Emine AYDEMİR
Köşe Yazarı
Emine AYDEMİR
 

BAYEZİD-İ BİSTAMİ HZ

BAYEZİD-İ BİSTAMİ HZ Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin hayatı ve sözleri, Hz Pir Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin eserlerinde sıkça ve muhabbetle geçer. İmam Gazâlî, Seyyid Abdülkadir Geylânî, Muhyiddin Arabî, Feridüddîn-i Attâr Hazretleri gibi dünyanın bildiği ve sevdiği pek çok İslâm âlimi, Bistâmî Hazretlerinden övgü ile bahseder. Tasavvufta dört şey, dört mübarek insanda sembol olmuştur, bu nedenle Zühd-ü Cüneyt, Terk-i İbrahim, İrfan-ı Bayezid, Aşk-ı Mevlana denmektedir. Zahidlik deyince akla Cüneyd-i Bağdadi hz gelir, Terk denilince İbrahim Ethem hz gönle düşer, İrfan denilince Bayezid-i Bistami hz yürekleri titretir, Aşk deyince akla gelen zat da, Hz Pir Mevlana’dır. İrfan, Yüce Allah’ı tanımak anlamındadır. Ancak akıl, mantık veya delillerle tanımak şekliyle değil, aksine kalbi bir şekilde, O’nun (cc) varlığını, sıfatlarını, fiillerini kalbinin derinliklerinde görerek, hissederek, yaşayarak tanımak anlamındadır. Aynı zamanda eşyanın hakikatine tefekkür, keşif ve ilham yoluyla vakıf olmada bu kavram içindedir. Bayezid-i Bistami hz buyurur; “İlk hacca gittiğimde sadece Kabe’yi gördüm. İkinci gidişimde hem Kabe’yi hem Kabe’nin Rabbi’ni gördüm. Üçüncü gidişimde ise sadece Kabe’nin Rabbi’ni gördüm.” Hakiki zühde üç fasılda erdiğini ifade eden Bayezid hz; “Birinci fasılda dünya ve içindekilere, ikinci fasılda ahiret ve içindekilere, üçüncü fasılda ise Allah Teala’dan gayri herşeye karşı zahid oldum, onları gönlümden çıkardım.” buyurur. Bayezid-i Bistami hz türbesi, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinin merkezine dört kilometre mesafede bir tepenin üzerindedir. Ciğerimizi yakan son depremlerde maalesef ağır hasar almış olan türbede, sandukalar ve çilehane ibretlik şekilde sağlam kalmıştır. Yaşadığı yerlerde asla kıtlık görülmeyen ve Cüneydi Bağdâdî Hazretlerinin; “Bayezid’in bizim içimizdeki yeri melekler arasında Cebrâil’in yeri gibidir” benzetmesi ile anlattığı bu büyük Allah dostunu biraz daha yakından tanıyalım. Sultanü’l Arifin, Seyyidi Arifan, Pir’i Bistam sıfatlarına sahip Ebu Yezid Tayfur bin İsa hz, miladi 777 senesinde Bistam’da (1) dünyaya geldi. Harikulade halleri, daha doğmadan başlamıştı. Annesi, ne zaman ağzına şüpheli bir lokma alacak olsa bebek tekmelemeye başlar, annesi lokmayı ağzından çıkarıncaya kadar bu hareketi devam ederdi. Büyük mutasavvıflardan Şakik-ı Belhi hz, vaazı sırasında, kendini çocuk hali ile pür edep dinleyen Bistami hz’ni göstererek; “Bu çocuk ilerde maneviyat ricalinden bir yiğit olacak!” buyurmuştur. Çok zeki, edepli ve nur yüzlü olan bu çocuk küçük yaşta Kuranı Kerim okumaya başlamıştı. “Ey örtünüp bürünen! Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl!” ayeti kerimesine gelince babasına; - “Babacığım Cenabı Hak burada kime hitap ediyor?” diye sordu. O da: - “Yavrucuğum, Cenabı Hak burada Rasulullah s.a.v Efendimizi kast ediyor. Rabbimiz daha sonra Taha Suresinde bu hükmü hafifletti.” dedi. Çocuk okumaya devam edince, (Rasulüm!)Sen’in gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ayakta ibadetle geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü takdir eden ancak Allah Teala’dır… ayeti kerimesine geldi: - “Babacığım, ben gece ibadete kalkan bir grup insandan bahsedildiğini işitiyorum!” dedi. Babası: - “Evet yavrum, onlar Rasulullah s.a.v Efendimiz’in ashabıdır.” dedi. Bunun üzerine çocuk: - “Babacığım, Rasulullah s.a.v ile ashabının yaptığı birşeyi terk etmekte ne hayr olabilir ki?” dedi. O günden sonra babası gecelerini ibadetle geçirmeye başladı. Bir gece çocuk uyandı ve: - “Babacığım, bana da namazı talim et ki seninle birlikte namaz kılayım!” dedi. Babası ise: - “Uyu, sen daha küçüksün!” dedi. Çocuk şu karşılığı verdi: - “Babacığım, kıyamet günü insanlar amellerini görmek için mezarlarından fırlayıp bölük bölük huzuru ilahiye vardıkları zaman, Rabbim c.c bana; - “Dünya hayatında ne amel işledin ey kulum?” diye sorduğunda, ben de: - “Ey Rabbim! Babama; bana namazı öğret, seninle birlikte namaz kılayım!” dedim, o ise bana “Uyu, sen daha küçüksün!” dedi diyeceğim. Bunun üzerine babası: - “Hayır, vallahi böyle söylemeni istemem!” dedi ve oğluna namazı talim etti. Bundan sonra Bayezid hz de çocuk yaşta olmasına rağmen geceleri hep kalkar ve teheccüd namazı kılardı. Derin kavrayışı ile Kuran ve sünnetten zerre kadar taviz vermeyen, şüphelilerden uzak duran Bistami hz’nin hassasiyeti, çocukluğunda başlayıp ömrü boyunca devam etmiştir ve tüm müminlere örnek olmuştur. Hayatı boyunca insanlara güzel ahlakın, teheccüdün ve salavatın önemini anlatan Mübareğin yüzbinden fazla talebesi vardır. Bayezid-i Bistami hz’nin yaratılanlara şefkat ve merhameti öyle çoktu ki, onların ızdırabını kendi ızdırabı bilirdi. Bir gün fena halde dövülmüş bir merkep gördü. Öyle ki hayvan kan revan içinde yerde yatıyordu. O kadar üzüldü ki onunda vücudundan aşağı doğru kanlar akmaya başladı. Şüphesiz ki bu hal, şefkat nazarıyla mahlukata bakışın zirve noktasıdır. İlahi Aşk ve feyiz ile dolu olan Bistami hz, Allah Tealayı zikrederken büyük bir vecd ve istiğrak hali yaşar kendini kaybederdi. Bu hal sırasında dilinden dökülen bazı cümleleri etrafındakiler anlayamamış ve yanlış ithamlarda bulunmuşlardır. Manevi hayatının merhalelerini temsili bir ifadeyle Bistami hz şöyle izah etmiştir: “On iki yıl nefsimin demircisi oldum. Onu riyazat körüğüne koyup mücahede ateşiyle kızarttım. Kınama örsüne koyup melamet ve mahviyet çekiciyle dövdüm. Sonra beş yıl nefsimin aynası oldum. Yani onu murakabeye aldım. Türlü türlü ibadet ve taat ile bu aynayı cilaladım. Sonra bir yıl ibret gözüyle baktım ve ruhumda, gururdan, ibadetlerime güvenmekten ve amelimi beğenmekten meydana gelen büyük bir iptilanın mevcut olduğunu gördüm. Bu musibeti kesip atmak için beş yıl daha gayret ettim ve nihayet imanım kemale erdi, İslam’ın o ruhani lezzetine yeniden nail oldum.” Bayezid-i Bistami hz buyurur; “Kendisine kerametler verilmiş, hatta havada bağdaş kurup oturan birini görseniz bile, hemen ona aldanmayın! İlahi emir ve nehiylere riayet ediyor mu, ilahi hudutları muhafaza ediyor mu, şer’i hükümleri hakkıyla eda ediyor mu, ona bakınız. Kulluk hayatında mühim olan, keramete ulaşmak değil, Kerim olan Cenabı Hakk’a vasıl olmaktır. Asıl keramet “istikameti muhafaza” etmektir.” Allah’ın lütfu ikramı ile sayısız keramete sahip Bistami hz’ne bir gün: -Efendim siz su üstünde yürüyormuşsunuz! dediler. Hazret ise; Bir çöp de su üstünde yüzer, cevabını verdi. -Havada uçuyormuşsunuz! dediler. Kuş da havada uçar, buyurdu. -Bir gece de Kabe’ye gidiyormuşsunuz! dediler. Bir cin veya şeytan da bir gece de Hindistan’dan Demavend’e gidiyor, buyurdu. -Peki o halde gönül erlerinin işi nedir? diye sual edilince; Allah Teala’dan başkasına gönül bağlamamak! karşılığını verdi. Rabbimizi şanına layık şekilde zikredememenin verdiği üzüntüyü her daim gösteren Bistami hz şöyle buyurur: “Otuz senedir her namaz kılarken kendimi, nefsani arzularını hakkıyla bertaraf edememiş bir zavallı gibi hissettim” Rasulullah s.a.v ile sıkça görüşen ender Allah dostlarındandır. Talebeleri ile yürüyerek yaptığı hac yolculuğunda, Medine-i Münevvere’ye geldiklerinde Mescidi Nebi’nin avlusunda Efendimiz s.a.v ve sahabelerini karşılarında gören talebelerinin bir kısmı hayret ve sevinç ile yıllarca konuşamamışlardır. Bayezid-i Bistami hz, Abbasiler döneminde Kırıkhan İlçesi’ne gelip, çilehanesinde ibadet ederek yaşadı. Miladi 848 senesinde Hakk’a kavuştu. Hayatı boyunca yaptığı gibi son nefesinde de Allah’ı (cc) zikrediyordu. Allah şefaatlerine nail eylesin. Tez vakitte huzuruna varmayı, ziyaret edebilmeyi, duasını alabilmeyi nasip etsin. Aminn.. Muhabbetle.. Emine Aydemir (1) Bistam: İran’da Tahran’ın 410 km doğusunda tepelerde kurulmuş bir kasabadır. Kaynaklar: Osman Nuri Topbaş, Bayezid-i Bistami (Hak Dostlarından Hikmetler) Fatih Çıtlak, Huzur Defteri Tezkiretül Evliya, Feridüddin-i Attar
Ekleme Tarihi: 11 Mayıs 2023 - Perşembe

BAYEZİD-İ BİSTAMİ HZ

BAYEZİD-İ BİSTAMİ HZ Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin hayatı ve sözleri, Hz Pir Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin eserlerinde sıkça ve muhabbetle geçer. İmam Gazâlî, Seyyid Abdülkadir Geylânî, Muhyiddin Arabî, Feridüddîn-i Attâr Hazretleri gibi dünyanın bildiği ve sevdiği pek çok İslâm âlimi, Bistâmî Hazretlerinden övgü ile bahseder. Tasavvufta dört şey, dört mübarek insanda sembol olmuştur, bu nedenle Zühd-ü Cüneyt, Terk-i İbrahim, İrfan-ı Bayezid, Aşk-ı Mevlana denmektedir. Zahidlik deyince akla Cüneyd-i Bağdadi hz gelir, Terk denilince İbrahim Ethem hz gönle düşer, İrfan denilince Bayezid-i Bistami hz yürekleri titretir, Aşk deyince akla gelen zat da, Hz Pir Mevlana’dır. İrfan, Yüce Allah’ı tanımak anlamındadır. Ancak akıl, mantık veya delillerle tanımak şekliyle değil, aksine kalbi bir şekilde, O’nun (cc) varlığını, sıfatlarını, fiillerini kalbinin derinliklerinde görerek, hissederek, yaşayarak tanımak anlamındadır. Aynı zamanda eşyanın hakikatine tefekkür, keşif ve ilham yoluyla vakıf olmada bu kavram içindedir. Bayezid-i Bistami hz buyurur; “İlk hacca gittiğimde sadece Kabe’yi gördüm. İkinci gidişimde hem Kabe’yi hem Kabe’nin Rabbi’ni gördüm. Üçüncü gidişimde ise sadece Kabe’nin Rabbi’ni gördüm.” Hakiki zühde üç fasılda erdiğini ifade eden Bayezid hz; “Birinci fasılda dünya ve içindekilere, ikinci fasılda ahiret ve içindekilere, üçüncü fasılda ise Allah Teala’dan gayri herşeye karşı zahid oldum, onları gönlümden çıkardım.” buyurur. Bayezid-i Bistami hz türbesi, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinin merkezine dört kilometre mesafede bir tepenin üzerindedir. Ciğerimizi yakan son depremlerde maalesef ağır hasar almış olan türbede, sandukalar ve çilehane ibretlik şekilde sağlam kalmıştır. Yaşadığı yerlerde asla kıtlık görülmeyen ve Cüneydi Bağdâdî Hazretlerinin; “Bayezid’in bizim içimizdeki yeri melekler arasında Cebrâil’in yeri gibidir” benzetmesi ile anlattığı bu büyük Allah dostunu biraz daha yakından tanıyalım. Sultanü’l Arifin, Seyyidi Arifan, Pir’i Bistam sıfatlarına sahip Ebu Yezid Tayfur bin İsa hz, miladi 777 senesinde Bistam’da (1) dünyaya geldi. Harikulade halleri, daha doğmadan başlamıştı. Annesi, ne zaman ağzına şüpheli bir lokma alacak olsa bebek tekmelemeye başlar, annesi lokmayı ağzından çıkarıncaya kadar bu hareketi devam ederdi. Büyük mutasavvıflardan Şakik-ı Belhi hz, vaazı sırasında, kendini çocuk hali ile pür edep dinleyen Bistami hz’ni göstererek; “Bu çocuk ilerde maneviyat ricalinden bir yiğit olacak!” buyurmuştur. Çok zeki, edepli ve nur yüzlü olan bu çocuk küçük yaşta Kuranı Kerim okumaya başlamıştı. “Ey örtünüp bürünen! Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl!” ayeti kerimesine gelince babasına; - “Babacığım Cenabı Hak burada kime hitap ediyor?” diye sordu. O da: - “Yavrucuğum, Cenabı Hak burada Rasulullah s.a.v Efendimizi kast ediyor. Rabbimiz daha sonra Taha Suresinde bu hükmü hafifletti.” dedi. Çocuk okumaya devam edince, (Rasulüm!)Sen’in gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ayakta ibadetle geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü takdir eden ancak Allah Teala’dır… ayeti kerimesine geldi: - “Babacığım, ben gece ibadete kalkan bir grup insandan bahsedildiğini işitiyorum!” dedi. Babası: - “Evet yavrum, onlar Rasulullah s.a.v Efendimiz’in ashabıdır.” dedi. Bunun üzerine çocuk: - “Babacığım, Rasulullah s.a.v ile ashabının yaptığı birşeyi terk etmekte ne hayr olabilir ki?” dedi. O günden sonra babası gecelerini ibadetle geçirmeye başladı. Bir gece çocuk uyandı ve: - “Babacığım, bana da namazı talim et ki seninle birlikte namaz kılayım!” dedi. Babası ise: - “Uyu, sen daha küçüksün!” dedi. Çocuk şu karşılığı verdi: - “Babacığım, kıyamet günü insanlar amellerini görmek için mezarlarından fırlayıp bölük bölük huzuru ilahiye vardıkları zaman, Rabbim c.c bana; - “Dünya hayatında ne amel işledin ey kulum?” diye sorduğunda, ben de: - “Ey Rabbim! Babama; bana namazı öğret, seninle birlikte namaz kılayım!” dedim, o ise bana “Uyu, sen daha küçüksün!” dedi diyeceğim. Bunun üzerine babası: - “Hayır, vallahi böyle söylemeni istemem!” dedi ve oğluna namazı talim etti. Bundan sonra Bayezid hz de çocuk yaşta olmasına rağmen geceleri hep kalkar ve teheccüd namazı kılardı. Derin kavrayışı ile Kuran ve sünnetten zerre kadar taviz vermeyen, şüphelilerden uzak duran Bistami hz’nin hassasiyeti, çocukluğunda başlayıp ömrü boyunca devam etmiştir ve tüm müminlere örnek olmuştur. Hayatı boyunca insanlara güzel ahlakın, teheccüdün ve salavatın önemini anlatan Mübareğin yüzbinden fazla talebesi vardır. Bayezid-i Bistami hz’nin yaratılanlara şefkat ve merhameti öyle çoktu ki, onların ızdırabını kendi ızdırabı bilirdi. Bir gün fena halde dövülmüş bir merkep gördü. Öyle ki hayvan kan revan içinde yerde yatıyordu. O kadar üzüldü ki onunda vücudundan aşağı doğru kanlar akmaya başladı. Şüphesiz ki bu hal, şefkat nazarıyla mahlukata bakışın zirve noktasıdır. İlahi Aşk ve feyiz ile dolu olan Bistami hz, Allah Tealayı zikrederken büyük bir vecd ve istiğrak hali yaşar kendini kaybederdi. Bu hal sırasında dilinden dökülen bazı cümleleri etrafındakiler anlayamamış ve yanlış ithamlarda bulunmuşlardır. Manevi hayatının merhalelerini temsili bir ifadeyle Bistami hz şöyle izah etmiştir: “On iki yıl nefsimin demircisi oldum. Onu riyazat körüğüne koyup mücahede ateşiyle kızarttım. Kınama örsüne koyup melamet ve mahviyet çekiciyle dövdüm. Sonra beş yıl nefsimin aynası oldum. Yani onu murakabeye aldım. Türlü türlü ibadet ve taat ile bu aynayı cilaladım. Sonra bir yıl ibret gözüyle baktım ve ruhumda, gururdan, ibadetlerime güvenmekten ve amelimi beğenmekten meydana gelen büyük bir iptilanın mevcut olduğunu gördüm. Bu musibeti kesip atmak için beş yıl daha gayret ettim ve nihayet imanım kemale erdi, İslam’ın o ruhani lezzetine yeniden nail oldum.” Bayezid-i Bistami hz buyurur; “Kendisine kerametler verilmiş, hatta havada bağdaş kurup oturan birini görseniz bile, hemen ona aldanmayın! İlahi emir ve nehiylere riayet ediyor mu, ilahi hudutları muhafaza ediyor mu, şer’i hükümleri hakkıyla eda ediyor mu, ona bakınız. Kulluk hayatında mühim olan, keramete ulaşmak değil, Kerim olan Cenabı Hakk’a vasıl olmaktır. Asıl keramet “istikameti muhafaza” etmektir.” Allah’ın lütfu ikramı ile sayısız keramete sahip Bistami hz’ne bir gün: -Efendim siz su üstünde yürüyormuşsunuz! dediler. Hazret ise; Bir çöp de su üstünde yüzer, cevabını verdi. -Havada uçuyormuşsunuz! dediler. Kuş da havada uçar, buyurdu. -Bir gece de Kabe’ye gidiyormuşsunuz! dediler. Bir cin veya şeytan da bir gece de Hindistan’dan Demavend’e gidiyor, buyurdu. -Peki o halde gönül erlerinin işi nedir? diye sual edilince; Allah Teala’dan başkasına gönül bağlamamak! karşılığını verdi. Rabbimizi şanına layık şekilde zikredememenin verdiği üzüntüyü her daim gösteren Bistami hz şöyle buyurur: “Otuz senedir her namaz kılarken kendimi, nefsani arzularını hakkıyla bertaraf edememiş bir zavallı gibi hissettim” Rasulullah s.a.v ile sıkça görüşen ender Allah dostlarındandır. Talebeleri ile yürüyerek yaptığı hac yolculuğunda, Medine-i Münevvere’ye geldiklerinde Mescidi Nebi’nin avlusunda Efendimiz s.a.v ve sahabelerini karşılarında gören talebelerinin bir kısmı hayret ve sevinç ile yıllarca konuşamamışlardır. Bayezid-i Bistami hz, Abbasiler döneminde Kırıkhan İlçesi’ne gelip, çilehanesinde ibadet ederek yaşadı. Miladi 848 senesinde Hakk’a kavuştu. Hayatı boyunca yaptığı gibi son nefesinde de Allah’ı (cc) zikrediyordu. Allah şefaatlerine nail eylesin. Tez vakitte huzuruna varmayı, ziyaret edebilmeyi, duasını alabilmeyi nasip etsin. Aminn.. Muhabbetle.. Emine Aydemir (1) Bistam: İran’da Tahran’ın 410 km doğusunda tepelerde kurulmuş bir kasabadır. Kaynaklar: Osman Nuri Topbaş, Bayezid-i Bistami (Hak Dostlarından Hikmetler) Fatih Çıtlak, Huzur Defteri Tezkiretül Evliya, Feridüddin-i Attar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.