MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

CEMAAT ÇOK, DEVLET TEK!

CEMAAT ÇOK, DEVLET TEK! Türkiye’de yıllardır aynı sorunun etrafında dönüp duruyoruz: Bu ülkede neden bu kadar çok cemaat, tarikat ve dini yapı var? İnsanların inançlarına saygımız sonsuz. Her vatandaşın istediği gibi inanması, ibadet etmesi ve inancını yaşaması en doğal hakkıdır. Ama bir noktadan sonra mesele inanç olmaktan çıkıyor. Mesele güç oluyor. Bir cemaat kendi mensuplarına manevi destek veriyorsa, dayanışma sağlıyorsa, insanları iyiliğe ve ahlaka yönlendiriyorsa bunun elbette toplumsal bir karşılığı vardır. Fakat cemaatler devletin kurumlarına, siyasete, bürokrasiye ve kamu kaynaklarına hükmetmeye başladığında artık başka bir soru sormak gerekir: Devletin içinde devlet mi oluşuyor? Devletin kadroları liyakat yerine mensubiyete göre belirleniyorsa, bir makama ulaşmanın yolu bilgi ve yetenekten değil de bir grubun referansından geçiyorsa burada ciddi bir sorun var demektir. Çünkü devletin kapısı bütün vatandaşlara açık olmalıdır. Cemaatine göre değil, vatandaşlığına göre! Türkiye geçmişte bunun ağır bedellerini gördü. Devlet kurumlarının herhangi bir örgütlenmenin veya kapalı yapının etkisine girmesinin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini hep birlikte yaşadık. O halde ders çıkarmamız gerekiyor. Dindar olmak başka şeydir, bir yapıya bağlı olmak başka şey. İnanç başka şeydir, siyasi güç başka şey. Cemaat başka şeydir, devlet başka şey. Bunların birbirine karıştırılması en çok da inanç sahibi insanlara zarar verir. Çünkü temiz duygularla inanan insanların samimiyeti, hiçbir grubun siyasi veya ekonomik çıkarına malzeme edilmemelidir. Devletin dini olmaz; devletin hukuku olur. Devletin cemaati olmaz; devletin vatandaşı olur. Devletin tarikatı olmaz; devletin kurumları olur. Ve devletin makamları, herhangi bir grubun tapulu malı değildir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni cemaat tartışmaları açmak değil, hukukun üstünlüğünü ve liyakati güçlendirmektir. Kim neye inanırsa inansın. Kim hangi cemaatte bulunursa bulunsun. Kim hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun. Devlet karşısında herkes eşit olmalıdır. Çünkü unutmayalım: Cemaat çok olabilir, tarikat çok olabilir, siyasi parti çok olabilir… Ama devlet tektir. Ve o devlet, hiçbir grubun değil; milletindir. Fatma Daştan
Ekleme Tarihi: 29 Ağustos 2026 -Cumartesi

CEMAAT ÇOK, DEVLET TEK!

CEMAAT ÇOK, DEVLET TEK! Türkiye’de yıllardır aynı sorunun etrafında dönüp duruyoruz: Bu ülkede neden bu kadar çok cemaat, tarikat ve dini yapı var? İnsanların inançlarına saygımız sonsuz. Her vatandaşın istediği gibi inanması, ibadet etmesi ve inancını yaşaması en doğal hakkıdır. Ama bir noktadan sonra mesele inanç olmaktan çıkıyor. Mesele güç oluyor. Bir cemaat kendi mensuplarına manevi destek veriyorsa, dayanışma sağlıyorsa, insanları iyiliğe ve ahlaka yönlendiriyorsa bunun elbette toplumsal bir karşılığı vardır. Fakat cemaatler devletin kurumlarına, siyasete, bürokrasiye ve kamu kaynaklarına hükmetmeye başladığında artık başka bir soru sormak gerekir: Devletin içinde devlet mi oluşuyor? Devletin kadroları liyakat yerine mensubiyete göre belirleniyorsa, bir makama ulaşmanın yolu bilgi ve yetenekten değil de bir grubun referansından geçiyorsa burada ciddi bir sorun var demektir. Çünkü devletin kapısı bütün vatandaşlara açık olmalıdır. Cemaatine göre değil, vatandaşlığına göre! Türkiye geçmişte bunun ağır bedellerini gördü. Devlet kurumlarının herhangi bir örgütlenmenin veya kapalı yapının etkisine girmesinin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini hep birlikte yaşadık. O halde ders çıkarmamız gerekiyor. Dindar olmak başka şeydir, bir yapıya bağlı olmak başka şey. İnanç başka şeydir, siyasi güç başka şey. Cemaat başka şeydir, devlet başka şey. Bunların birbirine karıştırılması en çok da inanç sahibi insanlara zarar verir. Çünkü temiz duygularla inanan insanların samimiyeti, hiçbir grubun siyasi veya ekonomik çıkarına malzeme edilmemelidir. Devletin dini olmaz; devletin hukuku olur. Devletin cemaati olmaz; devletin vatandaşı olur. Devletin tarikatı olmaz; devletin kurumları olur. Ve devletin makamları, herhangi bir grubun tapulu malı değildir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni cemaat tartışmaları açmak değil, hukukun üstünlüğünü ve liyakati güçlendirmektir. Kim neye inanırsa inansın. Kim hangi cemaatte bulunursa bulunsun. Kim hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun. Devlet karşısında herkes eşit olmalıdır. Çünkü unutmayalım: Cemaat çok olabilir, tarikat çok olabilir, siyasi parti çok olabilir… Ama devlet tektir. Ve o devlet, hiçbir grubun değil; milletindir. Fatma Daştan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.