Güvenimizi Nasıl Kazandılar?
Milletimiz, yıllarca dinini yaşayabilmenin, inancını özgürce yaşayabilmenin hasretini çekmişti.
Baskılar altında geçen yıllardan sonra insanlar, din adına yapılan her güzel hizmeti kendi öz malı gibi sahiplendi.
Çünkü bu millet, dinine hizmet edeni hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır.
Kim Kur'an öğretmeye talip olduysa destek gördü.
Kim gençlerin ahlaklı yetişmesi için gayret ettiyse takdir edildi.
Kim "Allah rızası" diyerek yola çıktıysa milletimizin gönlünde yer buldu.
İşte bizi güçlü yapan bu hasletimiz, maalesef bizi en çok yaralayan yönümüz hâline getirildi.
Çünkü biz, karşımızdakileri kendimiz gibi sandık.
Kendi samimiyetimizle onları da samimi zannettik.
Kendi ihlasımızla onları da ihlas sahibi kabul ettik.
Kendi fedakârlığımızla onları da fedakâr bildik.
Oysa sonradan gördük ki; herkes aynı niyetle yürümüyormuş.
Biz Allah rızasını konuşurken, başkaları makam hesapları yapıyormuş.
Biz hizmet edildiğini sanırken, meğer güç devşiriliyormuş.
Biz milletimize faydalı insanlar yetiştirildiğini düşünürken, meğer belli hedeflere bağlı kadrolar hazırlanıyormuş.
En acı olan da şuydu:
Bütün bunlar yapılırken milletimizin en temiz duyguları kullanıldı.
Dualarımız kullanıldı.
İnancımız kullanıldı.
Fedakârlığımız kullanıldı.
Çocuklarımız üzerinden kurduğumuz hayaller kullanıldı.
Hiç kimse, bir gün bu güvenin böyle istismar edileceğini düşünmedi.
Çünkü bizim medeniyetimizde güven esastır.
Biz kapımıza geleni geri çevirmemeyi öğrendik.
Bşz yardım isteyene el uzatmayı öğrendik.
Dinine hizmet ettiğini söyleyene destek olmayı öğrendik.
Fakat bir gerçeği geç fark ettik:
Merhametli olmak başka, tedbirsiz olmak başkadır.
Samimi olmak başka, sorgulamamak başkadır.
İyi niyetli olmak başka, her söylenene teslim olmak başkadır.
İşte bizi kandıran da bu ince çizginin farkına varamamamız oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda kimse milletimizin samimiyetini suçlayamaz.
Çünkü samimiyet suç değildir.
Suç olan, o samimiyeti kendi hırsları ve emelleri uğruna kullananlardır.
Bizim kaybetmemiz gereken şey güven duygumuz değil; güveni hak edeni, hak etmeyenden ayırabilecek ferasetimizdir.
Çünkü feraset kaybolursa, samimiyet istismar edilir.
Tedbir kaybolursa, güven suistimal edilir.
Ve millet, en çok da en temiz duygularından vurulur.
Devam edecek...
Nasıl Kandırıldık? (3)
Güvenimizi Nasıl Kazandılar?
Milletimiz, yıllarca dinini yaşayabilmenin, inancını özgürce yaşayabilmenin hasretini çekmişti.
Baskılar altında geçen yıllardan sonra insanlar, din adına yapılan her güzel hizmeti kendi öz malı gibi sahiplendi.
Çünkü bu millet, dinine hizmet edeni hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır.
Kim Kur'an öğretmeye talip olduysa destek gördü.
Kim gençlerin ahlaklı yetişmesi için gayret ettiyse takdir edildi.
Kim "Allah rızası" diyerek yola çıktıysa milletimizin gönlünde yer buldu.
İşte bizi güçlü yapan bu hasletimiz, maalesef bizi en çok yaralayan yönümüz hâline getirildi.
Çünkü biz, karşımızdakileri kendimiz gibi sandık.
Kendi samimiyetimizle onları da samimi zannettik.
Kendi ihlasımızla onları da ihlas sahibi kabul ettik.
Kendi fedakârlığımızla onları da fedakâr bildik.
Oysa sonradan gördük ki; herkes aynı niyetle yürümüyormuş.
Biz Allah rızasını konuşurken, başkaları makam hesapları yapıyormuş.
Biz hizmet edildiğini sanırken, meğer güç devşiriliyormuş.
Biz milletimize faydalı insanlar yetiştirildiğini düşünürken, meğer belli hedeflere bağlı kadrolar hazırlanıyormuş.
En acı olan da şuydu:
Bütün bunlar yapılırken milletimizin en temiz duyguları kullanıldı.
Dualarımız kullanıldı.
İnancımız kullanıldı.
Fedakârlığımız kullanıldı.
Çocuklarımız üzerinden kurduğumuz hayaller kullanıldı.
Hiç kimse, bir gün bu güvenin böyle istismar edileceğini düşünmedi.
Çünkü bizim medeniyetimizde güven esastır.
Biz kapımıza geleni geri çevirmemeyi öğrendik.
Bşz yardım isteyene el uzatmayı öğrendik.
Dinine hizmet ettiğini söyleyene destek olmayı öğrendik.
Fakat bir gerçeği geç fark ettik:
Merhametli olmak başka, tedbirsiz olmak başkadır.
Samimi olmak başka, sorgulamamak başkadır.
İyi niyetli olmak başka, her söylenene teslim olmak başkadır.
İşte bizi kandıran da bu ince çizginin farkına varamamamız oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda kimse milletimizin samimiyetini suçlayamaz.
Çünkü samimiyet suç değildir.
Suç olan, o samimiyeti kendi hırsları ve emelleri uğruna kullananlardır.
Bizim kaybetmemiz gereken şey güven duygumuz değil; güveni hak edeni, hak etmeyenden ayırabilecek ferasetimizdir.
Çünkü feraset kaybolursa, samimiyet istismar edilir.
Tedbir kaybolursa, güven suistimal edilir.
Ve millet, en çok da en temiz duygularından vurulur.
Devam edecek...
Ekleme
Tarihi: 10 Ağustos 2026 -Pazartesi
Nasıl Kandırıldık? (3)
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
