MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

HADİ DAMDAN ATLAYALIM!

HADİ DAMDAN ATLAYALIM! Anlamak bütün dillerdeki en iddialı kelimedir belki de. Birini anladığını söyleyen farkında olarak ya da olmayarak hayatının en büyük yalanını söyler. Çok mu sert oldu? Hadi biraz yumuşatalım: Birini anladığını söyleyen hayatının en büyük yanılgısı içindedir. İşte tam da bu yüzden kimseyi yalana teşvik etmiyor, kimsenin yanılgıya düşmesini istemiyor, kimseden bizi anlamısını beklemiyoruz. Fakat insanız ve havaya, suya, ekmeğe olduğu gibi anlaşılmaya da muhtacız. Anlaşılamayacaksak nasıl yaşayacağız? “Kalben tasalarını merak etmediğin, dertlerini dert etmeyeceğin birine 'Nasılsın?' diye sormak, münafıklıkta bir mertebedir." diyen İmam Gazali’ye inat, pek modern(!) dünyanın bize pompaladığı “önce kendim” bencilliğine ruhumuzu çoktan teslim etmişken ve maalesef ardımızdan ağlayanımız da yokken “anlamak/anlaşılmak” fiillerinin gereğini nasıl yerine getireceğiz? İyi niyetlimiz sırf merakından, kötü niyetlimiz kanırtarak canımızı biraz daha acıtmak için, fırsatçımız veri toplayıp işine geldiğinde aleyhimize kullanabilmek ümidiyle, boşboğazımız laf olsun diye bizi anlamaya çalışırmış gibi yaparken; kendimizden başkasının nasıl olduğu esasında bizi pek de ilgilendirmezken, çağın aymazlarınca diğerkam ruhların ölü bedenlerine “el Fatiha” okunurken kendimizi nasıl anlatacak, ötekini nasıl anlayacağız? Hâlâ insanları anladığınız iddiasında mısınız? Hukukta bir ilke vardır: Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Yani? İddia ediyorsan ispat edeceksin. Çünkü ispatlanamayan iddia geçersiz sayılır. O hâlde buyurun bu konudaki samimiyetinizi kimseye değilse de kendinize ispat edin. Hoca Nasreddin’in de buyurduğu gibi “Damdan düşenin hâlinden damdan düşen anlar.” Ezkaza damdan düşmediysek düşenin hâlini anlamak için damdan atlayacak yürek ve samimiyet var mı bizde? Çocukluğunun o saf, yargılamadan kabul edişe hazır yüreğine hâlâ sahip olup olmadığını test etmeye hazır kaç kişi var aramızda? Ne diyordu Üstad (inadına ‘d’ ile) meşhur eserinde: Etmeyin Reis Bey! Siz ağlayamazsınız. Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz. Gelin anlaşalım. Anlayamıyorsak hiç olmazsa anlayışlı olalım. Bu da zor farkındayım. Anlayış, bir başkasının yaşadıklarını değerlendirmek için lazım olan öyle bir yetenektir ki herkeste bulunmaz. En nihayetinde niyet ve gayret arasında gidip gelerek yaşadığımız şu hayatta hiç değilse ‘insanlık namına’ anlayışlı olmaya çalışmaya değmez mi? Yalnız, damdan atlamak demişken söylemeden geçemeyeceğim: Sekiz yaşındayken oyun oynadığımız sırada tezahüratlarıyla fena gaza gelip damdan atlama oyunlarına dahil olduğum ve bedelini kan revan içinde ödediğim çocukluk arkadaşlarıma buradan selam ederim. “İyi ki o dama çıkmış, cesaretimi test etmiş, onlarla oradan atlamışım.” diyorum yoksa oradan atlayacak gözü karalığı gösterememiş olmanın ukdesi bir ömür içimde kalacaktı. Ha bir de çenemdeki çivi izini cesaretimin onur nişanesi olarak taşıyamayacaktım tabi. Delilik iyidir, diyorum ya! Damdan atlayacak cesarete sahip olmak da iyidir. Kimseye zarar gelmez onlardan, insanlık onlarla iyileşir, dünya onlarla güzelleşir. Sevgi Karaman
Ekleme Tarihi: 27 Nisan 2026 -Pazartesi

HADİ DAMDAN ATLAYALIM!

HADİ DAMDAN ATLAYALIM! Anlamak bütün dillerdeki en iddialı kelimedir belki de. Birini anladığını söyleyen farkında olarak ya da olmayarak hayatının en büyük yalanını söyler. Çok mu sert oldu? Hadi biraz yumuşatalım: Birini anladığını söyleyen hayatının en büyük yanılgısı içindedir. İşte tam da bu yüzden kimseyi yalana teşvik etmiyor, kimsenin yanılgıya düşmesini istemiyor, kimseden bizi anlamısını beklemiyoruz. Fakat insanız ve havaya, suya, ekmeğe olduğu gibi anlaşılmaya da muhtacız. Anlaşılamayacaksak nasıl yaşayacağız? “Kalben tasalarını merak etmediğin, dertlerini dert etmeyeceğin birine 'Nasılsın?' diye sormak, münafıklıkta bir mertebedir." diyen İmam Gazali’ye inat, pek modern(!) dünyanın bize pompaladığı “önce kendim” bencilliğine ruhumuzu çoktan teslim etmişken ve maalesef ardımızdan ağlayanımız da yokken “anlamak/anlaşılmak” fiillerinin gereğini nasıl yerine getireceğiz? İyi niyetlimiz sırf merakından, kötü niyetlimiz kanırtarak canımızı biraz daha acıtmak için, fırsatçımız veri toplayıp işine geldiğinde aleyhimize kullanabilmek ümidiyle, boşboğazımız laf olsun diye bizi anlamaya çalışırmış gibi yaparken; kendimizden başkasının nasıl olduğu esasında bizi pek de ilgilendirmezken, çağın aymazlarınca diğerkam ruhların ölü bedenlerine “el Fatiha” okunurken kendimizi nasıl anlatacak, ötekini nasıl anlayacağız? Hâlâ insanları anladığınız iddiasında mısınız? Hukukta bir ilke vardır: Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Yani? İddia ediyorsan ispat edeceksin. Çünkü ispatlanamayan iddia geçersiz sayılır. O hâlde buyurun bu konudaki samimiyetinizi kimseye değilse de kendinize ispat edin. Hoca Nasreddin’in de buyurduğu gibi “Damdan düşenin hâlinden damdan düşen anlar.” Ezkaza damdan düşmediysek düşenin hâlini anlamak için damdan atlayacak yürek ve samimiyet var mı bizde? Çocukluğunun o saf, yargılamadan kabul edişe hazır yüreğine hâlâ sahip olup olmadığını test etmeye hazır kaç kişi var aramızda? Ne diyordu Üstad (inadına ‘d’ ile) meşhur eserinde: Etmeyin Reis Bey! Siz ağlayamazsınız. Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz. Gelin anlaşalım. Anlayamıyorsak hiç olmazsa anlayışlı olalım. Bu da zor farkındayım. Anlayış, bir başkasının yaşadıklarını değerlendirmek için lazım olan öyle bir yetenektir ki herkeste bulunmaz. En nihayetinde niyet ve gayret arasında gidip gelerek yaşadığımız şu hayatta hiç değilse ‘insanlık namına’ anlayışlı olmaya çalışmaya değmez mi? Yalnız, damdan atlamak demişken söylemeden geçemeyeceğim: Sekiz yaşındayken oyun oynadığımız sırada tezahüratlarıyla fena gaza gelip damdan atlama oyunlarına dahil olduğum ve bedelini kan revan içinde ödediğim çocukluk arkadaşlarıma buradan selam ederim. “İyi ki o dama çıkmış, cesaretimi test etmiş, onlarla oradan atlamışım.” diyorum yoksa oradan atlayacak gözü karalığı gösterememiş olmanın ukdesi bir ömür içimde kalacaktı. Ha bir de çenemdeki çivi izini cesaretimin onur nişanesi olarak taşıyamayacaktım tabi. Delilik iyidir, diyorum ya! Damdan atlayacak cesarete sahip olmak da iyidir. Kimseye zarar gelmez onlardan, insanlık onlarla iyileşir, dünya onlarla güzelleşir. Sevgi Karaman
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.