Mehmet Nuri BİNGÖL
Köşe Yazarı
Mehmet Nuri BİNGÖL
 

Hac Suresi 12. Ayetin Tefsiri: Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır

Hac Suresi 12. Ayetin Tefsiri: Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır "O, Allah'ı bırakıp da kendisine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere yalvarır. İşte bu, haktan en uzak sapıklıktır." (Hac Suresi, 22/12) Kur'ân-ı Kerîm, insanın en büyük imtihanlarından birinin kime güveneceği ve kime dayanacağını bilmek olduğunu birçok ayette dile getirir. Hac Suresi'nin 12. ayeti de bu hakikati çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayet, Allah'tan başka varlıklardan mutlak anlamda medet ummanın insanı nasıl büyük bir yanılgıya sürüklediğini haber vermektedir. Kur'an'ın temel inanç esaslarından biri, gerçek manada fayda ve zararın yalnızca Allah'ın iradesiyle meydana geldiğidir. İnsanlar, sebeplere başvurmakla yükümlüdür. Çiftçi toprağı eker, doktor tedavi eder, öğretmen bilgi verir, tüccar ticaret yapar. Fakat bu sebeplerin hiçbiri kendi başına sonuç meydana getiremez. Sonucu yaratan Allah'tır. Ayet, sebepleri hakiki tesir sahibi görmek yerine, onların arkasındaki Kudret'i görmeye davet etmektedir. ** Klasik müfessirlerin yorumu şu şekildedir: Müfessirler, ayetin ilk muhataplarının putlara tapan müşrikler olduğunu ifade ederler, putların ne fayda verebildiği ne de zararı önleyebildiği hâlde insanların onlara ibadet etmelerinin akıl ve fıtrata aykırı olduğu belirtilir. Bazıları ise bu ayetin, Allah'tan başkasına dua edenlerin aslında kendilerine zarar verdiklerini, çünkü bunun onları ahirette azaba götüreceğini ifade ettiğini açıklar. Allah'ın yaratmadığı hiçbir varlığın bağımsız bir güç sahibi olmadığı, bu sebeple ibadet ve duanın yalnız Allah'a yöneltilmesi gerektiği vurgulanır. ** Günümüzün Putları Bugün insanlar taş ve ağaçtan yapılmış putlara secde etmiyor olabilir. Ancak Kur'an'ın işaret ettiği sapma farklı şekillerde devam etmektedir. Bir insan bütün ümidini servetine bağlayabilir. Bir başkası makamını dokunulmaz görebilir. Kimisi teknolojiyi, kimisi nüfuzunu, kimisi de insanlardan gelecek desteği mutlak güven kaynağı hâline getirebilir. Bunların hiçbiri kötü değildir; yanlış olan, bunlara Allah'ın vermediği bir kudreti vermektir. Servet bir gecede tükenebilir, makam bir kararla sona erebilir, sağlık bir hastalıkla kaybolabilir. Kalıcı olan yalnız Allah'tır. ** Risale-i Nur Perspektifi Nur risalelerinde sebeplerin perde olduğu sıkça anlatılır. Bediüzzaman'a göre sebeplerin yaratma gücü yoktur. Onlar, Allah'ın kudretinin işlemesine vesile olan perdelerden ibarettir. Onun şu anlayışı ayetin ruhunu özetler: Mümin çalışır, gayret eder, tedbir alır; fakat neticeyi sebeplerden değil, Allah'tan bekler. İşte tevekkül budur. Bu ayet, her mümine şu soruları yöneltmektedir: Zor zamanımda ilk kime yöneliyorum? Kalbimin en büyük dayanağı kim? Bu dayanak noktası olarak sebepleri mi görüyorum, yoksa sebepleri yaratan Rabbimi mi? İmanın olgunlaşması, sebepleri inkâr etmekle değil; onların Allah'ın emri altında çalışan vasıtalar olduğunu bilmektir. Sonuç olarak diyebiliriz ki Hac Suresi'nin 12. ayeti, insanı tevhid inancının özüne çağırmaktadır. Kulluk yalnız Allah'a yapılır; dua yalnız O'na edilir; mutlak güven yalnız O'na duyulur. Çünkü gerçek faydayı verecek de zararı kaldıracak da yalnız O'dur. Bugünün insanı da bu ilahi ikazı yeniden düşünmelidir. Kalbini fanilere değil, Bâkî olana bağlayan kimse dünya imtihanında sarsılmaz; çünkü onun dayanağı, kudreti sonsuz olan Allah'tır. Rabbimiz bizlere kalbini yalnız Kendisine bağlayan, sebeplere değil Müsebbibü'l-Esbâb olan Allah'a güvenen kullarından olmayı nasip eylesin. Âmin. Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme Tarihi: 30 Temmuz 2026 -Perşembe

Hac Suresi 12. Ayetin Tefsiri: Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır

Hac Suresi 12. Ayetin Tefsiri: Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır "O, Allah'ı bırakıp da kendisine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere yalvarır. İşte bu, haktan en uzak sapıklıktır." (Hac Suresi, 22/12) Kur'ân-ı Kerîm, insanın en büyük imtihanlarından birinin kime güveneceği ve kime dayanacağını bilmek olduğunu birçok ayette dile getirir. Hac Suresi'nin 12. ayeti de bu hakikati çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayet, Allah'tan başka varlıklardan mutlak anlamda medet ummanın insanı nasıl büyük bir yanılgıya sürüklediğini haber vermektedir. Kur'an'ın temel inanç esaslarından biri, gerçek manada fayda ve zararın yalnızca Allah'ın iradesiyle meydana geldiğidir. İnsanlar, sebeplere başvurmakla yükümlüdür. Çiftçi toprağı eker, doktor tedavi eder, öğretmen bilgi verir, tüccar ticaret yapar. Fakat bu sebeplerin hiçbiri kendi başına sonuç meydana getiremez. Sonucu yaratan Allah'tır. Ayet, sebepleri hakiki tesir sahibi görmek yerine, onların arkasındaki Kudret'i görmeye davet etmektedir. ** Klasik müfessirlerin yorumu şu şekildedir: Müfessirler, ayetin ilk muhataplarının putlara tapan müşrikler olduğunu ifade ederler, putların ne fayda verebildiği ne de zararı önleyebildiği hâlde insanların onlara ibadet etmelerinin akıl ve fıtrata aykırı olduğu belirtilir. Bazıları ise bu ayetin, Allah'tan başkasına dua edenlerin aslında kendilerine zarar verdiklerini, çünkü bunun onları ahirette azaba götüreceğini ifade ettiğini açıklar. Allah'ın yaratmadığı hiçbir varlığın bağımsız bir güç sahibi olmadığı, bu sebeple ibadet ve duanın yalnız Allah'a yöneltilmesi gerektiği vurgulanır. ** Günümüzün Putları Bugün insanlar taş ve ağaçtan yapılmış putlara secde etmiyor olabilir. Ancak Kur'an'ın işaret ettiği sapma farklı şekillerde devam etmektedir. Bir insan bütün ümidini servetine bağlayabilir. Bir başkası makamını dokunulmaz görebilir. Kimisi teknolojiyi, kimisi nüfuzunu, kimisi de insanlardan gelecek desteği mutlak güven kaynağı hâline getirebilir. Bunların hiçbiri kötü değildir; yanlış olan, bunlara Allah'ın vermediği bir kudreti vermektir. Servet bir gecede tükenebilir, makam bir kararla sona erebilir, sağlık bir hastalıkla kaybolabilir. Kalıcı olan yalnız Allah'tır. ** Risale-i Nur Perspektifi Nur risalelerinde sebeplerin perde olduğu sıkça anlatılır. Bediüzzaman'a göre sebeplerin yaratma gücü yoktur. Onlar, Allah'ın kudretinin işlemesine vesile olan perdelerden ibarettir. Onun şu anlayışı ayetin ruhunu özetler: Mümin çalışır, gayret eder, tedbir alır; fakat neticeyi sebeplerden değil, Allah'tan bekler. İşte tevekkül budur. Bu ayet, her mümine şu soruları yöneltmektedir: Zor zamanımda ilk kime yöneliyorum? Kalbimin en büyük dayanağı kim? Bu dayanak noktası olarak sebepleri mi görüyorum, yoksa sebepleri yaratan Rabbimi mi? İmanın olgunlaşması, sebepleri inkâr etmekle değil; onların Allah'ın emri altında çalışan vasıtalar olduğunu bilmektir. Sonuç olarak diyebiliriz ki Hac Suresi'nin 12. ayeti, insanı tevhid inancının özüne çağırmaktadır. Kulluk yalnız Allah'a yapılır; dua yalnız O'na edilir; mutlak güven yalnız O'na duyulur. Çünkü gerçek faydayı verecek de zararı kaldıracak da yalnız O'dur. Bugünün insanı da bu ilahi ikazı yeniden düşünmelidir. Kalbini fanilere değil, Bâkî olana bağlayan kimse dünya imtihanında sarsılmaz; çünkü onun dayanağı, kudreti sonsuz olan Allah'tır. Rabbimiz bizlere kalbini yalnız Kendisine bağlayan, sebeplere değil Müsebbibü'l-Esbâb olan Allah'a güvenen kullarından olmayı nasip eylesin. Âmin. Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.