BABA… BENİ ÇOCUKLARIMA UNUTTURMA!
BABA…
BENİ ÇOCUKLARIMA UNUTTURMA!
Kaç yıl geçti aradan?
On yıl mı, on dört yıl mı?
Bilmiyorum…
Daha dün gibi.
Tıpkı o güzel sözdeki gibi:
“Atlarına bindiler ve gittiler…”
Gittiler ama özlemleri kaldı.
Bir ses arıyoruz, bir sıcaklık, bir nasihat…
En çok da çocukluğumuzdaki o güven duygusunu özlüyoruz.
Geçen gün kısa bir ses kaydı dinledim. Birkaç cümle, yüreğimdeki hasreti yeniden büyüttü:
“Eğer bir sabah ben uyanamaz da sen uyanırsan, vasiyetimdir; çocuklarıma beni unutturma. Ceketim kapının arkasında asılı dursun. Bir şey istediklerinde, ‘Babanızın cebinde vardır.’ dersin.”
Kim söylediyse yüreğine sağlık…
Bugün bu sözleri dinlerken kendi çocuklarımı düşündüm. Sonra eşime söylemek istediklerim döküldü yüreğimden:
“Bir gün ben uyanamazsam, ne olur çocuklarıma beni unutturma!
Onlara babalarını anlat. Yorulduklarında omuz veren, korktuklarında güven oldukları, bir gülüşleri için dünyaları vermeye hazır olan babalarını…
Bir şey istediklerinde belki artık ceplerimden çıkarıp veremeyeceğim ama onlara bıraktığım sevgiyi, öğütleri ve hatıraları hatırlat.
Bırak, bir gün gözleri dolduğunda ‘Babam olsaydı…’ desinler. Ama hemen ardından, ‘Babam bizi çok severdi.’ diyerek teselli bulsunlar.
Ben yanlarında olamasam da sevgim yanlarında olsun.
Çünkü ben yalnızca yaşarken babaları olmak değil, gittikten sonra da yüreklerinde yaşayabilmek istiyorum.
Baba…
İnsan büyüse de babasına duyduğu özlem küçülmüyor. Yıllar geçiyor, hayat devam ediyor ama insanın içinde hep bir yer eksik kalıyor.
Belki de en büyük miras, çocuklarının bir gün seni özlemle anıp, “Benim babam vardı…” diyebilmesidir.
Rabbim, hiçbir evladı baba hasretiyle sınamasın. Aramızdan ayrılan babalarımıza rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet nasip etsin.
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 13 Ekim 2026 -Salı
BABA… BENİ ÇOCUKLARIMA UNUTTURMA!
BABA…
BENİ ÇOCUKLARIMA UNUTTURMA!
Kaç yıl geçti aradan?
On yıl mı, on dört yıl mı?
Bilmiyorum…
Daha dün gibi.
Tıpkı o güzel sözdeki gibi:
“Atlarına bindiler ve gittiler…”
Gittiler ama özlemleri kaldı.
Bir ses arıyoruz, bir sıcaklık, bir nasihat…
En çok da çocukluğumuzdaki o güven duygusunu özlüyoruz.
Geçen gün kısa bir ses kaydı dinledim. Birkaç cümle, yüreğimdeki hasreti yeniden büyüttü:
“Eğer bir sabah ben uyanamaz da sen uyanırsan, vasiyetimdir; çocuklarıma beni unutturma. Ceketim kapının arkasında asılı dursun. Bir şey istediklerinde, ‘Babanızın cebinde vardır.’ dersin.”
Kim söylediyse yüreğine sağlık…
Bugün bu sözleri dinlerken kendi çocuklarımı düşündüm. Sonra eşime söylemek istediklerim döküldü yüreğimden:
“Bir gün ben uyanamazsam, ne olur çocuklarıma beni unutturma!
Onlara babalarını anlat. Yorulduklarında omuz veren, korktuklarında güven oldukları, bir gülüşleri için dünyaları vermeye hazır olan babalarını…
Bir şey istediklerinde belki artık ceplerimden çıkarıp veremeyeceğim ama onlara bıraktığım sevgiyi, öğütleri ve hatıraları hatırlat.
Bırak, bir gün gözleri dolduğunda ‘Babam olsaydı…’ desinler. Ama hemen ardından, ‘Babam bizi çok severdi.’ diyerek teselli bulsunlar.
Ben yanlarında olamasam da sevgim yanlarında olsun.
Çünkü ben yalnızca yaşarken babaları olmak değil, gittikten sonra da yüreklerinde yaşayabilmek istiyorum.
Baba…
İnsan büyüse de babasına duyduğu özlem küçülmüyor. Yıllar geçiyor, hayat devam ediyor ama insanın içinde hep bir yer eksik kalıyor.
Belki de en büyük miras, çocuklarının bir gün seni özlemle anıp, “Benim babam vardı…” diyebilmesidir.
Rabbim, hiçbir evladı baba hasretiyle sınamasın. Aramızdan ayrılan babalarımıza rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet nasip etsin.
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
