Mehmet Nuri BİNGÖL
Köşe Yazarı
Mehmet Nuri BİNGÖL
 

Bu Vatan Borcunu mu Ödeyecek Size? Nerede...

Bu Vatan Borcunu mu Ödeyecek Size? Nerede... -Üstad Bediüzzaman’ın vefat yıldönümü münasebetiyle- Sizi anlatma değil, hatırlatma gayreti içindeki bu satırlara, talebe ve müştaklarınızdan birinin şahsınıza yazdığı bu mektubu almak -eminim ki- ruhaniyatınızı mesrur edecektir. İki “haşiye” ile “tâdil” ettiğiniz (ifratkâr ifadeleri hakikat ve vasata getirdiğiniz) mektuba, sizin de büyük ehemmiyet verdiğinizi anlayan idrâk kuvvetim, o “haşiye”lerde izah buyurduğunuz hakikatlar ile de kanatlıdır. Haşiyelerin ilki çalışma ve hizmet tarzınızı, tevazu çerçevesindeki “hakikatperest”liğinizi ortaya koymaktadır. “Bu hizmet-i kudsiyedeki sevap ve şerefte benim gibi bir biçarenin hissesi, tasavvur ettiğiniz miktardan binde bir düşse yine şükrederim. Ehl-i hüner, almas kalemleriyle imdadıma yetişen sizin gibi Kur’an’ın halis (ihlaslı) şakirdleridir. “Her cihetle kemâlde ve devamda bulunan bir vazife”nin (Mehdiyet vazifesinin) “pişdâr”ı olmakla iktifa eden gönlünüzün genişliği daha nasıl anlatılır, bilemiyorum. “Bu kardeşimin bu hissine iştirak etmiyorum. Rıza-yı İlâhî kâfidir. Eğer o yâr ise, herşey yârdır. Eğer o yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş paraya değmez. İnsanların takdir ve istihsanı, eğer böyle işte, böyle âmel-i uhrevîde illet ise o ameli ibtal eder. Eğer müreccih ise, o âmeldeki ihlası kırar. Eğer müşevvik ise saffetini izâle eder. Eğer sırf alâmet-i makbuliyet olarak, istenmeyerek Cenab-ı Hak ihsan etse, o âmelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü te’siri nâmına kabul etmek güzeldir ki (Bana arkamdan hayırla yâd edilmeyi nasip eyle) buna işarettir.” Mektubun orijinal metninde tashih edilmeden (düzeltilmeden) gönderilen ve ufuklar kadar derin bir hissiyat ifâdesi olan satırlara dokunmayı –mektubu tashih ederek eserinize aldığınızdan size hürmetle- uygun bulmadım. Şahsınıza gönderilen mektupların içinde çok daha fazla “hassasiyet” taşıyanları da var, ama “Hakikat-ı Risale-i Nur” dediğiniz meseleyi, bugünün idrakine daha güzel anlatan –bence– böylesi “hakikatperestlik sıddıkıyeti” (Kastamonu Lahikası, 137) dairesindeki mektuplardır. “Ey Üstad, Kur’an’ın bir ma’kesi olan yazdığın Risaleler, Senin ne büyük üstad olduğunu kabul ve teslime kâfidir. Sen ki, ey aziz Üstad, İslâmiyet üzerine çöken zulmet ve gaflet perdelerini Risalelerinle yırttın. O mülevves perdeler altındaki en nurlu hakikatleri meydana çıkardın. Senin sarsılmaz azmin, kahraman metânetin, ârâmsız sa’yin (rahatsızlık veren mücadelen) semeresiz kalmadı. Anadolu’nun ortasına öyle bir âb-ı hayat çeşmesi açtın ki bu çeşmenin muslukları yazdığınız risalelerinizin, neşrettiğiniz eserlerinizin hakaikıdır (eserlerinizde ortaya konan iman hakikatlarıdır). Menbâ ve mâdeni, bâki olan Kur’an-ı Hakîm’in bahridir . Bir gün olup bu dâr-ı imtihandan saâdet alemlerine göçtüğünüz zaman, kıymetdâr eserlerin Seni nâmınla beraber yaşatacaktır. Ne mutlu, Senin açtığın çeşmenin kıymetini takdir ile ona muhafız ve müdafi’ olan ve icabında eserlerinin ahkâmını ilan ve telkin uğrunda bin can ile hayatını fedâya müheyya olan, candan sevdiğin talebelerin var. Uhreviler (ahiret) diyarında olduğunuz zamanlarda dahi sizin ruhunuzu muazzeb edecek hareketlerde bulunmayacaklarına emin olunuz. Birçok esrar-ı Kur’aniyenin anahtarlarını şimdiden talebenize tevdi ettiğinize , onlar canla ve başla Size minnetdar ve müteşekkirdirler. Bugün saçmakta olduğunuz feyizli nurlar, beşeriyetin hakiki insan olanlarını pâyânsız sürurlara istiğrak ederek, mükellef oldukları vezâifi bildiriyor. Hizmetiniz inkâr edilmez ve senin fedakârlığın azîmdir. Aziz Üstad! Hizmetin göklerde gezsin ve siz destanlarda geziniz. Fedâkâr Üstad! Diyanetten meded almayan, ehl-i gafletin (gafil insanların) gafletini ziyadeleştiren edebiyat denilen müthiş sarhoşluk, ancak ve ancak sizin âsâr ve telkinleriniz sâyesinde mündefi’ oluyor (ortadan kalkıyor). Dinsiz milletler pâyidar olamayacağı ve hatta insaniyeti bile öğrenemeden dünyadan gelip geçeceklerini pek mâkul ve mantıkî delillerle isbat ettin. Eserlerin ruhun gibi ulvî ve ihatalı. Sevgili Üstadım! Müsterih olmalısınız ki, Sizin sa’yiniz (mücadeleniz) beyhûde değildir. Lâyemut (Yani Kıyamet’e kadar iman hizmetini sürdürecek) Risalelerin ilelebet (Kıyamet’e dek) kıymetli ellerde gezecek… Emeliniz, gayeniz, iman dairesinde îkaz ve irşad hedeflerine yetişmek değil mi? Felsefe mezbelelerine nâlân, sürünen edebsizler elbette hakikî edebi ve edebiyatı Sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şüphe yoktur ki, böyle olacak. Siz de artık Muhterem Üstad, muhtaç olan koca bir millete târif ve mikyas kabul etmez bir hizmeti îfa etmiş bulunuyorsunuz. Bu millet, bu toprak, bu vatan hiçbir zaman Size olan borçlarını ödeyemezler. Dilerim ki bu azim, kudsî hizmetinizin mükâfatını Cenab-ı Hak size pek lâyık bir tarzda ihsan etsin. Dünya ve ahirette sizden ve biz gibi âciz ve kusurlu hizmetçilerinden râzı olsun, amin. Lütfi’nin Arkadaşı Zeki” Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2022 - Çarşamba

Bu Vatan Borcunu mu Ödeyecek Size? Nerede...

Bu Vatan Borcunu mu Ödeyecek Size? Nerede... -Üstad Bediüzzaman’ın vefat yıldönümü münasebetiyle- Sizi anlatma değil, hatırlatma gayreti içindeki bu satırlara, talebe ve müştaklarınızdan birinin şahsınıza yazdığı bu mektubu almak -eminim ki- ruhaniyatınızı mesrur edecektir. İki “haşiye” ile “tâdil” ettiğiniz (ifratkâr ifadeleri hakikat ve vasata getirdiğiniz) mektuba, sizin de büyük ehemmiyet verdiğinizi anlayan idrâk kuvvetim, o “haşiye”lerde izah buyurduğunuz hakikatlar ile de kanatlıdır. Haşiyelerin ilki çalışma ve hizmet tarzınızı, tevazu çerçevesindeki “hakikatperest”liğinizi ortaya koymaktadır. “Bu hizmet-i kudsiyedeki sevap ve şerefte benim gibi bir biçarenin hissesi, tasavvur ettiğiniz miktardan binde bir düşse yine şükrederim. Ehl-i hüner, almas kalemleriyle imdadıma yetişen sizin gibi Kur’an’ın halis (ihlaslı) şakirdleridir. “Her cihetle kemâlde ve devamda bulunan bir vazife”nin (Mehdiyet vazifesinin) “pişdâr”ı olmakla iktifa eden gönlünüzün genişliği daha nasıl anlatılır, bilemiyorum. “Bu kardeşimin bu hissine iştirak etmiyorum. Rıza-yı İlâhî kâfidir. Eğer o yâr ise, herşey yârdır. Eğer o yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş paraya değmez. İnsanların takdir ve istihsanı, eğer böyle işte, böyle âmel-i uhrevîde illet ise o ameli ibtal eder. Eğer müreccih ise, o âmeldeki ihlası kırar. Eğer müşevvik ise saffetini izâle eder. Eğer sırf alâmet-i makbuliyet olarak, istenmeyerek Cenab-ı Hak ihsan etse, o âmelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü te’siri nâmına kabul etmek güzeldir ki (Bana arkamdan hayırla yâd edilmeyi nasip eyle) buna işarettir.” Mektubun orijinal metninde tashih edilmeden (düzeltilmeden) gönderilen ve ufuklar kadar derin bir hissiyat ifâdesi olan satırlara dokunmayı –mektubu tashih ederek eserinize aldığınızdan size hürmetle- uygun bulmadım. Şahsınıza gönderilen mektupların içinde çok daha fazla “hassasiyet” taşıyanları da var, ama “Hakikat-ı Risale-i Nur” dediğiniz meseleyi, bugünün idrakine daha güzel anlatan –bence– böylesi “hakikatperestlik sıddıkıyeti” (Kastamonu Lahikası, 137) dairesindeki mektuplardır. “Ey Üstad, Kur’an’ın bir ma’kesi olan yazdığın Risaleler, Senin ne büyük üstad olduğunu kabul ve teslime kâfidir. Sen ki, ey aziz Üstad, İslâmiyet üzerine çöken zulmet ve gaflet perdelerini Risalelerinle yırttın. O mülevves perdeler altındaki en nurlu hakikatleri meydana çıkardın. Senin sarsılmaz azmin, kahraman metânetin, ârâmsız sa’yin (rahatsızlık veren mücadelen) semeresiz kalmadı. Anadolu’nun ortasına öyle bir âb-ı hayat çeşmesi açtın ki bu çeşmenin muslukları yazdığınız risalelerinizin, neşrettiğiniz eserlerinizin hakaikıdır (eserlerinizde ortaya konan iman hakikatlarıdır). Menbâ ve mâdeni, bâki olan Kur’an-ı Hakîm’in bahridir . Bir gün olup bu dâr-ı imtihandan saâdet alemlerine göçtüğünüz zaman, kıymetdâr eserlerin Seni nâmınla beraber yaşatacaktır. Ne mutlu, Senin açtığın çeşmenin kıymetini takdir ile ona muhafız ve müdafi’ olan ve icabında eserlerinin ahkâmını ilan ve telkin uğrunda bin can ile hayatını fedâya müheyya olan, candan sevdiğin talebelerin var. Uhreviler (ahiret) diyarında olduğunuz zamanlarda dahi sizin ruhunuzu muazzeb edecek hareketlerde bulunmayacaklarına emin olunuz. Birçok esrar-ı Kur’aniyenin anahtarlarını şimdiden talebenize tevdi ettiğinize , onlar canla ve başla Size minnetdar ve müteşekkirdirler. Bugün saçmakta olduğunuz feyizli nurlar, beşeriyetin hakiki insan olanlarını pâyânsız sürurlara istiğrak ederek, mükellef oldukları vezâifi bildiriyor. Hizmetiniz inkâr edilmez ve senin fedakârlığın azîmdir. Aziz Üstad! Hizmetin göklerde gezsin ve siz destanlarda geziniz. Fedâkâr Üstad! Diyanetten meded almayan, ehl-i gafletin (gafil insanların) gafletini ziyadeleştiren edebiyat denilen müthiş sarhoşluk, ancak ve ancak sizin âsâr ve telkinleriniz sâyesinde mündefi’ oluyor (ortadan kalkıyor). Dinsiz milletler pâyidar olamayacağı ve hatta insaniyeti bile öğrenemeden dünyadan gelip geçeceklerini pek mâkul ve mantıkî delillerle isbat ettin. Eserlerin ruhun gibi ulvî ve ihatalı. Sevgili Üstadım! Müsterih olmalısınız ki, Sizin sa’yiniz (mücadeleniz) beyhûde değildir. Lâyemut (Yani Kıyamet’e kadar iman hizmetini sürdürecek) Risalelerin ilelebet (Kıyamet’e dek) kıymetli ellerde gezecek… Emeliniz, gayeniz, iman dairesinde îkaz ve irşad hedeflerine yetişmek değil mi? Felsefe mezbelelerine nâlân, sürünen edebsizler elbette hakikî edebi ve edebiyatı Sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şüphe yoktur ki, böyle olacak. Siz de artık Muhterem Üstad, muhtaç olan koca bir millete târif ve mikyas kabul etmez bir hizmeti îfa etmiş bulunuyorsunuz. Bu millet, bu toprak, bu vatan hiçbir zaman Size olan borçlarını ödeyemezler. Dilerim ki bu azim, kudsî hizmetinizin mükâfatını Cenab-ı Hak size pek lâyık bir tarzda ihsan etsin. Dünya ve ahirette sizden ve biz gibi âciz ve kusurlu hizmetçilerinden râzı olsun, amin. Lütfi’nin Arkadaşı Zeki” Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.