NEDEN SEVEMEYİZ?
NEDEN SEVEMEYİZ?
İnsan, yapısı gereği her şeyi sevmek zorunda değildir elbette. Ancak bazı sevmediklerine detaylı bakması gerekir. "İnsan
neden sevemez?" sorusu bir sonuç iken; sorunun öncesinde kişinin kendine dair eksikliğindeki süreci süzgeçten
geçirmesi gerekir. Her insan kendini, kendi algısı nispetinde değerlendirir. Çoğu kişi bariz kusurlarının ve iyi yönlerinin
kısmen farkındadır. Buna rağmen kendi kusurlarını gören biri olsa da, o kusurları düzeltmek yerine, gözü dışarıdaki
eksikliklere odaklanan bir eleştiri açlığındadır. Bu durum, gözünden kalbine süzülen bir doyum kaynağı olur onun için.
Aşağılık kompleksinde olan bir bireyin bu doyumundaki sebebini biraz daha irdeleyelim:
Birey, içerisindeki aşağılık kompleksi gereği kendisinde mevcut olan ezikliğin, değersizliğin ve yetersizliğin üzerini
oldukça şaşaalı bir örtüyle örtmeye gayret eder. Bu eksikliklerin gizemli kalması adına hayatını olabildiğince gösteriş
budalalığıyla damgalar. Öyle ki, kendini gerçek benliğinden bile gizler. Ancak her halükarda saklamaya çalıştığı o şaşaalı
örtünün altındaki duygu; aşikar bir şekilde, başkalarına yönelttiği eleştirilerde çığırtkanlaşır. Güya akıllıca hareket etmeye
çalışan insan zihnine karşı bilinçdışı, manipülasyonuyla galebe çalar.
Kişi bundan bihaber halde, karşıda rahatsız olduğu eylemlere kusurlar dizerek, yansıtma mekanizması sayesinde geçici
bir rahatlamaya kavuşur.
Gerçeğe ulaşabilmek için şaşaalı örtünün altındaki gizemli duyguyu aralamak gerekir. Saklanmaya çalışan duyguyu
tanımanın yolu ise, belki de sadece eleştirilen duyguların kendinde var olduğunu kabullenmektir.
Öyle bir kabulleniş ki bu; en çok nefret ettiğin hâlin sende var olduğuna kör kesilmemektir. Bu girdabı devam ettirmek
veya sona erdirmek yine bireyin kendi elindedir. Bu duygunun farkında olmak ne kadar zor ise kabul etmek de o kadar
kaçınılmaz bir sorumluluktur. Bedel olarak, yüksek egoya cam kırıkları batarcasına temas etmekle ödenir.
Nihayetinde bu iç acıtıcı durumun gerçek kendilik halimizle tanışma emaresi olduğunu kabul ederek, şekillenip gerçek
benliğimize ulaşabiliriz.
Esra Tekgöz
@esra.tkgz_ tekgozesra759@gmail.com
Ekleme
Tarihi: 11 Ağustos 2026 -Salı
NEDEN SEVEMEYİZ?
NEDEN SEVEMEYİZ?
İnsan, yapısı gereği her şeyi sevmek zorunda değildir elbette. Ancak bazı sevmediklerine detaylı bakması gerekir. "İnsan
neden sevemez?" sorusu bir sonuç iken; sorunun öncesinde kişinin kendine dair eksikliğindeki süreci süzgeçten
geçirmesi gerekir. Her insan kendini, kendi algısı nispetinde değerlendirir. Çoğu kişi bariz kusurlarının ve iyi yönlerinin
kısmen farkındadır. Buna rağmen kendi kusurlarını gören biri olsa da, o kusurları düzeltmek yerine, gözü dışarıdaki
eksikliklere odaklanan bir eleştiri açlığındadır. Bu durum, gözünden kalbine süzülen bir doyum kaynağı olur onun için.
Aşağılık kompleksinde olan bir bireyin bu doyumundaki sebebini biraz daha irdeleyelim:
Birey, içerisindeki aşağılık kompleksi gereği kendisinde mevcut olan ezikliğin, değersizliğin ve yetersizliğin üzerini
oldukça şaşaalı bir örtüyle örtmeye gayret eder. Bu eksikliklerin gizemli kalması adına hayatını olabildiğince gösteriş
budalalığıyla damgalar. Öyle ki, kendini gerçek benliğinden bile gizler. Ancak her halükarda saklamaya çalıştığı o şaşaalı
örtünün altındaki duygu; aşikar bir şekilde, başkalarına yönelttiği eleştirilerde çığırtkanlaşır. Güya akıllıca hareket etmeye
çalışan insan zihnine karşı bilinçdışı, manipülasyonuyla galebe çalar.
Kişi bundan bihaber halde, karşıda rahatsız olduğu eylemlere kusurlar dizerek, yansıtma mekanizması sayesinde geçici
bir rahatlamaya kavuşur.
Gerçeğe ulaşabilmek için şaşaalı örtünün altındaki gizemli duyguyu aralamak gerekir. Saklanmaya çalışan duyguyu
tanımanın yolu ise, belki de sadece eleştirilen duyguların kendinde var olduğunu kabullenmektir.
Öyle bir kabulleniş ki bu; en çok nefret ettiğin hâlin sende var olduğuna kör kesilmemektir. Bu girdabı devam ettirmek
veya sona erdirmek yine bireyin kendi elindedir. Bu duygunun farkında olmak ne kadar zor ise kabul etmek de o kadar
kaçınılmaz bir sorumluluktur. Bedel olarak, yüksek egoya cam kırıkları batarcasına temas etmekle ödenir.
Nihayetinde bu iç acıtıcı durumun gerçek kendilik halimizle tanışma emaresi olduğunu kabul ederek, şekillenip gerçek
benliğimize ulaşabiliriz.
Esra Tekgöz
@esra.tkgz_ tekgozesra759@gmail.com
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
