UMUT İLE UMUTSUZLUK ARASINDA
UMUT İLE UMUTSUZLUK ARASINDA
Ülke olarak karanlık günlerden geçiyoruz. Sustukça aklımda cehennemin en kuytu yerleri haksızlık karşısında susanlara ayrılmıştır sözü yankılanıyor susamıyorum.
Meslekte Yirmibeş yılını doldurmuş bir hukukçu olarak yaşanan hukuksuzluklar karşısında vicdanım kanıyor. Yüzü toprağa dönmüş yaştaki muktedirlerin şahsi menfaatleri uğruna ayaklar altına aldıkları yasalar ve adalet her birimizin vicdanını kanatmakta.
Bundan 103 yıl önce bir ailenin tekelinden alınarak millete verilen egemenlik hakkı ve demokrasinin geldiği nokta içler acısı. Büyük resme bakıldığı zaman görülecektir ki Kurtuluş savaşında emperyalizme karşı kazandığımız Milli Mücadeleye karşı yürütülen savaş sadece şekil değiştirmiş ve siyasal, kültürel, sosyo ekonomik kanallardan ağır bir şekilde artarak devam etmektedir. Günümüzde savaşlar artık topla tüfekle değil, siyasi aparatlar ve kullanışlı figürlerin ülke yönetiminde getirildikleri stratejik noktalardan sürdürülmektedir.
Planlı ve istemli bir şekilde yürütülen ekonomik program ile orta direk diye tabir edilen toplum kesimi yok edilerek, insanların asgari ücretle kölelik sisteminde sömürülmesi esas alınmaktadır. Bu kadar uzun süreli enflasyon ile mücadele adı altında yürütülen ekonomik program zenginin daha çok zenginleşmesi ve faiz lobilerine hizmete yaramaktadır. Geçim derdi ile boğuşan insanların ve toplumların sesini kesmek elbette daha kolay olmaktadır. Aç insanın önceliği elbette ki geçimi ve ekmek kavgası olacak, sesini çıkaramayacaktır.
Vesayetten şikayet edenlerin yeni vesayet aparatının yargı olduğu bir ortamda hak, hukuk ve adaletten söz etmek de mümkün olmayacaktır. Adaletin kişi ya da kurumlara göre karar verdiği bir ülkede ne demokrasi ne de insan haklarından bahsetmek mümkün olmayacaktır.
Ana muhalefet partisi üzerinden yürütülen ve ülke gündemini boğan mevcut hukuksuzluklar, sadece hukuki bir uyuşmazlık değil, siyasetin iktidara göre dizayn edilerek, sözde Osmanlıcılık teorisi ve gerçekleştirilmek istenen BOP ile Bağımsız Üniter Türkiye cumhuriyeti ‘nin hedef alınması amacına yöneliktir.
Adım adım yürütülen kapsamlı politikalar ile muhalif isimler yargı sopasıyla susturulmakta, sesi çıkana binbir hukuksuzluklar ile operasyonlar çekilmektedir. Muhalif sermaye guruplarına karşı yöneltilen kayyum kararları ise akıllara ziyan bir halde artarak devam etmektedir. Herkes suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olana kadar Anayasaya göre masumdur ve mahkeme kararı olmadan devlet,kimsenin malına el koyamayacaktır.Anayasa ve yasalar başta devlete karşı yurttaşları korumak amacıyla bu yüzden vardır ve adalet bu yüzden devletin temelidir.
Karanlık dönemlerden geçiyoruz. Yurttaş olarak sahip olduğumuz egemenlik, seçme ve seçilme haklarımıza yönelik ağır demokrasi ihlalleri ile karşı karşıyayız. Düşünen, konuşan herkesin iftiraya, karalamaya, itibar suikastine maruz kaldığı, tüm haklarının gasp edilip mallarına haksız olarak çökülebildiği bir düzende, sesi çıkan, itiraz eden herkesin bir şekilde susturulması toplum olarak bizleri umutsuzluğa sürüklemekte. Lakin ne korkarak, ne de sinerek burdan çıkış mümkün değil. Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır. Bizler pes etmemek, vazgeçmemek zorundayız. Başka Türkiye yok, başka yurt yok bize. İnsanlık onuruna yakışır şekilde, hak ve hukukun her yurttaşa adil olduğu demokrasimize sahip çıkmak zorundayız. Gün insan haklarına,demokrasiye, hak ve hukuka sahip çıkma günüdür. Gün, doğru bildiğini Hak için söyleme ve savunma günüdür. Gün haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında ses çıkarma günüdür. Yok öyle vazgeçmek, kendi menfaatini düşünmek. Ya hep beraber aşacağız bu haksızlıkları ya utanç içinde kapatacağız gözlerimizi. Unutmayın tarih zalimleri değil cesur yürekleri yazar. Ve herkes ne yaptığından mesuldur. Bu dünyaya hayvanlar gibi yiyip, içip üremeye, nefsimizi eğlendirmeye gelmedik. Haksızlığa eliyle müdahale edemeyen diliyle, diliyle edemeyen kalbiyle buğz etmek zorunda. Çünkü şunu unutmamak lazım ki haksızlık karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır.
Yok öyle umutsuzluğa kapılıp boyun eğmek, vazgeçip köşeye çekilmek. Biz kocaman bir milletiz ve bu günlerin de üstesinden geliriz.Nefes aldığımız müddetçe umut ve mücadele hep var olacak. Bu iyiyle kötünün, hak ile batılın mücadelesi.İnsan olmanın onuru da burada çünkü. Değilse ne anlamı var ki yaşamanın?
Av. Fatma Saçak
Ekleme
Tarihi: 14 Haziran 2026 -Pazar
UMUT İLE UMUTSUZLUK ARASINDA
UMUT İLE UMUTSUZLUK ARASINDA
Ülke olarak karanlık günlerden geçiyoruz. Sustukça aklımda cehennemin en kuytu yerleri haksızlık karşısında susanlara ayrılmıştır sözü yankılanıyor susamıyorum.
Meslekte Yirmibeş yılını doldurmuş bir hukukçu olarak yaşanan hukuksuzluklar karşısında vicdanım kanıyor. Yüzü toprağa dönmüş yaştaki muktedirlerin şahsi menfaatleri uğruna ayaklar altına aldıkları yasalar ve adalet her birimizin vicdanını kanatmakta.
Bundan 103 yıl önce bir ailenin tekelinden alınarak millete verilen egemenlik hakkı ve demokrasinin geldiği nokta içler acısı. Büyük resme bakıldığı zaman görülecektir ki Kurtuluş savaşında emperyalizme karşı kazandığımız Milli Mücadeleye karşı yürütülen savaş sadece şekil değiştirmiş ve siyasal, kültürel, sosyo ekonomik kanallardan ağır bir şekilde artarak devam etmektedir. Günümüzde savaşlar artık topla tüfekle değil, siyasi aparatlar ve kullanışlı figürlerin ülke yönetiminde getirildikleri stratejik noktalardan sürdürülmektedir.
Planlı ve istemli bir şekilde yürütülen ekonomik program ile orta direk diye tabir edilen toplum kesimi yok edilerek, insanların asgari ücretle kölelik sisteminde sömürülmesi esas alınmaktadır. Bu kadar uzun süreli enflasyon ile mücadele adı altında yürütülen ekonomik program zenginin daha çok zenginleşmesi ve faiz lobilerine hizmete yaramaktadır. Geçim derdi ile boğuşan insanların ve toplumların sesini kesmek elbette daha kolay olmaktadır. Aç insanın önceliği elbette ki geçimi ve ekmek kavgası olacak, sesini çıkaramayacaktır.
Vesayetten şikayet edenlerin yeni vesayet aparatının yargı olduğu bir ortamda hak, hukuk ve adaletten söz etmek de mümkün olmayacaktır. Adaletin kişi ya da kurumlara göre karar verdiği bir ülkede ne demokrasi ne de insan haklarından bahsetmek mümkün olmayacaktır.
Ana muhalefet partisi üzerinden yürütülen ve ülke gündemini boğan mevcut hukuksuzluklar, sadece hukuki bir uyuşmazlık değil, siyasetin iktidara göre dizayn edilerek, sözde Osmanlıcılık teorisi ve gerçekleştirilmek istenen BOP ile Bağımsız Üniter Türkiye cumhuriyeti ‘nin hedef alınması amacına yöneliktir.
Adım adım yürütülen kapsamlı politikalar ile muhalif isimler yargı sopasıyla susturulmakta, sesi çıkana binbir hukuksuzluklar ile operasyonlar çekilmektedir. Muhalif sermaye guruplarına karşı yöneltilen kayyum kararları ise akıllara ziyan bir halde artarak devam etmektedir. Herkes suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olana kadar Anayasaya göre masumdur ve mahkeme kararı olmadan devlet,kimsenin malına el koyamayacaktır.Anayasa ve yasalar başta devlete karşı yurttaşları korumak amacıyla bu yüzden vardır ve adalet bu yüzden devletin temelidir.
Karanlık dönemlerden geçiyoruz. Yurttaş olarak sahip olduğumuz egemenlik, seçme ve seçilme haklarımıza yönelik ağır demokrasi ihlalleri ile karşı karşıyayız. Düşünen, konuşan herkesin iftiraya, karalamaya, itibar suikastine maruz kaldığı, tüm haklarının gasp edilip mallarına haksız olarak çökülebildiği bir düzende, sesi çıkan, itiraz eden herkesin bir şekilde susturulması toplum olarak bizleri umutsuzluğa sürüklemekte. Lakin ne korkarak, ne de sinerek burdan çıkış mümkün değil. Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır. Bizler pes etmemek, vazgeçmemek zorundayız. Başka Türkiye yok, başka yurt yok bize. İnsanlık onuruna yakışır şekilde, hak ve hukukun her yurttaşa adil olduğu demokrasimize sahip çıkmak zorundayız. Gün insan haklarına,demokrasiye, hak ve hukuka sahip çıkma günüdür. Gün, doğru bildiğini Hak için söyleme ve savunma günüdür. Gün haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında ses çıkarma günüdür. Yok öyle vazgeçmek, kendi menfaatini düşünmek. Ya hep beraber aşacağız bu haksızlıkları ya utanç içinde kapatacağız gözlerimizi. Unutmayın tarih zalimleri değil cesur yürekleri yazar. Ve herkes ne yaptığından mesuldur. Bu dünyaya hayvanlar gibi yiyip, içip üremeye, nefsimizi eğlendirmeye gelmedik. Haksızlığa eliyle müdahale edemeyen diliyle, diliyle edemeyen kalbiyle buğz etmek zorunda. Çünkü şunu unutmamak lazım ki haksızlık karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır.
Yok öyle umutsuzluğa kapılıp boyun eğmek, vazgeçip köşeye çekilmek. Biz kocaman bir milletiz ve bu günlerin de üstesinden geliriz.Nefes aldığımız müddetçe umut ve mücadele hep var olacak. Bu iyiyle kötünün, hak ile batılın mücadelesi.İnsan olmanın onuru da burada çünkü. Değilse ne anlamı var ki yaşamanın?
Av. Fatma Saçak
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
