzden bugün şaşırmıyoruz.
Çünkü insanı insan yapan şey hata yapabilmesidir. Şaşırdığımız nokta ise, her olayda yeni bir kahraman üretip ardından onun yıkılışını seyretmeyi alışkanlık hâline getiren toplumsal hafızamızdır.
Asıl sorgulanması gereken de budur:
Neden sürekli kişilere inanıyor, ilkelere değil?
Neden kurumları değil, kahramanları kutsuyoruz?
Ve neden her hayal kırıklığından sonra aynı cümleyi tekrar ediyoruz:
“Bizi kandırdılar...”
Belki de artık şu gerçeği kabul etmenin zamanı gelmiştir:
Bizi kandıranlar kadar, sorgulamadan inananlar da bu döngünün bir parçasıdır.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
