Önder GÜZELARSLAN
Köşe Yazarı
Önder GÜZELARSLAN
 

VEFANIN, KUTLU MEKÂNIN HAMİYETLİ GÖNÜLLÜSÜ ÖMER AYDIN’IN ARDINDAN

VEFANIN, KUTLU MEKÂNIN HAMİYETLİ GÖNÜLLÜSÜ ÖMER AYDIN’IN ARDINDAN Osmanlı Devleti’ne yaklaşık 470 yıl payitahtlık yapan İstanbul gibi ilmin, irfanın ve de sanatın zirve yaptığı bu şehirde üniversite okumak herkesin hayalidir diye düşünüyorum. Zira İstanbul’da sadece bir üniversite de okunmaz, İstanbul’un yetiştirdiği birçok insanla haşir neşir olarak bir ikinci üniversiteyi de hayatın içinde okursunuz. Bu yönüyle düşünüldüğünde İstanbul’da üniversite okumak ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı tatma şansını yakalayabildiğim içinde kendimi şanslı sayıyorum. Hele bir de gönülleri ve ruhları bir akan insanlar arasında geçiriyorsan eğitimini, o zaman tadından yenmez. İşte İstanbul’da bunu sağlayan bir mekân vardı bir dönemler. İstanbul Üniversitesi’nin hemen kalbindeki bu yer Vefa semtindeki İlim Yayma Vakfına ait lisans öğrencilerinin kaldığı bir yurt. Öğrencilik yıllarında burada kalıp da hatıraları olmayan kimse neredeyse yoktur. Bugün bürokrasi de siyaset arenasında, özel sektörde görev yapan birçok kimsenin yolu burada kesişmiştir. Bu yurtta müdürlük vazifesini deruhte eden bir ağabeyimiz vardı. Boşnak göçmeni bir ailenin evladı olarak İstanbul’da doğan ve büyüyen vefanın, inancın, kardeşliğin, kutlu mekânın hamiyetli gönüllüsü, ömrünü mukaddes davaya vakfetmiş öncü bir kahramandı o. Anadolu irfanını İstanbul’a taşıyan, gençlerin ağabeyi Ömer Aydın’dan bahsediyorum. Geçtiğimiz günlerde Rahmeti Rahmana uğurladığımız Ömer ağabeyimiz İlim Yayma Yurdu’nda görev yaptığı 1990-1999 yılları arasında dokunmadığı, iz bırakmadığı bir öğrenci dahi yok. İşte bu sebepledir ki Şehzadebaşı Camisi’ndeki cenazesinde kalabalık bir kitle onu son yolculuğuna uğurlamaya geldi. Hani derler ya; “Gönül biriktirmedinse her şey berhavadır Zira, baki kalan kubbede bir hoş sedadır.” Ömer Aydın ağabey gönül biriktiren bir büyüğümüzdü. Ben her ne kadar öğrencilik yıllarımda İlim Yayma Yurdu’nda kalmadıysam da arkadaşlarımızın çoğunluğu orada kaldığı için sık sık ziyaretlerine gider, İlim Yayma Yurdu’nda o dönemlerde yapılan programlara katılırdı. Bu vesileyle de Ömer Aydın ağabeyi tanıma imkânım olmuştu. Kıymetli ve değeri paha biçilemez bir kişiydi. Şüphesiz insan küçük ilgilerin eseri, hayat ise gönül biriktirmektir. 1960 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ömer Aydın ağabeyimiz İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdikten sonra üç yıl Hak-iş Sendikası’nda çalışmış akabinde Vefa’daki İlim Yayma Vakfı’na ait Yüksek Öğrenim Yurdu’nda yurt müdürlüğü görevine başlamıştır. Bu göreve başladı başlamasına da belki de o yıllarda kendisi de bilmiyordu yıllar sonra dokunduğu, kalbinde ve gönlünde iz bıraktığı insanlar devletin ağır yükünü sırtlanarak devlet yönetiminde görev alarak bu ülkeye hizmet edeceklerini. Hangi birini sayalım, rektör olanları mı? kaymakam ve vali olanları mı? Milli Eğitim Müdürü olanları mı? bugün Anayasa Mahkemesi’nde bizleri gururla temsil eden Muhterem İnce ağabeyimizi mi? Arif ve zarif bir insan, kadirşinas bir kişilik, hamiyetli bir gönül insanı, mütevazi kişiliğiyle ve yüksek ahlakıyla örnek bir Müslüman şahsiyet olan Ömer Aydın ağabeyimiz binlercesinin gönlünde iz bıraktı. Adeta bir gönül mimarıydı diyebiliriz kendisine. , Vakıf hizmetinde, vakıf insanı olabilme özelliğini bizzat yaşayarak gösterdi. Dile kolay yurt müdürlüğü ve eğitim danışmanlığıyla beraber 36 yıl bilfiil İlim Yayma Vakfı’nda gönülleri imar etti. Adeta Vefa semtinde vefayı sessizce inşa etti. Gönlünde iz bıraktığı insanlarda onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Unutulmamalıdır ki, gönül yolu; büyüklük değil, küçüklüktür, beklentili değil, hesapsızlıktır. İşte bu minvalde Ömer Aydın ağabeyimiz, gönle dokunmanın derdini bir öm
Ekleme Tarihi: 15 Nisan 2026 -Çarşamba

VEFANIN, KUTLU MEKÂNIN HAMİYETLİ GÖNÜLLÜSÜ ÖMER AYDIN’IN ARDINDAN

VEFANIN, KUTLU MEKÂNIN HAMİYETLİ GÖNÜLLÜSÜ ÖMER AYDIN’IN ARDINDAN Osmanlı Devleti’ne yaklaşık 470 yıl payitahtlık yapan İstanbul gibi ilmin, irfanın ve de sanatın zirve yaptığı bu şehirde üniversite okumak herkesin hayalidir diye düşünüyorum. Zira İstanbul’da sadece bir üniversite de okunmaz, İstanbul’un yetiştirdiği birçok insanla haşir neşir olarak bir ikinci üniversiteyi de hayatın içinde okursunuz. Bu yönüyle düşünüldüğünde İstanbul’da üniversite okumak ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı tatma şansını yakalayabildiğim içinde kendimi şanslı sayıyorum. Hele bir de gönülleri ve ruhları bir akan insanlar arasında geçiriyorsan eğitimini, o zaman tadından yenmez. İşte İstanbul’da bunu sağlayan bir mekân vardı bir dönemler. İstanbul Üniversitesi’nin hemen kalbindeki bu yer Vefa semtindeki İlim Yayma Vakfına ait lisans öğrencilerinin kaldığı bir yurt. Öğrencilik yıllarında burada kalıp da hatıraları olmayan kimse neredeyse yoktur. Bugün bürokrasi de siyaset arenasında, özel sektörde görev yapan birçok kimsenin yolu burada kesişmiştir. Bu yurtta müdürlük vazifesini deruhte eden bir ağabeyimiz vardı. Boşnak göçmeni bir ailenin evladı olarak İstanbul’da doğan ve büyüyen vefanın, inancın, kardeşliğin, kutlu mekânın hamiyetli gönüllüsü, ömrünü mukaddes davaya vakfetmiş öncü bir kahramandı o. Anadolu irfanını İstanbul’a taşıyan, gençlerin ağabeyi Ömer Aydın’dan bahsediyorum. Geçtiğimiz günlerde Rahmeti Rahmana uğurladığımız Ömer ağabeyimiz İlim Yayma Yurdu’nda görev yaptığı 1990-1999 yılları arasında dokunmadığı, iz bırakmadığı bir öğrenci dahi yok. İşte bu sebepledir ki Şehzadebaşı Camisi’ndeki cenazesinde kalabalık bir kitle onu son yolculuğuna uğurlamaya geldi. Hani derler ya; “Gönül biriktirmedinse her şey berhavadır Zira, baki kalan kubbede bir hoş sedadır.” Ömer Aydın ağabey gönül biriktiren bir büyüğümüzdü. Ben her ne kadar öğrencilik yıllarımda İlim Yayma Yurdu’nda kalmadıysam da arkadaşlarımızın çoğunluğu orada kaldığı için sık sık ziyaretlerine gider, İlim Yayma Yurdu’nda o dönemlerde yapılan programlara katılırdı. Bu vesileyle de Ömer Aydın ağabeyi tanıma imkânım olmuştu. Kıymetli ve değeri paha biçilemez bir kişiydi. Şüphesiz insan küçük ilgilerin eseri, hayat ise gönül biriktirmektir. 1960 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ömer Aydın ağabeyimiz İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdikten sonra üç yıl Hak-iş Sendikası’nda çalışmış akabinde Vefa’daki İlim Yayma Vakfı’na ait Yüksek Öğrenim Yurdu’nda yurt müdürlüğü görevine başlamıştır. Bu göreve başladı başlamasına da belki de o yıllarda kendisi de bilmiyordu yıllar sonra dokunduğu, kalbinde ve gönlünde iz bıraktığı insanlar devletin ağır yükünü sırtlanarak devlet yönetiminde görev alarak bu ülkeye hizmet edeceklerini. Hangi birini sayalım, rektör olanları mı? kaymakam ve vali olanları mı? Milli Eğitim Müdürü olanları mı? bugün Anayasa Mahkemesi’nde bizleri gururla temsil eden Muhterem İnce ağabeyimizi mi? Arif ve zarif bir insan, kadirşinas bir kişilik, hamiyetli bir gönül insanı, mütevazi kişiliğiyle ve yüksek ahlakıyla örnek bir Müslüman şahsiyet olan Ömer Aydın ağabeyimiz binlercesinin gönlünde iz bıraktı. Adeta bir gönül mimarıydı diyebiliriz kendisine. , Vakıf hizmetinde, vakıf insanı olabilme özelliğini bizzat yaşayarak gösterdi. Dile kolay yurt müdürlüğü ve eğitim danışmanlığıyla beraber 36 yıl bilfiil İlim Yayma Vakfı’nda gönülleri imar etti. Adeta Vefa semtinde vefayı sessizce inşa etti. Gönlünde iz bıraktığı insanlarda onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Unutulmamalıdır ki, gönül yolu; büyüklük değil, küçüklüktür, beklentili değil, hesapsızlıktır. İşte bu minvalde Ömer Aydın ağabeyimiz, gönle dokunmanın derdini bir öm
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.