Aydan KURT
Köşe Yazarı
Aydan KURT
 

VEFA SEFA CEFA

VEFA SEFA CEFA Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzaklarda bir masallar ülkesi varmış. Bu ülkede, aynı anne babadan dünyaya gelmiş, birbirinden güzel üç kız kardeş yaşarmış. Bu üç kız kardeşin gerçek isimleri başkaymış. Fakat yaşlı bir teyze, onların huylarını ve hayata bakışlarını gördükçe her birine başka bir isim takmış. Birinin adı Vefa, diğerinin adı Sefa, en büyüğünün adı ise Cefa olmuş. Üçü de birbirinden iyi kalpliymiş. Fakat aynı evde, aynı anne babanın yanında büyümelerine rağmen her birinin karakteri, hayata bakışı ve imtihanı bambaşkaymış. Vefa Küçük kız, sabahları gülümseyerek uyanır, tebessümünü yüzünden hiç eksik etmezmiş. Komşularını ziyaret eder, hâl hatır sorar, küçüklerini korur, büyüklerine saygı gösterirmiş. Yaşlı teyze, onun bu güzel hâlini görünce ona Vefa adını vermiş. Vefa, çevresine tebessümler saçıp kendince iyi bir insan olmaya çalışırken, içinde taşıdığı bir kırgınlığı da kimseye belli etmezmiş. Ben insanlara verdiğim değeri neden göremiyorum?diye düşünürmüş Onun için ağızdan çıkan her söz çok kıymetliymiş. Verilen sözlerin tutulmaması, yapılan iyiliklerin unutulması onu derinden yaralarmış. Yine de yüzündeki tebessüm hiç eksilmezmiş. Çünkü Vefa, kırılmış olsa bile kırmamayı seçermiş. Sefa Ortanca kız ise hiçbir zaman göz önünde olmak istemezmiş. Fakat kendi istediğini yaptırmayı, kendi bildiği gibi yaşamayı da severmiş. Canı isterse çalışır, canı istemezse hiçbir şey yapmazmış. Dışarıdan bakıldığında hayatı oldukça rahat ve sefalı görünürmüş. Yaşlı teyze de onun bu hâlini görünce ona Sefa adını vermiş. Ama kimse onun iç dünyasını bilmezmiş. Ortanca kız, içten içe düşünürmüş İlk evlat olmak ne güzel Son çocuk olmak da öyle. Peki ya ben? Ailem benim varlığımdan bile haberdar değilmiş gibi. Komşular beni fark etmiyor, arkadaşlarım beni görmüyor. Sevdiğim insan bile bana değer vermiyor. Dışarıdan güçlü ve rahat görünse de içinde görünmek, fark edilmek ve değer görmek isteyen küçük bir çocuk saklıymış. Cefa En büyük kız ise evin ilk göz ağrısıymış. Çocukluğundan beri birçok isteği yerine getirilmiş, sözü dinlenmiş, girdiği her ortamda kendini belli etmiş. Fakat onun omuzlarında diğerlerinden daha büyük bir yük varmış. Evin ablası ve ikinci annesi olmak Kardeşleriyle ilgilenmek, evin sorumluluklarını paylaşmak, gerektiğinde herkesten önce güçlü durmak onun göreviymiş. Yaşlı teyze, bir gün onun çabalarını izlerken gözlerindeki hüznü görmüş. Teyze, onun sırtındaki yükü ve içinde taşıdığı yorgunluğu görünce: “Senin adın da Cefa olsun,” demiş. Çünkü bazı insanlar, hayatın kendilerine yüklediği cefayı sessizce taşırmış. İşte böyle… Üç kız kardeş… Üç farklı karakter… Üç farklı hayat… Üç farklı imtihan… Ve aslında her biri biraz da bizmişiz. Belki hikâyeyi okurken “İşte bu benim,” dediğiniz bir karakter olmuştur. Belki Vefa gibi verdiğiniz değerin karşılığını görememişsinizdir. Belki Sefa gibi fark edilmediğinizi, görülmediğinizi düşünmüşsünüzdür. Belki de Cefa gibi herkesin güçlü sandığı ama kimsenin içindeki yorgunluğu fark etmediği biri olmuşsunuzdur. Oysa hepimiz, aynı dünyanın içinde birbirinden farklı hayatlar yaşıyoruz. Hepimizin imtihanı kendine göre ağır. Bazen başkasının yaşadığı bir sıkıntıya bakıp, Bu da dert mi? diyebiliyoruz. Oysa bir insanın omzundaki yükün ağırlığını, onun yerinde olmadan bilemeyiz. Kime göre neyin ağır olduğunu bilemeyiz. Çünkü bu dünya bir sınav. Hepimiz farklı sorularla, farklı şartlarla ve farklı imtihanlarla sınanıyoruz. Belki de önemli olan, sınavımızın ne kadar zor olduğu değil; ona nasıl baktığımız. Umarım hepimiz bu sınavdan geçer not alırız. Aydan Kurt
Ekleme Tarihi: 29 Ağustos 2026 -Cumartesi

VEFA SEFA CEFA

VEFA SEFA CEFA Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzaklarda bir masallar ülkesi varmış. Bu ülkede, aynı anne babadan dünyaya gelmiş, birbirinden güzel üç kız kardeş yaşarmış. Bu üç kız kardeşin gerçek isimleri başkaymış. Fakat yaşlı bir teyze, onların huylarını ve hayata bakışlarını gördükçe her birine başka bir isim takmış. Birinin adı Vefa, diğerinin adı Sefa, en büyüğünün adı ise Cefa olmuş. Üçü de birbirinden iyi kalpliymiş. Fakat aynı evde, aynı anne babanın yanında büyümelerine rağmen her birinin karakteri, hayata bakışı ve imtihanı bambaşkaymış. Vefa Küçük kız, sabahları gülümseyerek uyanır, tebessümünü yüzünden hiç eksik etmezmiş. Komşularını ziyaret eder, hâl hatır sorar, küçüklerini korur, büyüklerine saygı gösterirmiş. Yaşlı teyze, onun bu güzel hâlini görünce ona Vefa adını vermiş. Vefa, çevresine tebessümler saçıp kendince iyi bir insan olmaya çalışırken, içinde taşıdığı bir kırgınlığı da kimseye belli etmezmiş. Ben insanlara verdiğim değeri neden göremiyorum?diye düşünürmüş Onun için ağızdan çıkan her söz çok kıymetliymiş. Verilen sözlerin tutulmaması, yapılan iyiliklerin unutulması onu derinden yaralarmış. Yine de yüzündeki tebessüm hiç eksilmezmiş. Çünkü Vefa, kırılmış olsa bile kırmamayı seçermiş. Sefa Ortanca kız ise hiçbir zaman göz önünde olmak istemezmiş. Fakat kendi istediğini yaptırmayı, kendi bildiği gibi yaşamayı da severmiş. Canı isterse çalışır, canı istemezse hiçbir şey yapmazmış. Dışarıdan bakıldığında hayatı oldukça rahat ve sefalı görünürmüş. Yaşlı teyze de onun bu hâlini görünce ona Sefa adını vermiş. Ama kimse onun iç dünyasını bilmezmiş. Ortanca kız, içten içe düşünürmüş İlk evlat olmak ne güzel Son çocuk olmak da öyle. Peki ya ben? Ailem benim varlığımdan bile haberdar değilmiş gibi. Komşular beni fark etmiyor, arkadaşlarım beni görmüyor. Sevdiğim insan bile bana değer vermiyor. Dışarıdan güçlü ve rahat görünse de içinde görünmek, fark edilmek ve değer görmek isteyen küçük bir çocuk saklıymış. Cefa En büyük kız ise evin ilk göz ağrısıymış. Çocukluğundan beri birçok isteği yerine getirilmiş, sözü dinlenmiş, girdiği her ortamda kendini belli etmiş. Fakat onun omuzlarında diğerlerinden daha büyük bir yük varmış. Evin ablası ve ikinci annesi olmak Kardeşleriyle ilgilenmek, evin sorumluluklarını paylaşmak, gerektiğinde herkesten önce güçlü durmak onun göreviymiş. Yaşlı teyze, bir gün onun çabalarını izlerken gözlerindeki hüznü görmüş. Teyze, onun sırtındaki yükü ve içinde taşıdığı yorgunluğu görünce: “Senin adın da Cefa olsun,” demiş. Çünkü bazı insanlar, hayatın kendilerine yüklediği cefayı sessizce taşırmış. İşte böyle… Üç kız kardeş… Üç farklı karakter… Üç farklı hayat… Üç farklı imtihan… Ve aslında her biri biraz da bizmişiz. Belki hikâyeyi okurken “İşte bu benim,” dediğiniz bir karakter olmuştur. Belki Vefa gibi verdiğiniz değerin karşılığını görememişsinizdir. Belki Sefa gibi fark edilmediğinizi, görülmediğinizi düşünmüşsünüzdür. Belki de Cefa gibi herkesin güçlü sandığı ama kimsenin içindeki yorgunluğu fark etmediği biri olmuşsunuzdur. Oysa hepimiz, aynı dünyanın içinde birbirinden farklı hayatlar yaşıyoruz. Hepimizin imtihanı kendine göre ağır. Bazen başkasının yaşadığı bir sıkıntıya bakıp, Bu da dert mi? diyebiliyoruz. Oysa bir insanın omzundaki yükün ağırlığını, onun yerinde olmadan bilemeyiz. Kime göre neyin ağır olduğunu bilemeyiz. Çünkü bu dünya bir sınav. Hepimiz farklı sorularla, farklı şartlarla ve farklı imtihanlarla sınanıyoruz. Belki de önemli olan, sınavımızın ne kadar zor olduğu değil; ona nasıl baktığımız. Umarım hepimiz bu sınavdan geçer not alırız. Aydan Kurt
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.