MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

BU ÜLKEDE VİCDANIN FİYATI KAÇ PARA?

BU ÜLKEDE VİCDANIN FİYATI KAÇ PARA? Bir ülkede vicdanın fiyatı sorulmaya başlanmışsa, aslında çok daha büyük bir soru ile karşı karşıyayız: İnsanlığımızı kaça satıyoruz? Vicdanın ne etiketi vardır ne de kasada okunacak bir barkodu… Ama bugün öyle bir noktaya geldik ki, bazı insanların doğruları çıkarlarına göre değişiyor, adaleti makamına göre konuşuluyor, hakkı gücüne göre savunuluyor. Peki soruyorum: Bu ülkede vicdanın fiyatı kaç para? Bir koltuk uğruna susmaya değer mi? Bir makam uğruna haksızlığı görmezden gelmeye değer mi? Bir menfaat uğruna başkasının hakkına göz dikmeye değer mi? Bir insanın mağduriyetini, sırf bize dokunmadığı için görmezden gelmenin bedeli nedir? Vicdan, insanın kendi kendisiyle yaptığı en dürüst muhasebedir. Hukuk dışarıdan sınır koyar; vicdan ise insanın içinden “Dur!” der. Zaten vicdanın asıl değeri de burada başlar. Fakat bugün en büyük tehlikelerden biri, yanlışların normalleşmesidir. Haksızlık karşısında susuyoruz. Yalan karşısında susuyoruz. Kul hakkı karşısında susuyoruz. Adaletsizlik karşısında susuyoruz. Sonra da kendimize dönüp “Ben ne yaptım ki?” diyoruz. İşte bazen insanın yaptığı en büyük kötülük, kötülüğe ortak olmak değil; kötülük yapılırken sessiz kalmaktır. Çünkü vicdan sadece kendi başımıza gelen haksızlıkta konuşuyorsa, onun adı vicdan değil, çıkardır. Gerçek vicdan; tanımadığın insanın hakkı yenildiğinde de ayağa kalkabilmektir. Gerçek adalet; sana fayda sağlamasa bile doğrunun yanında durabilmektir. Gerçek insanlık; güçlü karşısında eğilmeden, güçsüz karşısında ezilmeden yaşayabilmektir. Bir toplumun zenginliği yalnızca parasıyla ölçülmez. O toplumun asıl zenginliği, birbirine ne kadar güvenebildiği ve haksızlık karşısında ne kadar duyarlı olduğudur. Nitekim toplumsal düzenin yalnızca kanunlarla değil, vicdani sorumlulukla da ayakta durduğu vurgulanmaktadır. Bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: Biz ne zaman vicdanımızı susturduk? Ne zaman “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeye başladık? Ne zaman başkasının acısını seyretmeye alıştık? Ne zaman makamı insanın önüne, parayı onurun önüne, çıkarı adaletin önüne koyduk? Ve en önemlisi… Ne zaman vicdanımızın pazarlık konusu olmasına izin verdik? Vicdanın fiyatı yoktur. Çünkü vicdanını satan insan, aslında parasını değil, kendisini kaybeder. Bir gün herkesin sahip olduğu makam, para ve güç elinden alınabilir. Ama insanın geriye dönüp baktığında kendisine söyleyebileceği tek bir şey kalır: “Ben insanlığımı korudum.” İşte asıl zenginlik budur. O yüzden bugün herkes kendi vicdanının karşısına geçip sormalı: “Benim vicdanım hâlâ benim mi, yoksa birilerinin çıkarına mı teslim?” Cevabı para ile ölçemiyorsak, belki de hâlâ umut vardır. Çünkü bir toplumun yeniden ayağa kalkması önce ekonomiden değil, vicdandan başlar. Ve unutmayalım: Vicdan sustuğunda, insan konuşsa ne yazar? Fatma Daştan
Ekleme Tarihi: 08 Eylül 2026 -Salı

BU ÜLKEDE VİCDANIN FİYATI KAÇ PARA?

BU ÜLKEDE VİCDANIN FİYATI KAÇ PARA? Bir ülkede vicdanın fiyatı sorulmaya başlanmışsa, aslında çok daha büyük bir soru ile karşı karşıyayız: İnsanlığımızı kaça satıyoruz? Vicdanın ne etiketi vardır ne de kasada okunacak bir barkodu… Ama bugün öyle bir noktaya geldik ki, bazı insanların doğruları çıkarlarına göre değişiyor, adaleti makamına göre konuşuluyor, hakkı gücüne göre savunuluyor. Peki soruyorum: Bu ülkede vicdanın fiyatı kaç para? Bir koltuk uğruna susmaya değer mi? Bir makam uğruna haksızlığı görmezden gelmeye değer mi? Bir menfaat uğruna başkasının hakkına göz dikmeye değer mi? Bir insanın mağduriyetini, sırf bize dokunmadığı için görmezden gelmenin bedeli nedir? Vicdan, insanın kendi kendisiyle yaptığı en dürüst muhasebedir. Hukuk dışarıdan sınır koyar; vicdan ise insanın içinden “Dur!” der. Zaten vicdanın asıl değeri de burada başlar. Fakat bugün en büyük tehlikelerden biri, yanlışların normalleşmesidir. Haksızlık karşısında susuyoruz. Yalan karşısında susuyoruz. Kul hakkı karşısında susuyoruz. Adaletsizlik karşısında susuyoruz. Sonra da kendimize dönüp “Ben ne yaptım ki?” diyoruz. İşte bazen insanın yaptığı en büyük kötülük, kötülüğe ortak olmak değil; kötülük yapılırken sessiz kalmaktır. Çünkü vicdan sadece kendi başımıza gelen haksızlıkta konuşuyorsa, onun adı vicdan değil, çıkardır. Gerçek vicdan; tanımadığın insanın hakkı yenildiğinde de ayağa kalkabilmektir. Gerçek adalet; sana fayda sağlamasa bile doğrunun yanında durabilmektir. Gerçek insanlık; güçlü karşısında eğilmeden, güçsüz karşısında ezilmeden yaşayabilmektir. Bir toplumun zenginliği yalnızca parasıyla ölçülmez. O toplumun asıl zenginliği, birbirine ne kadar güvenebildiği ve haksızlık karşısında ne kadar duyarlı olduğudur. Nitekim toplumsal düzenin yalnızca kanunlarla değil, vicdani sorumlulukla da ayakta durduğu vurgulanmaktadır. Bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: Biz ne zaman vicdanımızı susturduk? Ne zaman “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeye başladık? Ne zaman başkasının acısını seyretmeye alıştık? Ne zaman makamı insanın önüne, parayı onurun önüne, çıkarı adaletin önüne koyduk? Ve en önemlisi… Ne zaman vicdanımızın pazarlık konusu olmasına izin verdik? Vicdanın fiyatı yoktur. Çünkü vicdanını satan insan, aslında parasını değil, kendisini kaybeder. Bir gün herkesin sahip olduğu makam, para ve güç elinden alınabilir. Ama insanın geriye dönüp baktığında kendisine söyleyebileceği tek bir şey kalır: “Ben insanlığımı korudum.” İşte asıl zenginlik budur. O yüzden bugün herkes kendi vicdanının karşısına geçip sormalı: “Benim vicdanım hâlâ benim mi, yoksa birilerinin çıkarına mı teslim?” Cevabı para ile ölçemiyorsak, belki de hâlâ umut vardır. Çünkü bir toplumun yeniden ayağa kalkması önce ekonomiden değil, vicdandan başlar. Ve unutmayalım: Vicdan sustuğunda, insan konuşsa ne yazar? Fatma Daştan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.