FON VEYA HİSSE ALIP SATMAK SUÇ MU?
FON VEYA HİSSE ALIP SATMAK SUÇ MU?
Son günlerde bazı kişilerin fon veya hisse senedi alım-satımları üzerinden yürütülen inceleme ve soruşturmalar kamuoyunun gündeminde.
Bu süreçte doğal olarak şu soru da soruluyor:
“Bir insan parasını fona veya hisse senedine yatırıp daha sonra yüksek fiyattan satıyorsa bundan dolayı neden soruşturma açılıyor?”
Öncelikle temel noktayı açıkça ortaya koyalım:
Fon veya hisse senedi satın almak, daha sonra bunu yüksek fiyattan satmak ve bundan kazanç elde etmek tek başına suç değildir.
Sermaye piyasalarının doğal işleyişinde yatırımcılar risk alarak yatırım yapar; kimi zaman kazanır, kimi zaman kaybeder.
Örneğin bir yatırımcı bir hisseyi 100 liradan alıp 150 liradan sattığında ve aradaki farktan kazanç elde ettiğinde, sırf kâr ettiği için suç işlemiş olmaz.
Burada asıl sorulması gereken soru:
“Ne kadar kazandı?” değil, “Bu kazancı nasıl elde etti?” sorusudur.
Sermaye piyasalarında bazı işlemler hukuka aykırı hâle gelebilir.
Örneğin bir kişi, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek henüz kamuya açıklanmamış önemli bir bilgiye hukuka aykırı biçimde erişmiş ve bu bilgiyi kullanarak işlem yapmışsa, artık sıradan bir yatırım faaliyetinden söz etmek mümkün olmayabilir.
Basit bir örnek verelim:
Bir şirketin değerini önemli ölçüde etkileyebilecek bir gelişme henüz kamuoyuna açıklanmamış olsun.
Bu bilgiyi önceden öğrenen bir kişi:
“Bu bilgi açıklandığında hisse fiyatı yükselebilir.”
düşüncesiyle önceden büyük miktarda hisse satın alsın ve bilgi kamuoyuna açıklandıktan sonra yüksek fiyattan satış yapsın.
Burada yalnızca elde edilen kâra bakılmaz.
Bilginin nasıl elde edildiği, kişinin bu bilgiye erişim hakkı olup olmadığı ve işlemin ilgili mevzuata aykırı biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği önem taşır.
Dolayısıyla yüksek kazanç elde etmek ile hukuka aykırı bilgi kullanarak kazanç elde etmek aynı şey değildir.
Sermaye piyasalarında bir başka önemli konu da kamuoyunda “manipülasyon” olarak bilinen piyasa dolandırıcılığıdır.
SPK'nın açıklamasına göre, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim oluşturmak amacıyla alım-satım yapmak, emir vermek, emir iptal etmek, emir değiştirmek veya belirli hesap hareketleri gerçekleştirmek piyasa dolandırıcılığı kapsamında değerlendirilebilir.
Basit bir örnek düşünelim:
Bir grup kişi kendi aralarında anlaşarak belirli bir hissenin yoğun biçimde alınıp satıldığı görüntüsünü oluştursun.
Amaç gerçek bir yatırım yapmak değil;
“Bu hisseye yoğun talep var, fiyatı daha da yükselecek.”
algısı oluşturarak başka yatırımcıları piyasaya çekmek olsun.
Fiyat yükseldikten sonra da bu kişiler ellerindeki hisseleri satarak piyasadan çıksın.
Buradaki sorun sadece:
“Ucuzdan aldı, pahalıya sattı.”
değildir.
Asıl mesele, piyasada yanlış veya yanıltıcı bir görüntü oluşturmak amacıyla işlem yapılmasıdır.
SPK, özellikle ekonomik veya finansal makul bir gerekçeye dayanmayan ve fiyatların sağlıklı oluşumunu bozabilecek işlem kalıplarını piyasa dolandırıcılığı kapsamında incelemektedir.
Piyasa dolandırıcılığı yalnızca alım-satım işlemleriyle sınırlı değildir.
Bir kişi, yatırımcıların kararlarını veya bir sermaye piyasası aracının fiyatını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi, söylenti, haber, yorum veya rapor yayıyor ve bundan menfaat sağlıyorsa, bu da hukukî sorumluluk doğurabilir.
Örneğin:
Bir kişi elindeki hisseyi yüksek fiyattan satabilmek amacıyla sosyal medyada gerçeğe aykırı biçimde:
“Bu şirketle ilgili çok önemli bir gelişme geliyor, hisse uçacak.”
şeklinde yanıltıcı bilgiler yayıyor ve yatırımcıları bu yönde işlem yapmaya yönlendiriyorsa, mesele artık sıradan bir yatırım tavsiyesi olmaktan çıkabilir.
Nitekim Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), sosyal medya gruplarında yatırımcıların “al” yönünde yönlendirilirken, bu yönlendirmeyi yapan kişilerin veya ilişkili kişilerin ellerindeki hisseleri yüksek fiyattan sattığı örnekleri tespit ettiğini açıklamıştır.
PEKİ SORUŞTURMALARDA NEYE BAKILIYOR?
Bir yatırım işleminin incelenmesi, kişinin sadece fon veya hisse alıp almadığını ortaya çıkarmak anlamına gelmez.
Asıl mesele, işlemlerin hukuka uygun şekilde yapılıp yapılmadığının araştırılmasıdır.
Bu nedenle somut olayın niteliğine göre;
• Hisse veya fon ne zaman alındı?
• Ne zaman satıldı?
• Hangi fiyatlardan işlem yapıldı?
• İşlem öncesinde önemli ve kamuya açıklanmamış bir bilgi mevcut muydu?
• Kişinin bu bilgiye erişimi nasıl gerçekleşti?
• İşlemler arasında olağandışı bir bağlantı var mı?
• Başka kişilerle koordineli hareket edilmiş mi?
• Piyasada yanlış veya yanıltıcı bir görüntü oluşturulmuş mu?
• İşlemlerin makul bir ekonomik veya finansal gerekçesi var mı?
• Yanıltıcı haber, söylenti veya bilgi yayılmış mı?
• İşlem sonucunda bir menfaat elde edilmiş mi?
gibi hususlar incelenebilir.
SPK, borsalarda gerçekleşen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerini izlediğini ve mevzuata aykırılık tespit edilmesi hâlinde gerekli işlemleri yaptığını belirtmektedir.
Şu noktanın özellikle bilinmesi gerekir.
Bir kişi yaptığı yatırımdan çok büyük miktarda para kazanabilir.
Bu kazanç kamuoyuna şaşırtıcı gelebilir.
Fakat hukuk açısından:
Büyük kazanç = suç
şeklinde bir kural yoktur.
Aynı şekilde:
Büyük miktarda yatırım = suç
da değildir.
Bir kişinin bir hisseyi düşük fiyattan alıp daha sonra yüksek fiyattan satması, tek başına suç işlendiğini göstermez.
Fakat bunun tersi de doğrudur:
“Hisse alıp satmak serbesttir; o hâlde yapılan her işlem hukuka uygundur.”
demek de doğru değildir.
Çünkü hukukî değerlendirme, işlemin zamanı, yöntemi, amacı, kullanılan bilgi, taraflar arasındaki ilişkiler ve piyasa üzerindeki etkisi gibi somut unsurlar üzerinden yapılır.
O HÂLDE KAMUOYU NEYE DİKKAT ETMELİ?
Bir kişi hakkında yalnızca:
“Şu kadar paraya aldı, şu kadar paraya sattı.”
bilgisinden hareketle “Suç işledi.” sonucuna varmak doğru değildir.
Ancak aynı şekilde:
“Çok para kazanmış ama hisse alıp satmış; demek ki bunda hiçbir hukuki sorun olamaz.”
demek de doğru değildir.
Soruşturma ve incelemelerin amacı zaten bu ayrımı ortaya koymaktır.
Bu nedenle kamuoyunun yalnızca:
“Kim ne kadar kazandı?”
sorusuna değil;
“Bu kazanç hangi işlemle, hangi bilgiyle, hangi yöntemle ve hangi şartlarda elde edildi?”
sorusuna da bakması gerekir.
Çünkü sermaye piyasalarında hukuki tartışmanın merkezinde çoğu zaman kazancın büyüklüğü değil, kazanca götüren işlemin niteliği bulunur.
KAMUOYUNUN BİLMESİ GEREKEN EN BASİT FORMÜL
Yatırım yapmak suç değildir.
Kâr etmek suç değildir.
Zarar etmek suç değildir.
Ancak yatırım işlemlerinde hukukun yasakladığı bilgi veya yöntemlerin kullanılması, piyasayı yanıltmaya yönelik işlemler yapılması ya da başka yatırımcıları aldatmaya yönelik faaliyetlerde bulunulması ayrı bir hukukî meseledir.
HUKUK HERKES İÇİN EŞİT OLMALIDIR
Bu meseleye yaklaşırken isim, makam, mevki, siyasî görüş, parti veya herhangi başka bir aidiyet üzerinden değil; hukuk, delil ve adalet üzerinden bakmak gerekir.
Kim olursa olsun, hakkında ciddî bir suç şüphesi varsa iddialar tarafsız biçimde araştırılmalı; suçu yargı kararıyla sabit olan herkes, kimliğine ve makamına bakılmaksızın hukuk önünde hesabını vermelidir.
Milletin emeğini, alın terini ve güvenini istismar ederek haksız kazanç elde eden kim olursa olsun, hukukun öngördüğü karşılığı bulmalıdır.
Aynı şekilde hakkında suç isnadı bulunan ancak suçu kesinleşmiş bir yargı kararıyla ortaya konulmayan hiç kimse de peşinen suçlu ilan edilmemelidir.
Çünkü adalet; kişiye göre değişen bir ölçü değil, herkes için aynı uygulanması gereken bir ilkedir.
Ne suçsuz suçlu ilan edilmeli ne de suçlu, kimliğinden veya makamından dolayı korunmalıdır.
Hukuk herkes için eşit, adalet herkes için geçerli olmalıdır.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip / Gazeteci - Yazar
Ekleme
Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar
FON VEYA HİSSE ALIP SATMAK SUÇ MU?
FON VEYA HİSSE ALIP SATMAK SUÇ MU?
Son günlerde bazı kişilerin fon veya hisse senedi alım-satımları üzerinden yürütülen inceleme ve soruşturmalar kamuoyunun gündeminde.
Bu süreçte doğal olarak şu soru da soruluyor:
“Bir insan parasını fona veya hisse senedine yatırıp daha sonra yüksek fiyattan satıyorsa bundan dolayı neden soruşturma açılıyor?”
Öncelikle temel noktayı açıkça ortaya koyalım:
Fon veya hisse senedi satın almak, daha sonra bunu yüksek fiyattan satmak ve bundan kazanç elde etmek tek başına suç değildir.
Sermaye piyasalarının doğal işleyişinde yatırımcılar risk alarak yatırım yapar; kimi zaman kazanır, kimi zaman kaybeder.
Örneğin bir yatırımcı bir hisseyi 100 liradan alıp 150 liradan sattığında ve aradaki farktan kazanç elde ettiğinde, sırf kâr ettiği için suç işlemiş olmaz.
Burada asıl sorulması gereken soru:
“Ne kadar kazandı?” değil, “Bu kazancı nasıl elde etti?” sorusudur.
Sermaye piyasalarında bazı işlemler hukuka aykırı hâle gelebilir.
Örneğin bir kişi, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek henüz kamuya açıklanmamış önemli bir bilgiye hukuka aykırı biçimde erişmiş ve bu bilgiyi kullanarak işlem yapmışsa, artık sıradan bir yatırım faaliyetinden söz etmek mümkün olmayabilir.
Basit bir örnek verelim:
Bir şirketin değerini önemli ölçüde etkileyebilecek bir gelişme henüz kamuoyuna açıklanmamış olsun.
Bu bilgiyi önceden öğrenen bir kişi:
“Bu bilgi açıklandığında hisse fiyatı yükselebilir.”
düşüncesiyle önceden büyük miktarda hisse satın alsın ve bilgi kamuoyuna açıklandıktan sonra yüksek fiyattan satış yapsın.
Burada yalnızca elde edilen kâra bakılmaz.
Bilginin nasıl elde edildiği, kişinin bu bilgiye erişim hakkı olup olmadığı ve işlemin ilgili mevzuata aykırı biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği önem taşır.
Dolayısıyla yüksek kazanç elde etmek ile hukuka aykırı bilgi kullanarak kazanç elde etmek aynı şey değildir.
Sermaye piyasalarında bir başka önemli konu da kamuoyunda “manipülasyon” olarak bilinen piyasa dolandırıcılığıdır.
SPK'nın açıklamasına göre, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim oluşturmak amacıyla alım-satım yapmak, emir vermek, emir iptal etmek, emir değiştirmek veya belirli hesap hareketleri gerçekleştirmek piyasa dolandırıcılığı kapsamında değerlendirilebilir.
Basit bir örnek düşünelim:
Bir grup kişi kendi aralarında anlaşarak belirli bir hissenin yoğun biçimde alınıp satıldığı görüntüsünü oluştursun.
Amaç gerçek bir yatırım yapmak değil;
“Bu hisseye yoğun talep var, fiyatı daha da yükselecek.”
algısı oluşturarak başka yatırımcıları piyasaya çekmek olsun.
Fiyat yükseldikten sonra da bu kişiler ellerindeki hisseleri satarak piyasadan çıksın.
Buradaki sorun sadece:
“Ucuzdan aldı, pahalıya sattı.”
değildir.
Asıl mesele, piyasada yanlış veya yanıltıcı bir görüntü oluşturmak amacıyla işlem yapılmasıdır.
SPK, özellikle ekonomik veya finansal makul bir gerekçeye dayanmayan ve fiyatların sağlıklı oluşumunu bozabilecek işlem kalıplarını piyasa dolandırıcılığı kapsamında incelemektedir.
Piyasa dolandırıcılığı yalnızca alım-satım işlemleriyle sınırlı değildir.
Bir kişi, yatırımcıların kararlarını veya bir sermaye piyasası aracının fiyatını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi, söylenti, haber, yorum veya rapor yayıyor ve bundan menfaat sağlıyorsa, bu da hukukî sorumluluk doğurabilir.
Örneğin:
Bir kişi elindeki hisseyi yüksek fiyattan satabilmek amacıyla sosyal medyada gerçeğe aykırı biçimde:
“Bu şirketle ilgili çok önemli bir gelişme geliyor, hisse uçacak.”
şeklinde yanıltıcı bilgiler yayıyor ve yatırımcıları bu yönde işlem yapmaya yönlendiriyorsa, mesele artık sıradan bir yatırım tavsiyesi olmaktan çıkabilir.
Nitekim Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), sosyal medya gruplarında yatırımcıların “al” yönünde yönlendirilirken, bu yönlendirmeyi yapan kişilerin veya ilişkili kişilerin ellerindeki hisseleri yüksek fiyattan sattığı örnekleri tespit ettiğini açıklamıştır.
PEKİ SORUŞTURMALARDA NEYE BAKILIYOR?
Bir yatırım işleminin incelenmesi, kişinin sadece fon veya hisse alıp almadığını ortaya çıkarmak anlamına gelmez.
Asıl mesele, işlemlerin hukuka uygun şekilde yapılıp yapılmadığının araştırılmasıdır.
Bu nedenle somut olayın niteliğine göre;
• Hisse veya fon ne zaman alındı?
• Ne zaman satıldı?
• Hangi fiyatlardan işlem yapıldı?
• İşlem öncesinde önemli ve kamuya açıklanmamış bir bilgi mevcut muydu?
• Kişinin bu bilgiye erişimi nasıl gerçekleşti?
• İşlemler arasında olağandışı bir bağlantı var mı?
• Başka kişilerle koordineli hareket edilmiş mi?
• Piyasada yanlış veya yanıltıcı bir görüntü oluşturulmuş mu?
• İşlemlerin makul bir ekonomik veya finansal gerekçesi var mı?
• Yanıltıcı haber, söylenti veya bilgi yayılmış mı?
• İşlem sonucunda bir menfaat elde edilmiş mi?
gibi hususlar incelenebilir.
SPK, borsalarda gerçekleşen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerini izlediğini ve mevzuata aykırılık tespit edilmesi hâlinde gerekli işlemleri yaptığını belirtmektedir.
Şu noktanın özellikle bilinmesi gerekir.
Bir kişi yaptığı yatırımdan çok büyük miktarda para kazanabilir.
Bu kazanç kamuoyuna şaşırtıcı gelebilir.
Fakat hukuk açısından:
Büyük kazanç = suç
şeklinde bir kural yoktur.
Aynı şekilde:
Büyük miktarda yatırım = suç
da değildir.
Bir kişinin bir hisseyi düşük fiyattan alıp daha sonra yüksek fiyattan satması, tek başına suç işlendiğini göstermez.
Fakat bunun tersi de doğrudur:
“Hisse alıp satmak serbesttir; o hâlde yapılan her işlem hukuka uygundur.”
demek de doğru değildir.
Çünkü hukukî değerlendirme, işlemin zamanı, yöntemi, amacı, kullanılan bilgi, taraflar arasındaki ilişkiler ve piyasa üzerindeki etkisi gibi somut unsurlar üzerinden yapılır.
O HÂLDE KAMUOYU NEYE DİKKAT ETMELİ?
Bir kişi hakkında yalnızca:
“Şu kadar paraya aldı, şu kadar paraya sattı.”
bilgisinden hareketle “Suç işledi.” sonucuna varmak doğru değildir.
Ancak aynı şekilde:
“Çok para kazanmış ama hisse alıp satmış; demek ki bunda hiçbir hukuki sorun olamaz.”
demek de doğru değildir.
Soruşturma ve incelemelerin amacı zaten bu ayrımı ortaya koymaktır.
Bu nedenle kamuoyunun yalnızca:
“Kim ne kadar kazandı?”
sorusuna değil;
“Bu kazanç hangi işlemle, hangi bilgiyle, hangi yöntemle ve hangi şartlarda elde edildi?”
sorusuna da bakması gerekir.
Çünkü sermaye piyasalarında hukuki tartışmanın merkezinde çoğu zaman kazancın büyüklüğü değil, kazanca götüren işlemin niteliği bulunur.
KAMUOYUNUN BİLMESİ GEREKEN EN BASİT FORMÜL
Yatırım yapmak suç değildir.
Kâr etmek suç değildir.
Zarar etmek suç değildir.
Ancak yatırım işlemlerinde hukukun yasakladığı bilgi veya yöntemlerin kullanılması, piyasayı yanıltmaya yönelik işlemler yapılması ya da başka yatırımcıları aldatmaya yönelik faaliyetlerde bulunulması ayrı bir hukukî meseledir.
HUKUK HERKES İÇİN EŞİT OLMALIDIR
Bu meseleye yaklaşırken isim, makam, mevki, siyasî görüş, parti veya herhangi başka bir aidiyet üzerinden değil; hukuk, delil ve adalet üzerinden bakmak gerekir.
Kim olursa olsun, hakkında ciddî bir suç şüphesi varsa iddialar tarafsız biçimde araştırılmalı; suçu yargı kararıyla sabit olan herkes, kimliğine ve makamına bakılmaksızın hukuk önünde hesabını vermelidir.
Milletin emeğini, alın terini ve güvenini istismar ederek haksız kazanç elde eden kim olursa olsun, hukukun öngördüğü karşılığı bulmalıdır.
Aynı şekilde hakkında suç isnadı bulunan ancak suçu kesinleşmiş bir yargı kararıyla ortaya konulmayan hiç kimse de peşinen suçlu ilan edilmemelidir.
Çünkü adalet; kişiye göre değişen bir ölçü değil, herkes için aynı uygulanması gereken bir ilkedir.
Ne suçsuz suçlu ilan edilmeli ne de suçlu, kimliğinden veya makamından dolayı korunmalıdır.
Hukuk herkes için eşit, adalet herkes için geçerli olmalıdır.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip / Gazeteci - Yazar
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
