Murat GÜLŞAN
Köşe Yazarı
Murat GÜLŞAN
 

MİLLÎ BAYRAMLARIN EN LEZZETLİ GELENEĞİ: ESNAFIN ÇOCUKLARA BAYRAM İKRAMI

MİLLÎ BAYRAMLARIN EN LEZZETLİ GELENEĞİ: ESNAFIN ÇOCUKLARA BAYRAM İKRAMI EMRE KOCA BEYEFENDİYE GÖNÜLDEN TEŞEKKÜRLER Türkiye’nin toplumsal hafızasında millî bayramların yeri her zaman çok özel olmuştur. 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ya da 29 Ekim gibi günler, sadece resmî törenlerle değil, mahalle aralarında yaşanan büyük bir coşkuyla da kutlanırdı. Bu coşkunun en samimi ve unutulmaz kahramanları ise şüphesiz mahalle esnafıydı. Eski bayramlarda, tören alanlarından ellerinde bayraklarla dönen çocukları sokak başlarında tatlı bir telaş karşılardı. Mahallenin fırıncısı, pidecisi, lahmacuncusu ya da büfecisi, o günün şerefine kapılarını çocuklara ardına kadar açardı. “Bugün bayram, ücret yok!” nidasıyla başlayan bu güzel gelenek, çocukların hafızasında silinmez izler bırakırdı. Sıcak bir pide, taze yapılmış bir lahmacun ya da özenle hazırlanmış bir sandviç; o gün çocuklara sadece karınlarını doyuran birer yiyecek değil, aidiyet, paylaşım ve neşe sunan birer bayram hediyesi olurdu. Esnafın bu karşılıksız ikramı, ticari bir kaygının çok ötesinde; toplumsal dayanışmanın ve bayram coşkusunu birlikte sahiplenmenin en saf hâliydi. Çocuklar, sadece ailelerinin değil, aynı zamanda yaşadıkları mahallenin de göz bebeği olduklarını bu küçük ikramlar sayesinde hissederlerdi. Esnaf ise kazancının bereketini çocukların yüzündeki gülümsemede bulurdu. Günümüzde büyük şehirlerin hızı ve değişen alışveriş alışkanlıkları nedeniyle bu güzel gelenek, ne yazık ki büyük ölçüde nostaljiye dönüşmüş durumda. Unutulmaya yüz tutmuş bu güzel adetleri yaşatan esnafların sayısı ise maalesef çok az. İşte onlardan biri de İzmir’in Çankaya semtinde, Gümrük tarafında döner dükkânı işleten ve daha önce hiç tanımadığım Dönerci Emre, yani Emre Koca… Daha önce 23 Nisan ve 30 Ağustos gibi millî bayramlarda o bölgelerden geçerken dükkânının önündeki dikkat çekici ilanları görmüştüm. 28 Ekim günü de yine aynı güzel çağrıyla karşılaştım: “Tüm çocuklarımıza döner ve ayran bedava!” Derhal o dükkâna gittim. Bu güzel davranışından dolayı Dönerci Emre Bey ile tanışmak, yaptığı bu güzelliğin görüldüğünü ve takdir edildiğini kendisine ifade etmek istedim. Selam vererek dükkâna girdim. “Emre Bey, siz misiniz?” diye sordum. “Benim, buyurun abicim,” dedi. Kendimi tanıttım ve yaptığı işin eskilerden kalma çok güzel bir bayram geleneği olduğunu söyledim. “Döner yiyemeyen veya yılda ancak bir iki kez yeme fırsatı bulan çocuklarımıza, üstelik millî bayramlarda sadece Allah rızası için döner ve ayran ikram etmeniz gerçekten takdire şayan bir davranış. Sizi alnınızdan öpüyor, tebrik ediyorum güzel kardeşim,” dedim. Emre Bey ise yaptığı güzel iş kadar güzel bir cevap verdi: “Ne olur abim, çocuklarımız döner yesin. Helal hoş olsun. Onlar bizim geleceğimiz.” Bu sözler karşısında gerçekten duygulandım. Kendisinden bir köşe yazısı yazmak için izin istedim ve fotoğraf çekimi rica ettim. Sağ olsun, bizleri kırmadı. Birlikte fotoğraflarımızı da çektirdik. Kendisine, yazarı olduğum “Türk’ün Başucu Kitabı” adlı eserimi hediye ettim. Bana döner ikram etmek istedi. Kendisine teşekkür ederek: “Dönerleri çocuklarımıza verin. Çok şükür, bizim maddi olarak döner yeme imkânımız var,” dedim. Eskişehirli olduğunu söyleyen Emre Koca ise: “Çok şükür kazanıyoruz. Evlatlarımıza severek ikram ediyorum,” dedi. O an gözlerindeki mutluluğu görmek gerçekten çok güzeldi. Yolunuz İzmir’in Çankaya ve Gümrük taraflarına düşerse, bir şeyler yemek isterseniz bu güzel kardeşimizin dükkânında bir döner ekmek yemenizi tavsiye ederim. Hem güzel bir lezzet tatmış hem de böyle güzel bir geleneği yaşatan esnafımıza küçük de olsa katkıda bulunmuş olursunuz. Rabbim, güzel düşünüp güzel işler yapan, kazancının bereketini paylaşmakta bulan esnaflarımızın sayısını artırsın. Emre Koca Beyefendi’ye bu güzel ve örnek davranışından dolayı tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Allah kendisinden razı olsun. Murat Gülşan
Ekleme Tarihi: 31 Ekim 2026 -Cumartesi

MİLLÎ BAYRAMLARIN EN LEZZETLİ GELENEĞİ: ESNAFIN ÇOCUKLARA BAYRAM İKRAMI

MİLLÎ BAYRAMLARIN EN LEZZETLİ GELENEĞİ: ESNAFIN ÇOCUKLARA BAYRAM İKRAMI EMRE KOCA BEYEFENDİYE GÖNÜLDEN TEŞEKKÜRLER Türkiye’nin toplumsal hafızasında millî bayramların yeri her zaman çok özel olmuştur. 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ya da 29 Ekim gibi günler, sadece resmî törenlerle değil, mahalle aralarında yaşanan büyük bir coşkuyla da kutlanırdı. Bu coşkunun en samimi ve unutulmaz kahramanları ise şüphesiz mahalle esnafıydı. Eski bayramlarda, tören alanlarından ellerinde bayraklarla dönen çocukları sokak başlarında tatlı bir telaş karşılardı. Mahallenin fırıncısı, pidecisi, lahmacuncusu ya da büfecisi, o günün şerefine kapılarını çocuklara ardına kadar açardı. “Bugün bayram, ücret yok!” nidasıyla başlayan bu güzel gelenek, çocukların hafızasında silinmez izler bırakırdı. Sıcak bir pide, taze yapılmış bir lahmacun ya da özenle hazırlanmış bir sandviç; o gün çocuklara sadece karınlarını doyuran birer yiyecek değil, aidiyet, paylaşım ve neşe sunan birer bayram hediyesi olurdu. Esnafın bu karşılıksız ikramı, ticari bir kaygının çok ötesinde; toplumsal dayanışmanın ve bayram coşkusunu birlikte sahiplenmenin en saf hâliydi. Çocuklar, sadece ailelerinin değil, aynı zamanda yaşadıkları mahallenin de göz bebeği olduklarını bu küçük ikramlar sayesinde hissederlerdi. Esnaf ise kazancının bereketini çocukların yüzündeki gülümsemede bulurdu. Günümüzde büyük şehirlerin hızı ve değişen alışveriş alışkanlıkları nedeniyle bu güzel gelenek, ne yazık ki büyük ölçüde nostaljiye dönüşmüş durumda. Unutulmaya yüz tutmuş bu güzel adetleri yaşatan esnafların sayısı ise maalesef çok az. İşte onlardan biri de İzmir’in Çankaya semtinde, Gümrük tarafında döner dükkânı işleten ve daha önce hiç tanımadığım Dönerci Emre, yani Emre Koca… Daha önce 23 Nisan ve 30 Ağustos gibi millî bayramlarda o bölgelerden geçerken dükkânının önündeki dikkat çekici ilanları görmüştüm. 28 Ekim günü de yine aynı güzel çağrıyla karşılaştım: “Tüm çocuklarımıza döner ve ayran bedava!” Derhal o dükkâna gittim. Bu güzel davranışından dolayı Dönerci Emre Bey ile tanışmak, yaptığı bu güzelliğin görüldüğünü ve takdir edildiğini kendisine ifade etmek istedim. Selam vererek dükkâna girdim. “Emre Bey, siz misiniz?” diye sordum. “Benim, buyurun abicim,” dedi. Kendimi tanıttım ve yaptığı işin eskilerden kalma çok güzel bir bayram geleneği olduğunu söyledim. “Döner yiyemeyen veya yılda ancak bir iki kez yeme fırsatı bulan çocuklarımıza, üstelik millî bayramlarda sadece Allah rızası için döner ve ayran ikram etmeniz gerçekten takdire şayan bir davranış. Sizi alnınızdan öpüyor, tebrik ediyorum güzel kardeşim,” dedim. Emre Bey ise yaptığı güzel iş kadar güzel bir cevap verdi: “Ne olur abim, çocuklarımız döner yesin. Helal hoş olsun. Onlar bizim geleceğimiz.” Bu sözler karşısında gerçekten duygulandım. Kendisinden bir köşe yazısı yazmak için izin istedim ve fotoğraf çekimi rica ettim. Sağ olsun, bizleri kırmadı. Birlikte fotoğraflarımızı da çektirdik. Kendisine, yazarı olduğum “Türk’ün Başucu Kitabı” adlı eserimi hediye ettim. Bana döner ikram etmek istedi. Kendisine teşekkür ederek: “Dönerleri çocuklarımıza verin. Çok şükür, bizim maddi olarak döner yeme imkânımız var,” dedim. Eskişehirli olduğunu söyleyen Emre Koca ise: “Çok şükür kazanıyoruz. Evlatlarımıza severek ikram ediyorum,” dedi. O an gözlerindeki mutluluğu görmek gerçekten çok güzeldi. Yolunuz İzmir’in Çankaya ve Gümrük taraflarına düşerse, bir şeyler yemek isterseniz bu güzel kardeşimizin dükkânında bir döner ekmek yemenizi tavsiye ederim. Hem güzel bir lezzet tatmış hem de böyle güzel bir geleneği yaşatan esnafımıza küçük de olsa katkıda bulunmuş olursunuz. Rabbim, güzel düşünüp güzel işler yapan, kazancının bereketini paylaşmakta bulan esnaflarımızın sayısını artırsın. Emre Koca Beyefendi’ye bu güzel ve örnek davranışından dolayı tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Allah kendisinden razı olsun. Murat Gülşan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.