Emine AYDEMİR
Köşe Yazarı
Emine AYDEMİR
 

DİKKAT! FİZİK, KERAMETLERİ AÇIKLIYOR!

DİKKAT! FİZİK, KERAMETLERİ AÇIKLIYOR! Esselamü Aleyküm, evliyaları sevenler ve dahi evliyalara laf ettirmeyenler… Fizik öğrencisi iken beni en çok heyecanlandıran dersler kuantum fiziği ve atom fiziği dersleriydi. Ayetler, hadisler, Miraç hadisesi ve Allah dostlarının kerametleri gözümde canlanır; her şeye ispat isteyen inkarcılara artık cevap verebilecek olmanın mutluluğunu yaşardım. Sizlerin de heyecanlanması için bu yazıyı kaleme almaya niyetlendim. İstifadeye vesile olsun. Allah dostlarının hayatlarını okurken ya da dinlerken hepimiz duymuşuzdur: Bast-ı Zaman ve Tayy-i Mekan kavramları ile kerametleri. Peki, bu kavramlar neyi ifade eder? Bast-ı Zaman: Allah’ın lütfu ile zamanın genişlemesi, bereketlenmesi ve az vakitte çok işin görülmesi olarak tanımlanır. Tayy-i Mekan: Çok hızlı yer değiştirme (günümüz tabiriyle ışınlanma), mekanın dürülmesi, aynı anda birden fazla yerde bulunma olarak ifade edilir. Düşünüldüğünde Tayy-i Mekan ve Bast-ı Zaman kavramları aynı noktada birleşir: Bir anda çok uzak bir yere giden kişi, aslında zamanı kendi lehine “genişletmiş” olur. Allah’ın izni ve ikramıyla zamanı büken evliyalara örnekler verelim: Hüccetül İslam İmam Gazali Hz.: Genç yaşta vefat etmesine rağmen yazdığı beş yüzden fazla eserin sayfa sayısını yaşadığı gün sayısına böldüğümüzde, günlük ortalama yazma hızının insan üstü olduğu belirtilir. Somuncu Baba (Şeyh Hamidi Veli) Hz.: Bursa Ulu Cami’nin açılışında okuduğu efsane hutbeden sonra caminin üç kapısında aynı anda bulunarak, kapılardan çıkan cemaatin hepsi ile tek tek görüşmüştür. Aziz Mahmut Hüdai Hz.: Kadılık yaptığı dönemde kendisine dava olarak gelen olağanüstü bir hadise şöyledir: İki gözünden sel gibi yaşlar akıtan bir kadıncağız, kocasından şikâyetle mahkemeye müracaat etmişti: “–Kadı Efendi! Kocam her sene hacca gitmeye niyet eder, fakat bir türlü fakirlikten dolayı gidemez. Bu sene de hacca gideceğim diye tutturdu. Hattâ: ‘Eğer bu sene hacca gidemezsem seni boşayacağım!’ dedi. Daha sonra Kurban Bayramı’na yakın ortalıktan kayboluverdi. Beş altı gün sonra da ortaya çıkıp hacca gidip geldiğini söyledi. Hiç böyle bir şey olur mu? Kadı Efendi! Artık bu yalancı adamdan boşanmak istiyorum!” Kadı Mahmûd Efendi, yapılan şikâyetin tahkiki için kadının kocasını çağırttı ve ona, hanımının söylediklerinin doğru olup olmadığını sordu. Adam cevaben: “–Kadı Efendi! Hanımımın söyledikleri de doğrudur, benim söylediklerim de. Bilesiniz ki ben gerçekten hacca gidip gelmiş bulunmaktayım. Hattâ o mübârek beldelerde bazı Bursalı hacılarla da görüştüm ve kendilerine getirmeleri için birtakım hediyeler emanet ettim...” Kadı Mahmûd Efendi şaşırdı: “–Bu nasıl olur efendi?!” Adamcağız da anlatmaya başladı: “–Efendim, her sene olduğu gibi bu sene de hacca gidemeyince, büyük bir üzüntüyle Eskici Mehmed Dede’ye gittim. O da, benim elimi tutarak gözümü yummamı istedi. Gözümü açtığımda ise Kâbe’deydim!.. Kadı Efendi! Allah Teâlâ’nın düşmanı olan şeytan bir anda bütün dünyayı dolaşıyor da, Allah dostu olan has bir kul, niçin bir anda Kâbe’ye gidemesin?” Kadı Mahmûd Efendi, kararı Bursalı hacıların dönüşüne tehir etti. Bursalı hacılar döndüğünde meselenin doğruluğu anlaşıldı ve dava iptal edildi. Bunlar gibi Allah dostlarından nice misaller verebileceğimiz konumuzda, Tayy-i Mekan ve Bast-ı Zaman’ın zirve noktası şüphesiz Efendimiz (s.a.v.)’in Miraç mucizesidir. “Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (İsrâ, 1) Hepimizin hayatında küçük bir numune olarak yaşadığı Bast-ı Zaman; rüyalarımızdır. Birkaç saniye ya da dakika süren rüya aleminde yaşadıklarımızı günlerce anlatabiliriz. Zamanın göreceliliğine en büyük delillerden biri de Ashabı Kehf’in durumudur: “Onlar mağaralarında üç yüzyıl kaldılar, buna dokuz yıl da ilave ettiler.” (Kehf, 25) “İşte böyle uyuttuğumuz gibi onları uyandırdık da birbirlerine sormaya başladılar; içlerinden biri, ‘Ne kadar kaldınız?’ dedi. (Diğerleri) ‘Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık’ dediler ve eklediler, ‘Kaldığınız müddeti Rabbiniz daha iyi bilir...’” (Kehf, 19) Kuantum fiziğinin kurucularından Einstein, 1905 yılında yayınladığı Özel Görelilik Teorisi’nde zamanın mutlak olmadığını, ışık hızına yaklaştıkça zamanın daha yavaş aktığını yani zamanın genişlediğini söylemiştir. Ayrıca bir gözlemci için eş zamanlı olan iki olay, başka bir gözlemci için eş zamanlı olmayabilir. Zaman genişlemesinin ölçülüp hesaplanabildiği en güzel hadiselerden biri, atom altı parçacıklardan müonların başına gelenlerdir. Kozmik ışınlar Dünya atmosferinin üst tabakalarına çarptığında müonlar oluşur ve ışık hızına çok yakın (0,98c) bir hızla yeryüzüne doğru ilerlerler. Müonların ömrü, dünyadaki laboratuvar ortamında (durgun halde) sadece 2,2 mikrosaniyedir. Bu kısa sürede, ışık hızına yakın olsalar bile yaklaşık 650 metre yol katettikten sonra yok olurlar. Ancak atmosferin kalınlığı 10 km’den fazla olmasına rağmen müonlar yeryüzüne ulaşır. Bu durum, yüksek hızda hareket eden müonlar için zamanın genişlediğini (yavaş aktığını) kanıtlamaktadır. Dışarıdaki (dünyadaki) bir gözlemciye göre müonun ömrü uzamış, müonun kendi referans çerçevesinde ise alması gereken mesafe kısalmıştır (Bast-ı Zaman – Tayy-i Mekan). Bir başka deney de atom saatleri deneyidir: 1971’de jet uçaklarına yerleştirilen süper hassas atom saatleri, yüksek hızlarda seyahat ettikten sonra yerdeki saatlerle karşılaştırılmış ve uçaktaki saatlerin daha yavaş çalıştığı tespit edilmiştir. Bu deneyler, zaman ve mekanın mutlak olmadığını, hıza bağlı olarak değiştiğini ispatlamıştır. Bugün günlük hayatta kullandığımız teknolojilerin birçoğu görelilik teorisine dayanıyor. Örneğin uydulardaki saatler, dünyadaki saatlere göre günde yaklaşık 45 mikrosaniye daha hızlı ilerler. Eğer Einstein’ın denklemleri kullanılarak bu 45 mikrosaniyelik fark her gün düzeltilmezse, navigasyon cihazından gelen bilgiler 10 kilometreye kadar yanılmamıza neden olabilir. Peki, evliyalar hangi hızda hareket ediyor? Üstat Bediüzzaman Hazretleri’nin Mesnevi-i Nuriye’de enfes bir değerlendirmesi vardır: “Kitab-ı Yavâkit’in rivayetine göre, İmam-ı Şa’rânî bir günde iki buçuk defa kocaman Fütuhat-ı Mekkiye namındaki büyük mecmuayı mütâlaa etmiştir. Bu gibi vukuat, istigrabla (şaşkınlıkla) inkâr edilmesin. Zira bu gibi garip meseleleri tasdike yaklaştıran misaller pek çoktur. Meselâ, rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun. Eğer o saatte o işlere bedel Kur’ân okumuş olsaydın, birkaç hatim okumuş olurdun. Bu hâlet evliya için hâlet-i yakazada inkişaf eder. Zaman inbisat eder. Mesele ruhun dairesine yaklaşır. Ruh zaten zamanla mukayyed değildir. Ruhu cismâniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sür’at-i ruh mizanıyla cereyan eder.” Ruhun hızı diyor üstat: Ruhun hızı belki ışık hızı, belki ışık hızından da fazla… Nefsinin tesirinden kurtulup onu terbiye edenler ve ruhu inkişaf edenler için Rabbimizin lütfu ve ikramı sonsuzdur. "Sübhansın yâ Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?" (Bakara, 2/32) Emine Aydemir
Ekleme Tarihi: 04 Nisan 2026 -Cumartesi

DİKKAT! FİZİK, KERAMETLERİ AÇIKLIYOR!

DİKKAT! FİZİK, KERAMETLERİ AÇIKLIYOR! Esselamü Aleyküm, evliyaları sevenler ve dahi evliyalara laf ettirmeyenler… Fizik öğrencisi iken beni en çok heyecanlandıran dersler kuantum fiziği ve atom fiziği dersleriydi. Ayetler, hadisler, Miraç hadisesi ve Allah dostlarının kerametleri gözümde canlanır; her şeye ispat isteyen inkarcılara artık cevap verebilecek olmanın mutluluğunu yaşardım. Sizlerin de heyecanlanması için bu yazıyı kaleme almaya niyetlendim. İstifadeye vesile olsun. Allah dostlarının hayatlarını okurken ya da dinlerken hepimiz duymuşuzdur: Bast-ı Zaman ve Tayy-i Mekan kavramları ile kerametleri. Peki, bu kavramlar neyi ifade eder? Bast-ı Zaman: Allah’ın lütfu ile zamanın genişlemesi, bereketlenmesi ve az vakitte çok işin görülmesi olarak tanımlanır. Tayy-i Mekan: Çok hızlı yer değiştirme (günümüz tabiriyle ışınlanma), mekanın dürülmesi, aynı anda birden fazla yerde bulunma olarak ifade edilir. Düşünüldüğünde Tayy-i Mekan ve Bast-ı Zaman kavramları aynı noktada birleşir: Bir anda çok uzak bir yere giden kişi, aslında zamanı kendi lehine “genişletmiş” olur. Allah’ın izni ve ikramıyla zamanı büken evliyalara örnekler verelim: Hüccetül İslam İmam Gazali Hz.: Genç yaşta vefat etmesine rağmen yazdığı beş yüzden fazla eserin sayfa sayısını yaşadığı gün sayısına böldüğümüzde, günlük ortalama yazma hızının insan üstü olduğu belirtilir. Somuncu Baba (Şeyh Hamidi Veli) Hz.: Bursa Ulu Cami’nin açılışında okuduğu efsane hutbeden sonra caminin üç kapısında aynı anda bulunarak, kapılardan çıkan cemaatin hepsi ile tek tek görüşmüştür. Aziz Mahmut Hüdai Hz.: Kadılık yaptığı dönemde kendisine dava olarak gelen olağanüstü bir hadise şöyledir: İki gözünden sel gibi yaşlar akıtan bir kadıncağız, kocasından şikâyetle mahkemeye müracaat etmişti: “–Kadı Efendi! Kocam her sene hacca gitmeye niyet eder, fakat bir türlü fakirlikten dolayı gidemez. Bu sene de hacca gideceğim diye tutturdu. Hattâ: ‘Eğer bu sene hacca gidemezsem seni boşayacağım!’ dedi. Daha sonra Kurban Bayramı’na yakın ortalıktan kayboluverdi. Beş altı gün sonra da ortaya çıkıp hacca gidip geldiğini söyledi. Hiç böyle bir şey olur mu? Kadı Efendi! Artık bu yalancı adamdan boşanmak istiyorum!” Kadı Mahmûd Efendi, yapılan şikâyetin tahkiki için kadının kocasını çağırttı ve ona, hanımının söylediklerinin doğru olup olmadığını sordu. Adam cevaben: “–Kadı Efendi! Hanımımın söyledikleri de doğrudur, benim söylediklerim de. Bilesiniz ki ben gerçekten hacca gidip gelmiş bulunmaktayım. Hattâ o mübârek beldelerde bazı Bursalı hacılarla da görüştüm ve kendilerine getirmeleri için birtakım hediyeler emanet ettim...” Kadı Mahmûd Efendi şaşırdı: “–Bu nasıl olur efendi?!” Adamcağız da anlatmaya başladı: “–Efendim, her sene olduğu gibi bu sene de hacca gidemeyince, büyük bir üzüntüyle Eskici Mehmed Dede’ye gittim. O da, benim elimi tutarak gözümü yummamı istedi. Gözümü açtığımda ise Kâbe’deydim!.. Kadı Efendi! Allah Teâlâ’nın düşmanı olan şeytan bir anda bütün dünyayı dolaşıyor da, Allah dostu olan has bir kul, niçin bir anda Kâbe’ye gidemesin?” Kadı Mahmûd Efendi, kararı Bursalı hacıların dönüşüne tehir etti. Bursalı hacılar döndüğünde meselenin doğruluğu anlaşıldı ve dava iptal edildi. Bunlar gibi Allah dostlarından nice misaller verebileceğimiz konumuzda, Tayy-i Mekan ve Bast-ı Zaman’ın zirve noktası şüphesiz Efendimiz (s.a.v.)’in Miraç mucizesidir. “Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (İsrâ, 1) Hepimizin hayatında küçük bir numune olarak yaşadığı Bast-ı Zaman; rüyalarımızdır. Birkaç saniye ya da dakika süren rüya aleminde yaşadıklarımızı günlerce anlatabiliriz. Zamanın göreceliliğine en büyük delillerden biri de Ashabı Kehf’in durumudur: “Onlar mağaralarında üç yüzyıl kaldılar, buna dokuz yıl da ilave ettiler.” (Kehf, 25) “İşte böyle uyuttuğumuz gibi onları uyandırdık da birbirlerine sormaya başladılar; içlerinden biri, ‘Ne kadar kaldınız?’ dedi. (Diğerleri) ‘Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık’ dediler ve eklediler, ‘Kaldığınız müddeti Rabbiniz daha iyi bilir...’” (Kehf, 19) Kuantum fiziğinin kurucularından Einstein, 1905 yılında yayınladığı Özel Görelilik Teorisi’nde zamanın mutlak olmadığını, ışık hızına yaklaştıkça zamanın daha yavaş aktığını yani zamanın genişlediğini söylemiştir. Ayrıca bir gözlemci için eş zamanlı olan iki olay, başka bir gözlemci için eş zamanlı olmayabilir. Zaman genişlemesinin ölçülüp hesaplanabildiği en güzel hadiselerden biri, atom altı parçacıklardan müonların başına gelenlerdir. Kozmik ışınlar Dünya atmosferinin üst tabakalarına çarptığında müonlar oluşur ve ışık hızına çok yakın (0,98c) bir hızla yeryüzüne doğru ilerlerler. Müonların ömrü, dünyadaki laboratuvar ortamında (durgun halde) sadece 2,2 mikrosaniyedir. Bu kısa sürede, ışık hızına yakın olsalar bile yaklaşık 650 metre yol katettikten sonra yok olurlar. Ancak atmosferin kalınlığı 10 km’den fazla olmasına rağmen müonlar yeryüzüne ulaşır. Bu durum, yüksek hızda hareket eden müonlar için zamanın genişlediğini (yavaş aktığını) kanıtlamaktadır. Dışarıdaki (dünyadaki) bir gözlemciye göre müonun ömrü uzamış, müonun kendi referans çerçevesinde ise alması gereken mesafe kısalmıştır (Bast-ı Zaman – Tayy-i Mekan). Bir başka deney de atom saatleri deneyidir: 1971’de jet uçaklarına yerleştirilen süper hassas atom saatleri, yüksek hızlarda seyahat ettikten sonra yerdeki saatlerle karşılaştırılmış ve uçaktaki saatlerin daha yavaş çalıştığı tespit edilmiştir. Bu deneyler, zaman ve mekanın mutlak olmadığını, hıza bağlı olarak değiştiğini ispatlamıştır. Bugün günlük hayatta kullandığımız teknolojilerin birçoğu görelilik teorisine dayanıyor. Örneğin uydulardaki saatler, dünyadaki saatlere göre günde yaklaşık 45 mikrosaniye daha hızlı ilerler. Eğer Einstein’ın denklemleri kullanılarak bu 45 mikrosaniyelik fark her gün düzeltilmezse, navigasyon cihazından gelen bilgiler 10 kilometreye kadar yanılmamıza neden olabilir. Peki, evliyalar hangi hızda hareket ediyor? Üstat Bediüzzaman Hazretleri’nin Mesnevi-i Nuriye’de enfes bir değerlendirmesi vardır: “Kitab-ı Yavâkit’in rivayetine göre, İmam-ı Şa’rânî bir günde iki buçuk defa kocaman Fütuhat-ı Mekkiye namındaki büyük mecmuayı mütâlaa etmiştir. Bu gibi vukuat, istigrabla (şaşkınlıkla) inkâr edilmesin. Zira bu gibi garip meseleleri tasdike yaklaştıran misaller pek çoktur. Meselâ, rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun. Eğer o saatte o işlere bedel Kur’ân okumuş olsaydın, birkaç hatim okumuş olurdun. Bu hâlet evliya için hâlet-i yakazada inkişaf eder. Zaman inbisat eder. Mesele ruhun dairesine yaklaşır. Ruh zaten zamanla mukayyed değildir. Ruhu cismâniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sür’at-i ruh mizanıyla cereyan eder.” Ruhun hızı diyor üstat: Ruhun hızı belki ışık hızı, belki ışık hızından da fazla… Nefsinin tesirinden kurtulup onu terbiye edenler ve ruhu inkişaf edenler için Rabbimizin lütfu ve ikramı sonsuzdur. "Sübhansın yâ Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?" (Bakara, 2/32) Emine Aydemir
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.