Zil Sustu, Peki Şimdi Ne Olacak?
Zil Sustu, Peki Şimdi Ne Olacak?
Son zil çaldı, kapılar kapandı. Çocuklar için tatil, biz yetişkinler içinse aslında sessiz bir yüzleşme vakti başladı. Çünkü bu ara, sadece öğrencilere verilmiş bir mola değil; ebeveynler için de bir nevi "sabır ve farkındalık" sınavı.
Önümüzdeki iki hafta boyunca o meşhur "sabır" kelimesinin altını dolduracağız. Bir çocuğu masaya oturtmanın, dikkati dağılmış bir zihni toparlamanın, aynı cümleyi on kere kurup yine de duyuramamanın ne demek olduğunu bizzat yaşayacağız. İşte tam o anlarda, belki de şu gerçeği teslim edeceğiz: Öğretmenlik, sadece tahtada ders anlatıp gitmek değilmiş.
Bu süreçte çocuğunuzun okulda neden zorlandığını, neden bazen kurallara direndiğini evinizin salonunda canlı izleyeceksiniz. Okulda "yaramazlık" ya da "ilgisizlik" denilen şeyin, evdeki konfor alanında nasıl tezahür ettiğini gördüğünüzde, aklınıza ister istemez şu soru düşecek: "Ben evde bir tanesiyle baş edemezken, o öğretmen sınıfta otuz tanesiyle ne yapıyor?"
Cevabı basit ama yükü ağır: Öğretmen sınıfta sadece müfredatla boğuşmaz. O, her biri ayrı bir dünyadan gelen, kimi kırgın, kimi hırçın, kimi aç, kimi sevgisiz büyüyen otuz ayrı kalbi aynı anda avucunda tutmaya çalışır. Bir yandan denklemi öğretirken, diğer yandan çocuğun ruhundaki sökükleri dikmeye uğraşır. Ve ne yazık ki bu duygusal işçilik, hiçbir ders programında yazmaz.
Bu tatil, eleştirmek için değil, anlamak için büyük bir fırsat. "Ben olsam şöyle yapardım" demek kolaydır. Ama evdeki iki haftalık tecrübe, o sınıfın kapısının ardındaki mücadelenin ne kadar çetin olduğunu göstermeye yeter.
O yüzden gelin bu tatilde yapılacak en kıymetli şeyi yapalım: Öğretmenle rekabet etmek yerine, onunla aynı tarafta duralım. Çocuğa, öğretmenin bir rakip değil, onun iyiliğini isteyen bir rehber olduğunu hissettirelim. Çünkü öğretmenin otoritesinin sarsıldığı yerde, çocuk zafer kazanmaz; aksine güven duygusunu kaybeder.
Okullar açıldığında zil tekrar çalacak. Ama bu iki hafta, bizim bakış açımızı biraz olsun değiştirebilirse, işte o zaman tatil amacına ulaşmış olur. Çünkü eğitim okul binasında değil, evde, ailenin öğretmeni anlamasıyla başlar.
Kalın Sağlıcakla....
Hakan Baloğlu
Ekleme
Tarihi: 17 Ocak 2026 -Cumartesi
Zil Sustu, Peki Şimdi Ne Olacak?
Zil Sustu, Peki Şimdi Ne Olacak?
Son zil çaldı, kapılar kapandı. Çocuklar için tatil, biz yetişkinler içinse aslında sessiz bir yüzleşme vakti başladı. Çünkü bu ara, sadece öğrencilere verilmiş bir mola değil; ebeveynler için de bir nevi "sabır ve farkındalık" sınavı.
Önümüzdeki iki hafta boyunca o meşhur "sabır" kelimesinin altını dolduracağız. Bir çocuğu masaya oturtmanın, dikkati dağılmış bir zihni toparlamanın, aynı cümleyi on kere kurup yine de duyuramamanın ne demek olduğunu bizzat yaşayacağız. İşte tam o anlarda, belki de şu gerçeği teslim edeceğiz: Öğretmenlik, sadece tahtada ders anlatıp gitmek değilmiş.
Bu süreçte çocuğunuzun okulda neden zorlandığını, neden bazen kurallara direndiğini evinizin salonunda canlı izleyeceksiniz. Okulda "yaramazlık" ya da "ilgisizlik" denilen şeyin, evdeki konfor alanında nasıl tezahür ettiğini gördüğünüzde, aklınıza ister istemez şu soru düşecek: "Ben evde bir tanesiyle baş edemezken, o öğretmen sınıfta otuz tanesiyle ne yapıyor?"
Cevabı basit ama yükü ağır: Öğretmen sınıfta sadece müfredatla boğuşmaz. O, her biri ayrı bir dünyadan gelen, kimi kırgın, kimi hırçın, kimi aç, kimi sevgisiz büyüyen otuz ayrı kalbi aynı anda avucunda tutmaya çalışır. Bir yandan denklemi öğretirken, diğer yandan çocuğun ruhundaki sökükleri dikmeye uğraşır. Ve ne yazık ki bu duygusal işçilik, hiçbir ders programında yazmaz.
Bu tatil, eleştirmek için değil, anlamak için büyük bir fırsat. "Ben olsam şöyle yapardım" demek kolaydır. Ama evdeki iki haftalık tecrübe, o sınıfın kapısının ardındaki mücadelenin ne kadar çetin olduğunu göstermeye yeter.
O yüzden gelin bu tatilde yapılacak en kıymetli şeyi yapalım: Öğretmenle rekabet etmek yerine, onunla aynı tarafta duralım. Çocuğa, öğretmenin bir rakip değil, onun iyiliğini isteyen bir rehber olduğunu hissettirelim. Çünkü öğretmenin otoritesinin sarsıldığı yerde, çocuk zafer kazanmaz; aksine güven duygusunu kaybeder.
Okullar açıldığında zil tekrar çalacak. Ama bu iki hafta, bizim bakış açımızı biraz olsun değiştirebilirse, işte o zaman tatil amacına ulaşmış olur. Çünkü eğitim okul binasında değil, evde, ailenin öğretmeni anlamasıyla başlar.
Kalın Sağlıcakla....
Hakan Baloğlu
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
