TÜRK TURİSTLER F-35’İN PARASINI MI ÖDEDİ?
TÜRK TURİSTLER F-35’İN PARASINI MI ÖDEDİ?
Asıl sorulması gereken soru bu!
Öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum:
“Türk turistler sayesinde F-35’in parasını ödedik.”
Bu başlığı ben atmadım.
Şayet bu cümleyi ben söylemiş olsaydım, hiç şüphem yok ki sosyal medyada linç edilmek için hakkımda kim bilir neler söylenirdi. Belki de sözlerim bağlamından koparılır, türlü hakaretlere maruz kalırdım.
Ama tekrar ediyorum:
Bu söz bana ait değil. Söylemedim, söylemem de.
Peki o hâlde bu söz nereden çıktı?
Gelin, birlikte bakalım.
Midilli’nin kalabalık çarşı ve yaya sokaklarını gösteren görüntüler üzerinden, bir Yunan vatandaşının Türk turistleri işaret ederek şu yorumu yaptığı aktarılıyor:
“Midilli’ye akın akın gelen Türk turistler sayesinde ilk F-35 savaş uçağının parasını ödedik. Sıra ikincide.”
Şimdi bir kez daha düşünelim.
Ne dedi?
Ne dedi?
“Türk turistler sayesinde ilk F-35’in parasını ödedik.”
Bu cümle elbette bir kişinin yorumu. Buradan bütün Yunan halkına yönelik genelleme yapmak doğru olmaz. Ancak sözün işaret ettiği ekonomik gerçeklik ve ortaya koyduğu ironi üzerinde düşünmek de gerekir.
YUNAN ADALARINDA TATİL KUYRUKLARI
Bugün Türk vatandaşlarının Yunan adalarına yaptığı turistik ziyaretler önemli bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor.
Biz ise bazen bu tabloyu yalnızca bir tatil hatırası olarak görüyoruz.
Midilli’de çekilen fotoğraflar…
Rodos sokaklarında yapılan paylaşımlar…
“Ne güzel bir tatil yaptık” mesajları…
Ve sosyal medyada Yunan adalarının adeta ücretsiz tanıtımına dönüşen paylaşımlar…
Elbette herkes istediği yere seyahat edebilir. Tatil yapmak, gezmek, görmek ve farklı kültürleri tanımak kişisel bir tercihtir.
Fakat insanın kendi ülkesinin ekonomik gücünü, turizm potansiyelini ve sahip olduğu güzellikleri de aynı ölçüde düşünmesi gerekmez mi?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bir tarafta Türk turistlerin harcadığı paradan ekonomik fayda sağlayan bir turizm sektörü…
Diğer tarafta ise aynı ülkenin savunma harcamaları ve Türkiye ile yaşadığı tarihsel ve güncel sorunlar…
Ve bütün bunların ortasında, bizim sosyal medya hesaplarımızdan yapılan ücretsiz tanıtımlar…
Hiç düşündünüz mü?
Biz paramızı harcarken, başkalarının ekonomisine katkı sağlarken, kendi memleketimizin turizm değerlerini ne kadar tanıtıyor ve destekliyoruz?
MİDİLLİ’DEKİ FOTOĞRAFIN ÖTESİNİ GÖRMEK
“Midilli’de geçen güzel günlerimiz…”
“Deniz ve mehtap sordular seni, neredesin?”
Fotoğraflar, videolar, restoranlar, sokaklar, deniz manzaraları…
Bunların hepsi elbette birer hatıra olabilir.
Ancak bazen bir fotoğrafın arkasındaki ekonomik tabloyu da görmek gerekir.
Çünkü turizm yalnızca deniz, güneş, eğlence ve fotoğraftan ibaret değildir.
Turizm aynı zamanda ekonomidir.
Ekonomi ise ülkelerin gücüyle doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle mesele, “Yunanistan’a giden herkes yanlış yapıyor” demek değildir.
Mesele şudur:
Kendi ülkemizin güzelliklerini, kendi şehirlerimizin turizm potansiyelini ve kendi esnafımızı ne kadar destekliyoruz?
İzmir’den Antalya’ya…
Muğla’dan Çanakkale’ye…
Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya…
Kapadokya’dan Doğu Anadolu’ya kadar bu ülkenin her köşesinde görülmeye değer sayısız güzellik var.
Öyleyse neden kendi memleketimizin güzelliklerini keşfetmek, tanıtmak ve ekonomisine katkı sağlamak için daha fazla çaba göstermeyelim?
BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM…
Kimseyi hedef almak, kimsenin seyahat özgürlüğünü sorgulamak gibi bir niyetim yok.
Benim derdim başka.
Farkındalık.
Bazen başkasının kapısındaki güzelliğe hayran kalırken kendi evimizin güzelliklerini görmezden geliyoruz.
Oysa bu ülke bizim.
Bu şehirler bizim.
Bu toprakların tarihi, kültürü, denizi, dağı, ovası ve insanı bizim.
Ve belki de artık sosyal medyada her gördüğümüz güzel görüntünün peşinden gitmeden önce kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Ben kendi memleketimin güzelliklerini ne kadar tanıyorum?”
Bir başka ülkeye gittiğimizde gördüğümüz güzellikleri paylaşalım.
Ama kendi ülkemizin güzelliklerini de unutmayalım.
Yunan adalarının reklamını yaparken Türkiye’nin güzelliklerini ikinci plana atmayalım.
Çünkü mesele sadece bir tatil meselesi değildir.
Mesele, paranın nereye aktığı kadar; gönlümüzün, emeğimizin ve ilgimizin nereye yöneldiği meselesidir.
Hiç değilse bu haberi okuduktan sonra bir kez de kendi kendimize söyleyelim:
“Bir başkadır benim memleketim.”
Ve sonra çıkıp kendi ülkemizin güzelliklerini keşfedelim.
Çünkü dört mevsimi, tarihi, kültürü, denizi, yaylası, dağı ve eşsiz şehirleriyle Türkiye gerçekten keşfedilmeyi bekleyen büyük bir hazinedir.
Kendi memleketimizin kıymetini bilelim.
Kendi güzelliklerimize sahip çıkalım.
Kendi insanımızın emeğine katkı sunalım.
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 24 Eylül 2026 -Perşembe
TÜRK TURİSTLER F-35’İN PARASINI MI ÖDEDİ?
TÜRK TURİSTLER F-35’İN PARASINI MI ÖDEDİ?
Asıl sorulması gereken soru bu!
Öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum:
“Türk turistler sayesinde F-35’in parasını ödedik.”
Bu başlığı ben atmadım.
Şayet bu cümleyi ben söylemiş olsaydım, hiç şüphem yok ki sosyal medyada linç edilmek için hakkımda kim bilir neler söylenirdi. Belki de sözlerim bağlamından koparılır, türlü hakaretlere maruz kalırdım.
Ama tekrar ediyorum:
Bu söz bana ait değil. Söylemedim, söylemem de.
Peki o hâlde bu söz nereden çıktı?
Gelin, birlikte bakalım.
Midilli’nin kalabalık çarşı ve yaya sokaklarını gösteren görüntüler üzerinden, bir Yunan vatandaşının Türk turistleri işaret ederek şu yorumu yaptığı aktarılıyor:
“Midilli’ye akın akın gelen Türk turistler sayesinde ilk F-35 savaş uçağının parasını ödedik. Sıra ikincide.”
Şimdi bir kez daha düşünelim.
Ne dedi?
Ne dedi?
“Türk turistler sayesinde ilk F-35’in parasını ödedik.”
Bu cümle elbette bir kişinin yorumu. Buradan bütün Yunan halkına yönelik genelleme yapmak doğru olmaz. Ancak sözün işaret ettiği ekonomik gerçeklik ve ortaya koyduğu ironi üzerinde düşünmek de gerekir.
YUNAN ADALARINDA TATİL KUYRUKLARI
Bugün Türk vatandaşlarının Yunan adalarına yaptığı turistik ziyaretler önemli bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor.
Biz ise bazen bu tabloyu yalnızca bir tatil hatırası olarak görüyoruz.
Midilli’de çekilen fotoğraflar…
Rodos sokaklarında yapılan paylaşımlar…
“Ne güzel bir tatil yaptık” mesajları…
Ve sosyal medyada Yunan adalarının adeta ücretsiz tanıtımına dönüşen paylaşımlar…
Elbette herkes istediği yere seyahat edebilir. Tatil yapmak, gezmek, görmek ve farklı kültürleri tanımak kişisel bir tercihtir.
Fakat insanın kendi ülkesinin ekonomik gücünü, turizm potansiyelini ve sahip olduğu güzellikleri de aynı ölçüde düşünmesi gerekmez mi?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bir tarafta Türk turistlerin harcadığı paradan ekonomik fayda sağlayan bir turizm sektörü…
Diğer tarafta ise aynı ülkenin savunma harcamaları ve Türkiye ile yaşadığı tarihsel ve güncel sorunlar…
Ve bütün bunların ortasında, bizim sosyal medya hesaplarımızdan yapılan ücretsiz tanıtımlar…
Hiç düşündünüz mü?
Biz paramızı harcarken, başkalarının ekonomisine katkı sağlarken, kendi memleketimizin turizm değerlerini ne kadar tanıtıyor ve destekliyoruz?
MİDİLLİ’DEKİ FOTOĞRAFIN ÖTESİNİ GÖRMEK
“Midilli’de geçen güzel günlerimiz…”
“Deniz ve mehtap sordular seni, neredesin?”
Fotoğraflar, videolar, restoranlar, sokaklar, deniz manzaraları…
Bunların hepsi elbette birer hatıra olabilir.
Ancak bazen bir fotoğrafın arkasındaki ekonomik tabloyu da görmek gerekir.
Çünkü turizm yalnızca deniz, güneş, eğlence ve fotoğraftan ibaret değildir.
Turizm aynı zamanda ekonomidir.
Ekonomi ise ülkelerin gücüyle doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle mesele, “Yunanistan’a giden herkes yanlış yapıyor” demek değildir.
Mesele şudur:
Kendi ülkemizin güzelliklerini, kendi şehirlerimizin turizm potansiyelini ve kendi esnafımızı ne kadar destekliyoruz?
İzmir’den Antalya’ya…
Muğla’dan Çanakkale’ye…
Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya…
Kapadokya’dan Doğu Anadolu’ya kadar bu ülkenin her köşesinde görülmeye değer sayısız güzellik var.
Öyleyse neden kendi memleketimizin güzelliklerini keşfetmek, tanıtmak ve ekonomisine katkı sağlamak için daha fazla çaba göstermeyelim?
BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM…
Kimseyi hedef almak, kimsenin seyahat özgürlüğünü sorgulamak gibi bir niyetim yok.
Benim derdim başka.
Farkındalık.
Bazen başkasının kapısındaki güzelliğe hayran kalırken kendi evimizin güzelliklerini görmezden geliyoruz.
Oysa bu ülke bizim.
Bu şehirler bizim.
Bu toprakların tarihi, kültürü, denizi, dağı, ovası ve insanı bizim.
Ve belki de artık sosyal medyada her gördüğümüz güzel görüntünün peşinden gitmeden önce kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Ben kendi memleketimin güzelliklerini ne kadar tanıyorum?”
Bir başka ülkeye gittiğimizde gördüğümüz güzellikleri paylaşalım.
Ama kendi ülkemizin güzelliklerini de unutmayalım.
Yunan adalarının reklamını yaparken Türkiye’nin güzelliklerini ikinci plana atmayalım.
Çünkü mesele sadece bir tatil meselesi değildir.
Mesele, paranın nereye aktığı kadar; gönlümüzün, emeğimizin ve ilgimizin nereye yöneldiği meselesidir.
Hiç değilse bu haberi okuduktan sonra bir kez de kendi kendimize söyleyelim:
“Bir başkadır benim memleketim.”
Ve sonra çıkıp kendi ülkemizin güzelliklerini keşfedelim.
Çünkü dört mevsimi, tarihi, kültürü, denizi, yaylası, dağı ve eşsiz şehirleriyle Türkiye gerçekten keşfedilmeyi bekleyen büyük bir hazinedir.
Kendi memleketimizin kıymetini bilelim.
Kendi güzelliklerimize sahip çıkalım.
Kendi insanımızın emeğine katkı sunalım.
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
