Bilal Dursun YILMAZ
Köşe Yazarı
Bilal Dursun YILMAZ
 

Akif Emre’nin ruhuna ithafen…

<p><span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Vefatının &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sene-i devriyesinde bir klas adamın, bir dava insanın sevgiliye kavuştuğu g&uuml;n&uuml;n hatırasına&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Kişiliğimi ortaya koymaya &ccedil;alıştığım gen&ccedil;lik yıllarım&hellip; Mahalle baskısın t&uuml;m şiddetine rağmen Refah Partisi&rsquo;nin başak rozetini takıp İzmir&rsquo;de toplu taşıma ara&ccedil;larına binip, &Ccedil;eşme&rsquo;ye giderken otob&uuml;ste okumak i&ccedil;in bayiden Milli Gazete bazen de Yeni Asya gazetesi aldığım d&ouml;nemler (ikisi biraz garip gelebilir ama&hellip;) Şehir i&ccedil;i yolculuklarda cebimde daim taşıdığım k&uuml;&ccedil;&uuml;k risaleler ve bu kitaplara dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in otob&uuml;ste t&uuml;rl&uuml; hallere girdiğim d&ouml;nemler&hellip; Bin yıl s&uuml;rmesi planlanan 28 Şubat darbesi işte benim bu gen&ccedil;lik yıllarıma tesad&uuml;f etti. Ben ise sıradan bir taşralı yurttaş olarak kendimi bir anda tam i&ccedil;inde buldum adı bile ucube olan bu darbenin...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">28 Şubat &ouml;yle bilindik şekliyle &uuml;lkemizde her 10 yılda bir tekerr&uuml;r eden askeri darbelerden biri değildi, sivillerin hatta adı doğrudan STK olan odakların askerlere adeta yalvararak, onların postallarını hahişle yalayarak &ldquo;nʹlur darbe yapın&rdquo; t&uuml;r&uuml;nde eşine rastlanmayan t&uuml;rden bir darbeydi... Bu darbeye kamuoyu oluşturup, zemin izhar edenler elbette sadece sivillikleri bizde hep tartışmalı olan STK&rsquo;lar değildi darbenin zemininin oluşmasında asıl b&uuml;y&uuml;k h&uuml;ner tr&ouml;st medyanındı (holding ya da banka medyası da denilebilir). Elbette medya patronlarının da i&ccedil;inde olduğu aristokrat olmayı başaramayan burjuvazimiz de hazır kıta asker brifinglerinde elleri patlarcasına darbecileri alkışlıyordu fakat asıl halka dokunan daha doğrusu halkı yakan kesim ise tamamen siyasallaşmış ve pespaye olmuş b&uuml;rokrasimizdi işte bu gruplar &ldquo;irtica geliyor&rdquo; deyip hep birlikte el ele vermiş 28 Şubat darbesini peydahlamışlardı.&nbsp;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Kimliğimin, kişiliğimin şekillendiği o yıllarda T&uuml;rkiye matbuat hayatına bir Yeni Şafak doğmuştu hatta ilk &ccedil;ıktığı g&uuml;n bu gazetenin abonesi olmuştum ve o aboneliği de uzun yıllar s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;m. Yukarıda s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim &uuml;zere matbuat hayatının en &ccedil;irkef d&ouml;neminde bu gazete omurgası olan her fikrin sığınacak bir limanı olmuştu, yayımcıları ve y&ouml;neticileri muhafazak&acirc;r, hatta İslamcı, &uuml;mmet&ccedil;i tabir edilen kişilerden m&uuml;teşekkildi. Kartel medyasının &ldquo;yeşil sermaye&rdquo; yaftalarıyla lin&ccedil; etmeye &ccedil;alıştığı, horladığı bu ekip onların aksine isimden ibaret g&ouml;rmedikleri demokrasi ruhunu benimsemiş kimselerdi, ekonomik g&uuml;&ccedil;leri muadilleriyle kıyaslanamazdı belki ama idealistlerdi (elbette şimdi k&ouml;pr&uuml;lerin altından &ccedil;ok sular aktı)&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Basın yayın sekt&ouml;r&uuml; i&ccedil;in dijital &ccedil;ağın hen&uuml;z başlarıydı, internet &ccedil;ok mahduttu, gazeteler tencere-tabak dağıtsa da tirajları milyonları bulabiliyordu hatta &ldquo;ropd&ouml;şambır&rdquo;la pardon &ccedil;izgili pijama ile evinde başbakanı karşılayan gazete patronun amiral gemisinin tirajı 800 binlerdeydi velhasıl geleneksel medyanın reva&ccedil;ta olduğu o yıllarda amiral gemilerde k&ouml;şeler yazan hayli pop&uuml;ler kalemler cılız da olsa bazı yazılarında darbeyi eleştirmiş ya da desteklememişti. Bu kalem sahiplerinin kimi Marksist, kimi liberal, kimi kapitalist, kimi Sebataycı kimi de İslamcıydı lakin cılızda olsa darbeye karşı bir duruşları olmuştu, az da olsa bir demokrasi inancına sahiptiler onun dışında kimisi ateist, kimisi sek&uuml;ler kimisi mason kimi de renksiz kişilerdi.&nbsp; Darbecilere a&ccedil;ık destek vermeyen bu kalem erbabına T&Uuml;SİAD &uuml;yesi genel yayın y&ouml;netmeni pijamalı patronundan aldığı emirle haddini bildirmiş hepsini ya işsiz bırakmış ya da Haydar D&uuml;men&rsquo;in yanına Posta&rsquo;lamıştı (rahmetli Birant). Bu arada T&Uuml;SİAD&rsquo;lı genel yayın y&ouml;netmeni son yıllarda bir g&uuml;nah &ccedil;ıkarma &ccedil;abalarında ama yine de ben haklıydım davasından da vaz ge&ccedil;miyor, bir ara &ldquo;muhtar olamaz dedim ama doğruydu sonradan yasa değişti, ayrıca patronum da başbakan Yılmaz&rsquo;ı pijamalı değil, tiş&ouml;rtle karşıladı&rdquo; diye yazdı&hellip; Şimdi mesele elbette Doğan&rsquo;ın o sırada ne giydiği değil, mesele d&ouml;neme yapılan vurgunun pijama metaforuyla verilmesi, tiş&ouml;rt, kot, pijama, eşofman değil, onların hepsi d&ouml;nemi sembolize ediyor. Yoksa sahiden tartışılan pijama değil&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Amiral gemilerde sek&uuml;l hayatın dibine vuran fakat i&ccedil;inde demokrasiden n&uuml;veler taşıyan bu kalem erbabı işsiz kalınca Yeni Şafak gazetesi sayfalarını onlara &ouml;zg&uuml;rce a&ccedil;mıştı Cengiz &Ccedil;andar&rsquo;a Mehmet Barlas&rsquo;a K&uuml;rşat Bumin&rsquo;e Ali Bayramoğlun&rsquo;a Nazlı Ilıcak&rsquo;a ve daha nicelerine&hellip; 28 Şubat&rsquo;ın halk nezdinde bitip yukarıdaki s&ouml;z&uuml; edilen mahfillerce fiilen alttan alta s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; 2004 yılında gazeteciliğe hen&uuml;z adım atmış bir &ouml;ğrenci olarak Akif Emire&rsquo;yi bir yurt dışı organizasyonunda g&ouml;rm&uuml;ş, kendisiyle bir yemek m&uuml;ddeti kadar hususi sohbet etmiştim. Emre, yukarıdaki bahsini ettiğim d&ouml;nemde Yeni Şafak gazetesinin genel yayın y&ouml;netmeniydi ben de gazetenin sıkı bir okuruydum. Yemek sohbetinde ilk olarak ona 28 Şubatta g&ouml;sterdikleri cesaret dolayısıyla gazeteyi nasıl bir demokrasi limanı yaptıklarını ve yukarıda adı ge&ccedil;en bir kısım kalem erbabına nasıl kanat gerdiklerini s&ouml;yleyerek aslında ona &ouml;vg&uuml; yapmak istemiştim. Fakat konu a&ccedil;ılınca y&uuml;z&uuml; biraz d&uuml;şen Emre, rahatsız ya da sıkılgan bir ifadeyle &ldquo;evet kapımızı onlara a&ccedil;tık ama iyi mi yaptık sanki&rdquo; kabilinden bir c&uuml;mleyle gazeteyi o d&ouml;nem bu t&uuml;r yazarlara a&ccedil;manın bir pişmanlığı i&ccedil;indeydi. Yani gazetenin o g&uuml;nk&uuml; politikasını yanlış bulmuştu. Yemek masasında s&ouml;z dolaşıp aynı d&ouml;nemin kartel medyasının karşıt sembol&uuml; haline gelmiş, darbeci general G. Erkaya&rsquo;nın &ouml;l&uuml;m&uuml;nde &ldquo;hakkımızı helal etmiyoruz&rdquo; manşetiyle ses getirmiş, Fatih Altaylı&#39;nın baş&ouml;rt&uuml;l&uuml;lere yaptığı pervazsız s&ouml;zlere aynı frekanstan cevap vermiş Akit gazetesine geldi. Bu konuda da &ldquo;ben evime o gazeteyi sokmuyorum, &ccedil;ocuklarımın okumasını da istemiyorum&rdquo; şeklinde beni yine &ccedil;ok şaşırtan bir cevap vermişti.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Emre ile ilk g&ouml;r&uuml;şmemden takriben 2 sene sonra bu sefer tamamen başka bir organizasyon sebebiyle bir araya gelme fırsatım olmuştu. FET&Ouml;&rsquo;n&uuml;n Avrasya diyalog grubu tarafından organize edilen maskeli balolarının birine konuşmacı olarak &ccedil;ağrılmıştı. Elbette onu &ccedil;ağıranlar organizasyonun sahipleri değildi, zamanın şartlarında zoraki sponsor edilen TİKA&rsquo;nın &uuml;lke koordinat&ouml;r&uuml;n&uuml;n arkadaş kontenjanından katılmıştı programa lakin hi&ccedil; &ldquo;acaba&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmeden F&Ouml;T&Ouml;&rsquo;n&uuml;n muhtelif &uuml;lkelerden gelmiş onlarca cilalı davetlisi karşında bu organizasyonu ve politikalarını bil hassa dinler arası diyalog girişimlerini yerden yere vurmuş, aleni şekilde bu yapıyı y&uuml;zlerine karşı eleştirmişti. Bu durum benim hayli ilgimi &ccedil;ekmiş hatta sırf bu konuyu da alakadar bir de m&uuml;lakat yapmıştım kendiyle. Yine memleketi Kayseri&rsquo;ye yaptığı bir ziyarette şehrin g&uuml;n&uuml;m&uuml;z anlayışına uygun modern &ccedil;ehresine bakıp kadim medeniyetin, İslam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n şehirden tecrit edilerek her yanın betonla ruhsuzlaştırılıp, her şeyin metalaşmasına isyan etmiş acaba iktidar ne der d&uuml;ş&uuml;nmeden k&ouml;şesine taşımıştı&hellip; İşte Akif Emre b&ouml;yle bir adamdı, hakkın hatırını &acirc;li tutan, hi&ccedil;bir hatıra o hakkı feda etmeyen, yani tek bir kelimeyle klas bir adamdı, hani sır&acirc;telmustak&icirc;m tabiri var ya o tabirin tarif ettiği bir adamdı. Onu, &ouml;l&uuml;m yılı m&uuml;nasebetiyle Ramazan ayının şanına yakışan bir rahmetle anıyorum. Matbuatımız senin gibi dava insanı m&uuml;nevverlere &ccedil;ok muhta&ccedil;, ağabey her taraf dalkavuklarla dolmuş istisna ve m&uuml;stesnalar hari&ccedil;&hellip; Akif ağabey ruhun şad olsun sana bir Fatiha hediye ediyorum&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">***</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Avrasya&rsquo;da Bir Araya Gelelim Demek Fanteziden İbarettir</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">[2006-BİŞKEK-Diyalog Avrasya, Dinler Arası Diyalog;&nbsp; bu kavramlar son yıllarda sık&ccedil;a duyduğumuz s&ouml;zlerdir. Acaba bir medeniyetler &ccedil;atışması olabilir mi? olursa sonu&ccedil;ları neler olur? İşte b&uuml;t&uuml;n bu konuların konuşulduğu tartışıldığı d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok yerinde &ccedil;eşitli seminer ve konferanslarla bu konu g&uuml;ndeme getiriliyor. Bu diyalog toplantılarının su-i niyetle yapıldığını iddia eden, eleştirenler kadar, destekleyenler de &ccedil;ok. Bu toplantıların birinde gazeteci, yazar, yayıncı Akif Emre ile bir s&ouml;yleşi yaptık. Muhafazak&acirc;r İslam&icirc; g&ouml;r&uuml;ş&uuml; benimseyen,&nbsp; bu gibi konulara da itidalle yaklaşan Emre neler s&ouml;yl&uuml;yor, neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor?]</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Not: bizim &ouml;mr&uuml;m&uuml;z i&ccedil;in uzun olan şeyler tarih i&ccedil;inde bir nokta bile olmayabilir bu vecihle yaklaşık 15 yıl &ouml;nce yapılmış bir r&ouml;portaj lakin orijinalliğini bozmadım okuyunca 15 yılda &ccedil;ok fazla şeyin değişmediğini g&ouml;rd&uuml;m. Ayrıca yayımlanmamış, okunmamış hey yazı yenidir&hellip;</span><br /> <br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Bilal Dursun YILMAZ: Sizce &ldquo;Dinler Arası Diyalog&rdquo; toplantıları bir zemin buluyor mu? Yoksa g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de mi kalıyor? 90&rsquo;lı yıllardan sonra ivme kazanan bu toplantıları değerlendirebilir misiniz? Ger&ccedil;i siz burada &ldquo;Diyalog Avrasya Platformu&rdquo; i&ccedil;in bulunuyorsunuz ama organizat&ouml;rler aynı, genel g&ouml;r&uuml;nt&uuml; birbirine &ccedil;ok benziyor.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Akif EMRE: Dinler arası diyalog başka bir platform. Bunları birbirine karıştırmayalım. Diyalog Avrasya &uuml;zerine konuşalım. Ben aslında ilk defa katıldım, uzaktan izliyorum. Yani ş&ouml;yle bir şey: İki temel soru var. Modern proje &lsquo;ya, ya da&rsquo; sorusunu sorar. Ya b&ouml;yle olacaksın yahut ta &ouml;yle olacaksın, ya modern olacaksın ya geleneksel olacaksın. B&ouml;yle bir şeydir modern proje. Post modern ise &lsquo;ne, ne de&rsquo; diye bir form&uuml;l geliştirir. Ne o, ne diğeri, hi&ccedil;bir şey. Aranmakta olan şey şu olmalı: &lsquo;Hem, hem de&rsquo;. Hem kendin olarak, hem de &ouml;teki olarak bir arada yaşanabilir mi? Şimdi bunun sınırları &ccedil;ok &ouml;nemli. Bu tarih&icirc; bir ger&ccedil;ek. Farklı medeniyetler, değerler, k&uuml;lt&uuml;rler var. Bu k&uuml;lt&uuml;rler bir arada veya yan yana birbirini tanıyarak yaşayabilir. Soruna bu a&ccedil;ıdan yaklaşıyorsa, soru buysa, bunun imk&acirc;nları araştırılmalı. Ama farklılıkları ortadan kaldırmak gibi &ccedil;ok &uuml;topik bir şeyle hareket noktasını ortadan kaldırıyor ve bunun hi&ccedil;bir ger&ccedil;ek&ccedil;i zemini yok, ancak bir &uuml;topya olabilir. İkinci bir husus medeniyetler arası iletişim, ilişki, ge&ccedil;işkenlik tarihsel bir sorun, hem de tarihi kadim bir sorundur. Fakat aynı zamanda d&uuml;nya siyasetinden, iktisattan, ekonomiden, ekonomik &ccedil;ıkarlardan da bağımsız şeyler değildir. İşin bu tarafını g&ouml;rmeden salt din adamları, k&uuml;lt&uuml;r adamları, aydınlar bir araya gelip de medeniyetler arası diyalogu nasıl araştırırız diyor. Bu &ccedil;ok havada kalacak bir şey. Bu altyapı bir teorik &ccedil;er&ccedil;eve sunmaya y&ouml;nelik bir araştırma, bir arayış olabilir, ama d&uuml;nyanın reel şartları arasında iktisadı g&ouml;rmeden, petrol veya enerji kaynaklarına sahip olmak gibi stratejik bir &ouml;nceliği g&ouml;rmeden b&uuml;y&uuml;k devletlerin, Batının bunu yok sayarak, işte biz Avrasya&rsquo;da bir araya gelelim, ah ne g&uuml;zel &lsquo;Ge&ccedil;mişini yaşamıştık, yine de yaşayabiliriz.&rsquo; demek &ccedil;ok fanteziden ibaret kalır. Reel şartları g&ouml;zeterek ve hatta da zorlayarak m&uuml;mk&uuml;n olan teorik &ccedil;er&ccedil;eve araştırılsa anlamlı olabilir. Burası da sonu&ccedil;ta bir platform. Platform hi&ccedil;bir zaman bir karar mercii demek değildir, platformda &ccedil;ok farklı g&ouml;r&uuml;şler ortaya atılır, tartışılır. Yani insanlar en azından psikolojik duvarı birbiriyle aşmış olur. Buna yarar sadece.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Entelekt&uuml;ellerin amacı zaten bir şekilde ortaya bir şeyler atmak ve belki idarecileri, iktidarları uyarmak. Fiilen katılmak değil, peki bu anlamda bir faydası oluyor mu, birileri bunları dikkatte alıyor mu?</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: Bu bir &ccedil;abadır. Yani bunun uzun vadede, kısa vadede ne t&uuml;r bir katkısı olur bilemeyiz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Diyalog Avrasya Platformu sonu&ccedil;ta 10&ndash;15 &uuml;lkeyi belki daha fazlasını i&ccedil;ine alan bir platform. Her &uuml;lkenin kendine g&ouml;re şartları, &ouml;ncelikleri var. Her toplumun kendi i&ccedil; gerilimleri var. Dolayısıyla aynı etki başka yerde farklı olabilir. Mesela; Kırgızistan&rsquo;da aranıp da bulunamayan bir platform olabilir, ama Rusya i&ccedil;in Avrasya Projesi i&ccedil;erisinde sıradan bir proje olarak bakılabilir yahut da Ermenistan i&ccedil;in de hi&ccedil;bir anlam ifade etmeyebilir.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Hoşg&ouml;r&uuml; ve diyalog denince T&uuml;rkiye&rsquo;de de ve bir kısım İslam &uuml;lkesinde, Arap d&uuml;nyasında tepkiler ortaya &ccedil;ıkıyor. Ger&ccedil;i baştan temkinli konuştunuz, dinleri katmayın dediniz...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE:&nbsp; Orda ayırmak lazım.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">DY: Bu zaten bir mi, yoksa bazıları bunu kasten mi bir g&ouml;stermek istiyor? Bu &ccedil;aba nedir? Ben T&uuml;rkiye&rsquo;de Vakit gazetesi de okurum, oradaki bazı yazarlar, &ldquo;Olamaz b&ouml;yle bir şey, ne demek hoşg&ouml;r&uuml;, kime hoşg&ouml;r&uuml; g&ouml;steriyorsun? Bu olmamalı.&rdquo; gibi &ccedil;ok aşırı derecede tepki g&ouml;steriyorlar. Bu bir kısım Arap d&uuml;nyasında da b&ouml;yle, onlar &ccedil;oğunlukla b&ouml;yle platformlara katılmıyor...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: &Ccedil;ağrılıyorlar mı? Bir de o var...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Orası da bir soru işareti...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: &Ouml;ncelikle tanımı ortaya koymak lazım. O &ccedil;er&ccedil;eve i&ccedil;erisinde hoşg&ouml;r&uuml; ve diyalogdan bahsedenler, bunun &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapanlar ne kastediyor? Karşı &ccedil;ıkanlar hangi gerek&ccedil;elerle karşı &ccedil;ıkıyor? Bunları ortaya koymadan her iki tarafı da alkışlamanın veya mahk&ucirc;m etmenin bir anlamı yok. Onun i&ccedil;in ben dinler arası diyalog ile medeniyetler arası diyaloğu ayırdım, ayırmak gerekir. Din dogmadır, iman meselesidir ve bu tartışılmaz. Teolojik anlamda diyalog kastediliyorsa diyalog ile ortak nokta kurulamaz, ama ulema kendi arasında tartışabilir. Bu ayrı bir şeydir, ama m&uuml;ntesipler inanmışsa zaten inanmak durumundadır ve bu iman meselesidir. Zaten dinin tarifi gereği b&ouml;yledir. Ama dine dayalı k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetler birikiminin, toplumların birbirleriyle ilişkilerini normalleştirme, &ccedil;atışmaları azaltma, birbirlerini anlama noktasında insani bir zemin aranmak isteniyorsa, buna kimsenin itirazı olamaz. Bu t&uuml;r şeylerde siyasi bazı &ouml;ncelikler &ouml;ne &ccedil;ıkar, yani teorik olarak &ccedil;ok doğru bir şeyi &ccedil;ok zamansız bir şekilde ortaya atmış olmanız da doğru bir iş yapmış olduğunuz anlamına gelmez veya gerekli yerde gerekli s&ouml;zle de uygun bir şekilde form&uuml;le etmediğiniz vakit kastettiğiniz dışında anlamlara b&uuml;r&uuml;nebilir. Dolayısıyla tepkim bu arada, yoksa toptan alkışlama veya reddetme durumunda değilim. Yani bu toplantıya &ccedil;ekincelerim de var, toplantının alkışlanacak yanı da var. Neden? B&ouml;yle olursa şu şu sınırlar aşılabilir, ama ş&ouml;yle bir şey olursa bu &ccedil;ok &ouml;nemli bir katkı olabilir. Sonu&ccedil;ta bunlar nas değil, vahiy inmiyor. İnsan&icirc; gayretlerin yanı sıra her insan&icirc; &ccedil;alışmanın eksiklikleri de vardır. Bir anlamda dinler arası diyalog ile medeniyetler arası diyaloğu ayrıştırmak gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir arada yaşamak konusunda M&uuml;sl&uuml;manlar olarak bizim bir sorunumuz yok, tarihten tecr&uuml;bemiz zaten ortada. Bir arada yaşama problemi M&uuml;sl&uuml;man olmayanlar a&ccedil;ısından, Batı a&ccedil;ısından var. Batının tarihte b&ouml;yle bir deneyimi yok. Esas onların acaba varsa dertleri &lsquo;bir arada nasıl yaşarız?&rsquo; konusunda konuşulmalıdır. Bug&uuml;n burada da g&uuml;ndeme geldi. İslam&rsquo;ın ter&ouml;rle bağdaştırılmaz ama ABD&rsquo;nin Irak&rsquo;ı işgal olayını yok sayarak, oradaki ter&ouml;r&uuml;, şiddeti, din adına kınıyorsa bunun bir anlamı yok, sa&ccedil;malıklara iştigal ediyorsun demektir. Dolayısıyla bin d&ouml;rt y&uuml;z yıldır Kerbela&rsquo;da, Irak&rsquo;ta, Necef&rsquo;te bir arada yaşayan Şiiler ve S&uuml;nn&icirc;ler birbirinin kanını d&ouml;km&uuml;yor da, nasıl oluyor da bir anda bunlar arasında mezhep savaşı olmayan bir gerilim oluyor. Burada bir k&ouml;rl&uuml;k var demektir. D&uuml;nya ger&ccedil;eklerini, reel politiği, &ccedil;ıkar savaşlarını g&ouml;rm&uuml;yorsunuz demektir. Esas konuşulması gereken bu. Bunları g&ouml;rmeden de diyalogdan bahsederseniz bu sadece &uuml;topyadan ibaret olur. Onun i&ccedil;in tanımı ortaya iyi koymak lazım. Buna rağmen neler yapılabilir, aklıselim insanlar, toplumun din &ouml;nderleri, aydınlar, m&uuml;tefekkirler bir araya gelerek bir şeyleri &uuml;retmeliler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sonu&ccedil;ta siyaseti de zorlayacak kararlar var, imk&acirc;nlar araştırılmalı. Bu t&uuml;r kaotik d&ouml;nemler yeni arayışları tetikler. Bu durumlarda ne yaptığını bilen istikrarlı ve tutarlı gruplar m&uuml;thiş mesafeler alabilirler. Yani hem tehlikelidir, hem de o kaosun ortaya &ccedil;ıkardığı boşluktan yeni imk&acirc;nlar ortaya &ccedil;ıkabilir.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: T&uuml;rkiye olarak T&uuml;rk Cumhuriyetlerinin hafızasının varlığını kabul ediyor muyuz? B&ouml;lgede ABD ve Rusya b&ouml;yle bir hafızanın varlığını kabulleniyor mu? Ortak ge&ccedil;mişten, kardeşlikten hep dem vururuz ya, onun i&ccedil;in soruyorum.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: Bu b&ouml;lge Osmanlı deneyimini yaşamadı. Uzun bir s&uuml;redir aslında bu bilgiler, par&ccedil;alanmış bir şey değil, siyas&icirc; olarak manzara b&ouml;yle, ama İslam medeniyetinin en &ouml;nemli verimleri bu b&ouml;lgeden &ccedil;ıktı aslında. Yani Buhara&rsquo;yı, Semerkant&rsquo;ı yok sayarak İslam medeniyetinin d&uuml;ş&uuml;ncede, bilimde, felsefede geldiği noktayı izah edemezsiniz. B&uuml;t&uuml;n yıkımlara, o hafızayı, bilinci kazıma operasyonlarına rağmen, bu topraklarda hala bir şeyler kalmışsa geleneksel de olsa dine, k&uuml;lt&uuml;re ait bir değerler sistemi kalmışsa o verimlerin sonucudur. Dolayısıyla olayın bu y&ouml;n&uuml;n&uuml; varsaymadan, g&ouml;rmeden, ne bu toplumlar ayakta kalabilir, ne de T&uuml;rkiye burayla sağlıklı ilişkiler kurabilir. Bug&uuml;n, sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml; mensubu Kırgız bir konuşmacı &ldquo;Ge&ccedil;mişi ge&ccedil;elim, artık geleceğe bakalım, h&uuml;manizm temelli bir şeyler &uuml;retelim. İslam bin yıl &ouml;nce gelmiş olsa ne olur, bin iki y&uuml;z &ouml;nce gelse ne olur? Biz &ouml;n&uuml;m&uuml;ze bakalım.&rdquo; diye itirazda bulundu. Bu, &ldquo;Manas&rsquo;ı şunu bunu ge&ccedil;elim, Soros&rsquo;a bakalım.&rdquo; demektir. Bunun reel politikadaki karşılığı budur.&nbsp;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Peki, b&uuml;y&uuml;k devletler dediniz, ABD, &Ccedil;in vs. bu anlamda eski hafızanın varlığına inanıyor mu? Onların, T&uuml;rkiye&rsquo;nin bu b&ouml;lgeye yaklaşımına bakışları nedir?</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: Her devletin kendine g&ouml;re bir yaklaşımı vardır. Rusya eski imparatorluk mirasını yeniden canlandırmak i&ccedil;in onun &uuml;zerinden hareket ediyor. A&ccedil;ılışta da Rusya&rsquo;nın &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;, &ccedil;ok dinli bir imparatorluk olarak deneyimi &ouml;nemlidir dediler. Sanki lekesiz bir tarihmiş gibi sunuldu. ABD bu konuda &ccedil;ok miyop. Var olan belirli unsurlardan yola &ccedil;ıkarak burada bir siyaset y&uuml;r&uuml;tmeye &ccedil;alışıyor. T&uuml;rkiye burada hi&ccedil;bir zaman belirleyici olmadı aslında. T&uuml;rkiye geri planda eskortluk yaptı. ABD bir tedbir olarak T&uuml;rkiye&rsquo;yi anti Amerikancı tepkileri &ouml;nlemek, İran&rsquo;a ve diğer k&ouml;ktenci akımlara karşı daha modern bir eskort, bir yol a&ccedil;ıcı olarak g&ouml;rd&uuml;. Ama yarını belirleyecek hi&ccedil;bir noktada T&uuml;rkiye&rsquo;ye s&ouml;z hakkı verilmedi. T&uuml;rkiye&rsquo;nin o anlamda zaten &ouml;yle bir g&uuml;c&uuml; yok. O iş bittikten sonra T&uuml;rkiye bir kenara atıldı, ama buna rağmen uzun vadeli bir stratejisi varsa, T&uuml;rkiye &ccedil;ok şey yapabilir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin imk&acirc;nları bu kadar, ama 10 yıl sonra ilişkiyi hangi d&uuml;zeyde tutacak, 20 yıl sonraki plan nedir? T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&ouml;yle planı olduğundan emin değilim. Problem orada. (14 yıl ge&ccedil;miş bir değerlendirme yapılabilir&hellip;)</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Akif Emre</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">1957&rsquo;de Kayseri&rsquo;de doğdu ilk ve orta &ouml;ğrenimini memleketinde tamamladı. İstanbul&rsquo;da m&uuml;hendislik eğitimi aldı. Yayıncılık, gazetecilik ve televizyonculuk yaptı. Yayıncılığa Akabe yayınlarının İstanbul temsilciliğinde başladı. Osmanlı şehirleri (Saraybosna, Mostar, &Uuml;sk&uuml;p, Selanik 1,2, Kud&uuml;s 1,2) ve Mimar Sinan 6 b&ouml;l&uuml;m &uuml;zerine olanları başta olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok belgesel hazırladı. Bir s&uuml;re İnsan Yayınları&rsquo;nın genel yayın y&ouml;netmenliğini yaptı. K&uuml;reselliğin Fay Hattı (2001), G&ouml;stergeler (1997), &#39;İz&#39;ler (2001, T&uuml;rkiye Yazarlar Birliği &ouml;d&uuml;l&uuml; aldı) adlı eserleri yayımlandı. Bir d&ouml;nem, İnsan Yayınları&#39;nın yayın y&ouml;netmenliğini yaptı.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Yeni Şafak gazetesinin kurucuları arasında yer aldı ve genel yayın y&ouml;netmenliğini &uuml;stlendi. 23 Mayıs 2017&rsquo;dar-ıbekaya intikal eden Emre&rsquo;nin kabri İstanbul Edirnekapı Mezarlığındadır.</span><br /> <br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Bilal Dursun YILMAZ&nbsp;</span></p>
Ekleme Tarihi: 23 Mayıs 2020 - Cumartesi

Akif Emre’nin ruhuna ithafen…

<p><span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Vefatının &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sene-i devriyesinde bir klas adamın, bir dava insanın sevgiliye kavuştuğu g&uuml;n&uuml;n hatırasına&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Kişiliğimi ortaya koymaya &ccedil;alıştığım gen&ccedil;lik yıllarım&hellip; Mahalle baskısın t&uuml;m şiddetine rağmen Refah Partisi&rsquo;nin başak rozetini takıp İzmir&rsquo;de toplu taşıma ara&ccedil;larına binip, &Ccedil;eşme&rsquo;ye giderken otob&uuml;ste okumak i&ccedil;in bayiden Milli Gazete bazen de Yeni Asya gazetesi aldığım d&ouml;nemler (ikisi biraz garip gelebilir ama&hellip;) Şehir i&ccedil;i yolculuklarda cebimde daim taşıdığım k&uuml;&ccedil;&uuml;k risaleler ve bu kitaplara dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in otob&uuml;ste t&uuml;rl&uuml; hallere girdiğim d&ouml;nemler&hellip; Bin yıl s&uuml;rmesi planlanan 28 Şubat darbesi işte benim bu gen&ccedil;lik yıllarıma tesad&uuml;f etti. Ben ise sıradan bir taşralı yurttaş olarak kendimi bir anda tam i&ccedil;inde buldum adı bile ucube olan bu darbenin...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">28 Şubat &ouml;yle bilindik şekliyle &uuml;lkemizde her 10 yılda bir tekerr&uuml;r eden askeri darbelerden biri değildi, sivillerin hatta adı doğrudan STK olan odakların askerlere adeta yalvararak, onların postallarını hahişle yalayarak &ldquo;nʹlur darbe yapın&rdquo; t&uuml;r&uuml;nde eşine rastlanmayan t&uuml;rden bir darbeydi... Bu darbeye kamuoyu oluşturup, zemin izhar edenler elbette sadece sivillikleri bizde hep tartışmalı olan STK&rsquo;lar değildi darbenin zemininin oluşmasında asıl b&uuml;y&uuml;k h&uuml;ner tr&ouml;st medyanındı (holding ya da banka medyası da denilebilir). Elbette medya patronlarının da i&ccedil;inde olduğu aristokrat olmayı başaramayan burjuvazimiz de hazır kıta asker brifinglerinde elleri patlarcasına darbecileri alkışlıyordu fakat asıl halka dokunan daha doğrusu halkı yakan kesim ise tamamen siyasallaşmış ve pespaye olmuş b&uuml;rokrasimizdi işte bu gruplar &ldquo;irtica geliyor&rdquo; deyip hep birlikte el ele vermiş 28 Şubat darbesini peydahlamışlardı.&nbsp;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Kimliğimin, kişiliğimin şekillendiği o yıllarda T&uuml;rkiye matbuat hayatına bir Yeni Şafak doğmuştu hatta ilk &ccedil;ıktığı g&uuml;n bu gazetenin abonesi olmuştum ve o aboneliği de uzun yıllar s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;m. Yukarıda s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim &uuml;zere matbuat hayatının en &ccedil;irkef d&ouml;neminde bu gazete omurgası olan her fikrin sığınacak bir limanı olmuştu, yayımcıları ve y&ouml;neticileri muhafazak&acirc;r, hatta İslamcı, &uuml;mmet&ccedil;i tabir edilen kişilerden m&uuml;teşekkildi. Kartel medyasının &ldquo;yeşil sermaye&rdquo; yaftalarıyla lin&ccedil; etmeye &ccedil;alıştığı, horladığı bu ekip onların aksine isimden ibaret g&ouml;rmedikleri demokrasi ruhunu benimsemiş kimselerdi, ekonomik g&uuml;&ccedil;leri muadilleriyle kıyaslanamazdı belki ama idealistlerdi (elbette şimdi k&ouml;pr&uuml;lerin altından &ccedil;ok sular aktı)&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Basın yayın sekt&ouml;r&uuml; i&ccedil;in dijital &ccedil;ağın hen&uuml;z başlarıydı, internet &ccedil;ok mahduttu, gazeteler tencere-tabak dağıtsa da tirajları milyonları bulabiliyordu hatta &ldquo;ropd&ouml;şambır&rdquo;la pardon &ccedil;izgili pijama ile evinde başbakanı karşılayan gazete patronun amiral gemisinin tirajı 800 binlerdeydi velhasıl geleneksel medyanın reva&ccedil;ta olduğu o yıllarda amiral gemilerde k&ouml;şeler yazan hayli pop&uuml;ler kalemler cılız da olsa bazı yazılarında darbeyi eleştirmiş ya da desteklememişti. Bu kalem sahiplerinin kimi Marksist, kimi liberal, kimi kapitalist, kimi Sebataycı kimi de İslamcıydı lakin cılızda olsa darbeye karşı bir duruşları olmuştu, az da olsa bir demokrasi inancına sahiptiler onun dışında kimisi ateist, kimisi sek&uuml;ler kimisi mason kimi de renksiz kişilerdi.&nbsp; Darbecilere a&ccedil;ık destek vermeyen bu kalem erbabına T&Uuml;SİAD &uuml;yesi genel yayın y&ouml;netmeni pijamalı patronundan aldığı emirle haddini bildirmiş hepsini ya işsiz bırakmış ya da Haydar D&uuml;men&rsquo;in yanına Posta&rsquo;lamıştı (rahmetli Birant). Bu arada T&Uuml;SİAD&rsquo;lı genel yayın y&ouml;netmeni son yıllarda bir g&uuml;nah &ccedil;ıkarma &ccedil;abalarında ama yine de ben haklıydım davasından da vaz ge&ccedil;miyor, bir ara &ldquo;muhtar olamaz dedim ama doğruydu sonradan yasa değişti, ayrıca patronum da başbakan Yılmaz&rsquo;ı pijamalı değil, tiş&ouml;rtle karşıladı&rdquo; diye yazdı&hellip; Şimdi mesele elbette Doğan&rsquo;ın o sırada ne giydiği değil, mesele d&ouml;neme yapılan vurgunun pijama metaforuyla verilmesi, tiş&ouml;rt, kot, pijama, eşofman değil, onların hepsi d&ouml;nemi sembolize ediyor. Yoksa sahiden tartışılan pijama değil&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Amiral gemilerde sek&uuml;l hayatın dibine vuran fakat i&ccedil;inde demokrasiden n&uuml;veler taşıyan bu kalem erbabı işsiz kalınca Yeni Şafak gazetesi sayfalarını onlara &ouml;zg&uuml;rce a&ccedil;mıştı Cengiz &Ccedil;andar&rsquo;a Mehmet Barlas&rsquo;a K&uuml;rşat Bumin&rsquo;e Ali Bayramoğlun&rsquo;a Nazlı Ilıcak&rsquo;a ve daha nicelerine&hellip; 28 Şubat&rsquo;ın halk nezdinde bitip yukarıdaki s&ouml;z&uuml; edilen mahfillerce fiilen alttan alta s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; 2004 yılında gazeteciliğe hen&uuml;z adım atmış bir &ouml;ğrenci olarak Akif Emire&rsquo;yi bir yurt dışı organizasyonunda g&ouml;rm&uuml;ş, kendisiyle bir yemek m&uuml;ddeti kadar hususi sohbet etmiştim. Emre, yukarıdaki bahsini ettiğim d&ouml;nemde Yeni Şafak gazetesinin genel yayın y&ouml;netmeniydi ben de gazetenin sıkı bir okuruydum. Yemek sohbetinde ilk olarak ona 28 Şubatta g&ouml;sterdikleri cesaret dolayısıyla gazeteyi nasıl bir demokrasi limanı yaptıklarını ve yukarıda adı ge&ccedil;en bir kısım kalem erbabına nasıl kanat gerdiklerini s&ouml;yleyerek aslında ona &ouml;vg&uuml; yapmak istemiştim. Fakat konu a&ccedil;ılınca y&uuml;z&uuml; biraz d&uuml;şen Emre, rahatsız ya da sıkılgan bir ifadeyle &ldquo;evet kapımızı onlara a&ccedil;tık ama iyi mi yaptık sanki&rdquo; kabilinden bir c&uuml;mleyle gazeteyi o d&ouml;nem bu t&uuml;r yazarlara a&ccedil;manın bir pişmanlığı i&ccedil;indeydi. Yani gazetenin o g&uuml;nk&uuml; politikasını yanlış bulmuştu. Yemek masasında s&ouml;z dolaşıp aynı d&ouml;nemin kartel medyasının karşıt sembol&uuml; haline gelmiş, darbeci general G. Erkaya&rsquo;nın &ouml;l&uuml;m&uuml;nde &ldquo;hakkımızı helal etmiyoruz&rdquo; manşetiyle ses getirmiş, Fatih Altaylı&#39;nın baş&ouml;rt&uuml;l&uuml;lere yaptığı pervazsız s&ouml;zlere aynı frekanstan cevap vermiş Akit gazetesine geldi. Bu konuda da &ldquo;ben evime o gazeteyi sokmuyorum, &ccedil;ocuklarımın okumasını da istemiyorum&rdquo; şeklinde beni yine &ccedil;ok şaşırtan bir cevap vermişti.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Emre ile ilk g&ouml;r&uuml;şmemden takriben 2 sene sonra bu sefer tamamen başka bir organizasyon sebebiyle bir araya gelme fırsatım olmuştu. FET&Ouml;&rsquo;n&uuml;n Avrasya diyalog grubu tarafından organize edilen maskeli balolarının birine konuşmacı olarak &ccedil;ağrılmıştı. Elbette onu &ccedil;ağıranlar organizasyonun sahipleri değildi, zamanın şartlarında zoraki sponsor edilen TİKA&rsquo;nın &uuml;lke koordinat&ouml;r&uuml;n&uuml;n arkadaş kontenjanından katılmıştı programa lakin hi&ccedil; &ldquo;acaba&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmeden F&Ouml;T&Ouml;&rsquo;n&uuml;n muhtelif &uuml;lkelerden gelmiş onlarca cilalı davetlisi karşında bu organizasyonu ve politikalarını bil hassa dinler arası diyalog girişimlerini yerden yere vurmuş, aleni şekilde bu yapıyı y&uuml;zlerine karşı eleştirmişti. Bu durum benim hayli ilgimi &ccedil;ekmiş hatta sırf bu konuyu da alakadar bir de m&uuml;lakat yapmıştım kendiyle. Yine memleketi Kayseri&rsquo;ye yaptığı bir ziyarette şehrin g&uuml;n&uuml;m&uuml;z anlayışına uygun modern &ccedil;ehresine bakıp kadim medeniyetin, İslam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n şehirden tecrit edilerek her yanın betonla ruhsuzlaştırılıp, her şeyin metalaşmasına isyan etmiş acaba iktidar ne der d&uuml;ş&uuml;nmeden k&ouml;şesine taşımıştı&hellip; İşte Akif Emre b&ouml;yle bir adamdı, hakkın hatırını &acirc;li tutan, hi&ccedil;bir hatıra o hakkı feda etmeyen, yani tek bir kelimeyle klas bir adamdı, hani sır&acirc;telmustak&icirc;m tabiri var ya o tabirin tarif ettiği bir adamdı. Onu, &ouml;l&uuml;m yılı m&uuml;nasebetiyle Ramazan ayının şanına yakışan bir rahmetle anıyorum. Matbuatımız senin gibi dava insanı m&uuml;nevverlere &ccedil;ok muhta&ccedil;, ağabey her taraf dalkavuklarla dolmuş istisna ve m&uuml;stesnalar hari&ccedil;&hellip; Akif ağabey ruhun şad olsun sana bir Fatiha hediye ediyorum&hellip;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">***</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Avrasya&rsquo;da Bir Araya Gelelim Demek Fanteziden İbarettir</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">[2006-BİŞKEK-Diyalog Avrasya, Dinler Arası Diyalog;&nbsp; bu kavramlar son yıllarda sık&ccedil;a duyduğumuz s&ouml;zlerdir. Acaba bir medeniyetler &ccedil;atışması olabilir mi? olursa sonu&ccedil;ları neler olur? İşte b&uuml;t&uuml;n bu konuların konuşulduğu tartışıldığı d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok yerinde &ccedil;eşitli seminer ve konferanslarla bu konu g&uuml;ndeme getiriliyor. Bu diyalog toplantılarının su-i niyetle yapıldığını iddia eden, eleştirenler kadar, destekleyenler de &ccedil;ok. Bu toplantıların birinde gazeteci, yazar, yayıncı Akif Emre ile bir s&ouml;yleşi yaptık. Muhafazak&acirc;r İslam&icirc; g&ouml;r&uuml;ş&uuml; benimseyen,&nbsp; bu gibi konulara da itidalle yaklaşan Emre neler s&ouml;yl&uuml;yor, neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor?]</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Not: bizim &ouml;mr&uuml;m&uuml;z i&ccedil;in uzun olan şeyler tarih i&ccedil;inde bir nokta bile olmayabilir bu vecihle yaklaşık 15 yıl &ouml;nce yapılmış bir r&ouml;portaj lakin orijinalliğini bozmadım okuyunca 15 yılda &ccedil;ok fazla şeyin değişmediğini g&ouml;rd&uuml;m. Ayrıca yayımlanmamış, okunmamış hey yazı yenidir&hellip;</span><br /> <br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Bilal Dursun YILMAZ: Sizce &ldquo;Dinler Arası Diyalog&rdquo; toplantıları bir zemin buluyor mu? Yoksa g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de mi kalıyor? 90&rsquo;lı yıllardan sonra ivme kazanan bu toplantıları değerlendirebilir misiniz? Ger&ccedil;i siz burada &ldquo;Diyalog Avrasya Platformu&rdquo; i&ccedil;in bulunuyorsunuz ama organizat&ouml;rler aynı, genel g&ouml;r&uuml;nt&uuml; birbirine &ccedil;ok benziyor.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Akif EMRE: Dinler arası diyalog başka bir platform. Bunları birbirine karıştırmayalım. Diyalog Avrasya &uuml;zerine konuşalım. Ben aslında ilk defa katıldım, uzaktan izliyorum. Yani ş&ouml;yle bir şey: İki temel soru var. Modern proje &lsquo;ya, ya da&rsquo; sorusunu sorar. Ya b&ouml;yle olacaksın yahut ta &ouml;yle olacaksın, ya modern olacaksın ya geleneksel olacaksın. B&ouml;yle bir şeydir modern proje. Post modern ise &lsquo;ne, ne de&rsquo; diye bir form&uuml;l geliştirir. Ne o, ne diğeri, hi&ccedil;bir şey. Aranmakta olan şey şu olmalı: &lsquo;Hem, hem de&rsquo;. Hem kendin olarak, hem de &ouml;teki olarak bir arada yaşanabilir mi? Şimdi bunun sınırları &ccedil;ok &ouml;nemli. Bu tarih&icirc; bir ger&ccedil;ek. Farklı medeniyetler, değerler, k&uuml;lt&uuml;rler var. Bu k&uuml;lt&uuml;rler bir arada veya yan yana birbirini tanıyarak yaşayabilir. Soruna bu a&ccedil;ıdan yaklaşıyorsa, soru buysa, bunun imk&acirc;nları araştırılmalı. Ama farklılıkları ortadan kaldırmak gibi &ccedil;ok &uuml;topik bir şeyle hareket noktasını ortadan kaldırıyor ve bunun hi&ccedil;bir ger&ccedil;ek&ccedil;i zemini yok, ancak bir &uuml;topya olabilir. İkinci bir husus medeniyetler arası iletişim, ilişki, ge&ccedil;işkenlik tarihsel bir sorun, hem de tarihi kadim bir sorundur. Fakat aynı zamanda d&uuml;nya siyasetinden, iktisattan, ekonomiden, ekonomik &ccedil;ıkarlardan da bağımsız şeyler değildir. İşin bu tarafını g&ouml;rmeden salt din adamları, k&uuml;lt&uuml;r adamları, aydınlar bir araya gelip de medeniyetler arası diyalogu nasıl araştırırız diyor. Bu &ccedil;ok havada kalacak bir şey. Bu altyapı bir teorik &ccedil;er&ccedil;eve sunmaya y&ouml;nelik bir araştırma, bir arayış olabilir, ama d&uuml;nyanın reel şartları arasında iktisadı g&ouml;rmeden, petrol veya enerji kaynaklarına sahip olmak gibi stratejik bir &ouml;nceliği g&ouml;rmeden b&uuml;y&uuml;k devletlerin, Batının bunu yok sayarak, işte biz Avrasya&rsquo;da bir araya gelelim, ah ne g&uuml;zel &lsquo;Ge&ccedil;mişini yaşamıştık, yine de yaşayabiliriz.&rsquo; demek &ccedil;ok fanteziden ibaret kalır. Reel şartları g&ouml;zeterek ve hatta da zorlayarak m&uuml;mk&uuml;n olan teorik &ccedil;er&ccedil;eve araştırılsa anlamlı olabilir. Burası da sonu&ccedil;ta bir platform. Platform hi&ccedil;bir zaman bir karar mercii demek değildir, platformda &ccedil;ok farklı g&ouml;r&uuml;şler ortaya atılır, tartışılır. Yani insanlar en azından psikolojik duvarı birbiriyle aşmış olur. Buna yarar sadece.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Entelekt&uuml;ellerin amacı zaten bir şekilde ortaya bir şeyler atmak ve belki idarecileri, iktidarları uyarmak. Fiilen katılmak değil, peki bu anlamda bir faydası oluyor mu, birileri bunları dikkatte alıyor mu?</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: Bu bir &ccedil;abadır. Yani bunun uzun vadede, kısa vadede ne t&uuml;r bir katkısı olur bilemeyiz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Diyalog Avrasya Platformu sonu&ccedil;ta 10&ndash;15 &uuml;lkeyi belki daha fazlasını i&ccedil;ine alan bir platform. Her &uuml;lkenin kendine g&ouml;re şartları, &ouml;ncelikleri var. Her toplumun kendi i&ccedil; gerilimleri var. Dolayısıyla aynı etki başka yerde farklı olabilir. Mesela; Kırgızistan&rsquo;da aranıp da bulunamayan bir platform olabilir, ama Rusya i&ccedil;in Avrasya Projesi i&ccedil;erisinde sıradan bir proje olarak bakılabilir yahut da Ermenistan i&ccedil;in de hi&ccedil;bir anlam ifade etmeyebilir.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Hoşg&ouml;r&uuml; ve diyalog denince T&uuml;rkiye&rsquo;de de ve bir kısım İslam &uuml;lkesinde, Arap d&uuml;nyasında tepkiler ortaya &ccedil;ıkıyor. Ger&ccedil;i baştan temkinli konuştunuz, dinleri katmayın dediniz...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE:&nbsp; Orda ayırmak lazım.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">DY: Bu zaten bir mi, yoksa bazıları bunu kasten mi bir g&ouml;stermek istiyor? Bu &ccedil;aba nedir? Ben T&uuml;rkiye&rsquo;de Vakit gazetesi de okurum, oradaki bazı yazarlar, &ldquo;Olamaz b&ouml;yle bir şey, ne demek hoşg&ouml;r&uuml;, kime hoşg&ouml;r&uuml; g&ouml;steriyorsun? Bu olmamalı.&rdquo; gibi &ccedil;ok aşırı derecede tepki g&ouml;steriyorlar. Bu bir kısım Arap d&uuml;nyasında da b&ouml;yle, onlar &ccedil;oğunlukla b&ouml;yle platformlara katılmıyor...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: &Ccedil;ağrılıyorlar mı? Bir de o var...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Orası da bir soru işareti...</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: &Ouml;ncelikle tanımı ortaya koymak lazım. O &ccedil;er&ccedil;eve i&ccedil;erisinde hoşg&ouml;r&uuml; ve diyalogdan bahsedenler, bunun &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapanlar ne kastediyor? Karşı &ccedil;ıkanlar hangi gerek&ccedil;elerle karşı &ccedil;ıkıyor? Bunları ortaya koymadan her iki tarafı da alkışlamanın veya mahk&ucirc;m etmenin bir anlamı yok. Onun i&ccedil;in ben dinler arası diyalog ile medeniyetler arası diyaloğu ayırdım, ayırmak gerekir. Din dogmadır, iman meselesidir ve bu tartışılmaz. Teolojik anlamda diyalog kastediliyorsa diyalog ile ortak nokta kurulamaz, ama ulema kendi arasında tartışabilir. Bu ayrı bir şeydir, ama m&uuml;ntesipler inanmışsa zaten inanmak durumundadır ve bu iman meselesidir. Zaten dinin tarifi gereği b&ouml;yledir. Ama dine dayalı k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetler birikiminin, toplumların birbirleriyle ilişkilerini normalleştirme, &ccedil;atışmaları azaltma, birbirlerini anlama noktasında insani bir zemin aranmak isteniyorsa, buna kimsenin itirazı olamaz. Bu t&uuml;r şeylerde siyasi bazı &ouml;ncelikler &ouml;ne &ccedil;ıkar, yani teorik olarak &ccedil;ok doğru bir şeyi &ccedil;ok zamansız bir şekilde ortaya atmış olmanız da doğru bir iş yapmış olduğunuz anlamına gelmez veya gerekli yerde gerekli s&ouml;zle de uygun bir şekilde form&uuml;le etmediğiniz vakit kastettiğiniz dışında anlamlara b&uuml;r&uuml;nebilir. Dolayısıyla tepkim bu arada, yoksa toptan alkışlama veya reddetme durumunda değilim. Yani bu toplantıya &ccedil;ekincelerim de var, toplantının alkışlanacak yanı da var. Neden? B&ouml;yle olursa şu şu sınırlar aşılabilir, ama ş&ouml;yle bir şey olursa bu &ccedil;ok &ouml;nemli bir katkı olabilir. Sonu&ccedil;ta bunlar nas değil, vahiy inmiyor. İnsan&icirc; gayretlerin yanı sıra her insan&icirc; &ccedil;alışmanın eksiklikleri de vardır. Bir anlamda dinler arası diyalog ile medeniyetler arası diyaloğu ayrıştırmak gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir arada yaşamak konusunda M&uuml;sl&uuml;manlar olarak bizim bir sorunumuz yok, tarihten tecr&uuml;bemiz zaten ortada. Bir arada yaşama problemi M&uuml;sl&uuml;man olmayanlar a&ccedil;ısından, Batı a&ccedil;ısından var. Batının tarihte b&ouml;yle bir deneyimi yok. Esas onların acaba varsa dertleri &lsquo;bir arada nasıl yaşarız?&rsquo; konusunda konuşulmalıdır. Bug&uuml;n burada da g&uuml;ndeme geldi. İslam&rsquo;ın ter&ouml;rle bağdaştırılmaz ama ABD&rsquo;nin Irak&rsquo;ı işgal olayını yok sayarak, oradaki ter&ouml;r&uuml;, şiddeti, din adına kınıyorsa bunun bir anlamı yok, sa&ccedil;malıklara iştigal ediyorsun demektir. Dolayısıyla bin d&ouml;rt y&uuml;z yıldır Kerbela&rsquo;da, Irak&rsquo;ta, Necef&rsquo;te bir arada yaşayan Şiiler ve S&uuml;nn&icirc;ler birbirinin kanını d&ouml;km&uuml;yor da, nasıl oluyor da bir anda bunlar arasında mezhep savaşı olmayan bir gerilim oluyor. Burada bir k&ouml;rl&uuml;k var demektir. D&uuml;nya ger&ccedil;eklerini, reel politiği, &ccedil;ıkar savaşlarını g&ouml;rm&uuml;yorsunuz demektir. Esas konuşulması gereken bu. Bunları g&ouml;rmeden de diyalogdan bahsederseniz bu sadece &uuml;topyadan ibaret olur. Onun i&ccedil;in tanımı ortaya iyi koymak lazım. Buna rağmen neler yapılabilir, aklıselim insanlar, toplumun din &ouml;nderleri, aydınlar, m&uuml;tefekkirler bir araya gelerek bir şeyleri &uuml;retmeliler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sonu&ccedil;ta siyaseti de zorlayacak kararlar var, imk&acirc;nlar araştırılmalı. Bu t&uuml;r kaotik d&ouml;nemler yeni arayışları tetikler. Bu durumlarda ne yaptığını bilen istikrarlı ve tutarlı gruplar m&uuml;thiş mesafeler alabilirler. Yani hem tehlikelidir, hem de o kaosun ortaya &ccedil;ıkardığı boşluktan yeni imk&acirc;nlar ortaya &ccedil;ıkabilir.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: T&uuml;rkiye olarak T&uuml;rk Cumhuriyetlerinin hafızasının varlığını kabul ediyor muyuz? B&ouml;lgede ABD ve Rusya b&ouml;yle bir hafızanın varlığını kabulleniyor mu? Ortak ge&ccedil;mişten, kardeşlikten hep dem vururuz ya, onun i&ccedil;in soruyorum.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: Bu b&ouml;lge Osmanlı deneyimini yaşamadı. Uzun bir s&uuml;redir aslında bu bilgiler, par&ccedil;alanmış bir şey değil, siyas&icirc; olarak manzara b&ouml;yle, ama İslam medeniyetinin en &ouml;nemli verimleri bu b&ouml;lgeden &ccedil;ıktı aslında. Yani Buhara&rsquo;yı, Semerkant&rsquo;ı yok sayarak İslam medeniyetinin d&uuml;ş&uuml;ncede, bilimde, felsefede geldiği noktayı izah edemezsiniz. B&uuml;t&uuml;n yıkımlara, o hafızayı, bilinci kazıma operasyonlarına rağmen, bu topraklarda hala bir şeyler kalmışsa geleneksel de olsa dine, k&uuml;lt&uuml;re ait bir değerler sistemi kalmışsa o verimlerin sonucudur. Dolayısıyla olayın bu y&ouml;n&uuml;n&uuml; varsaymadan, g&ouml;rmeden, ne bu toplumlar ayakta kalabilir, ne de T&uuml;rkiye burayla sağlıklı ilişkiler kurabilir. Bug&uuml;n, sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml; mensubu Kırgız bir konuşmacı &ldquo;Ge&ccedil;mişi ge&ccedil;elim, artık geleceğe bakalım, h&uuml;manizm temelli bir şeyler &uuml;retelim. İslam bin yıl &ouml;nce gelmiş olsa ne olur, bin iki y&uuml;z &ouml;nce gelse ne olur? Biz &ouml;n&uuml;m&uuml;ze bakalım.&rdquo; diye itirazda bulundu. Bu, &ldquo;Manas&rsquo;ı şunu bunu ge&ccedil;elim, Soros&rsquo;a bakalım.&rdquo; demektir. Bunun reel politikadaki karşılığı budur.&nbsp;</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">BDY: Peki, b&uuml;y&uuml;k devletler dediniz, ABD, &Ccedil;in vs. bu anlamda eski hafızanın varlığına inanıyor mu? Onların, T&uuml;rkiye&rsquo;nin bu b&ouml;lgeye yaklaşımına bakışları nedir?</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">AE: Her devletin kendine g&ouml;re bir yaklaşımı vardır. Rusya eski imparatorluk mirasını yeniden canlandırmak i&ccedil;in onun &uuml;zerinden hareket ediyor. A&ccedil;ılışta da Rusya&rsquo;nın &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;, &ccedil;ok dinli bir imparatorluk olarak deneyimi &ouml;nemlidir dediler. Sanki lekesiz bir tarihmiş gibi sunuldu. ABD bu konuda &ccedil;ok miyop. Var olan belirli unsurlardan yola &ccedil;ıkarak burada bir siyaset y&uuml;r&uuml;tmeye &ccedil;alışıyor. T&uuml;rkiye burada hi&ccedil;bir zaman belirleyici olmadı aslında. T&uuml;rkiye geri planda eskortluk yaptı. ABD bir tedbir olarak T&uuml;rkiye&rsquo;yi anti Amerikancı tepkileri &ouml;nlemek, İran&rsquo;a ve diğer k&ouml;ktenci akımlara karşı daha modern bir eskort, bir yol a&ccedil;ıcı olarak g&ouml;rd&uuml;. Ama yarını belirleyecek hi&ccedil;bir noktada T&uuml;rkiye&rsquo;ye s&ouml;z hakkı verilmedi. T&uuml;rkiye&rsquo;nin o anlamda zaten &ouml;yle bir g&uuml;c&uuml; yok. O iş bittikten sonra T&uuml;rkiye bir kenara atıldı, ama buna rağmen uzun vadeli bir stratejisi varsa, T&uuml;rkiye &ccedil;ok şey yapabilir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin imk&acirc;nları bu kadar, ama 10 yıl sonra ilişkiyi hangi d&uuml;zeyde tutacak, 20 yıl sonraki plan nedir? T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&ouml;yle planı olduğundan emin değilim. Problem orada. (14 yıl ge&ccedil;miş bir değerlendirme yapılabilir&hellip;)</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Akif Emre</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">1957&rsquo;de Kayseri&rsquo;de doğdu ilk ve orta &ouml;ğrenimini memleketinde tamamladı. İstanbul&rsquo;da m&uuml;hendislik eğitimi aldı. Yayıncılık, gazetecilik ve televizyonculuk yaptı. Yayıncılığa Akabe yayınlarının İstanbul temsilciliğinde başladı. Osmanlı şehirleri (Saraybosna, Mostar, &Uuml;sk&uuml;p, Selanik 1,2, Kud&uuml;s 1,2) ve Mimar Sinan 6 b&ouml;l&uuml;m &uuml;zerine olanları başta olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok belgesel hazırladı. Bir s&uuml;re İnsan Yayınları&rsquo;nın genel yayın y&ouml;netmenliğini yaptı. K&uuml;reselliğin Fay Hattı (2001), G&ouml;stergeler (1997), &#39;İz&#39;ler (2001, T&uuml;rkiye Yazarlar Birliği &ouml;d&uuml;l&uuml; aldı) adlı eserleri yayımlandı. Bir d&ouml;nem, İnsan Yayınları&#39;nın yayın y&ouml;netmenliğini yaptı.</span><br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Yeni Şafak gazetesinin kurucuları arasında yer aldı ve genel yayın y&ouml;netmenliğini &uuml;stlendi. 23 Mayıs 2017&rsquo;dar-ıbekaya intikal eden Emre&rsquo;nin kabri İstanbul Edirnekapı Mezarlığındadır.</span><br /> <br /> <span style="color:rgb(34, 34, 34); font-family:arial,helvetica,sans-serif; font-size:small">Bilal Dursun YILMAZ&nbsp;</span></p>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.