Mehmet Nuri BİNGÖL
Köşe Yazarı
Mehmet Nuri BİNGÖL
 

NARSİST (HEM KEL HEM FODUL)

NARSİST (HEM KEL HEM FODUL) Türkçede bazı deyimler vardır; birkaç kelimeyle koca bir insanlık hâlini anlatır. “Hem kel hem fodul” da bunlardan biridir. Bu deyim, hem bir kusuru bulunan hem de o kusuruna rağmen kendini beğenmiş, kibirli, ukala ve geçimsiz davranan kimseler için kullanılır. Yani kişi yalnızca eksik veya hatalı değildir; üstelik kendi kusurunu görmez, başkalarına tepeden bakar. Bunlara psikiyatri narsizm zebunu, yani narsist demiş! İnsan kusurla dolu; bu mümkün, anlaşılabilir. Zaten insan olmak biraz da eksik olmak demektir. Kiminin bilgisi azdır, kiminin tecrübesi yetersizdir, kiminin ahlâkında zaaf vardır. Asıl mesele, insanın kendi eksiğini fark edip onu gidermeye çalışmasıdır. Fakat bazıları vardır ki hem işini doğru dürüst yapmaz hem de herkese akıl vermekten geri durmaz. İşte Türk milleti böyle kimseler için “Hem kel hem fodul!” der. Meselâ, işini zamanında yapmayan bir memur, vatandaşın işini geciktirdiği hâlde bir de vatandaşa tepeden bakıyorsa; arkadaşlarına karşı kaba ve kırıcı davranan bir kimse, çevresindeki herkesi nezaketsizlikle suçluyorsa; dersine hazırlanmayan bir öğrenci, öğretmenine “Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz!” diye çıkışıyorsa, bu durum “hem kel hem fodul” deyiminin tam karşılığıdır. Bir yığın ( otuzu aşkın) itirafçı varken hala yetkilileri suçlayan kimi belediye başkanları gibi... Deyimin özünde önemli bir ahlâkî uyarı vardır: Kusurlu olmak ayıp değildir; kusurunu bilmemek ve üstüne bir de kibirlenmek ayıptır. Kendini bilen insan, eksikliğini de bilir. “Ben de yanılabilirim.” diyebilir. Hatasını kabul etmekten utanmaz. Çünkü bilir ki insanı büyüten şey, hiç hata yapmamak değil; hatasını fark edip düzeltmeye çalışmaktır. Ama “hem kel hem fodul” olanlar, kendi kusurlarını görmezler. Onlara göre herkes hatalı, herkes cahil, herkes beceriksizdir; bir tek kendileri mükemmeldir. Oysa insanın kendi kusurunu görebilmesi bir erdemdir. Kendi ayıbını görmeyen kişi, başkasının kusurunu büyüte büyüte anlatır. Narsistin tam tarifi de budur. Bu hâl, yalnızca bireysel ilişkilerde değil, toplum hayatında da sıkça karşımıza çıkar. Bir kimse başarısızlığına rağmen kendisini başarı abidesi gibi gösterebilir. Bir yönetici, kendi yanlış kararlarının bedelini başkalarına yükleyebilir. Bir insan, kendi ahlâkî zaaflarını görmezden gelip çevresindekilere sürekli ahlâk dersi verebilir. İşte halkın şaşmaz feraseti burada devreye girer ve tek cümleyle hükmünü verir: “Hem kel hem fodul!” Bu deyim, aslında bize sadece başkalarını eleştirmeyi değil, kendimize bakmayı da öğretir. Çünkü insan zaman zaman hepimizin yaptığı gibi başkasının kusurunu görüp kendi kusurunu unutabilir. Oysa gerçek olgunluk, aynayı önce kendimize tutabilmektir. Başkalarının ayıbını sayıp dökmek kolaydır. Zor olan, insanın kendi eksikliğini kabul etmesidir. Zor olan, “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sorabilmektir. Zor olan, kusurlu olduğu hâlde kibirlenmemektir. Bir narsiste bunu yapmak ölümden beterdir; mecbur kaldığında intihara bile teşebbüs edebilir. Çünkü kusur insanîdir; kibir ise insanı küçültür; aşağıların aşağısına atabilir. Bir insanın bilgisi az olabilir, fakat tevazusu varsa saygı görür. Tecrübesi yetersiz olabilir, fakat öğrenmeye açıksa gelişir. Hata yapabilir, fakat hatasını kabul ediyorsa olgunlaşır. Ama hem eksik olup hem de kendini herkesten üstün görüyorsa, halkın diliyle söyleyelim: Hem kel hem foduldur! Ne güzel söylemiş atalarımız: İnsan önce kendi kusurunu görmeli, sonra başkasına söz söylemelidir. Zira aynaya bakmadan başkasının yüzündeki lekeyi arayanların hâli, bazen gerçekten de “hem kel hem fodul” olmaktan öteye geçmez.
Ekleme Tarihi: 18 Temmuz 2026 -Cumartesi

NARSİST (HEM KEL HEM FODUL)

NARSİST (HEM KEL HEM FODUL) Türkçede bazı deyimler vardır; birkaç kelimeyle koca bir insanlık hâlini anlatır. “Hem kel hem fodul” da bunlardan biridir. Bu deyim, hem bir kusuru bulunan hem de o kusuruna rağmen kendini beğenmiş, kibirli, ukala ve geçimsiz davranan kimseler için kullanılır. Yani kişi yalnızca eksik veya hatalı değildir; üstelik kendi kusurunu görmez, başkalarına tepeden bakar. Bunlara psikiyatri narsizm zebunu, yani narsist demiş! İnsan kusurla dolu; bu mümkün, anlaşılabilir. Zaten insan olmak biraz da eksik olmak demektir. Kiminin bilgisi azdır, kiminin tecrübesi yetersizdir, kiminin ahlâkında zaaf vardır. Asıl mesele, insanın kendi eksiğini fark edip onu gidermeye çalışmasıdır. Fakat bazıları vardır ki hem işini doğru dürüst yapmaz hem de herkese akıl vermekten geri durmaz. İşte Türk milleti böyle kimseler için “Hem kel hem fodul!” der. Meselâ, işini zamanında yapmayan bir memur, vatandaşın işini geciktirdiği hâlde bir de vatandaşa tepeden bakıyorsa; arkadaşlarına karşı kaba ve kırıcı davranan bir kimse, çevresindeki herkesi nezaketsizlikle suçluyorsa; dersine hazırlanmayan bir öğrenci, öğretmenine “Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz!” diye çıkışıyorsa, bu durum “hem kel hem fodul” deyiminin tam karşılığıdır. Bir yığın ( otuzu aşkın) itirafçı varken hala yetkilileri suçlayan kimi belediye başkanları gibi... Deyimin özünde önemli bir ahlâkî uyarı vardır: Kusurlu olmak ayıp değildir; kusurunu bilmemek ve üstüne bir de kibirlenmek ayıptır. Kendini bilen insan, eksikliğini de bilir. “Ben de yanılabilirim.” diyebilir. Hatasını kabul etmekten utanmaz. Çünkü bilir ki insanı büyüten şey, hiç hata yapmamak değil; hatasını fark edip düzeltmeye çalışmaktır. Ama “hem kel hem fodul” olanlar, kendi kusurlarını görmezler. Onlara göre herkes hatalı, herkes cahil, herkes beceriksizdir; bir tek kendileri mükemmeldir. Oysa insanın kendi kusurunu görebilmesi bir erdemdir. Kendi ayıbını görmeyen kişi, başkasının kusurunu büyüte büyüte anlatır. Narsistin tam tarifi de budur. Bu hâl, yalnızca bireysel ilişkilerde değil, toplum hayatında da sıkça karşımıza çıkar. Bir kimse başarısızlığına rağmen kendisini başarı abidesi gibi gösterebilir. Bir yönetici, kendi yanlış kararlarının bedelini başkalarına yükleyebilir. Bir insan, kendi ahlâkî zaaflarını görmezden gelip çevresindekilere sürekli ahlâk dersi verebilir. İşte halkın şaşmaz feraseti burada devreye girer ve tek cümleyle hükmünü verir: “Hem kel hem fodul!” Bu deyim, aslında bize sadece başkalarını eleştirmeyi değil, kendimize bakmayı da öğretir. Çünkü insan zaman zaman hepimizin yaptığı gibi başkasının kusurunu görüp kendi kusurunu unutabilir. Oysa gerçek olgunluk, aynayı önce kendimize tutabilmektir. Başkalarının ayıbını sayıp dökmek kolaydır. Zor olan, insanın kendi eksikliğini kabul etmesidir. Zor olan, “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sorabilmektir. Zor olan, kusurlu olduğu hâlde kibirlenmemektir. Bir narsiste bunu yapmak ölümden beterdir; mecbur kaldığında intihara bile teşebbüs edebilir. Çünkü kusur insanîdir; kibir ise insanı küçültür; aşağıların aşağısına atabilir. Bir insanın bilgisi az olabilir, fakat tevazusu varsa saygı görür. Tecrübesi yetersiz olabilir, fakat öğrenmeye açıksa gelişir. Hata yapabilir, fakat hatasını kabul ediyorsa olgunlaşır. Ama hem eksik olup hem de kendini herkesten üstün görüyorsa, halkın diliyle söyleyelim: Hem kel hem foduldur! Ne güzel söylemiş atalarımız: İnsan önce kendi kusurunu görmeli, sonra başkasına söz söylemelidir. Zira aynaya bakmadan başkasının yüzündeki lekeyi arayanların hâli, bazen gerçekten de “hem kel hem fodul” olmaktan öteye geçmez.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.