Men Dakka Dukka: Tarihin Sessiz Kırılma Anları
Men Dakka Dukka: Tarihin Sessiz Kırılma Anları
Tarih, bazen insanın unuttuğunu zamanın hafızasına emanet eder. Asırlar sonra yaşanan bazı hadiseler, geçmişte işlenen zulümleri hatırlatır ve insana şu meşhur sözü düşündürür: "Men dakka dukka." Yani, "Eden, ettiğini bulur."
Endülüs, sekiz asır boyunca İslam medeniyetinin ilim, sanat ve hoşgörüyle yoğrulmuş en parlak merkezlerinden biri oldu. Ancak bu medeniyet yıkıldıktan sonra yüz binlerce Müslüman sürgüne gönderildi, mallarına el konuldu, inançlarından vazgeçmeye zorlandı ve niceleri hayatını kaybetti, şehit edildi hunharca...
Tarihin sayfalarına kara bir leke olarak geçen bu acılar, insanlığın ortak vicdanında derin izler bıraktı.
Aradan yüzyıllar geçti. Bugün İspanya, farklı sebeplerle dünyanın birçok yerinden gelen Müslümanlara ev sahipliği yapmaktadır. Kimi çalışmak, kimi eğitim görmek, kimi de savaş ve zulümden kaçarak yeni bir hayat kurmak için bu topraklara geliyor. Bu tablo, bazı kimselere tarihin ilginç bir cilvesini hatırlatıyor.
Ancak burada üzerinde durulması gereken husus, bir "intikam" duygusu değil, tarihin ibret veren dönüşleridir. Çünkü İslam'ın adalet anlayışında suç şahsîdir; geçmişte yaşayan insanların işlediği zulümlerden bugünün insanları sorumlu tutulamaz. Kur'ân'ın, "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez." (En'âm, 164) hükmü bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte tarih, zalimlere şu hakikati daima hatırlatır: Zulüm ebedî değildir. Güç el değiştirir, dengeler değişir, dün sürülenlerin torunları bugün aynı coğrafyada hür bir şekilde yaşayabilir. İşte "Men dakka dukka" sözü, bu ilahî sünneti ifade eden ibretli bir atasözü olarak görülmektedir. Bu günlerdeki göçleri öyle düşünmek lazım...
İnsanlık için asıl ders, geçmişin kinini geleceğe taşımak değil; geçmişin acılarından adalet, merhamet ve birlikte yaşama kültürü çıkarmaktır. Tarihin tekerrür etmemesi, ancak zulmün değil hakkın yanında durmakla mümkündür.
Endülüs'ün acı hatırası, bugün bize intikamı değil; adaletin, insan haklarının ve din özgürlüğünün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmalıdır. Çünkü medeniyetler kinle değil, adaletle ayakta kalır ancak.
Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme
Tarihi: 02 Ağustos 2026 -Pazar
Men Dakka Dukka: Tarihin Sessiz Kırılma Anları
Men Dakka Dukka: Tarihin Sessiz Kırılma Anları
Tarih, bazen insanın unuttuğunu zamanın hafızasına emanet eder. Asırlar sonra yaşanan bazı hadiseler, geçmişte işlenen zulümleri hatırlatır ve insana şu meşhur sözü düşündürür: "Men dakka dukka." Yani, "Eden, ettiğini bulur."
Endülüs, sekiz asır boyunca İslam medeniyetinin ilim, sanat ve hoşgörüyle yoğrulmuş en parlak merkezlerinden biri oldu. Ancak bu medeniyet yıkıldıktan sonra yüz binlerce Müslüman sürgüne gönderildi, mallarına el konuldu, inançlarından vazgeçmeye zorlandı ve niceleri hayatını kaybetti, şehit edildi hunharca...
Tarihin sayfalarına kara bir leke olarak geçen bu acılar, insanlığın ortak vicdanında derin izler bıraktı.
Aradan yüzyıllar geçti. Bugün İspanya, farklı sebeplerle dünyanın birçok yerinden gelen Müslümanlara ev sahipliği yapmaktadır. Kimi çalışmak, kimi eğitim görmek, kimi de savaş ve zulümden kaçarak yeni bir hayat kurmak için bu topraklara geliyor. Bu tablo, bazı kimselere tarihin ilginç bir cilvesini hatırlatıyor.
Ancak burada üzerinde durulması gereken husus, bir "intikam" duygusu değil, tarihin ibret veren dönüşleridir. Çünkü İslam'ın adalet anlayışında suç şahsîdir; geçmişte yaşayan insanların işlediği zulümlerden bugünün insanları sorumlu tutulamaz. Kur'ân'ın, "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez." (En'âm, 164) hükmü bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte tarih, zalimlere şu hakikati daima hatırlatır: Zulüm ebedî değildir. Güç el değiştirir, dengeler değişir, dün sürülenlerin torunları bugün aynı coğrafyada hür bir şekilde yaşayabilir. İşte "Men dakka dukka" sözü, bu ilahî sünneti ifade eden ibretli bir atasözü olarak görülmektedir. Bu günlerdeki göçleri öyle düşünmek lazım...
İnsanlık için asıl ders, geçmişin kinini geleceğe taşımak değil; geçmişin acılarından adalet, merhamet ve birlikte yaşama kültürü çıkarmaktır. Tarihin tekerrür etmemesi, ancak zulmün değil hakkın yanında durmakla mümkündür.
Endülüs'ün acı hatırası, bugün bize intikamı değil; adaletin, insan haklarının ve din özgürlüğünün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmalıdır. Çünkü medeniyetler kinle değil, adaletle ayakta kalır ancak.
Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
