Bülent ERTEKİN
Köşe Yazarı
Bülent ERTEKİN
 

KAÇ KARDEŞİN VAR?

KAÇ KARDEŞİN VAR? “Kaç kardeşsiniz?” Ne kadar sıradan bir soru, değil mi? Ahmet: — Dört. Hasan: — Üç. Levent: — İki. Cemil: — Altı… Sonra sıra bana geliyor: — “Peki sen kaç kardeşsin Bülent?” Cevabım kısa: “İki milyar!” Gülüyorlar. “Bülent, dalga mı geçiyorsun?” “Yok artık!” “İki milyar kardeş mi olur?” Olur! Hem de öyle bir kardeşliktir ki bu… Soyadı sormaz. Pasaport sormaz. Ten rengi sormaz. Millet sormaz. Dil sormaz. Ülke sormaz. İman yeter! Çünkü Rabbimiz açıkça buyuruyor: “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurât, 49/10) Bundan daha açık ne söylenebilir? Bugün dünya üzerinde yaklaşık iki milyar Müslüman yaşıyor. Benim hesabım basit: Yaklaşık iki milyar kardeşim var. Ama şimdi asıl soruyu soralım: Peki biz gerçekten kardeş miyiz? Bir Müslüman açken tok yatabiliyor muyuz? Bir mazlum ağlarken hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edebiliyor muyuz? Bir yetim başını okşayacak bir el beklerken biz elimizi cebimize bile sokmuyor muyuz? Bir insan soğukta üşürken biz sıcak evimizde rahatımızı mı düşünüyoruz? O zaman kusura bakmayın… Kardeşlik sadece dilde kalıyorsa, orada ciddi bir problem var demektir. Çünkü kardeşlik; “Ben Müslümanım” demek değildir sadece. Kardeşlik, Müslümanın derdini kendi derdin bilmektir. Bugün dünyanın dört bir yanında kardeşlerimiz var. Kimi savaşın ortasında… Kimi yoksulluğun içinde… Kimi açlıkla mücadele ediyor… Kimi bir yudum temiz su arıyor… Kimi çocuğunun karnını doyurmanın derdinde… Kimi de sadece güvenli bir sabaha uyanmak istiyor. Peki biz ne yapıyoruz? Bazen bir paylaşımı beğeniyoruz. Bazen bir video izliyoruz. Bazen birkaç dakika üzülüyoruz. Sonra? Hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. İşte tam burada durup kendimize sormamız gerekiyor: “Ben kardeşimin derdiyle ne kadar dertleniyorum?” Çünkü sosyal medyada kardeşlik nutukları atmak kolaydır. Asıl mesele, kardeşliğin bedelini ödeyebilmektir. Elhamdülillah… Bu ülkede hâlâ güzel insanlar var. Hâlâ paylaşanlar var. Hâlâ yetimin başını okşayanlar var. Hâlâ ihtiyaç sahibinin kapısını çalanlar var. Hâlâ dünyanın öbür ucundaki hiç tanımadığı bir insan için yardım gönderenler var. Sivil toplum kuruluşları, vakıflar, dernekler ve gönüllüler; imkânları ölçüsünde kardeşlerimizin yarasına merhem olmaya çalışıyor. Allah hepsinden razı olsun. Ama yetmez! Çünkü iki milyarlık bir kardeşlik iddiasının sorumluluğu da büyüktür. Şimdi tekrar soruyorum: KAÇ KARDEŞİN VAR? İki mi? Üç mü? Beş mi? On mu? Benim cevabım belli: İKİ MİLYAR! Ama bu rakamla övünmek yetmez. O iki milyarın içinden bir kişinin derdini bile azaltabiliyorsam… Bir çocuğun yüzünü güldürebiliyorsam… Bir yetimin duasını alabiliyorsam… Bir ailenin sofrasına küçücük de olsa katkı sunabiliyorsam… İşte o zaman kardeşliğimin gereğini yerine getirmiş olurum. Yoksa “Benim iki milyar kardeşim var” demenin ne anlamı var? Kardeşlik sayı değildir. Kardeşlik sorumluluktur. Kardeşlik, gerektiğinde kendi rahatından vazgeçebilmektir. Kardeşlik, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışını terk etmektir. Kardeşlik, dünyanın herhangi bir köşesindeki Müslümanın gözyaşını görüp: “Bana ne?” diyememektir. Belki hiç tanışmayacağız. Belki aynı şehirde yaşamayacağız. Belki aynı dili konuşmayacağız. Belki yüzünü hiç görmeyeceğiz. Ama aynı Rabbe inanıyorsak… Aynı kıbleye dönüyorsak… Aynı Peygamber'in ümmetiysek… Sen benim kardeşimsin! Ve ben senin kardeşinim. İşte mesele tam olarak budur. Renklerimiz farklı olabilir. Dillerimiz farklı olabilir. Ülkelerimiz farklı olabilir. Kültürlerimiz farklı olabilir. Ama imanımız birse… Kardeşliğimiz birdir! Ve unutmayalım: Kardeşinin acısını hissetmeyen bir kalp, kardeşliğin sadece adını taşıyor olabilir. Rabbim bizleri, kardeşliğini sadece sözde değil hayatında yaşayanlardan eylesin. Kardeşlerimizin derdiyle dertlenmeyi, sevincine ortak olmayı ve elimizden gelen yardımı yapmayı bizlere nasip etsin. Çünkü yarın Rabbimizin huzurunda belki bize: “Kaç kardeşin vardı?” diye sormayacaklar. Belki asıl soru şu olacak: “Kardeşin dert içindeyken SEN NE YAPTIN?” İşte o gün vereceğimiz cevap için bugün düşünme günüdür. Kardeşlik sözle değil, sorumlulukla ispat edilir. Selâm ve dua ile… Bülent Ertekin
Ekleme Tarihi: 26 Eylül 2026 -Cumartesi

KAÇ KARDEŞİN VAR?

KAÇ KARDEŞİN VAR? “Kaç kardeşsiniz?” Ne kadar sıradan bir soru, değil mi? Ahmet: — Dört. Hasan: — Üç. Levent: — İki. Cemil: — Altı… Sonra sıra bana geliyor: — “Peki sen kaç kardeşsin Bülent?” Cevabım kısa: “İki milyar!” Gülüyorlar. “Bülent, dalga mı geçiyorsun?” “Yok artık!” “İki milyar kardeş mi olur?” Olur! Hem de öyle bir kardeşliktir ki bu… Soyadı sormaz. Pasaport sormaz. Ten rengi sormaz. Millet sormaz. Dil sormaz. Ülke sormaz. İman yeter! Çünkü Rabbimiz açıkça buyuruyor: “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurât, 49/10) Bundan daha açık ne söylenebilir? Bugün dünya üzerinde yaklaşık iki milyar Müslüman yaşıyor. Benim hesabım basit: Yaklaşık iki milyar kardeşim var. Ama şimdi asıl soruyu soralım: Peki biz gerçekten kardeş miyiz? Bir Müslüman açken tok yatabiliyor muyuz? Bir mazlum ağlarken hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edebiliyor muyuz? Bir yetim başını okşayacak bir el beklerken biz elimizi cebimize bile sokmuyor muyuz? Bir insan soğukta üşürken biz sıcak evimizde rahatımızı mı düşünüyoruz? O zaman kusura bakmayın… Kardeşlik sadece dilde kalıyorsa, orada ciddi bir problem var demektir. Çünkü kardeşlik; “Ben Müslümanım” demek değildir sadece. Kardeşlik, Müslümanın derdini kendi derdin bilmektir. Bugün dünyanın dört bir yanında kardeşlerimiz var. Kimi savaşın ortasında… Kimi yoksulluğun içinde… Kimi açlıkla mücadele ediyor… Kimi bir yudum temiz su arıyor… Kimi çocuğunun karnını doyurmanın derdinde… Kimi de sadece güvenli bir sabaha uyanmak istiyor. Peki biz ne yapıyoruz? Bazen bir paylaşımı beğeniyoruz. Bazen bir video izliyoruz. Bazen birkaç dakika üzülüyoruz. Sonra? Hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. İşte tam burada durup kendimize sormamız gerekiyor: “Ben kardeşimin derdiyle ne kadar dertleniyorum?” Çünkü sosyal medyada kardeşlik nutukları atmak kolaydır. Asıl mesele, kardeşliğin bedelini ödeyebilmektir. Elhamdülillah… Bu ülkede hâlâ güzel insanlar var. Hâlâ paylaşanlar var. Hâlâ yetimin başını okşayanlar var. Hâlâ ihtiyaç sahibinin kapısını çalanlar var. Hâlâ dünyanın öbür ucundaki hiç tanımadığı bir insan için yardım gönderenler var. Sivil toplum kuruluşları, vakıflar, dernekler ve gönüllüler; imkânları ölçüsünde kardeşlerimizin yarasına merhem olmaya çalışıyor. Allah hepsinden razı olsun. Ama yetmez! Çünkü iki milyarlık bir kardeşlik iddiasının sorumluluğu da büyüktür. Şimdi tekrar soruyorum: KAÇ KARDEŞİN VAR? İki mi? Üç mü? Beş mi? On mu? Benim cevabım belli: İKİ MİLYAR! Ama bu rakamla övünmek yetmez. O iki milyarın içinden bir kişinin derdini bile azaltabiliyorsam… Bir çocuğun yüzünü güldürebiliyorsam… Bir yetimin duasını alabiliyorsam… Bir ailenin sofrasına küçücük de olsa katkı sunabiliyorsam… İşte o zaman kardeşliğimin gereğini yerine getirmiş olurum. Yoksa “Benim iki milyar kardeşim var” demenin ne anlamı var? Kardeşlik sayı değildir. Kardeşlik sorumluluktur. Kardeşlik, gerektiğinde kendi rahatından vazgeçebilmektir. Kardeşlik, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışını terk etmektir. Kardeşlik, dünyanın herhangi bir köşesindeki Müslümanın gözyaşını görüp: “Bana ne?” diyememektir. Belki hiç tanışmayacağız. Belki aynı şehirde yaşamayacağız. Belki aynı dili konuşmayacağız. Belki yüzünü hiç görmeyeceğiz. Ama aynı Rabbe inanıyorsak… Aynı kıbleye dönüyorsak… Aynı Peygamber'in ümmetiysek… Sen benim kardeşimsin! Ve ben senin kardeşinim. İşte mesele tam olarak budur. Renklerimiz farklı olabilir. Dillerimiz farklı olabilir. Ülkelerimiz farklı olabilir. Kültürlerimiz farklı olabilir. Ama imanımız birse… Kardeşliğimiz birdir! Ve unutmayalım: Kardeşinin acısını hissetmeyen bir kalp, kardeşliğin sadece adını taşıyor olabilir. Rabbim bizleri, kardeşliğini sadece sözde değil hayatında yaşayanlardan eylesin. Kardeşlerimizin derdiyle dertlenmeyi, sevincine ortak olmayı ve elimizden gelen yardımı yapmayı bizlere nasip etsin. Çünkü yarın Rabbimizin huzurunda belki bize: “Kaç kardeşin vardı?” diye sormayacaklar. Belki asıl soru şu olacak: “Kardeşin dert içindeyken SEN NE YAPTIN?” İşte o gün vereceğimiz cevap için bugün düşünme günüdür. Kardeşlik sözle değil, sorumlulukla ispat edilir. Selâm ve dua ile… Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.