Mehmet Nuri BİNGÖL
Köşe Yazarı
Mehmet Nuri BİNGÖL
 

BORSADA GÜVEN VE DENETİMİN ÖNEMİ

BORSADA GÜVEN VE DENETİMİN ÖNEMİ Ekonomiler yalnızca fabrikalarla, bankalarla, döviz kurlarıyla ve faiz oranlarıyla ayakta durmazlar. Ekonominin görünmeyen fakat en güçlü kolonlarından biri güvendir. Güven sarsılırsa sıcak para ürker, yatırımcı geri çekilir, piyasa derinliğini kaybeder. Güven yeniden tesis edilirse sermaye tekrar dolaşıma girer. 17 Eylül'de Sermaye Piyasası Kurulu'nun attığı adımlar ve ardından genişleyen borsa soruşturması, bu açıdan yalnızca birkaç şirket veya birkaç yatırımcıyla sınırlı bir adli hadise olarak görülmemelidir. Meselenin bir de sermaye piyasalarının güvenilirliği ve ekonominin geleceği bakımından okunması gerekir. 17 Eylül'de SPK, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler üzerine bir dizi tedbir alınacağını açıkladı. Aynı gün Finansal İstikrar Komitesi de piyasaları değerlendirdi ve Borsa İstanbul ile sermaye piyasalarının işleyişinde temel veya yapı olarak bir risk bulunmadığını, yaşanan problemin fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını açıkladı. Bu açıklamanın ekonomik açıdan önemli bir tarafı var: Piyasanın tamamı ile piyasanın belirli bir bölümündeki sorun birbirinden ayrılmalıdır. Çünkü finans piyasalarında panik, çoğu zaman problemin kendisinden daha hızlı yayılır. Bir fondaki likidite problemi başka fonlara, oradan yatırımcı psikolojisine, oradan borsaya ve nihayet reel ekonomiye sirayet edebilir. Bu yüzden denetimin gayesi yalnızca suç işleyenleri ortaya çıkarmak değildir. Asıl mesele, bulaşma riskini önlemek ve piyasanın tamamına olan güveni korumaktır. ** Borsa, tasarrufların yatırımlara aktarılmasında önemli bir mekanizmadır. Bir vatandaş parasını hisse senedine veya yatırım fonuna yatırdığında aslında yalnızca bir finansal araç satın almış olmaz. Aynı zamanda şu varsayıma da güvenmiş olur: "Bu piyasada kurallar herkes için aynıdır ve işlemler denetlenmektedir." Eğer yatırımcı, fiyatların şirketin gerçek performansından ziyade manipülasyonlarla belirlendiğine inanırsa piyasaya olan ilgisini kaybedebilir. Bu da sermaye piyasalarının temel fonksiyonunu zayıflatır. Dolayısıyla SPK'nın denetim faaliyetleri ve gerektiğinde adli mercilere intikal eden süreçler, ekonomik sistemin "güvenlik supabı" fonksiyonunu görür. Nitekim 17 Eylül sonrasında SPK raporlarına dayanan soruşturmalar kapsamında piyasa dolandırıcılığı iddiaları üzerine adli işlemler yürütüldüğü bildiriliyor. Önemli olan, soruşturma konusu edilen kişilerin suçlu olduğuna peşinen hükmetmek değil, iddiaların bağımsız adli süreç içinde delilleriyle ortaya konulmasıdır. Çünkü hukuk devleti açısından piyasa güveninin bir başka şartı da bu: Denetim güçlü, fakat hukuk da güçlü olacaktır. ** 17 Eylül hadisesinin ekonomiye vereceği en önemli derslerden biri de şu olmalıdır: Sermaye piyasalarında şeffaflık, güvenin kardeşidir. Yatırımcı ne olup bittiğini zamanında ve doğru biçimde öğrenebilmelidir. Fonların nasıl yönetildiği, hangi riskleri taşıdığı, likidite durumları, yöneticilerin sorumlulukları ve piyasa işlemlerinin hangi kurallara göre gerçekleştirildiği mümkün olduğunca açık olmalıdır. Şeffaflık azaldıkça söylentiler çoğalır. Söylentiler çoğaldıkça panik büyür. Panik büyüdükçe sağlıklı yatırımcı ile spekülatif hareket arasındaki sınır bulanıklaşır. İşte o noktada ekonomi, rakamlardan önce psikolojiyle hareket etmeye başlar. Denetim dedik ya, bazen yalnızca "ceza vermek" şeklinde anlaşılır bu. Oysa çağdaş finans sistemlerinde denetimin bundan daha geniş bir görevi vardır. Denetim; yatırımcının hakkını korur, piyasa manipülasyonunu önlemeye çalışır, haksız rekabeti sınırlar, finansal bulaşma riskini azaltır, tasarruf sahibinin piyasaya güvenini destekler, sermayenin daha sağlıklı alanlara yönelmesine katkı sağlar. Bu sebeple 17 Eylül sonrasında yapılan işlemleri yalnızca operasyon kelimesiyle değerlendirmek eksik, bunun bir de piyasa mimarisinin sağlamlaştırılma tarafı var. İşin şu yönü de mühim: Finans piyasalarında mücadele yalnızca operasyonlarla kazanılamaz. Operasyon, sistemin son halkasıdır. Asıl başarı, manipülasyona zemin hazırlayan boşlukların kapatılması, fon yönetim standartlarının yükseltilmesi, risk yönetiminin güçlendirilmesi, yatırımcının doğru bilgilendirilmesi ve denetim mekanizmalarının sürekli geliştirilmesidir. Bir yerde yangın çıktıktan sonra itfaiyenin gelmesi önemlidir. Ama yangının neden çıktığını bulmak ve aynı yerde yeniden çıkmasını önlemek daha önemlidir. ** 17 Eylül sürecinin ekonomideki önemini tek cümleyle ifade etmek gerekirse, borsanın gerçek sermayesi yalnızca para değil, temel husus emniyet tesisidir. Yatırımcı parasını piyasaya getirirken devletin denetimine, şirketlerin şeffaflığına, hukukun üstünlüğüne ve piyasa kurallarının uygulanacağına inanmak ister. Bu güven korunursa sermaye piyasaları büyür. Emniyet zedelenirse en büyük rakamların bile içi boşalabilir. Bu sebeple 17 Eylül'de başlayan ve sonrasında genişleyen soruşturma sürecinin ekonomik açıdan en önemli tarafı, tek tek kişiler veya şirketler üzerinden yapılacak değerlendirmelerden ziyade, sermaye piyasalarında güven, şeffaflık, denetim ve hukuk dengesinin ne kadar önemli olduğunu yeniden göstermesidir. Unutmamak gerekir ki ekonomide dolaşan paradır; fakat piyasayı ayakta tutan güven. Güven varsa sermaye gelir, yoksa sermaye "emniyetin tesisini" (Mektubat) bekler. Ve..sermayenin beklediği yerde yatırım da, üretim de, istihdam da "tevakkufa" başlar. Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2026 -Salı

BORSADA GÜVEN VE DENETİMİN ÖNEMİ

BORSADA GÜVEN VE DENETİMİN ÖNEMİ Ekonomiler yalnızca fabrikalarla, bankalarla, döviz kurlarıyla ve faiz oranlarıyla ayakta durmazlar. Ekonominin görünmeyen fakat en güçlü kolonlarından biri güvendir. Güven sarsılırsa sıcak para ürker, yatırımcı geri çekilir, piyasa derinliğini kaybeder. Güven yeniden tesis edilirse sermaye tekrar dolaşıma girer. 17 Eylül'de Sermaye Piyasası Kurulu'nun attığı adımlar ve ardından genişleyen borsa soruşturması, bu açıdan yalnızca birkaç şirket veya birkaç yatırımcıyla sınırlı bir adli hadise olarak görülmemelidir. Meselenin bir de sermaye piyasalarının güvenilirliği ve ekonominin geleceği bakımından okunması gerekir. 17 Eylül'de SPK, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler üzerine bir dizi tedbir alınacağını açıkladı. Aynı gün Finansal İstikrar Komitesi de piyasaları değerlendirdi ve Borsa İstanbul ile sermaye piyasalarının işleyişinde temel veya yapı olarak bir risk bulunmadığını, yaşanan problemin fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını açıkladı. Bu açıklamanın ekonomik açıdan önemli bir tarafı var: Piyasanın tamamı ile piyasanın belirli bir bölümündeki sorun birbirinden ayrılmalıdır. Çünkü finans piyasalarında panik, çoğu zaman problemin kendisinden daha hızlı yayılır. Bir fondaki likidite problemi başka fonlara, oradan yatırımcı psikolojisine, oradan borsaya ve nihayet reel ekonomiye sirayet edebilir. Bu yüzden denetimin gayesi yalnızca suç işleyenleri ortaya çıkarmak değildir. Asıl mesele, bulaşma riskini önlemek ve piyasanın tamamına olan güveni korumaktır. ** Borsa, tasarrufların yatırımlara aktarılmasında önemli bir mekanizmadır. Bir vatandaş parasını hisse senedine veya yatırım fonuna yatırdığında aslında yalnızca bir finansal araç satın almış olmaz. Aynı zamanda şu varsayıma da güvenmiş olur: "Bu piyasada kurallar herkes için aynıdır ve işlemler denetlenmektedir." Eğer yatırımcı, fiyatların şirketin gerçek performansından ziyade manipülasyonlarla belirlendiğine inanırsa piyasaya olan ilgisini kaybedebilir. Bu da sermaye piyasalarının temel fonksiyonunu zayıflatır. Dolayısıyla SPK'nın denetim faaliyetleri ve gerektiğinde adli mercilere intikal eden süreçler, ekonomik sistemin "güvenlik supabı" fonksiyonunu görür. Nitekim 17 Eylül sonrasında SPK raporlarına dayanan soruşturmalar kapsamında piyasa dolandırıcılığı iddiaları üzerine adli işlemler yürütüldüğü bildiriliyor. Önemli olan, soruşturma konusu edilen kişilerin suçlu olduğuna peşinen hükmetmek değil, iddiaların bağımsız adli süreç içinde delilleriyle ortaya konulmasıdır. Çünkü hukuk devleti açısından piyasa güveninin bir başka şartı da bu: Denetim güçlü, fakat hukuk da güçlü olacaktır. ** 17 Eylül hadisesinin ekonomiye vereceği en önemli derslerden biri de şu olmalıdır: Sermaye piyasalarında şeffaflık, güvenin kardeşidir. Yatırımcı ne olup bittiğini zamanında ve doğru biçimde öğrenebilmelidir. Fonların nasıl yönetildiği, hangi riskleri taşıdığı, likidite durumları, yöneticilerin sorumlulukları ve piyasa işlemlerinin hangi kurallara göre gerçekleştirildiği mümkün olduğunca açık olmalıdır. Şeffaflık azaldıkça söylentiler çoğalır. Söylentiler çoğaldıkça panik büyür. Panik büyüdükçe sağlıklı yatırımcı ile spekülatif hareket arasındaki sınır bulanıklaşır. İşte o noktada ekonomi, rakamlardan önce psikolojiyle hareket etmeye başlar. Denetim dedik ya, bazen yalnızca "ceza vermek" şeklinde anlaşılır bu. Oysa çağdaş finans sistemlerinde denetimin bundan daha geniş bir görevi vardır. Denetim; yatırımcının hakkını korur, piyasa manipülasyonunu önlemeye çalışır, haksız rekabeti sınırlar, finansal bulaşma riskini azaltır, tasarruf sahibinin piyasaya güvenini destekler, sermayenin daha sağlıklı alanlara yönelmesine katkı sağlar. Bu sebeple 17 Eylül sonrasında yapılan işlemleri yalnızca operasyon kelimesiyle değerlendirmek eksik, bunun bir de piyasa mimarisinin sağlamlaştırılma tarafı var. İşin şu yönü de mühim: Finans piyasalarında mücadele yalnızca operasyonlarla kazanılamaz. Operasyon, sistemin son halkasıdır. Asıl başarı, manipülasyona zemin hazırlayan boşlukların kapatılması, fon yönetim standartlarının yükseltilmesi, risk yönetiminin güçlendirilmesi, yatırımcının doğru bilgilendirilmesi ve denetim mekanizmalarının sürekli geliştirilmesidir. Bir yerde yangın çıktıktan sonra itfaiyenin gelmesi önemlidir. Ama yangının neden çıktığını bulmak ve aynı yerde yeniden çıkmasını önlemek daha önemlidir. ** 17 Eylül sürecinin ekonomideki önemini tek cümleyle ifade etmek gerekirse, borsanın gerçek sermayesi yalnızca para değil, temel husus emniyet tesisidir. Yatırımcı parasını piyasaya getirirken devletin denetimine, şirketlerin şeffaflığına, hukukun üstünlüğüne ve piyasa kurallarının uygulanacağına inanmak ister. Bu güven korunursa sermaye piyasaları büyür. Emniyet zedelenirse en büyük rakamların bile içi boşalabilir. Bu sebeple 17 Eylül'de başlayan ve sonrasında genişleyen soruşturma sürecinin ekonomik açıdan en önemli tarafı, tek tek kişiler veya şirketler üzerinden yapılacak değerlendirmelerden ziyade, sermaye piyasalarında güven, şeffaflık, denetim ve hukuk dengesinin ne kadar önemli olduğunu yeniden göstermesidir. Unutmamak gerekir ki ekonomide dolaşan paradır; fakat piyasayı ayakta tutan güven. Güven varsa sermaye gelir, yoksa sermaye "emniyetin tesisini" (Mektubat) bekler. Ve..sermayenin beklediği yerde yatırım da, üretim de, istihdam da "tevakkufa" başlar. Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.