MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

Aidiyet

Aidiyet ‎Aidiyet hissetmektir. Bir yere, müziğe, ‎âna veya nesneye ait hissetmektir. Bunlardan herhangi birine duyduğun yakınlık, seni çeken herhangi bir şey veya sende uyandırdığı hisler onlara yüklemiş olduğun anlamdan kaynaklanmaktadır. ‎Bu anlamı da tabiiki yaşadıklarımız, tecrübe ettiklerimiz oluşturmaktadır. ‎Yani aidiyet kavramı bizlerin ona yüklediği anlamlarla şekillenir. ‎ ‎Bir yere veya nesneye sahip olmak değil de onunla aramızda kurduğumuz bağdır. Ve bu bağ o kadar güçlüdür ki dışarıdan biri asla zarar veremez. Sen izin vermediğin sürece bu bağı kimse koparamaz. ‎Çünkü mâna yükleyen ve arada bir köprü oluşturan bizleriz. ‎ ‎Peki, insan neden ait olmak ister? ‎Bir gruba, topluluğa bağlı olmak, oranın bir üyesi olmak yani hissetmek ister. ‎Başkası tarafından görülmek, duyulmak ve fark edilmek ister. Kısacası anlaşıldığını ve kabul edildiğini bilmek ister. ‎ ‎Belki de aidiyet kavramının temelinde; "ben buradayım ve burası beni görüyor" diyebilmek vardır. ‎ ‎Fakat aidiyet ile kendinden ödün vermek arasında ince bir çizgi vardır. Bazen ait olduğumuz yer bizim oraya benzemek zorunda kaldığımız bir yere de dönüşebilir. ‎Kabul edilmek isteğiyle kendimizden taviz vererek özümüze uzaklaşabilir ve başkalarının isteklerine göre şekillenmek zorunda kalabiliriz. ‎ ‎Peki, o zaman gerçekten ait olduğumuz yer neresi? ‎Kalpten ve yürekten sevildiğini hissediyorsan, gerçekten oraya ait hissediyorsan sen ait olduğun yeri veya herhangi bir şeyi bulmuşsun demektir. ‎Belki de bu yolculuk insanın kendisine "ben nereye ve neye ait hissediyorum?" Diye sormasıyla başlar. ‎ ‎Rengin Tok
Ekleme Tarihi: 26 Eylül 2026 -Cumartesi

Aidiyet

Aidiyet ‎Aidiyet hissetmektir. Bir yere, müziğe, ‎âna veya nesneye ait hissetmektir. Bunlardan herhangi birine duyduğun yakınlık, seni çeken herhangi bir şey veya sende uyandırdığı hisler onlara yüklemiş olduğun anlamdan kaynaklanmaktadır. ‎Bu anlamı da tabiiki yaşadıklarımız, tecrübe ettiklerimiz oluşturmaktadır. ‎Yani aidiyet kavramı bizlerin ona yüklediği anlamlarla şekillenir. ‎ ‎Bir yere veya nesneye sahip olmak değil de onunla aramızda kurduğumuz bağdır. Ve bu bağ o kadar güçlüdür ki dışarıdan biri asla zarar veremez. Sen izin vermediğin sürece bu bağı kimse koparamaz. ‎Çünkü mâna yükleyen ve arada bir köprü oluşturan bizleriz. ‎ ‎Peki, insan neden ait olmak ister? ‎Bir gruba, topluluğa bağlı olmak, oranın bir üyesi olmak yani hissetmek ister. ‎Başkası tarafından görülmek, duyulmak ve fark edilmek ister. Kısacası anlaşıldığını ve kabul edildiğini bilmek ister. ‎ ‎Belki de aidiyet kavramının temelinde; "ben buradayım ve burası beni görüyor" diyebilmek vardır. ‎ ‎Fakat aidiyet ile kendinden ödün vermek arasında ince bir çizgi vardır. Bazen ait olduğumuz yer bizim oraya benzemek zorunda kaldığımız bir yere de dönüşebilir. ‎Kabul edilmek isteğiyle kendimizden taviz vererek özümüze uzaklaşabilir ve başkalarının isteklerine göre şekillenmek zorunda kalabiliriz. ‎ ‎Peki, o zaman gerçekten ait olduğumuz yer neresi? ‎Kalpten ve yürekten sevildiğini hissediyorsan, gerçekten oraya ait hissediyorsan sen ait olduğun yeri veya herhangi bir şeyi bulmuşsun demektir. ‎Belki de bu yolculuk insanın kendisine "ben nereye ve neye ait hissediyorum?" Diye sormasıyla başlar. ‎ ‎Rengin Tok
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.