Murat GÜLŞAN
Köşe Yazarı
Murat GÜLŞAN
 

MAKAM VE CÜZDANLA DEĞİŞEN RUHLAR. (Kibirliler size yazdım)

MAKAM VE CÜZDANLA DEĞİŞEN RUHLAR. (Kibirliler size yazdım) İnsan hayatı boyunca pek çok çehre görür, pek çok kalbe dokunur. Bazen kendinden verir, bazen elindekini paylaşır, bazen de sadece karşılıksızca sever. İyilik yapmak, zor günde el uzatmak ve insani değerleri her şeyin üstünde tutmak, erdemli bir duruşun en asil göstergesidir. Ancak ne yazık ki, hayatın en acı tecrübeleri de genellikle bu saf niyetlerin suistimal edilmesiyle başlar. En büyük darbeler, düne kadar elinden tuttuğunuz, omzuna dokunduğunuz ya da yanı başınızda sıradan bir hayatı paylaşırken samimiyetine güvendiğiniz insanlardan gelir. İnsanoğlunun asıl karakteri, yoklukta değil, varlıkta ve güçte sınanır. Dün sizinle aynı sofrayı paylaşan, aynı dertlerle dertlenen insanların, ellerine biraz güç geçtiğinde nasıl birer yabancıya dönüştüklerine şahit olmak, bu hayattaki en büyük hayal kırıklıklarından biridir. Bir koltuk, bir unvan ya da cüzdana giren üç beş kuruş para, bazı ruhların ne kadar sığ ve aç olduğunu anında gözler önüne serer. Makamın ya da paranın getirdiği o sahte ışıltı, ne yazık ki cüce ruhları dev aynasında göstermeye yeter. Kendini bir anda yukarılarda gören bu kitle, geçmişini, düştüğü anlarda ona uzanan elleri ve en önemlisi de insanlığını unutur. Çevresine üst perdeden bakmaya başlayan, kibri bir zırh gibi kuşanan ve adeta "dünyayı ben yarattım" edasıyla yürüyen bu insanlar, aslında karakterlerinin zayıflığını ve sonradan görmeliğin getirdiği o derin şımarıklığı sergilerler. Oysa gerçek asalet; makam büyüdükçe küçülebilmekte, cüzdan doldukça gönlü zengin tutabilmektedir. Gücü elde edince değişen, kibirlenen ve insanları küçümseyen her birey, aslında paranın ve koltuğun sahibi değil, yalnızca kölesidir. Onların o kibirli bakışları, yukarılardan konuşmaları ve insanı hiçe sayan tavırları, içlerindeki ezikliğin dışa vurulmasından başka bir şey değildir. İyiliğe ihanet eden, parayı görünce ruhunu satan ve makam sahibi olunca dostunu unutan bu zihniyete karşı duyulan nefret de öfke de son derece haklıdır. Çünkü onlar sadece insanları değil, güveni, sadakati ve insanlığa olan inancı da katlediyorlar. Son sözü yine hayatın sarsılmaz gerçeği söyler: Koltuklar geçici, paralar tüketicidir. Gün gelip o sahte güç ellerinden kayıp gittiğinde, geriye ne bir dost ne de saygı duyulacak bir isim kalacaktır. İyiliği ve insanlığını koruyanlar her zaman başı dik yürürken, kibir kulelerinde yaşayan sonradan görmelere sadece koskoca bir "Yazıklar olsun!" kalacaktır. Bu tip olan kibirliler yüzünüze tükürüyorum tüh ulan tüh. Murat Gülşan
Ekleme Tarihi: 05 Temmuz 2026 -Pazar

MAKAM VE CÜZDANLA DEĞİŞEN RUHLAR. (Kibirliler size yazdım)

MAKAM VE CÜZDANLA DEĞİŞEN RUHLAR. (Kibirliler size yazdım) İnsan hayatı boyunca pek çok çehre görür, pek çok kalbe dokunur. Bazen kendinden verir, bazen elindekini paylaşır, bazen de sadece karşılıksızca sever. İyilik yapmak, zor günde el uzatmak ve insani değerleri her şeyin üstünde tutmak, erdemli bir duruşun en asil göstergesidir. Ancak ne yazık ki, hayatın en acı tecrübeleri de genellikle bu saf niyetlerin suistimal edilmesiyle başlar. En büyük darbeler, düne kadar elinden tuttuğunuz, omzuna dokunduğunuz ya da yanı başınızda sıradan bir hayatı paylaşırken samimiyetine güvendiğiniz insanlardan gelir. İnsanoğlunun asıl karakteri, yoklukta değil, varlıkta ve güçte sınanır. Dün sizinle aynı sofrayı paylaşan, aynı dertlerle dertlenen insanların, ellerine biraz güç geçtiğinde nasıl birer yabancıya dönüştüklerine şahit olmak, bu hayattaki en büyük hayal kırıklıklarından biridir. Bir koltuk, bir unvan ya da cüzdana giren üç beş kuruş para, bazı ruhların ne kadar sığ ve aç olduğunu anında gözler önüne serer. Makamın ya da paranın getirdiği o sahte ışıltı, ne yazık ki cüce ruhları dev aynasında göstermeye yeter. Kendini bir anda yukarılarda gören bu kitle, geçmişini, düştüğü anlarda ona uzanan elleri ve en önemlisi de insanlığını unutur. Çevresine üst perdeden bakmaya başlayan, kibri bir zırh gibi kuşanan ve adeta "dünyayı ben yarattım" edasıyla yürüyen bu insanlar, aslında karakterlerinin zayıflığını ve sonradan görmeliğin getirdiği o derin şımarıklığı sergilerler. Oysa gerçek asalet; makam büyüdükçe küçülebilmekte, cüzdan doldukça gönlü zengin tutabilmektedir. Gücü elde edince değişen, kibirlenen ve insanları küçümseyen her birey, aslında paranın ve koltuğun sahibi değil, yalnızca kölesidir. Onların o kibirli bakışları, yukarılardan konuşmaları ve insanı hiçe sayan tavırları, içlerindeki ezikliğin dışa vurulmasından başka bir şey değildir. İyiliğe ihanet eden, parayı görünce ruhunu satan ve makam sahibi olunca dostunu unutan bu zihniyete karşı duyulan nefret de öfke de son derece haklıdır. Çünkü onlar sadece insanları değil, güveni, sadakati ve insanlığa olan inancı da katlediyorlar. Son sözü yine hayatın sarsılmaz gerçeği söyler: Koltuklar geçici, paralar tüketicidir. Gün gelip o sahte güç ellerinden kayıp gittiğinde, geriye ne bir dost ne de saygı duyulacak bir isim kalacaktır. İyiliği ve insanlığını koruyanlar her zaman başı dik yürürken, kibir kulelerinde yaşayan sonradan görmelere sadece koskoca bir "Yazıklar olsun!" kalacaktır. Bu tip olan kibirliler yüzünüze tükürüyorum tüh ulan tüh. Murat Gülşan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.