İlk Tevafuk
İlk Tevafuk
-Öykü-
O gün içimde ağır bir sıkıntı vardı. Dışarıdan bakıldığında hayatımda olağanüstü bir şey yoktu. Her şey yerli yerindeydi. Fakat insanın bazen dışarıdan görünmeyen bir derdi olur. Kimse bilmez onu. Kendisi bile tam olarak anlatamaz.
Benimki de öyleydi.
Bir buhran, hafakan, dağlaşmış bir mesele vardı zihnimde; aklıma mıh gibi oturmuş sökemiyordum. Ne kadar düşünsem içinden çıkamıyor, ne kadar kendimi teselli etmeye çalışsam yine de kalbimdeki ağırlık dinmiyordu.
Akşam olmuştu. Odamda yalnızdım. Masanın üzerinde Risale-i Nur Külliyatı... İçinden birini seçtim; Asa-yı Musa... Elimi uzattım ama açmadım.
İçimden: “Yâ Rabbi, bana bir teselli ver. Ben artık kendi kendime yetemiyorum.” dedim.
Sonra kitabı elime aldım. Fakat özellikle bir bahis aramadım. “Şu meseleyi anlatan yeri bulayım.” demedim.
Sadece kapağını açtım ve rastgele bir sayfaya elimle dokundum. Sayfayı çevirdim. Gözüm ilk olarak ortalarda bir cümleye ilişti.
Okumaya başladım. Birkaç satır sonra elim durdu. Çünkü anlatılan mesele, o gün saatlerdir zihnimi meşgul eden o meseleydi. Bir an kitabı kapattım.
“Tesadüf.” dedim.
Sonra tekrar açtım. Aynı yeri yeniden okudum. Bu defa daha yavaş…
Cümlelerin her biri sanki benim o gün kendi kendime sorduğum sorulara cevap veriyor, hâlimi dile getiriyordu.
İçimde tuhaf bir ürperti oluştu. Çünkü daha birkaç dakika önce:
“Bunun içinden nasıl çıkacağım?”
diye düşünüyordum.
Şimdi ise önümdeki sayfa bana tam da çıkış yolunu gösteriyordu. Kitabı kapatıp masanın üzerine bıraktım.
Bir süre hiçbir şey yapmadan oturdum. Sonra aklıma şu geldi:
" Bu sayfa burada yıllardır duruyor. Ben bugün ilk defa açtım. Ve tam bugün, tam da ihtiyacım olan bahis karşıma çıktı.”
İşte o gece tevafuk kelimesi benim için başka bir mana kazandı. Mesele sadece doğru sayfayı bulmak değildi; insanın kalbinde bir soru varken, hiç aramadığı hâlde karşısında o soruya dokunan bir cevabı bulmasıydı.
O gece sayfaya uzun uzun baktım. Sonra içimden: “Demek ki ben yalnız değilmişim.” dedim.
Sıkıntım tamamen geçmedi. Fakat sıkıntının anlamı değişti. İnsan bazen derdine çare bulamaz.Ama derdinin içinde yalnız olmadığını hisseder.
O ve sonraki gecelerde bana verilen teselli buydu ve yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, hayatımda yaşayacağım daha nice tevafukun ilk halkasının o gece başladığını gördüm.
Bir sayfa açılmıştı hayatımda.
Yahud,
Sanki sayfalar bana da açılmıştı.
Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme
Tarihi: 30 Eylül 2026 -Çarşamba
İlk Tevafuk
İlk Tevafuk
-Öykü-
O gün içimde ağır bir sıkıntı vardı. Dışarıdan bakıldığında hayatımda olağanüstü bir şey yoktu. Her şey yerli yerindeydi. Fakat insanın bazen dışarıdan görünmeyen bir derdi olur. Kimse bilmez onu. Kendisi bile tam olarak anlatamaz.
Benimki de öyleydi.
Bir buhran, hafakan, dağlaşmış bir mesele vardı zihnimde; aklıma mıh gibi oturmuş sökemiyordum. Ne kadar düşünsem içinden çıkamıyor, ne kadar kendimi teselli etmeye çalışsam yine de kalbimdeki ağırlık dinmiyordu.
Akşam olmuştu. Odamda yalnızdım. Masanın üzerinde Risale-i Nur Külliyatı... İçinden birini seçtim; Asa-yı Musa... Elimi uzattım ama açmadım.
İçimden: “Yâ Rabbi, bana bir teselli ver. Ben artık kendi kendime yetemiyorum.” dedim.
Sonra kitabı elime aldım. Fakat özellikle bir bahis aramadım. “Şu meseleyi anlatan yeri bulayım.” demedim.
Sadece kapağını açtım ve rastgele bir sayfaya elimle dokundum. Sayfayı çevirdim. Gözüm ilk olarak ortalarda bir cümleye ilişti.
Okumaya başladım. Birkaç satır sonra elim durdu. Çünkü anlatılan mesele, o gün saatlerdir zihnimi meşgul eden o meseleydi. Bir an kitabı kapattım.
“Tesadüf.” dedim.
Sonra tekrar açtım. Aynı yeri yeniden okudum. Bu defa daha yavaş…
Cümlelerin her biri sanki benim o gün kendi kendime sorduğum sorulara cevap veriyor, hâlimi dile getiriyordu.
İçimde tuhaf bir ürperti oluştu. Çünkü daha birkaç dakika önce:
“Bunun içinden nasıl çıkacağım?”
diye düşünüyordum.
Şimdi ise önümdeki sayfa bana tam da çıkış yolunu gösteriyordu. Kitabı kapatıp masanın üzerine bıraktım.
Bir süre hiçbir şey yapmadan oturdum. Sonra aklıma şu geldi:
" Bu sayfa burada yıllardır duruyor. Ben bugün ilk defa açtım. Ve tam bugün, tam da ihtiyacım olan bahis karşıma çıktı.”
İşte o gece tevafuk kelimesi benim için başka bir mana kazandı. Mesele sadece doğru sayfayı bulmak değildi; insanın kalbinde bir soru varken, hiç aramadığı hâlde karşısında o soruya dokunan bir cevabı bulmasıydı.
O gece sayfaya uzun uzun baktım. Sonra içimden: “Demek ki ben yalnız değilmişim.” dedim.
Sıkıntım tamamen geçmedi. Fakat sıkıntının anlamı değişti. İnsan bazen derdine çare bulamaz.Ama derdinin içinde yalnız olmadığını hisseder.
O ve sonraki gecelerde bana verilen teselli buydu ve yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, hayatımda yaşayacağım daha nice tevafukun ilk halkasının o gece başladığını gördüm.
Bir sayfa açılmıştı hayatımda.
Yahud,
Sanki sayfalar bana da açılmıştı.
Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
