TEFEKKÜR VE ZİKİR
TEFEKKÜR VE ZİKİR
"Fezkürûni ezkürkûm veşkürûli vela tekfürun" ayetinin çağrısı gaflet perdelerini yırtar. İnsana şöyle seslenir sanki:
Ey insan! Seni yokluktan varlığa çıkaranı, her gün yeniden rızıklandıranı, hatalarını bildiği hâlde tövbe kapısını açık tutanı unutma. Sen O’na yönel; O’nun rahmetinden ümidini kesme. Sana verilenleri gör, şükrünü göster ve nimetleri hakikate aykırı kullanma.
Unutma: Senin Allah’ı anman, O’nun sana muhtaç olduğu için değil; senin O’na muhtaç olduğun içindir. Senin şükrün O’nun mülkünü artırmaz; fakat senin kalbini gafletin darlığından kurtarır.
Ve insan, bir gün bütün dünyevî seslerin sustuğu yerde kendi hakikatine döndüğünde şunu anlayacaktır: Hayatın en büyük kazancı, dünyanın seni hatırlaması değil; senin Rabbini unutmaman ve O’nun rahmetine layık bir kulluk için gayret etmiş olmandır.
Çünkü insanın gönlüne asıl huzuru veren, dünyanın alkışı değil; “Beni anın ki Ben de sizi anayım” hitabının içinde saklı olan ilahî yakınlık ümididir.
**
Şükrün mahiyeti mevzuuna gelirsek, dilin şükrü hamdetmekse, nimeti hayırla anmak ve nimeti vereni unutmamak işin zirvesi degil midir?
Amelin şükrü: Verilen nimeti Allah’ın rızasına uygun biçimde kullanmaktır. İlim nimeti, hakikati anlatmak için kullanılmıyorsa; servet nimeti muhtacın ihtiyacını gidermiyorsa; makam, adaletin hizmetine verilmemişse şükrün amelî kısmı eksik kalıyor demektir.
Bir öğretmenin bilgisiyle öğrencisinin ufkunu aydınlatması, bir zenginin malından ihtiyaç sahibine pay ayırması, bir yöneticinin yetkisini adaletle kullanması, bir insanın kendisine yapılan iyiliği unutmaması şükrün hayata dönüşmüş misalleridir.
Demek ki şükür, yalnızca “Elhamdülillah” demek değil; “Elhamdülillah” sözünün hakkını hayatla ödemektir. İnsan nimeti kendinden bildikçe gurura, başkasından bildikçe minnet altında ezilmeye sürüklenebilir.
Nimeti Allah’tan bilmek ise hem kibre karşı korur hem de insanı şükür ve tevazu çizgisinde tutar. Bu anlayış, sebepleri inkâr etmek değildir; sebepleri de yaratanın Allah olduğunu bilmektir.
Mehmet Nuri BİNGÖL
Ekleme
Tarihi: 31 Ekim 2026 -Cumartesi
TEFEKKÜR VE ZİKİR
TEFEKKÜR VE ZİKİR
"Fezkürûni ezkürkûm veşkürûli vela tekfürun" ayetinin çağrısı gaflet perdelerini yırtar. İnsana şöyle seslenir sanki:
Ey insan! Seni yokluktan varlığa çıkaranı, her gün yeniden rızıklandıranı, hatalarını bildiği hâlde tövbe kapısını açık tutanı unutma. Sen O’na yönel; O’nun rahmetinden ümidini kesme. Sana verilenleri gör, şükrünü göster ve nimetleri hakikate aykırı kullanma.
Unutma: Senin Allah’ı anman, O’nun sana muhtaç olduğu için değil; senin O’na muhtaç olduğun içindir. Senin şükrün O’nun mülkünü artırmaz; fakat senin kalbini gafletin darlığından kurtarır.
Ve insan, bir gün bütün dünyevî seslerin sustuğu yerde kendi hakikatine döndüğünde şunu anlayacaktır: Hayatın en büyük kazancı, dünyanın seni hatırlaması değil; senin Rabbini unutmaman ve O’nun rahmetine layık bir kulluk için gayret etmiş olmandır.
Çünkü insanın gönlüne asıl huzuru veren, dünyanın alkışı değil; “Beni anın ki Ben de sizi anayım” hitabının içinde saklı olan ilahî yakınlık ümididir.
**
Şükrün mahiyeti mevzuuna gelirsek, dilin şükrü hamdetmekse, nimeti hayırla anmak ve nimeti vereni unutmamak işin zirvesi degil midir?
Amelin şükrü: Verilen nimeti Allah’ın rızasına uygun biçimde kullanmaktır. İlim nimeti, hakikati anlatmak için kullanılmıyorsa; servet nimeti muhtacın ihtiyacını gidermiyorsa; makam, adaletin hizmetine verilmemişse şükrün amelî kısmı eksik kalıyor demektir.
Bir öğretmenin bilgisiyle öğrencisinin ufkunu aydınlatması, bir zenginin malından ihtiyaç sahibine pay ayırması, bir yöneticinin yetkisini adaletle kullanması, bir insanın kendisine yapılan iyiliği unutmaması şükrün hayata dönüşmüş misalleridir.
Demek ki şükür, yalnızca “Elhamdülillah” demek değil; “Elhamdülillah” sözünün hakkını hayatla ödemektir. İnsan nimeti kendinden bildikçe gurura, başkasından bildikçe minnet altında ezilmeye sürüklenebilir.
Nimeti Allah’tan bilmek ise hem kibre karşı korur hem de insanı şükür ve tevazu çizgisinde tutar. Bu anlayış, sebepleri inkâr etmek değildir; sebepleri de yaratanın Allah olduğunu bilmektir.
Mehmet Nuri BİNGÖL
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
