MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

Fabrika Ayarlarına Dönmek

Fabrika Ayarlarına Dönmek Kalabalık bu şehirde, fırsat buldukça adeta aç bir mideyi doyuran yemek gibi ruhumu o dinginliğe bıraktığım namaz ve çoğu zaman dua ile bir terapi yaşıyorum. Cami, ruhum için bir sığınak; parklar, yeşil alanlar ve ağaçlar ise adeta birer terapi merkezi... Hava kapalı olsa da bir bankta, ağaçların sardığı o bahçelerin kollarında olmak ruhuma şifa veriyor. Zaman, her şeyi eskiten bir mefhum. Aynada gördüğüm sadece biraz daha beyazlaşan saçlar değil; kaygıların, endişelerin her tarafına sindiği, daha "dolu" bir zihin ve gönül... İnsan, zamanın bu ağırlığı altında bir nebze olsun soluklanmak ve ana odaklanmak istiyor. Ancak bu huzur anlarında bile bizi "burada" olmaktan alıkoyan bir engel var: Cebimizdeki o akıllı kutular. Sabahın ilk ışıklarında gözümüzü açtığımızda, gece yastığa başımızı koyana dek hayatımızın merkezine kurulan bu cihazlar artık sadece iletişim aracımız değil; adeta sosyal medyadaki varlığımız, her şeyimiz oldu. Fakat her nesne gibi onlar da yoruluyor, eskiyor. "Depolama alanı yetersiz" uyarıları, silinmesi gereken fotoğraflar, kaldırılması gereken uygulamalar derken; bir zamanlar seri çalışan o cihazın ağırlaşmış, hantal haliyle baş başa kalıyoruz. Bilgisayarlara format atar, telefonları "fabrika ayarlarına" döndürürüz; en nihayetinde çözüm bulamazsak yenisini alırız. Peki ya biz? Yaş ilerledikçe fark ediyoruz ki sadece teknoloji değil, bizim biyolojik "donanımımız" da eski gücünde değil. Hafızamız bulanıklaşıyor, azalarımız yoruluyor, melekelerimiz o eski çevikliğini yitiriyor. Ancak bir şey var ki o hep genç, hep taze: Ruh. Ruhun fabrika ayarları; dünyevi meşgalelerden sıyrılıp maneviyatla beslenmek üzerine kurulu. Fakat dünyanın meşgalesi bizi kendisine öyle bir bağlıyor ki gençliğimizdeki kadar bedenen çalışmasak da bir türlü dinlenemiyoruz. Zihnimiz sürekli bir telaş içinde. Yıllar önce teğet geçtiğimiz dertler, şimdi eski bir taş plak gibi beynimizde dönüp duruyor. Tıpkı bir telefona sızan ve sistemini kilitleyen zararlı yazılımlar gibi; gereksiz kaygılar, dünya telaşları ve boş uğraşlar da gönül dünyamızı bir virüs gibi ele geçiriyor. Bu ağırlaşmış yaşamdan kurtulmanın yolu, ruhumuzu o tertemiz başlangıç noktasına, yani asli ayarlarına döndürmekten geçiyor. Kur'an-ı Kerim'de bu manevi arınmanın ve kalbin asıl sükûnetine kavuşmasının yolu açıkça belirtilmiştir: "Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Ra’d Suresi, 28. Ayet) Bugün kendimize bir iyilik yapalım. Tıpkı telefonumuzdaki gereksiz dosyaları sildiğimiz gibi; zihnimizdeki boş kuruntuları, kalbimizdeki kırgınlıkları ve ruhumuzu yoran dünya hırslarını silelim. Sadece "değerli olanın" kıymetini bize hatırlatan şeylere yer açalım. Dilimizde "Hasbinallah ve ni'mel vekil" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir), gönlümüzde ise O’na yönelmenin huzuruyla; ağırlaşan bu hayatı formatlayıp ruhun o ilk, temiz fabrika ayarlarına dönmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Selam ve dua ile, Aydın Babacan
Ekleme Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı

Fabrika Ayarlarına Dönmek

Fabrika Ayarlarına Dönmek Kalabalık bu şehirde, fırsat buldukça adeta aç bir mideyi doyuran yemek gibi ruhumu o dinginliğe bıraktığım namaz ve çoğu zaman dua ile bir terapi yaşıyorum. Cami, ruhum için bir sığınak; parklar, yeşil alanlar ve ağaçlar ise adeta birer terapi merkezi... Hava kapalı olsa da bir bankta, ağaçların sardığı o bahçelerin kollarında olmak ruhuma şifa veriyor. Zaman, her şeyi eskiten bir mefhum. Aynada gördüğüm sadece biraz daha beyazlaşan saçlar değil; kaygıların, endişelerin her tarafına sindiği, daha "dolu" bir zihin ve gönül... İnsan, zamanın bu ağırlığı altında bir nebze olsun soluklanmak ve ana odaklanmak istiyor. Ancak bu huzur anlarında bile bizi "burada" olmaktan alıkoyan bir engel var: Cebimizdeki o akıllı kutular. Sabahın ilk ışıklarında gözümüzü açtığımızda, gece yastığa başımızı koyana dek hayatımızın merkezine kurulan bu cihazlar artık sadece iletişim aracımız değil; adeta sosyal medyadaki varlığımız, her şeyimiz oldu. Fakat her nesne gibi onlar da yoruluyor, eskiyor. "Depolama alanı yetersiz" uyarıları, silinmesi gereken fotoğraflar, kaldırılması gereken uygulamalar derken; bir zamanlar seri çalışan o cihazın ağırlaşmış, hantal haliyle baş başa kalıyoruz. Bilgisayarlara format atar, telefonları "fabrika ayarlarına" döndürürüz; en nihayetinde çözüm bulamazsak yenisini alırız. Peki ya biz? Yaş ilerledikçe fark ediyoruz ki sadece teknoloji değil, bizim biyolojik "donanımımız" da eski gücünde değil. Hafızamız bulanıklaşıyor, azalarımız yoruluyor, melekelerimiz o eski çevikliğini yitiriyor. Ancak bir şey var ki o hep genç, hep taze: Ruh. Ruhun fabrika ayarları; dünyevi meşgalelerden sıyrılıp maneviyatla beslenmek üzerine kurulu. Fakat dünyanın meşgalesi bizi kendisine öyle bir bağlıyor ki gençliğimizdeki kadar bedenen çalışmasak da bir türlü dinlenemiyoruz. Zihnimiz sürekli bir telaş içinde. Yıllar önce teğet geçtiğimiz dertler, şimdi eski bir taş plak gibi beynimizde dönüp duruyor. Tıpkı bir telefona sızan ve sistemini kilitleyen zararlı yazılımlar gibi; gereksiz kaygılar, dünya telaşları ve boş uğraşlar da gönül dünyamızı bir virüs gibi ele geçiriyor. Bu ağırlaşmış yaşamdan kurtulmanın yolu, ruhumuzu o tertemiz başlangıç noktasına, yani asli ayarlarına döndürmekten geçiyor. Kur'an-ı Kerim'de bu manevi arınmanın ve kalbin asıl sükûnetine kavuşmasının yolu açıkça belirtilmiştir: "Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Ra’d Suresi, 28. Ayet) Bugün kendimize bir iyilik yapalım. Tıpkı telefonumuzdaki gereksiz dosyaları sildiğimiz gibi; zihnimizdeki boş kuruntuları, kalbimizdeki kırgınlıkları ve ruhumuzu yoran dünya hırslarını silelim. Sadece "değerli olanın" kıymetini bize hatırlatan şeylere yer açalım. Dilimizde "Hasbinallah ve ni'mel vekil" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir), gönlümüzde ise O’na yönelmenin huzuruyla; ağırlaşan bu hayatı formatlayıp ruhun o ilk, temiz fabrika ayarlarına dönmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Selam ve dua ile, Aydın Babacan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.