DURURSAN ÖLÜRSÜN!
DURURSAN ÖLÜRSÜN!
İlerlemeyen her şey gerilemeye en nihayetinde de ölmeye mahkum.
Bu yüzdendir ki durduğun an, tükenmeye başladığın; olduğunu düşündüğün an öldüğün andır.
Beslemediğin her duygu,
ateşini harlamadığın her arzu,
geliştirmediğin her fikir,
çalıştırmadığın her uzuv,
ilerletmediğin her başlangıç önce duracak sonra gerileyecek, eskiyecek ve bitecek.
Kendimizi en güvende hissettiğimiz an, mevcut konumumuzu koruduğumuza inandığımız andır. Çünkü değişim risk barındırır; bu yüzden yerimizde saymak, bize geçici bir huzur verir. Ancak bu huzur hiç de masum değildir.
Biz kendimizi emniyete aldığımızı düşündüğümüz yerde sayarken etrafımızdaki her şey hızla ileriye doğru akıp gider. Çevremizdeki herkesin koştuğu bir dünyada yürümek, gerilemek; durmak ise çoktan kaybetmektir. Evrende durağanlık, doğanın temel yasalarına aykırı bir illüzyondur; çünkü zamanın acımasızca aktığı bir düzende, olduğumuz yerde kalmak bir duruş değil, sessiz bir geri çekiliştir.
Tabiatımızın gereği olarak zihnimiz durağanlığı bir güvenli liman, bir "dinlenme anı" olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa evrenin ve yaşamın temel yasası, bu konforlu yanılsamayı acımasızca yıkar.
Konforizmin öldürmesi işte tam da bu sebepten.
Fizikteki entropi yasasından psikoloji ve sosyolojinin dinamiklerine kadar her şey tek bir gerçeğe işaret eder: Evrende sabit kalmak diye bir şey yoktur. İlerlemenin durduğu yerde, çürüme başlar. Çocukluğumuzdan beri bize söylenen şeyi hatırladınız mı: Harekette bereket vardır.
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” diyen Herakleitos’a göre evren, başı sonu olmayan bir süreç boyunca sürekli olarak değişir. Şimdi ve şu anda olan her şey sürekli bir değişimde ve akıştadır yani. Bir sonraki an, hiçbir şey aynı şekilde olmayacaktır. “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” ifadesi de Herakleitos’un tam olarak bu akışı ve değişimi anlatmak için kullandığı metafordur.
Hayat, hareket halindeki bir bisiklete benzer. Bisikletin üzerinde düşmeden durabilmenin tek yolu, tekerlekleri döndürmeye devam etmektir. Pedallamayı bıraktığımız an, devrilme sürecinin başladığı andır. Dengemizi bir süre koruyabiliriz ancak çok geçmeden devrilmek bizim için kaçınılmaz hâle gelir. Tolstoy’un 67 yaşındayken düşe kalka bisiklet sürmeyi öğrenmeye çabalaması da bu yüzden. İnsanı bedenen ve mental olarak ayakta tutan, gayrettir. Kader hükmünde belki de sorumlu tutulacağımız tek husus.
Ezelî ve ebedi sistemi yaratan, kuralı en başından koymuş:
Durursan ölürsün!
Sevgi Karaman
Ekleme
Tarihi: 10 Temmuz 2026 -Cuma
DURURSAN ÖLÜRSÜN!
DURURSAN ÖLÜRSÜN!
İlerlemeyen her şey gerilemeye en nihayetinde de ölmeye mahkum.
Bu yüzdendir ki durduğun an, tükenmeye başladığın; olduğunu düşündüğün an öldüğün andır.
Beslemediğin her duygu,
ateşini harlamadığın her arzu,
geliştirmediğin her fikir,
çalıştırmadığın her uzuv,
ilerletmediğin her başlangıç önce duracak sonra gerileyecek, eskiyecek ve bitecek.
Kendimizi en güvende hissettiğimiz an, mevcut konumumuzu koruduğumuza inandığımız andır. Çünkü değişim risk barındırır; bu yüzden yerimizde saymak, bize geçici bir huzur verir. Ancak bu huzur hiç de masum değildir.
Biz kendimizi emniyete aldığımızı düşündüğümüz yerde sayarken etrafımızdaki her şey hızla ileriye doğru akıp gider. Çevremizdeki herkesin koştuğu bir dünyada yürümek, gerilemek; durmak ise çoktan kaybetmektir. Evrende durağanlık, doğanın temel yasalarına aykırı bir illüzyondur; çünkü zamanın acımasızca aktığı bir düzende, olduğumuz yerde kalmak bir duruş değil, sessiz bir geri çekiliştir.
Tabiatımızın gereği olarak zihnimiz durağanlığı bir güvenli liman, bir "dinlenme anı" olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa evrenin ve yaşamın temel yasası, bu konforlu yanılsamayı acımasızca yıkar.
Konforizmin öldürmesi işte tam da bu sebepten.
Fizikteki entropi yasasından psikoloji ve sosyolojinin dinamiklerine kadar her şey tek bir gerçeğe işaret eder: Evrende sabit kalmak diye bir şey yoktur. İlerlemenin durduğu yerde, çürüme başlar. Çocukluğumuzdan beri bize söylenen şeyi hatırladınız mı: Harekette bereket vardır.
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” diyen Herakleitos’a göre evren, başı sonu olmayan bir süreç boyunca sürekli olarak değişir. Şimdi ve şu anda olan her şey sürekli bir değişimde ve akıştadır yani. Bir sonraki an, hiçbir şey aynı şekilde olmayacaktır. “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” ifadesi de Herakleitos’un tam olarak bu akışı ve değişimi anlatmak için kullandığı metafordur.
Hayat, hareket halindeki bir bisiklete benzer. Bisikletin üzerinde düşmeden durabilmenin tek yolu, tekerlekleri döndürmeye devam etmektir. Pedallamayı bıraktığımız an, devrilme sürecinin başladığı andır. Dengemizi bir süre koruyabiliriz ancak çok geçmeden devrilmek bizim için kaçınılmaz hâle gelir. Tolstoy’un 67 yaşındayken düşe kalka bisiklet sürmeyi öğrenmeye çabalaması da bu yüzden. İnsanı bedenen ve mental olarak ayakta tutan, gayrettir. Kader hükmünde belki de sorumlu tutulacağımız tek husus.
Ezelî ve ebedi sistemi yaratan, kuralı en başından koymuş:
Durursan ölürsün!
Sevgi Karaman
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
