İNANAMIYORUM
İNANAMIYORUM...
Türkiye’de artık “İnanamıyorum.” diyebileceğimiz bir olay kalmadı. Gün geçmiyor ki haberlerde bir olay yaşanmasın. Sanatçısı, siyasetçisi, dernekçisi, gazetecisi, protesto eden gençleri… Liste uzayıp gidiyor.
Artık her şey normalleşti. Foncular da normalleşir, ölüm bile normalleştikten sonra…
Fakir çalınca hırsız oluyor, zengin çalınca dolandırıcı. Fakirin sevgilisi olursa başka türlü, zenginin sevgilisi olursa başka türlü yorumluyoruz.
Daha önce adap vardı, ahlak vardı. Günahlar gizli saklı yapılırdı. Şimdi her şey alenen yapılıyor. Sosyal medya sayesinde her şey normalleşti. Bizler de kabullendik, kabullenmek zorunda kaldık.
Eskiden haram derdik, şimdi içenin kendi günahı diyoruz. Zinaya farklı bakardık, şimdi Onun günahı diyoruz. Çalıyorlar, En azından bir şeyler yapıyor, yapsın da çalsın. diyoruz.
Ama hep başkaları yapıyor, başkaları yanlış yapıyor. Bu hataları konuşurken, sohbet ederken şu kadın, şu erkek, falanca, filanca diyoruz da kendimizi hiç görmüyoruz.
Bu olaylar memleketimizde yaşanıyor ama sesimiz çıkmıyor. Nasıl olsa bize bir şey olmadı, diyoruz. Oysa yanılıyoruz.
Biraz düşünün. Çocuklarımızı iyi insanlar olsunlar diye yetiştiriyoruz. Sonra onlar okula, iş hayatına başlayınca, bizim “Beni ilgilendirmez.” diyerek sesimizi çıkarmadığımız olaylardan etkilenmiyorlar mı?
En yakınımızdaki, güvendiğimiz, inandığımız insanlar bile yalan söyler hâle gelmiyor mu?
Sonra “Ben elimden geleni yaptım, yeter.” demiyor muyuz?
Umudumuzu kaybetmeyin demek istiyorum ama inanın ki ben de bazen umutsuzluğa kapılıyorum. Bir yalan, bir hata, bir yanlış… “Neden, neden?” diye düşünürken umudum kırılıyor.
Ama bir yandan da balkonsuz bir evde oturan insanların gökyüzüne bakmak için gösterdikleri çabayı görüyor ve “Umut her zaman var.” diyorum.
Ben, Rabbimin bana verdiği sağlık için şükretmeyi ve umudumu kaybetmemem gerektiğini unutmamalıyım.
Sizler de kendinize şükredecek çok şey bulabilirsiniz. Yeter ki umudunuzu kaybetmeyin.
Hiçbir şey aklınıza gelmezse, benim size yazdığım gibi siz de bana yazın.
Aydan KURT
Ekleme
Tarihi: 30 Ekim 2026 -Cuma
İNANAMIYORUM
İNANAMIYORUM...
Türkiye’de artık “İnanamıyorum.” diyebileceğimiz bir olay kalmadı. Gün geçmiyor ki haberlerde bir olay yaşanmasın. Sanatçısı, siyasetçisi, dernekçisi, gazetecisi, protesto eden gençleri… Liste uzayıp gidiyor.
Artık her şey normalleşti. Foncular da normalleşir, ölüm bile normalleştikten sonra…
Fakir çalınca hırsız oluyor, zengin çalınca dolandırıcı. Fakirin sevgilisi olursa başka türlü, zenginin sevgilisi olursa başka türlü yorumluyoruz.
Daha önce adap vardı, ahlak vardı. Günahlar gizli saklı yapılırdı. Şimdi her şey alenen yapılıyor. Sosyal medya sayesinde her şey normalleşti. Bizler de kabullendik, kabullenmek zorunda kaldık.
Eskiden haram derdik, şimdi içenin kendi günahı diyoruz. Zinaya farklı bakardık, şimdi Onun günahı diyoruz. Çalıyorlar, En azından bir şeyler yapıyor, yapsın da çalsın. diyoruz.
Ama hep başkaları yapıyor, başkaları yanlış yapıyor. Bu hataları konuşurken, sohbet ederken şu kadın, şu erkek, falanca, filanca diyoruz da kendimizi hiç görmüyoruz.
Bu olaylar memleketimizde yaşanıyor ama sesimiz çıkmıyor. Nasıl olsa bize bir şey olmadı, diyoruz. Oysa yanılıyoruz.
Biraz düşünün. Çocuklarımızı iyi insanlar olsunlar diye yetiştiriyoruz. Sonra onlar okula, iş hayatına başlayınca, bizim “Beni ilgilendirmez.” diyerek sesimizi çıkarmadığımız olaylardan etkilenmiyorlar mı?
En yakınımızdaki, güvendiğimiz, inandığımız insanlar bile yalan söyler hâle gelmiyor mu?
Sonra “Ben elimden geleni yaptım, yeter.” demiyor muyuz?
Umudumuzu kaybetmeyin demek istiyorum ama inanın ki ben de bazen umutsuzluğa kapılıyorum. Bir yalan, bir hata, bir yanlış… “Neden, neden?” diye düşünürken umudum kırılıyor.
Ama bir yandan da balkonsuz bir evde oturan insanların gökyüzüne bakmak için gösterdikleri çabayı görüyor ve “Umut her zaman var.” diyorum.
Ben, Rabbimin bana verdiği sağlık için şükretmeyi ve umudumu kaybetmemem gerektiğini unutmamalıyım.
Sizler de kendinize şükredecek çok şey bulabilirsiniz. Yeter ki umudunuzu kaybetmeyin.
Hiçbir şey aklınıza gelmezse, benim size yazdığım gibi siz de bana yazın.
Aydan KURT
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
