MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

Festival Var, Yerel İnternet Basını Yok!

Festival Var, Yerel İnternet Basını Yok! Yaz geldi mi festivaller de peş peşe gelmeye başlıyor. Meydanlar doluyor, sahneler kuruluyor, ünlü sanatçılar şehir şehir dolaşıyor. Bu yıl da Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin Samsun durağı büyük bir tanıtımla duyuruldu. Açıklamalara bakılırsa Samsun, dokuz gün boyunca kültürün, sanatın, müziğin ve gastronominin merkezi olacak. Konserler, sergiler, tiyatrolar, çocuk etkinlikleri, atölyeler... Kısacası vitrinde her şey kusursuz görünüyor. Peki ya vitrinin arkasında ne var? İşte asıl konuşulması gereken konu burada başlıyor. Çünkü bu festivalin gerçekleştiği şehirlerde yıllardır emek veren bir yerel basın gerçeği var. O şehrin sabahını bilen, gecesini bilen, yangınında, selinde, depreminde, seçiminde, cenazesinde, bayramında sahada olan insanlar var. Festival günü ortaya çıkanlar değil... Yılın 365 günü çalışanlar. Ancak iş tanıtım bütçelerine gelince tablo değişiyor. Milyonlarca liralık organizasyonlar yapılıyor. Reklam kampanyaları hazırlanıyor. Tanıtım filmleri çekiliyor. Sosyal medya çalışmaları yürütülüyor. Fakat o şehirde yayın yapan gazeteler, haber siteleri, televizyonlar ve radyolar çoğu zaman bu sürecin dışında bırakılıyor. İstanbul'daki ajanslar kazanıyor. Ulusal medya kazanıyor. Sosyal medya fenomenleri kazanıyor. Ama festivalin düzenlendiği şehirdeki yerel medya çoğu zaman seyirci koltuğuna oturtuluyor. Bu durum sadece ekonomik bir mesele değildir. Bu aynı zamanda temsil meselesidir. Çünkü bir şehri en iyi anlatanlar o şehirde yaşayanlardır. Samsun'u Samsunlu gazeteci anlatır. Amasya'yı Amasyalı muhabir anlatır. Çorum'un hikâyesini Çorum'da yaşayan basın mensubu bilir. Bir festivalin ruhunu, sokaktaki karşılığını ve halk üzerindeki etkisini ulusal merkezlerden hazırlanan standart bültenler değil, yerel basının kalemi ortaya koyabilir. Bugün Anadolu basını çok zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışıyor. Artan maliyetler, azalan gelirler ve dijital dönüşümün baskısı altında mücadele veren yerel medya kuruluşları, kamu kaynaklarıyla finanse edilen büyük organizasyonlarda da hak ettiği değeri göremiyor. Oysa mesele sadece birkaç ilan vermek değildir. Mesele, yerel basını bu ülkenin kültürel hafızasının bir parçası olarak görmek ve ona buna göre davranmaktır. Eğer adı Türkiye Kültür Yolu ise, bu yol yalnızca konser sahnelerinden, afişlerden ve reklam kampanyalarından geçmemelidir. Bu yol; Anadolu'nun gazetelerinden, internet sitelerinden, yerel televizyonlarından ve yıllardır bu şehirlerin hafızasını tutan gazetecilerinden de geçmelidir. Kültür sadece sahnede üretilmez. Kültür, onu kayıt altına alanlarla da yaşar. Yerel basın sustuğunda sadece gazeteler değil, şehirlerin hafızası da sessizleşir. Bu yüzden mesele bir festival meselesi değil... Mesele, Anadolu'nun sesinin duyulup duyulmaması meselesidir. Çözüm Aslında Çok Basit Yerel internet medyası festival bütçesinin tamamını istemiyor. Kimse ulusal medyaya reklam verilmesin de demiyor. Talep edilen şey çok daha makul: Festivalin düzenlendiği şehirlerdeki tanıtım bütçelerinin belirli bir oranının o ilin yerel internet haber sitelerine, yerel gazetelerine, televizyonlarına ve radyolarına ayrılması. Çünkü Samsun'u Samsun'da yaşayanlar anlatır. Festivalin duyurusunu en etkili şekilde yine o şehrin medya kuruluşları yapar. Kültür ve Turizm Bakanlığı gerçekten kültürü tabana yaymak istiyorsa, Anadolu'nun sesini taşıyan yerel internet medyasını yalnızca haber davetlisi olarak değil, tanıtımın ve iletişimin doğal paydaşı olarak görmelidir. Aksi halde ortaya çıkan tablo şudur: Festival Anadolu'da yapılır, bütçe İstanbul'da harcanır. Bu da ne kültüre ne de adalete hizmet eder. Festival birkaç gün sürer, ama o şehrin hafızasını yılın 365 günü yerel internet medyası taşır. Elif Taşan
Ekleme Tarihi: 18 Haziran 2026 -Perşembe

Festival Var, Yerel İnternet Basını Yok!

Festival Var, Yerel İnternet Basını Yok! Yaz geldi mi festivaller de peş peşe gelmeye başlıyor. Meydanlar doluyor, sahneler kuruluyor, ünlü sanatçılar şehir şehir dolaşıyor. Bu yıl da Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin Samsun durağı büyük bir tanıtımla duyuruldu. Açıklamalara bakılırsa Samsun, dokuz gün boyunca kültürün, sanatın, müziğin ve gastronominin merkezi olacak. Konserler, sergiler, tiyatrolar, çocuk etkinlikleri, atölyeler... Kısacası vitrinde her şey kusursuz görünüyor. Peki ya vitrinin arkasında ne var? İşte asıl konuşulması gereken konu burada başlıyor. Çünkü bu festivalin gerçekleştiği şehirlerde yıllardır emek veren bir yerel basın gerçeği var. O şehrin sabahını bilen, gecesini bilen, yangınında, selinde, depreminde, seçiminde, cenazesinde, bayramında sahada olan insanlar var. Festival günü ortaya çıkanlar değil... Yılın 365 günü çalışanlar. Ancak iş tanıtım bütçelerine gelince tablo değişiyor. Milyonlarca liralık organizasyonlar yapılıyor. Reklam kampanyaları hazırlanıyor. Tanıtım filmleri çekiliyor. Sosyal medya çalışmaları yürütülüyor. Fakat o şehirde yayın yapan gazeteler, haber siteleri, televizyonlar ve radyolar çoğu zaman bu sürecin dışında bırakılıyor. İstanbul'daki ajanslar kazanıyor. Ulusal medya kazanıyor. Sosyal medya fenomenleri kazanıyor. Ama festivalin düzenlendiği şehirdeki yerel medya çoğu zaman seyirci koltuğuna oturtuluyor. Bu durum sadece ekonomik bir mesele değildir. Bu aynı zamanda temsil meselesidir. Çünkü bir şehri en iyi anlatanlar o şehirde yaşayanlardır. Samsun'u Samsunlu gazeteci anlatır. Amasya'yı Amasyalı muhabir anlatır. Çorum'un hikâyesini Çorum'da yaşayan basın mensubu bilir. Bir festivalin ruhunu, sokaktaki karşılığını ve halk üzerindeki etkisini ulusal merkezlerden hazırlanan standart bültenler değil, yerel basının kalemi ortaya koyabilir. Bugün Anadolu basını çok zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışıyor. Artan maliyetler, azalan gelirler ve dijital dönüşümün baskısı altında mücadele veren yerel medya kuruluşları, kamu kaynaklarıyla finanse edilen büyük organizasyonlarda da hak ettiği değeri göremiyor. Oysa mesele sadece birkaç ilan vermek değildir. Mesele, yerel basını bu ülkenin kültürel hafızasının bir parçası olarak görmek ve ona buna göre davranmaktır. Eğer adı Türkiye Kültür Yolu ise, bu yol yalnızca konser sahnelerinden, afişlerden ve reklam kampanyalarından geçmemelidir. Bu yol; Anadolu'nun gazetelerinden, internet sitelerinden, yerel televizyonlarından ve yıllardır bu şehirlerin hafızasını tutan gazetecilerinden de geçmelidir. Kültür sadece sahnede üretilmez. Kültür, onu kayıt altına alanlarla da yaşar. Yerel basın sustuğunda sadece gazeteler değil, şehirlerin hafızası da sessizleşir. Bu yüzden mesele bir festival meselesi değil... Mesele, Anadolu'nun sesinin duyulup duyulmaması meselesidir. Çözüm Aslında Çok Basit Yerel internet medyası festival bütçesinin tamamını istemiyor. Kimse ulusal medyaya reklam verilmesin de demiyor. Talep edilen şey çok daha makul: Festivalin düzenlendiği şehirlerdeki tanıtım bütçelerinin belirli bir oranının o ilin yerel internet haber sitelerine, yerel gazetelerine, televizyonlarına ve radyolarına ayrılması. Çünkü Samsun'u Samsun'da yaşayanlar anlatır. Festivalin duyurusunu en etkili şekilde yine o şehrin medya kuruluşları yapar. Kültür ve Turizm Bakanlığı gerçekten kültürü tabana yaymak istiyorsa, Anadolu'nun sesini taşıyan yerel internet medyasını yalnızca haber davetlisi olarak değil, tanıtımın ve iletişimin doğal paydaşı olarak görmelidir. Aksi halde ortaya çıkan tablo şudur: Festival Anadolu'da yapılır, bütçe İstanbul'da harcanır. Bu da ne kültüre ne de adalete hizmet eder. Festival birkaç gün sürer, ama o şehrin hafızasını yılın 365 günü yerel internet medyası taşır. Elif Taşan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.